<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; ALLAH (cc) ve kullari</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/allah-cc-ve-kullari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 20:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bizim Mekan</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/bizim-mekan.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/bizim-mekan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 18:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[Allah cc]]></category>
		<category><![CDATA[cennet ve cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed sav]]></category>
		<category><![CDATA[islam dini]]></category>
		<category><![CDATA[kul]]></category>
		<category><![CDATA[rabbinin]]></category>
		<category><![CDATA[rablerinin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8036</guid>
		<description><![CDATA[Bizimmekan Cennet ve Cehennem bu fani hayataında imtihanın neticesi olarak Allah cc kulları için vaat ettiği yerlerdir. insanların bir çogu Rabbının kendisinden tam olarak ne istediğini bilmeden bu dünya hayatında ömürlerini tüketirler. Eger kullar bu fani hayatda gerçek bir imtihandan geçtıklerını tam olarak idrak etmiş olsalardı kendilerine son peygamber hz muhammed sav efendimizin aracılığı ile  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a title="bizim mekan, bizimmekan" href="http://www.islamsevdasi.com">Bizimmekan</a> <a title="cennet, cehennem" href="http://www.islamsevdasi.com">Cennet</a> ve <a title="cennet, cehennem" href="http://www.islamsevdasi.com">Cehennem </a>bu fani hayataında imtihanın neticesi olarak Allah cc kulları için vaat ettiği yerlerdir. insanların bir çogu Rabbının kendisinden tam olarak ne istediğini bilmeden bu dünya hayatında ömürlerini tüketirler.</strong></p>
<p><strong>Eger kullar bu fani hayatda gerçek bir imtihandan geçtıklerını tam olarak idrak etmiş olsalardı kendilerine son peygamber hz muhammed sav efendimizin aracılığı ile  ile gönderilen Allah cc kitabı kurani kerimi tüm yaşamlarında kılavuz edinirdiler.  Bu fani hayat sonucunda kullara vaat edilen Cennet ve cehennem den daha önemli olan bir şey  daha varsa oda Kendilerını yokdan var eden rablerinin rızasını dostluğunu kazanmaktır. Kimki kendisine Allah cc dost edinmeye çalışırsa Onun emir ve yasakları ile hayatını idame eder ve imtıhanını tamam ederse onun için rabbinin rızası ile gerçek kurtuluş vardır&#8230;</strong></p>
<p><strong>Allah tüm<a title="islam, islami" href="http://www.islamsevdasi.com"> islam</a> dini altında toplanan bu dinin gerekleri ile yaşamaya çalışan insan (kul) varsa onlara hidayet etsin ve onlara dost olsun inşaallah&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/bizim-mekan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Sevgisi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/allah-sevgisi-2.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/allah-sevgisi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 09:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[ameller]]></category>
		<category><![CDATA[BAĞLILIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İTAAT]]></category>
		<category><![CDATA[Nimetler]]></category>
		<category><![CDATA[rıza]]></category>
		<category><![CDATA[rızık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7940</guid>
		<description><![CDATA[Allâh'ın yarattıklarına bahşettiği en önemli şeylerden biri olan sevgi, kişiyi bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygudur. Varlıklar içerisinde en çok sevgiye layık olan,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allâh&#8217;ın yarattıklarına bahşettiği en önemli şeylerden biri olan sevgi, kişiyi bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygudur. Varlıklar içerisinde en çok sevgiye layık olan, bizi yaratan, yaşatan ve rızıklandıran Yüce Allah&#8217;tır. Nitekim Hz. Peygamber, &#8220;Sizi nimetleriyle rızklandırdığı için Allah&#8217;ı seviniz&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Allâh sevgisi, ancak O&#8217;na itaat edip dîni görevleri yerine getirmeye özen göstermek; O&#8217;nun rıza, hoşnutluk ve yakınlığını arzu etmek şeklinde ifade edilir. Bu nedenle Allah sevgisi; iman edip, sâlih ameller işlemeyi, özverili, sabırlı, itaatkâr ve Kur&#8217;ân ahlakına sahip olmayı; kısaca Kur&#8217;an&#8217;a ve Hz. Peygamber&#8217;e uymayı gerektirir. Nitekim Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;(Ey Peygamberim!) De ki: Eğer Allah&#8217;ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin&#8221; buyurulmaktadır (Al-i İmrân, 3/31).</p>
