<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islamsevdasi.com, islamsevdasi, islamisohbet, islami sohbet, islam sohbet, dini sohbet, din sohbet, islami chat, islam, islami, din, dini, Muslumanlar, turk sevdasi, sevdasi, sohbet sevdasi, sevdasi sohbet, islam sevgisi, sevgisi, chat sevdasi,Cennet Evi, islami Muhabbet.</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com, islamsevdasi, islamisohbet, islami sohbet, islam sohbet, dini sohbet, din sohbet, islami chat, islam, islami, din, dini, Muslumanlar, turk sevdasi, sevdasi, sohbet sevdasi, sevdasi sohbet, islam sevgisi, sevgisi, chat sevdasi,Cennet Evi, islami Muhabbet.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 09:34:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İTİKAF</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/itikaf.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/itikaf.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:34:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[islami Sohbetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=607</guid>
		<description><![CDATA[                                                                İTİKAF               
Allah Resulü (sav) Ramazan ayında artırdığı ibadet ve infakını, son on günde itikâf ile taçlandırırdı. &#8220;Bir şeyden ayrılmamak, o şey üzere devam etmek&#8221; anlamına gelen itikâf; terim olarak şu manaya gelir: &#8220;Özellikle cemaatle namaz kılınan bir mescitte, oruçlu olarak, ibadet amacıyla, belli bir zaman dilimi için kalmaya niyet ederek ibadet etmektir.&#8221;
İtikâf; Ruhu arındırmak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                                                                İTİKAF               </strong></p>
<p>Allah Resulü (sav) Ramazan ayında artırdığı ibadet ve infakını, son on günde itikâf ile taçlandırırdı. &#8220;Bir şeyden ayrılmamak, o şey üzere devam etmek&#8221; anlamına gelen itikâf; terim olarak şu manaya gelir: &#8220;Özellikle cemaatle namaz kılınan bir mescitte, oruçlu olarak, ibadet amacıyla, belli bir zaman dilimi için kalmaya niyet ederek ibadet etmektir.&#8221;</p>
<p>İtikâf; Ruhu arındırmak, temizlemektir.</p>
<p>Allah&#8217;la baş başa kalmak, O&#8217;na yönelmektir.</p>
<p>Günahlara tevbe etmektir.</p>
<p>İbadete daha çok zaman ayırmaktır.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;la iç içe olmaktır.</p>
<p>Dünyanın meşguliyetlerinden sıyrılmaktır.</p>
<p>Salih bir kul olmak için gereken enerjiyi almaktır.</p>
<p>Yalnızlığı yaşayarak, hiçbir insanın bir diğerine fayda veremeyeceğini, sadece Allah&#8217;ın gerçek dost olduğu ve O&#8217;nun rızasını kazanmak gerektiğini düşünmektir.</p>
<p>Kısacası; hayatında yeni bir dönem açmak demektir.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav) özellikle Ramazanın son on gününde itikâfa çok önem verirdi. Hz. Ali (ra)&#8217;dan rivayete göre: &#8220;Rasûlullah (sav), Ramazan&#8217;ın son on gününde aile fertlerini ibadet etmeleri için uyandırırdı.&#8221; [Müslim, Buhârî]</p>
<p>Ve bu uygulamasını vefat edinceye kadar da devam ettirmişti. [İbn Mâce, Ebu Davud]</p>
<p>Allah Resulü (sav) her sene on gün itikâfa girerdi. Sadece vefat edeceği yıl yirmi gün itikâf yapmıştır. İtikâfa girmek isteyen bir mü&#8217;min bunu Ramazan&#8217;da yapabileceği gibi, Ramazan dışında da yapabilir. Hanımlar için itikâf yeri, kendi evidir. Peygamber Efendimizin mübarek eşlerinin de itikâfa girdiği rivayet edilmektedir.</p>
<p>Mescidi Nebevî&#8217;de itikâfa girerdi<br />
Allah Resulü (sav) itikâfa gireceği zaman Mescid-i Nebevî&#8217;de kendisine bir yer (çadır) hazırlardı. Orada hep ibadetle meşgul olur, zorunlu olmadıkça dışarıya bile çıkmazdı. [Buhari, Müslim]</p>
<p>İtikâfta iken; dünyevî işlerle meşgul olmaz, hanımlarıyla birlikte olmaz, toplumsal ilişkilerine bir müddet için ara verirdi.</p>
<p>Bir Müslüman için en güzel itikâf yeri üç büyük mescid olan; Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksa&#8217;dır.</p>
<p>Kadir gecesini değerlendirmek isterdi<br />
İtikâfa özellikle Ramazan&#8217;ın son on gününde girmesinin sebebi, Kadir gecesinin bu günlerin gecesinde olmasından dolayıdır. Hz. Aişe (ra); Resûlullah (sav)&#8217;ın, &#8220;Kadir gecesini Ramazan&#8217;ın son on gününde araştırın&#8221; buyurduğunu aktarır. [Müslim, İbn Mâce] bu gecenin</p>
<p>Ramazan&#8217;ın 27. gecesi olması kuvvetle muhtemeldir. En doğrusunun Allah bilir.</p>
<p>İtikâfa giren bir Müslüman neler yapmalı?<br />
Bu ibadeti yapmayı düşünen ve niyetlenen Müslüman varsa kaza namazlarını, yoksa da bol bol nafile namaz kılmalı.</p>
<p>Meal ve tefsirinden de yararlanarak çokça Kur&#8217;an okumalı.</p>
<p>Peygamber Efendimizin yaptığı dua ve zikirleri yapmalı.</p>
<p>Günahlarından tevbe ve istiğfar etmeli.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (as)&#8217;in hayatını, hadislerini okumalı. Diğer peygamberlerin ve evliyanın hayat hikâyelerini öğrenmeli.</p>
<p>Başta ilmihal bilgileri olmak üzere, İslâmî bilgilerdeki eksiğini, kendi seviyesine göre gidermeye çalışmalı.</p>
<p>Gereksiz söz ve işlerden, münakaşa, mücadele ve tartışmalardan kaçınmalı. Alış veriş ve ticaret gibi işlerden tamamen uzak durmalı.</p>
<p>Unutulan bir sünnet<br />
İtikâf; bugün unutulan sünnetlerimizdendir. Çoğu şehirlerde hiçbir camide itikâfa giren kimselerin olmadığını görmek çok üzücüdür. En azından bu sünnetin ihyası ve devamı sağlama bakımından, bir (kaç) kişinin bu ibadeti yerine getirmesi toplumsal bir İslami duyarlılığın gereği olsa gerektir.</p>
<p>Modern dünyanın insanları alabildiğine maddeperestleştirdiği, kalplerin katılaştığı, günahların arttığı, dünyevîleşmenin yoğunlaştığı, çıkarın öncelendiği, dostluğun zedelendiği, çok yemek, çok içmek, çok uyumak, çok konuşmak ekseninde ölçünün kaçtığı, İslâmî duyarlılığın azaldığı günümüzde buna şiddetle ihtiyaç vardır.</p>
<p>islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/itikaf.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBER EFENDİMİZE (S.AV) KARDEŞ OLMAK</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/peygamber-efendimize-s-av-kardes-olmak.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/peygamber-efendimize-s-av-kardes-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:24:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=605</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber Efendimize (S.A.V) Kardeş Olmak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                              Peygamber Efendimize (s.a.v) Kardeş Olmak                                                               </strong></p>
<p>Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor:</p>
<p> Rasulullah (s.a.s.), yanımızda şöyle buyurdu:</p>
<p> “Kardeşlerimle buluşmayı arzu ediyorum.”</p>
<p> Ashab:</p>
<p> Biz, senin kardeşlerin değil miyiz? diye sordular.</p>
<p> O, şöyle buyurdu:</p>
<p>“Siz, benim ashabımsınız, fakat kardeşlerim, beni görmedikleri hâlde iman edenlerdir!” (1)</p>
<p> <br />
En son Nebî ve en son Rasul Hz. Muhammed’e (s.a.s.) kardeş olanlar, O’na görmedikleri hâlde, O’nun davetini duyup kabul edenler ve O’nun getirdiklerine iman etmiş olanlardır… O’nu görmeden, O’nun Risâletine ve Nübüvvetine inananlardır… İman edenler ve imanlarında asla şübheye düşmeyenler, gerçek mü’min şahsiyetlerdir… Gayba iman edenler… Allah ve Rasulü’nün (s.a.s.) beyan buyurduğu gibi inananlar…</p>
<p> <br />
 “Elif, Lâm, Mîm.</p>
<p> Bu, kendisinde şübhe olmayan, muttakiler için yol gösterici bir kitabtır.</p>
<p> Onlar, gayba inanırlar namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infâk ederler.</p>
<p> Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.</p>
<p>İşte bunlar, Rabblerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır.”(2)</p>
<p> <br />
Yegâne Rableri Allah azze ve celle’nin kendilerine hidayet verdiği ve kurtuluşa erdirdiği muttaki mü’minler, gayba katıksız iman eden kişilerdir… Önderleri Rasulullah’ı (s.a.s.) görmeyenler, O’nu görmeden iman edenler, gayba inanan mü’min müslümanlardır… Onlar, rasulullah (s.a.s.)’in Risâleti ve Nübüvveti konusunda hiçbir şübheye düşmemiş, herhangi bir tereddüde kapılmamış, O’nun, Allah’ın kulu ve Rasulü olduğuna şahidlik etmişlerdir… O’nu görmeden tasdik etmiş ve inanmışlardır… O mü’min müslümanlar, iman konusunda çok samimi ve çok güçlü olanlardır…</p>
<p> <br />
İbn Muhayrız anlatıyor:</p>
<p> <br />
 Ben, sahabeden biri olan Ebu Cuma’ya:</p>
<p> -Bize, Rasulullah’tan (s.a.s.) işitmiş olduğun bir hadis rivayet et! dedim.</p>
<p> O da:</p>
<p> - “Peki, sana iyi bir hadis rivayet edeyim” dedi.</p>
<p> (Ve anlatmaya başladı.)</p>
<p> Bir gün biz, Rasulullah (s.a.s.) ile beraber kahvaltı yapmıştık. Yanımızda Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah da vardı.</p>
<p> Derken O:</p>
<p> - Ya Rasulallah, bizden daha hayırlı biri var mıdır? Biz, müslüman olduk ve seninle birlikte cihad ettik, demişti.</p>
<p> (O zaman Rasulullah) şöyle buyurmuştu:</p>
<p> “Evet, sizden sonra gelecek bir topluluk! Onlar, beni görmedikleri hâlde, bana iman edecekler!” (3)</p>
<p> En hayırlı nesil olan Ashab neslinin en hayırlılarından biri olan Ubeyde İbnu’l-Cerrah (r.a.) soruyordu:</p>
<p> -Ya Rasulallah, bizden daha hayırlı biri var mıdır?</p>
<p>  Yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah (s.a.s.) cevab veriyordu:</p>
<p>  “Evet, sizden sonra gelecek bir topluluk!”</p>
<p>  “Sahih” olan bu hadiste Rasulullah (s.a.s.), bu hayırlı topluluğun hayrına vesile olan şeyi de beyan buyurmuştu:</p>
<p> “Onlar, beni görmedikleri hâlde bana iman edecekler!”</p>
<p>  Kendilerine, Rasulullah’ın (s.a.s.) daveti ulaştırılan şahsiyetler, Rasulullah’ı (s.a.s.) görmeden, O’nun doğruluğuna, doğru söylediğine ve doğruya çağırdığına iman edip imanın gereği olan salih ameller işlemeye başlamışlardır… Gerçekten şuurlu olarak iman edenler, sadece “iman ettim” demek ile kalmadıkları ve iman, onların kalblerini kuşatınca onları salih amel işletmeye sevkettikleri bir gerçektik… Rasulullah’ın (s.a.s.) Allah’ın kulu ve Rasulü olduğuna samimî şahidlik edenler, O’nu, kendilerine hayat örneği olarak kabul edenler… O’nun gibi iman eder, O’nun gibi amel etmeye başlarlar…</p>
<p> “Rasul, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Tümü, Allah’a, meleklerine, kitablarına ve Rasullerine inandı.’ O’nun Rasullerinin arasında hiçbirini (diğerlerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak sana’dır’ dediler.” (4)</p>
<p> <br />
Rasulullah’ın (s.a.s.) Rabbinden kendisine indirilene iman ettiği gibi iman edenler, Rabbi Allah’ın kendisine emrettiği gibi dosdoğru olup amel eden Rasulullah (s.a.s.) gibi salih amel işlerler… İmanın ve amellerin ilkelerini önderleri Rasulullah’tan (s.a.s.) öğrenen muvahhid mü’minler, O’na tabi olmanın, O’nu örnek edinmenin ve O’na itaat etmenin, Rableri Allah’ın emri olduğunu bilmiş ve katıksız iman etmişlerdir…</p>
<p> <br />
  “Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Rasulünde güzel bir örnek vardır.” (5)</p>
<p>  “De ki: ‘Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.’</p>
<p>  De ki ‘Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin.’ Eğer yüz çevirirlerse şübhesiz Allah, kâfirleri sevmez.” (6)</p>
<p>  İmanda ve amelde, Rasulullah’a (s.a.s.) uymak, O’nun gibi inanıp O’nun gibi amel etmek, Allah Teâlâ’nın mü’min müslüman kullarına emridir!..</p>
<p>Rasulullah’ı (s.a.s.) görmüş, O’nunla beraber bulunmuş, O’nun, iman ve cihad mektebinde yetişmiş Ashab nesli elbette en hayırlı nesildir…</p>
<p> <br />
  Rasulullah’ı (s.a.s.) görmeden O’na iman etmiş, O’nun bıraktığı iki mukaddes emanete, yani Allah’ın kitabı ve Nebisinin Sünneti’ne sımsıkı sarılıp gereğini yapmaya gayret etmiş, O’nun iman ve cihad mektebinde yetişmeye gayret edenler, Onlar da, önderimiz  Rasulullah’ın (s.a.s.) beyanıyla hayırlı olanlardır… Ayrıca Rasulullah (s.a.s.), onları “kardeş” edinerek değerlerini beyan buyurmuştur…</p>
<p>  Tevhid ehli muvahhidler, iman ehli mü’minler ve İslâm ehli müslümanlar, bir vücûdun organları gibi olup birbirlerinin kardeşleridirler…</p>
<p>  “Mü’minler ancak kardeştirler.” (7)</p>