<p>Yüce Allah, kendisini seven insanları şöyle tanıtmaktadır: &#8220;Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilin ki) Allah, onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allâh onları sever, onlar da Allâh&#8217;ı severler. Onlar mü&#8217;minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihat ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu Allâh&#8217;ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allâh lütfu geniş olandır. Hakkıyla bilendir.&#8221; (Mâide, 5/54).</p>
<p>Allâh&#8217;ı sevmenin başka bir göstergesi de, Allâh&#8217;ın yarattıklarını, Allah için sevmektir. Yunus Emre bu hususu şu dizeleriyle güzel bir şekilde ifade etmektedir:</p>
<p>Elif okuduk ötürü,</p>
<p>Pazar eyledik götürü,</p>
<p>Yaradılanı hoş gördük</p>
<p>Yaradandan ötürü.</p>
<p>Kamil mü&#8217;minin özelliklerinden biri de, sevgisinin ve nefretinin, temelde Allâh rızasını kazanmaya yönelik olmasıdır. Hz. Peygamber, &#8220;Kim Allah için sever, Allah için kızar, Allah için verir ve Allah için men ederse (o kimsenin) imanı kemale ermiştir&#8221; , &#8220;Amellerin en fazîletlisi Allah için sevmek ve Allah için kızmaktır&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>islami sohbet,yaradanı sevmek,islamda allah sevgisi,allah sevgisi nedir,Allahı sevmek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/allah-sevgisi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cennette Makamı En Aşşağı Olanlar</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/cennette-makami-en-assagi-olanlar.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/cennette-makami-en-assagi-olanlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 15:20:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[arş]]></category>
		<category><![CDATA[azab]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[cinlerden]]></category>
		<category><![CDATA[haricilik]]></category>
		<category><![CDATA[hz ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa'dan]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Musa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Nuh]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet günü]]></category>
		<category><![CDATA[Livâu'l-Hamd]]></category>
		<category><![CDATA[meleklerden daha faziletli]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerden]]></category>
		<category><![CDATA[risâlet vazife­siyle]]></category>
		<category><![CDATA[Şefaat Makamı]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7492</guid>
		<description><![CDATA[Rabbim! Cennetliklerin makam itibariyle en aşağısı kimdir?” diye sor­du. Yüce Allah şöyle buyurdu:

Cennetlikler cennete konulduktan sonra gelecek bir adamdır. Ona:
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>136- Muğîre b. Şu&#8217;be (r.a)&#8217;tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>“Musa (a.s), Rabbine:</p>
<p>“Rabbim! Cennetliklerin makam itibariyle en aşağısı kimdir?” diye sor­du. Yüce Allah şöyle buyurdu:</p>
<p>Cennetlikler cennete konulduktan sonra gelecek bir adamdır. Ona:</p>
<p>“Cennete gir” denilecek. O da:</p>
<p>“Ey Rabbİm! Nasıl gireyim? İnsanlar yerlerine yerleşmişler ve alacakla­rım almışlar!” diyecek. Ona:</p>
<p>“Dünya hükümdarlarından bir hükümdarın mülkü kadar mülkün olma­sına razı değil misin?” denilecek. O da:</p>
<p>“Rabbim! Razı oldum” diyecek. Bunun üzerine Yüce Allah, (ona):</p>
<p>“Bu kadarı ve onun bir misli daha, bir misli daha, bir misli daha ve bir misli daha senindir” buyuracak. O adam, beşinci defa da:</p>
<p>“Rabbim! Razı oldum” diyecek. Bunun üzerine Yüce Allah, (ona):</p>
<p>“Bunlar ve bunların on misli daha senindir. Canının istediği ve gözünün beğendiği her şey de senindir” buyuracak. O adam:</p>
<p>“Rabbim! Razı oldum” diyecek. Bunun üzerine Musa:</p>
<p>“Rabbim! Cennetliklerin makam itibariyle en yüksek olanı kimdir?” diye sordu. Yüce Allah:</p>
<p>“Onlar, öyle kimselerdirler ki, diledim de yüceliklerini elimle diktiğim ve üzerlerine mühür vurdum. Dolayısıyla (onları) ne bir göz görmüş, ne bir kulak işitmiş ve ne de bir insanın hatırından geçmişlerdir” buyurdu.</p>
<p>Yüce Allah&#8217;ın kitabında bunun delili,</p>
<p>“Hiç kimse onları memnun etmek için kendilerine neler gizlendiğini bilemez” [258] ayetidir.[259]</p>