<p> Muvahhid mü’minler, Rasulullah’ın (s.a.s.) hem ümmeti, hem de kardeşleridir… Rasulullah (s.a.s.), muvahhid mü’minlerin hem önderi, hem de kardeşidir… Rasulullah (s.a.s.), kendisine iman eden mü’min müslümanlara “kardeşlerim” dediği gibi, onlara “kardeş” olduğunu beyan buyurmuştur…</p>
<p> <br />
  Emiru’l-mü’minin İmam Ömer ibnu’l-Hattab (r.a.) anlatıyor:</p>
<p>  Rasulullah’tan (s.a.s.) umre için izin istedim. Bana izin verdi ve:</p>
<p> “Kardeşciğim, bizi de duadan unutma!” buyurdu.</p>
<p>  Bana öyle bir söz söylemiş oldu ki, o’nun yerine tüm dünyaya sahib olmam beni o kadar sevindirmezdi. (8)</p>
<p>  Tağutu reddetmiş ve Allah’a iman etmiş, kendisine ve kendisinin getirdiğine katıksız inanıp teslim olarak itaat eylemiş ümmetine kardeş ve ümmetinin kendisine kardeş olan Rasulullah (s.a.s.), aynı zamanda ümmetinin velisi, yani dostudur…</p>
<p> “Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O’nun Rasulü, rükû, ediciler olarak namaz kılan ve zekâtı veren mü’minlerdir.”(9)</p>
<p> <br />
 “Merhamet olunmuş vasat ümmet” Önderi Rasulullah (s.a.s.) ile kardeş ve dost olmuştur… Ümmet kardeşlik ve dostluk üzere oluşmuştur… Kardeşlik, dostluk, barış ve özgürlük üzere oluşan ümmet şirksiz bir Tevhid, küfürsüz bir iman ile iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan bir vazife ile vazifelendirilmiştir…(10)</p>
<p>  Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:</p>
<p>  Rasulullah (s.a.s.), kabristana gelerek:</p>
<p>  “Selâm size ey mü’minler diyarı! İnşallah, biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmüş olmayı çok arzu ederdim.” buyurmuş.</p>
<p>  Ashab:</p>
<p>  _Ya Rasulullah, biz, senin kardeşleriniz değil miyiz? demişler.</p>
<p>  Rasulullah (s.a.s.):</p>
<p>  “Siz, benim ashabımsınız. Kardeşlerimizse, henüz gelmeyenlerdir.” buyurmuşlar.</p>
<p>  Bunun üzerine Ashab:</p>
<p>  _Ya Rasulullah, ümmetinden henüz gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın? diye sormuşlar.</p>
<p>  Rasulullah (s.a.s.):</p>
<p>  “ Ne dersin, bir adamın yağız ve doru at sürüsü içinde sakar ve sekir bir takım atları olsa, o adam, atlarını tanımaz mı?” buyurmuş.</p>
<p>  Ashab:</p>
<p>  “Hay hay tanır ya Rasulallah” demişler.</p>
<p>  Rasulullah:</p>
<p> “ İşte onlar da, abdestten dolayı böyle sakar ve sekir gelecekler. Ben, Havuz’a onlardan önce varacağım.” buyurmuşlar. (11)</p>
<p> <br />
  İmam Bâcî (r.a) şöyle der:</p>
<p> “Rasulullah’ın (s.a.s.) yanındakilere: ‘Siz, benim ashabımsınız’ buyurması, onların kardeşliğini nefiy değildir. Lâkin sohbet sebebiyle hasıl olan üstün mertebelerini zikretmiştir. Yani bunlar, sahabe olan din kardeşleri, ileride gelecek olanlar da sahabe olmak saadetine eremeyen din kardeşleridir, demek istemiştir.</p>
<p> <br />
  Nitekim Allah Teâlâ:</p>
<p>  “Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat, 49/10) buyurmuştur.” (12)</p>
<p> Rasulullah’ın (s.a.s.) “kardeşlerim” dediği kişiler, katıksız iman eden ve üzerlerine düşen kulluk vazifelerini sünnet ölçüsünce yerine getiren kişilerdir… Erkek olsun, kadın olsun mü’min müslüman olan ve Rasulullah’a (s.a.s.) kardeş olmayı hak eden şahsiyetler, Rasulullah’ın (s.a.s.) izinden giden, O’nu, hayatlarında önder ve örnek edinenlerdir… Siyasette, ekonomide, hukukta, eğitimde, ailevî ve ferdî hayatlarında Rasulullah’a (s.a.s.) tabi olup itaat edenler, O’na kardeş olmaya hak kazanırlar… Hevâlarını, Rasulullah’ın (s.a.s.) getirdiği dine tabi kılanlar, Allah’dan başka hak ilâh olmadığına ve bütün yalancı sahte ilâhları reddedenler, hayatların her merhalesinde Rasulullah’ın sünnetine uyanlar, Rasulullah’a (s.a.s) kardeş olmuş olanlardır…</p>
<p> <br />
  Rasulullah’a (s.a.s.) kardeş olmayı hak edenler, O’nun ahlâkıyla ahlâklanan şahsiyetlerdir… “Pek büyük ahlâk üzerinde olan” (13) Rasulullah’ın ahlâkını kendisine örnek ahlâk edinmiş olanlar, tamamlanmış güzel ahlâk sahibi olurlar… Bu şahsiyetler, canlı ve yaşayan bir sünnet olmalıdırlar… Sünneti, Kur’ân’ın hayata uygulanış şeklidir… Sünneti yaşamak, Kur’ân’ı yaşamak demektir…</p>
<p>  Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor:</p>
<p>  Rasulullah (s.a.s.):</p>
<p> “Ne mutlu (müjdeler olsun), beni görüp de iman edenlere!” buyurdu ve bunu, bir kere söyledi.</p>
<p>  Sonra:</p>
<p> </p>
<p>  “Ne mutlu, beni görmeden iman edenlere!” buyurdu ve bunu, yedi kere tekrarladı. (14)</p>
<p> <br />
“Âlemlere rahmet olarak gönderilen” (15) Rasulullah’a (s.a.s.) kardeş olmak ve O’nu kardeş edinmek, en büyük izzet, en büyük servet ve en büyük şereftir!.. Rasulullah’a (s.a.s.) kardeş olanlar, bu kardeşliğe lâyık olmalıdır… Rasulullah’a (s.a.s.) kardeş olmak, O’na arkadaş olmak, ciddî bedel ödemeyi gerektirir… Bu yakınlığın, bu izzet derecesinin bedeli, şirkten ve küfürden tamamen arınmak, tağutun egemenliğini tamamen reddederek ilişkiyi kesmek bütün cahiliyye işlerini ayaklar altına almak, katıksız iman edip muvahhid olmak ve kendisinden daha yücelik olmayan, en yüce olan İslâm’a teslim olmak, yani muvahhid mü’min müslüman bir şahsiyet olup bu hâlini devam ettirmek!..</p>
<p> <br />
 Allah’a ve Rasulüne katıksız iman edip itaat edenler, bu şerefe nâil olur, bu kardeşliği ve bu arkadaşlığı hak ederler…</p>
<p>  “Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sadıklar, şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar.” (16)</p>
<p> Rasulullah’a (s.a.s.) kardeş olmak isteyenler, emrolundukları gibi dosdoğru olmalıdırlar… Rasulullah (s.a.s.), Rabbi Allah’a itaat ettiği gibi itaat etmeli ve:</p>
<p> <br />
  “Sana vahyolunana uy ve Allah, hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” (17) emrine uymalıdır…</p>
<p> Rabbimiz Allah Teâlâ’nın vahyettiğine uyan ve onu, Allah’ın muradına uygun olarak uygulayan Rasulullah’a (s.a.s.) tabi olmak, vahye uymak demektir… Çünkü vahyin gereğini yerine getiren yegâne şahsiyet Rasulullah’tır&#8230; (s.a.s.) Vahiy, O’na indi, O’nun tarafından bilindi ve en iyi uygulayan yine O oldu!&#8230;</p>
<p> <br />
 Allah’ın Kitabı’nı, yani Kur’ân-ı Kerim’i ayet ayet, sûre sûre, akıl ile değil, heves ile değil, hevâ ile değil, Rasulullah’ın (s.a.s.) sünnetiyle anlayıp kavramak gerek… Elbette vahyi, sünnet ile anlamaya, idrak etmeye çalışan kişi, dumura uğratılmamış akıldan da destek ve yardım almalıdır, fakat akıl birinci plana alınmamalı, sünnet’ten sonra devreye girmelidir… Kur’ân ve sünnet, akıllı, ferasetli ve basiretli mü’min müslümanlar tarafından kavranır, onların takvası ölçüsünce kendilerine hidayet rehberi olurlar…</p>
<p> <br />
  “Muttakîler için yol gösterici bir kitab” (18) olan Kur’ân-ı Kerim, sünnet’e göre hayatlarını düzenleyen, içlerini iman nûruyla, dışlarını İslâm nûruyla tertemiz kılıp aydınlatan takva sahibi muvahhid mü’min tarafından anlaşılıp uygulanır… Mü’minlerin, Allah katındaki üstünlükleri takva derecelerine göre olduğu malumdur… (19) Takva sahibi olmayanın Kur’ân’ı anlaması ve anlatması, ancak bir bilgi yığınıdır…</p>
<p>  Rasulullah’ı (s.a.s.) görmeden O’na iman eden, O’nun izi üzere yürüyen, O’nun sünnetine göre davranan, O’nun emirlerine itaat eden ve bu iman ile amel edip O’na kardeş olan mü’min müslüman için Rabbimiz Allah Teâlâ şöyle buyurur:</p>
<p> “Kim Rasule itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.”(20)</p>
<p> <br />
  Ebu Abdurrahman el – Cüherî (r.a.) anlatıyor:</p>
<p>  Rasulullah’ın (s.a.s) yanındayken, binekli iki kişi çıkageldi.</p>
<p>  Rasulullah onları görünce:</p>
<p>  “Bu iki kişi kindeli (mi), Mezhıclı (mi) dir?” buyurdu.</p>
<p>  O ikisi, O’nun yanına gelince, baktı ki, Mezhıcli bazı kişiler ve onlardan biri, Rasulullah’a biat için yaklaştı, elinden tuttu ve sonra:</p>
<p>  _Ya Rasulullah, seni görüp iman eden, tasdikleyip sana tabi olan kişi hakkında ne desin? diye sordu.</p>
<p>  Rasulullah (s.a.s):</p>
<p>  “Ne mutlu ona!” buyurdu.</p>
<p>  Elini sıvazladı ve diğer kişiye döndü. Biat etmesi için onun da elinden tuttu.</p>
<p>  O kişi dedi ki:</p>
<p>  _Ya Rasulallah, seni görmeden iman eden, tasdikleyip sana tabi olan kişi hakkında ne dersin? diye sordu.</p>
<p>  Rasulullah:</p>
<p>  “Ne mutlu ona, ne mutlu, ne mutlu!” buyurdu.</p>
<p> Onun da elini sıvazladı ve ayrıldı. (21)</p>
<p> <br />
  Önderimiz Rasulullah (s.a.s.), kendisini görmeden iman edenlerin değerini beyan etmek üzere üç defa “ne mutlu ona” buyurmuştur… Bu mutluluk müjdesi, kıyamete kadar gelecek ümmetin mü’min müslüman ferdlerini kapsayıcıdır… Rasulullah’ı (s.a.s.) görmeden, O’nunla tanışmadan, O’nun güzel ahlâkına, doğruluğuna, vahyin inişine dünya gözüyle şahid olmadan tasdik etmek görmüş gibi şehadet getirmek, hazırda olan gibi iman etmek, elbette ki, çok büyük bir güzellik, iyilik, hayır ve izzettir!..</p>
<p> Ebu Hureyre’nin (r.a.) rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s.):</p>
<p> <br />
 “Ümmetin beni en çok sevenlerden bazıları, benden sonra gelecek bir takım insanlardır. Bunlardan her biri, ailesini ve malını fedâ ederek beni görmüş olmayı arzu edeceklerdir.” (22)</p>
<p> Hadisin şerhinde şunlar beyan edilmiştir:</p>
<p> <br />
“Bu hadiste: ‘Ümmetimin beni en çok sevenlerden bazıları…’ denildiğine göre, Peygamber ‘den (s.a.s.) sonra geleceklerin O’nu, Ashab-ı Kiram’dan daha çok sevmeleri düşünülemez. Hadis-i şerif:</p>
<p> <br />
“Beni en çok seven ümmetimin bazıları, Ashab-ı Kiram’dır. Bazıları da onlardan sonra gelecektir. Bunlar, imkân bulsalar mâlik oldukları her şeyi verip beni görmek isteyeceklerdir, mânasınadır.” (23)</p>
<p> <br />
 Mü’min müslümanlar, yegâne önderleri Rasulullah’ı (s.a.s.) canlarından daha çok sever ve canlarından daha çok kıymet verirler… Bu, onların imanlarının kuvvetli ve kâmil oluşundan kaynaklanmaktadır!..</p>
<p> <br />
 “Peygamber, mü’minler için kendi nefislerinden daha evlâdır ve O’nun zevceleri de onların anneleridir.” (24)</p>
<p> <br />
 Ebu Hureyre’den. (r.a.)</p>
<p> <br />
  Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:</p>
<p> “Ben mü’minlere, kendi öz nefislerinden daha yakınımdır.” (25)</p>
<p> <br />
 Mü’min müslümanlar, ümmeti olmaya kardeşi olmaya ve arkadaşı olmaya gayret ettikleri, aynı zamanda canlarından daha çok sevip değer verdikleri önderleri Rasulullah da, (s.a.s.) onları sevmekte, onlara çok düşkün çok şefkatli ve çok esirgeyicidir…</p>
<p> <br />
 Rabbimiz Allah şöyle buyurur:</p>
<p> <br />
 “Andolsun size, içinizde sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir Rasul gelmiştir.” (26)</p>
<p> <br />
 Muvahhid mü’minler kendisine kardeş, O da onlara kardeş olan Rasulullah’a (s.a.s.) lâyık bir kardeş olabilmek için, O’nun izini takib edib sünneti gereği amel etmek gerekir… O’nu seven Sünnetini işler, sünnetini işleyenler de O’nunla beraberdir! Ne mutlu onlara!&#8230;</p>
<p> islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/peygamber-efendimize-s-av-kardes-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oruç ve Takvâ Bilinci</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/oruc-ve-takva-bilinci.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/oruc-ve-takva-bilinci.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 12:05:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[Oruç ve Takvâ Bilinci 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki, ittikâ edersiniz.” (Bakara/183)<br />
Orucun amacı, anlamı yukarıdaki âyette çok açık ifade edilir: İttikâ. İttikâ etmek ya da takvalı olmak; dilimize<br />
genelde ‘Allah’tan korkmak’ diye çevrilir. Ayrıca, Allah’ın emirlerine ve yasaklarına riayet etmek, onun yasaklarını<br />
çiğnemekten sakınmak, günah işlemekten ve haramlardan sakınmak anlamı da verilir. Ancak takvâ’nın daha<br />
kuşatıcı anlamı, Allah’a karşı sorumluluk bilincini kuşanmaktır.</p>
<p>“Takvâ” kavramının bu manalarından hareketle diyebiliriz ki; “Oruç ayı” ve “Kur’ân ayı” olan Ramazan; şimdiye<br />
kadar ihmal ettiğimiz mümin sorumluluklarımızı hatırlama ve yeniden kuşanma zamanıdır</p>
<p>Oruç; kendini tutmak, arzu ve isteklerini frenlemektir. “Savm”ın da, “imsak”ın da anlamı tutmak’tır.<br />
Oruç/savm, yalnız Allah rızası için, Allah’ı razı etmek için kendini bazı zevklerden uzak tutmaktır. Mümin insan<br />
Allah’tan razı olarak oruç tutarsa, Allah da ondan razı olur.</p>
<p>Oruç; yalnızca sabahtan akşama kadar aç kalmaktan yani mide orucundan ibaret değildir.<br />
Oruç; gözüne, kulağına, bakışlarına da hükmetmek; ağzına ve diline de sahip olabilmektir.</p>
<p>Oruç; elinizle, ayağınızla, tüm vücudunuzla yaptığınız günahlardan, hatalardan, kötülüklerden vazgeçmek;<br />
hatta zihinsel planda ve kalp ve gönül olarak da kendinizi kontrol altına almaktır.</p>
<p>Oruç; tepeden tırnağa bütün bedeninizi, duygularınızı ve ruhunuzu Allah’a râm ettirmektir.</p>
<p>Oruç; “haz” ve “hız” merkezli bir hayat tarzının egemen olduğu çağımızda fıtrata ve insanlığa yeniden dönmektir.<br />
Sadece hazlarını tatmin etmeyi ve bunu en kestirme, en çabuk ve en hızlı şekilde gerçekleştirmeyi esas alan<br />
modern hayata isyan etmek, nefse, hevâya ve şeytana “hayır” diyebilmektir.                                                                                                                                                                      islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/oruc-ve-takva-bilinci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.İLYAS</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-ilyas.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-ilyas.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 13:36:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=601</guid>
		<description><![CDATA[HZ.İLYAS]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                                                                  HZ.İLYAS                                                                          Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de  adı gecen peygamberlerden biri de Hz.İlyas&#8217;tır.(a.s)  Hz.Musa&#8217;dan  sonra israilogulları&#8217;nın çeşitli boyları Şam civarına yerleşmiştir.Şam bölgesindeki Bek sehrine yerlesen  ve zamanla Allah &#8216;a isyan ederek haddi asan bir Beni sirail kabilesine Hz.İlyas&#8217;ın (a.s) gönderildigi rivayet edilir.                                                                                                                                                                                    İlyas( a.s) Kur&#8217;an-ı Kerimde iki degişik surede anlımıstır. Bir yerde diger peygamberlerle birlikte ismi gecmiştir. &#8221;(İbrahime) Zekeriyya,Yahya,İsa ve İlyas2 bagısladık.Hepsi salihlerdendi. (Enbiya 85)  Bir diger   surede ise İlyas&#8217;ın kıssası özetle anlatılmıstır.Musa ve Harun&#8217;dan (a.s) bahsedilmiş  ,onların Allah2ın salih kullları oldugu anlatıldıktan sonra ilyas&#8217;ın (a.s) kıssasına gecilmiştir.&#8221; muhakkak İlyas&#8217; ta peygamberlerdendi.( Saffat 123)                                                                                                                                                                                   ( İlyas ) milletine, Allah &#8216; a karsı gelmekten sakınmazmısınız.? Yaratanların en iyisi olan, sizinde Rabbiniz önceki babalarınızında Rabb2i bulunan Allah&#8217;ı bırakıp da Ba&#8217;l putuna mı taparsınız.&#8221; demişti (saffat 124-126)                                                                                                                                                                                            Ayet-i kerimede gecen Ba&#8217;l o kavmin tapındıgı putun ismidir.                                                                                                                                                                               islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet               </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-ilyas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevbe Eden Temizlenir</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/tevbe-eden-temizlenir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/tevbe-eden-temizlenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 13:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sohbetler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Tevbe Eden Temizlenir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                                                     TEVBE EDEN TEMİZLENİR                                                                                                                                                                       Resulullah (s.a.v) anlatır:  Bir gece bana iki mekel gelip uykudan uyandırdı. bunlar beni bir sehre götürdüler ki o sehrin binaları altın ve gümüş tuglalarla yapılmıstı.Bizi orada bir takım kimseler karsdıladılar  ki onların vucudlarının yarısı ,senni gordugun seylerin en guzeli idi.öbür yarısı da gördügün en çirkin insana benziyordu.iki melek onlara :                                                                                                                                                                                         &#8216;Niçin bu halde duruyorsunuz ? Haydi su nehre gidip giriniz dediler.Onlarda sehre girdiler. Sonra bize dönüp geldiler.birde görduk ki onlardan o cirkinlik gitmiş ve en guzel bir insan suretine degişmisti.Bu iki melek bana:                                                                                                                                                                          &#8216;Burası cennet-i adndır.su bina da senin menzilindir dediler.Melekeler (sözlerine devam edip) Hani o yarı vucudları guzel ve yarı yerleri cirkin insanlar yok mu? Onlar da güzel ve hayır işleri,öbür kötü ve şer işlerle karısdtıran kişlerdi.Allahu Teala onların (günahlarını itiraf ederek illedikleri hayır ve hasenat hürmetine) kötülüklerini affetti2 dediler.(Buhari)                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/tevbe-eden-temizlenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“SÜNNETİME SARILIN, ONDAN AYRILMAYIN!..”</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/%e2%80%9csunnetime-sarilin-ondan-ayrilmayin-%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/%e2%80%9csunnetime-sarilin-ondan-ayrilmayin-%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 14:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[“SÜNNETİME SARILIN, ONDAN AYRILMAYIN!..”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                                                      SÜNNETİME  SARILIN                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               </strong></p>
<p>“&#8230;Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere azı dişleriyle tutununuz (sımsıkı sarılınız). Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” (Ebû Dâvûd, Tirmizi, İbnu Mâce)</p>
<p>Ebu Necih İrbaz bin Sariye radiyallahu anh’ın rivayet ettiği hadis-i şerifin tamamını geçen sayımızda verip “Takva” üzerinde durmuştuk. Takva’dan sonra “ûlu-l emre itaat geliyordu. Ancak mübarek Doğum Ayı munasebeti ile hadis-i şerifin ifade ettiği üçüncü husus olan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine sarılma konusu üzerinde durmayı uygun gördük.<br />
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bu hadislerinde kendisinden sonra ortaya çıkacak olan pek çok ihtilaf ve fitneyi haber vermiştir. Bu, Onun mûcizelerinden biri sayılır.<br />
Ümmetin içinde fitneler ve ihtilâflar çoğalınca, görüş ayrılıkları da artar. O zaman insanlar hangi fikrin yanında olacaklar, nasıl hareket edeceklerdir? İşte Resûlullah Efendimiz bunun hal çaresini de göstermektedir. Kendisinin ve Râşid halifelerin sünnetlerine sımsıkı sarılmak, yegâne çıkış yoludur. Çünkü onların takip ettikleri yol hak yoldur.</p>
<p>Ortaya çıkacak ihtilâflar ifadesiyle, İslâm ümmeti içinde yer alacak olan ihtilaflar ve bid’at fırkaları kastedilmiş olmalıdır. Zira ciddi boyuttaki ihtilâflar, ümmeti fitnelere, büyük günahlara sevk eder. Hatta insan, farkında olmaksızın kendini dinin hudutları dışında bulabilir. Nitekim Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam’ın vefatından kısa bir süre sonra Hz. Osman ve Hz. Ali zamanında ortaya çıkan ihtilaflar, daha sonra fitneye dönüştü ve pek çok sahâbî henüz hayatta iken ümmet imtihandan geçti. Halifelerden sonraki dönemde ihtilâflar ve fitne artarak devam etti. Bu fitneler ve zararlı ihtilâflar, İslâm ümmetinin güçlenip kuvvetlenmesini önlemiş, bölünüp parçalanmalarına sebep olmuştur.<br />
İslâm ümmeti içindeki ihtilâfların, bölünme ve parçalanmanın, grupçuluk ve hizipçiliğin Müslüman toplumları ne hale getirdiğini, günümüzde de gözlerimizle görüyor ve bunun ızdırabını hep birlikte çekiyoruz. Ümmet olma vasfına sahip bulunmadığımız gibi, ayrı milletlere ve pek çok ülkelere bölünmüş halimizle, kendi hudutlarımız ve coğrafyamız içinde de birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi sağlayabilmiş değiliz.<br />
İslâm toplumunun fitneden kurtulabilmesi, ihtilâflara düşmemesi için müşterek bir düşünce ve hareket tarzına sahip olmaları gerekir. Bu ise belli bir şahsın veya bir grubun düşünce ve hareket tarzı olamaz. İşte Peygamber Efendimiz, bunu da açıkça tespit ve tayin etmiş, “…Sizin üzerinize gerekli olan benim sünnetime, yoluma ve doğru yola ulaştırılmış Hulefâ-yi Râşidîn’in sünnetine sımsıkı sarılmanızdır…” buyurarak, ortak hareket noktasını göstermiştir. Bilindiği gibi, Hulefâ-i Râşidîn, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’dir (radiyallahu anhum). Peygamberimiz, başka birçok hadislerinde olduğu gibi, bu hadiste de onların hidâyet, hak ve doğru yol üzere bulunacaklarını, kendilerine uyulması gerektiğini ifade buyurmuşlardır. Büyük imamlarımızın tümü, Hulefâ-i Râşidîn’e uyulması gerektiği konusunda görüş birliği içindedirler.<br />
Bundan sonra, Peygamber Efendimiz bir noktaya daha dikkat çekmekte, bid’atlerden mutlaka sakınılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Çünkü sünnete uygun olmayan davranışlar bid’attır. Bid’at dinde yeri bulunmayan, sonradan ortaya çıkarılmış olan inanç ve ibadetlerdir. Kur’an ve Sünnet’te yeri bulunmadığı ve bu iki asla aykırı olduğu için, her bid’at dalâlet (sapıklık) diye nitelendirilmiştir.<br />
Demek burada “bid’at” kelimesinden “sonradan ortaya çıkan şey” anlamındaki sözlük mânası kastedilmiş değildir. Çünkü sonradan olan bazı işler ve icadlar vardır ki, bunlar hayâtî ihtiyaç ve zaruretlerdir. Bu nevi şeyleri bid’at olarak nitelemek doğru bir anlayış ve yaklaşım sayılmaz. (Riyazussalihin terceme ve şerhinden)<br />
Allah celle celaluh Ayetlerinde, Resulullah’a ve sünnetine tabi olmayı emreder:<br />
Allah Teâlâ buyuruyor:</p>
<p>“Peygamber size ne verirse onu alın, neyi yasaklarsa ondan da sakının.” (Haşr: 7)</p>
<p>“Sizin için, Allah’ı ve âhiret gününü umanlar, Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın peygamberinde en mükemmel örnek vardır.” (Ahzâb: 21)</p>
<p>Resûlullah, nefsinin arzû ve istekleri doğrultusunda konuşmaz. Onun söyledikleri kendisine vahyedilenlerden başka bir şey değildir.” (Necm: 3-4)</p>
<p>“Hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisâ: 65)</p>
<p>“&#8230;Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah’a ve Resûlüne götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisâ: 59)<br />
“Allah Resûlü’nün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından, yahut acı bir azabın uğramasından sakınsınlar.” (Nûr: 63)<br />
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de birçok hadislerinde bunu ifade eder:<br />
“&#8230;Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)<br />
“Size iki şey bıraktım. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz. Allah’ın Kitabı Kur’an ve Resûlü’nün sünneti” (Muvatta’, Kader 3).</p>
<p>“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer” Ey Allah’ın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki? denildi. “Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu. (Buhari)<br />
“Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.” (Buhârî, Müslim, Tirmizî)<br />
O halde; bidat ve hurafelerden temizlenip Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şefaatine ve Rabbu-l âlemîn nezdinde sevimli olup Onun merhametine nail olmamız, dolayısı ile cenneti hak etmemiz; İslam düşmanlarının elinde oyuncak olmaktan ve hayatımızın nerdeyse tüm safhalarında (giyim kuşam, konuşma tarzı, yeme içme adabı, eğitim, düğün ve merasim, oturup kalkma şekli vs.) onların uydusu olmaktan kurtulmamız; cehennem azabından, bela ve musibetlerden kısacası bu günkü perişan halimizden kurtulup izzetimize yeniden kavuşmamız, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ve onun Râşid halifelerinin sünneine sarılmakla mümkündür.<br />
 islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/%e2%80%9csunnetime-sarilin-ondan-ayrilmayin-%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan insanlığa açılmış ilahi bir kredidir</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/ramazan-insanliga-acilmis-ilahi-bir-kredidir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/ramazan-insanliga-acilmis-ilahi-bir-kredidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 13:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=594</guid>
		<description><![CDATA[ Ramazan insanlığa açılmış ilahi bir kredidir 


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siz Ramazan’dan ne beklerseniz, onu elde edersiniz.</p>
<p>Ramazan’a “beslenme ayı” gözüyle bakanlar beslenirler. Ramazan’ın onlara getireceği sıcak pidedir, güllaçtır, ekmektir, ettir. Böyle bakanlar, Ramazan’dan kilo almış olarak çıkarlar. Ramazan’a “diyet ayı” gözüyle bakanlar diyet yaparlar. Ramazan’ın onlara getireceği daha hafif bir vücut, daha dar bir bedendir.</p>
<p>Ramazan’a festival gözüyle bakanlar, direklerarası eğlence fasıllarında olduğu gibi Ramazan’dan haz devşirirler. Vur patlasın, çal oynasın havalarında karşıladıkları Ramazan’dan geriye, haz ve neşeleri kalır.</p>
<p>Ramazan’a Kur’an vahyini bize armağan eden ilahi bir kredi olarak bakanlar ise, Ramazan’ı “derin insan”ın oluşturulmasında bulunmaz bir fırsat bilirler.</p>
<p>Yüreklerinin yıkılan yerlerini yapmak, akıllarının tahrip olan yerlerini tamir etmek, iç dünyalarının su alan yerlerini tıkamak, bilinçlerinin bozulan yerlerini onarmak, iradelerinin kaybolan kısmını kazanmak, şahsiyetlerinin eksilen yerlerini tamamlamak için bir fırsat&#8230;</p>
<p>İnsan bu. Yani “nisyan”, yani “unutkan varlık”. Kendini unutur, sorumluluğunu unutur, konumunu unutur, değerini ve haddini unutur.</p>
<p>İslenir, paslanır, kirlenir, aşınır. Dolayısıyla insanın da yıllık bir bakıma ihtiyacı olur. Dahası, acıkan ruhlar doyurulmazsa, manevi ölümler başlar. İnsana midesinin açlığını haber veren enzimlerdir. Mide boş kaldığını bu enzimler aracılığıyla beyne iletir ve insan aç olduğunu fark ederek yiyecek arayışına girer.</p>
<p>Fakat insan, ruhun açlığından, midenin açlığı kadar kolay haberdar olmaz. Çünkü ruhun enzimleri yoktur. Birçokları, ruh açlığından, manevi bir ölümle burun buruna geldiklerinden haberdar bile olmazlar.</p>
<p>Kur’an’ın bir tabiri vardır: “Giydirilip yaslanmış kalaslar”. Nifak vs. gibi sebeplerle içi boşalmış, dışı içinden daha değerli hale gelmiş, ağaçlar gibi içinden çürümüş insan tipleri için kullanır Kur’an bu tabiri. Elbisesi kendisinden pahalı beşerler, içini satıp dışına yedirmiş sözde insanlar için.</p>
<p>İşte Ramazan, insanın içinin boşalmasına karşı alınmış ilahi tedbirlerden sadece biridir. İnsanlara dış dünyalarını bir süreliğine iç dünyalarının arkasına atmalarını telkin eder. Ruh bakımını, beden bakımından öne almalarını telkin eder.</p>
<p>Sosyal olarak Ramazan, insanın sahip olduklarının ALLAH tarafından ona sınav için emanet edilmiş değerler olduğunu hatırlatır. Paylaşabilenler, bu sınavı verecek olanlardır. Gönlünü Ramazan’a açanlar, elini ve kapısını da yoksula açar.</p>
<p>İşte Ramazan, bütün bu boyutlarıyla, insanlığa açılmış ilahi bir kredidir.</p>
<p>Bu krediyi kimileri har vurup harman savururcasına hovardaca harcayıp tüketir. Kimileri de alır ve onu katlayarak artan manevi bir sermaye haline getirir. Yoksullaşan iç dünyasını onunla zenginleştirir.</p>
<p>Kimlik ve kişiliğini geliştirir. Duruşunu kavileştirir. Duygu ve düşünce katsayısını yükseltir. Bu ülkenin gerçek sahibi olan Müslümanlar, her Ramazan’ı bu toplumun yaralarını sarmak için bir seferberlik zamanı bilmelidirler. Sadece aç ve açıkların yardımına değil, aynı zamanda din ve iman bakımından da fakirleşmiş insanımızın yardımına koşmalıdırlar.</p>
<p>Bu ülkedeki inanç yoksullaşmasının, maddi yoksulluktan çok daha vahim sonuçlar üreteceğini unutmamalıdırlar. IMF’den dış kredi, Dünya Bankası’ndan fon, Kızılhaç’tan karşılıksız yardım alabilirsiniz. Fakat din ve iman fukaralığına duçar olmuşsanız, hangi uluslararası kurumun kapısını vuracaksınız?</p>
<p>İnanç yoksulluğunu ancak, iman, ahlâk ve erdem zenginliğiyle yenebilirsiniz. İşte Ramazan, o zenginliğin kaynaklarından biridir .                                                                                                                                                                                 islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/ramazan-insanliga-acilmis-ilahi-bir-kredidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ.YAHYA</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-yahya.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-yahya.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 13:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/hz-yahya.html</guid>
		<description><![CDATA[HZ.YAHYA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kur&#8217;an&#8217;da adı gecen Peygamberlerdendir. Yüce Allah tarafından Kur&#8217;an da &#8216;Ey zekeriyya ! sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha once kimseye vermemiştik.(Meryem)  ayeti ile haber verdigine göre Yahya(a.s) ,Zekeriyya(a.s)&#8217;ın oglu idi. Kendisine Yahya adı da Allah (c.c) tarafından verilmişti.                                                                                                                                                                                                                                             Yahya(as.)&#8217;ın  yuzu güzel,kasları catık ,sacları seyrek,burnu uzun,sesi ince,ve parmakları kısa idi.O, İsa &#8216;dan (a.s) altı ay büyüktü.Dolayısıyla Musa &#8216;nın (a.s) seraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu.                                                                                                                                                                     Daha kucuk yasta iken ,kendisine hikmet verilmişti. Yasıtı olan cocuklar kendisine &#8221;Ey Yahya !Bizimle gel oynayalım&#8217; dedikleri zaman , Ben oyun için yaratılmadım derdi.                                                                                                                                                                                   Yahya da  (a.s)  babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti (israiloğulları ) tarafından sehit edildi.                                                                                                                                                                                                islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet                  </strong><strong>                                                                                                                                                             </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-yahya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hediyeleşmek</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hediyelesmek.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hediyelesmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 12:22:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam Guncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Hediyeleşmek]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                                                    Hediyeleşmek                                                                                                                                                                  Peygamber Efendimiz( s.a.v) söyle buyurmustur:                                                                                                                                                            &#8216;Hediyelesin cunku hediye,dostlugu arttırır,kini düsmanlıgı giderir.(Taberani)                                                                                                                                                                    Hediye  verene,siz de hediye verin.eger verecek bişey bulamazsanız,onun için dua edin ki hediye karsılıksız kalmasın. (Nesai)                                                                                                                                                                          &#8216;Kime bir iyilik yapılrsa, o iyiligi ansın.iyiligi anmak sukur olur.(Ebu Davud)                                                                                                                                                                         &#8216;İnsanlara tesekkur etmeyen , Allah &#8216;a şükretmemiş olur.(Tirmizi)                                                                                                                                                             Hediye, muhakkak bir mal vermekle olmaz.selam vermek,gönül alıcı bir söz söylemek,duydugu faydalı bir seyi anlatmak da hediye olur.                                                                                                                                                                                   hadis-i şeriflerde buyruldu ki: Mümini sevindireni Allah Teala da sevindirir(ibnül  Mübarek)                                                                                                                                                                                 &#8216;Bir arkadasının hidayetinin artmasına vesile olacak veya onu tehlikeden kurtaracak bir soz söylemekten daha iyi hediye olmaz.(Ebu Ya&#8217;la)                                                                                                                                                                                    islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hediyelesmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadin İçin Cihad Gibidir</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/kadin-icin-cihad-gibidir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/kadin-icin-cihad-gibidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 14:20:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid</dc:creator>
				<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=586</guid>
		<description><![CDATA[Kadin İçin Cihad Gibidir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                                                Kadın İçin Cihad Gibidir                                                                                                                                                                        Hz.Enes(r.a) anlatıyor :Bir gün kadılar topluca Hz.Peygamber&#8217; e (s.a.v) gelerek, Ey Allah&#8217;ın Resulu ,erkekler Allah yolunda cihada cıkarak bütün fazileti ve sehidlik serefini elde ettiler. Bizim için Allah yolunda bu fazileti elde edecek bir amel yokmudur ?&#8217;diye dertlendiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) onlara su cevabi verdi:                                                                                                                                                                          &#8216;Evinizde yapacagınız hizmetleriniz size Allah yolundaki mucahidlerin sevabini kazandırır.                                                                                                                                                                             Yine bir hadisi serifte Efendimiz ( s.a.v)buyurmustur ki :                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Ben ve cocukları için çektigi sıkıntılardan dolayı yanakları sararmıs bir kadın cennette beraberiz.Bu kadın kocasından dul kalmıs,cocukları hayırlı bir sekilde büyüyünceye veya ölünceye kadar kendini onlara adamıs kadındır.(Ebu Davud)                                                                                                                                                                               islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/kadin-icin-cihad-gibidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