<p>Açıklama: </p>
<p>Hz. Musa (a.s)&#8217;ın sorduğu soran maksat; cennetliklerin en aşağı mertebede olanlarının sıfat ve alametleridir. Yani onların en aşağı derecede olduğunu hangi sıfat ve alametle bile­ceğim demek istemiştir.)</p>
<p>137- Ebu Zerr (r.a)&#8217;tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyur­maktadır:</p>
<p>“Ben, cennetliklerin cennete en son gireni ile cehennemliklerin cehen­nemden en son çıkanını pekala biliyorum.</p>
<p>Kıyamet günü bir adam getirilip:</p>
<p>Buna küçük günahlarını gösterin, büyük günahlarını ondan kaldırın” denilecek. Bunun üzerine ona küçük günahları gösterilip:</p>
<p>“Sen filanca ve filanca gün şu ve şu işi yaptın. Filanca ve filanca günde şunu ve şunu yaptın” denilecek. O adam:</p>
<p>“Evet” diyecek.</p>
<p>Yaptığını inkar edemeyip büyük günahlarının kendisine gösterilmesinden kor­kacak. Derken ona:</p>
<p>“Senin için, her kötülüğün yerine bir iyilik vardır” denilecek. O adam:</p>
<p>“Rabbim! Ben bazı şeyler yaptım ki, onları burada göremiyorum” diye­cek.”</p>
<p>Açıklama:</p>
<p>Hadisin ravisi der ki: Yemin olsun ki, Resulullah (s.a.v.)&#8217;i gülerken gör­düm. Öyle ki azı dişleri görünüyordu. [260]</p>
<p>138. Câbir b. Abdullah (r.a)&#8217;tan rivayet edilmiştir:</p>
<p>“Câbir&#8217;e, Vurûd” ( = kıyamet günü insanların mahşer yerine doğru geliş şekli) soruldu. O da şöyle dedi:</p>
<p>“Biz kıyamet gününde filanca ve filanca yerden yani İnsanların üst kısmın­dan” geleceğiz. Derken ümmetler, putîarıyla ve taptıklarıyla teke tek çağrılacaklar. Bundan sonra Rabbimiz bize gelip:</p>
<p>“Siz kimi bekliyorsunuz?” buyuracak. Orada bulunan kimseler:</p>
<p>“Rabbimizi bekliyoruz” diyecekler. Allah:</p>
<p>“Rabbiniz benim!” diyecek. Onlar:</p>
<p>Öyleyse seni bir görelim!&#8217; diyecekler. Bunun üzerine yüce Allah onlara te­bessüm edip tecelli edecek ve onlar da O&#8217;na tabi olacaklar.</p>
<p>Mümin veya münafık her insana bir nur verilecek. Sonra o nurun peşine takıla­caklar.</p>
<p>Cehennem köprüsünün üzerinde çengeller ile dikenler vardır. Bunlar, Allah&#8217;ın dilediklerini tutacaklar.</p>
<p>Daha sonra münafıkların nuru sönecek, daha sonra müminler kurtulacak.</p>
<p>ilk zümre, yüzleri dolunay gecesindeki <span id="more-7492"></span>ay gibi (parlak) yetmiş bin kişi olarak hesap görmeden cehennemden kurtulacaklar. Sonra onların arkasından gelenler, birbirini izleyen gökteki yıldızların nurları gibi onları takip edecekler. Sonra di­ğerleri de bu şekilde onları takip edecekler.</p>
<p>Sonra şefaat helal olacak. Şefaat ehli “Allah&#8217;tan başka İlah yoktur” diyenler ile kalbinde bir arpa tanesi ağırlığında imanı bulunanları cehennemden çıkarmcaya kadar şefaat edecekler. Bu çıkarılanlar, cennetin içine konacak. Cennetlikler, bunla­rın üzerlerine su serpmeye başlayacak. Nihayet bunlar, sel suyu önünde ot biter gibi bitivereceklerdir. Cehennemden çıkan kimsede, (böylece) yanık izi kalmayacak, Daha sonra ona dünya ve onunla birlikte dünyanın on misli verilinceye kadar dilek­te bulunacak. [261]</p>
<p>139. Yezîd el-Fakîr&#8217;den rivayet edilmiştir:</p>
<p>“Haricilerin bir görüşü kalbime işlemişti. Derken haccetmek, sonra halka karşı çıkarak propaganda yapmak niyetiyle kalabalık bir topluluk içerisinde yola çıktık. (Giderken) Medine&#8217;ye uğradık. Bir de baktım ki, Câbir b. Abdullah bir direğin yanı­na oturmuş, bir topluluğa Resulullah (s.a.v.)&#8217;den hadis rivayet ediyor. Bir ara cehennemliklerden bahsetti, Ona:</p>
<p>“Ey Resulullah&#8217;in arkadaşı! Sizin rivayet ettiğiniz hadis de ne öyle? Halbuki Yüce Allah,</p>
<p>“Şüphesiz ki Sen kimi cehenneme atarsan onu muhakkak rezil rüsvay edersin” [262] ve</p>
<p>“Cehennemlikler, cehennemden çıkmak istedikçe oraya geri iade edilirler” [263] buyurmaktadır. Siz ise (bunla­rı) söylüyorsunuz?” dedim. Câbir:</p>
<p>“Sen Kur&#8217;an okur musun?” diye sordu. Ben de:</p>
<p>“Evet, (okurum)” diye cevap verdim. Câbir:</p>
<p>“Muhammed (s.a.v.)’in makamı/makam-ı mahmud&#8217;un neresi olduğunu hiç işittin mi?” diye sordu. Ben de:</p>
<p>“Evet, (işittim)” dedim. Câbir:</p>
<p>“Muhammed (a.s)&#8217;ın makamı, övülmüş bir makam olup; Allah&#8217;ın onun saye­sinde (cehennemden) çıkaracaklarını çıkarır” dedi.</p>
<p>Daha sonra Câbir sıratın konulmasını, insanların onun üzerinden geçişini anlat­tı. Ben bunları ezberimde tutamamış olmaktan korkarım.</p>
<p>Ayrıca bir topluluğun cehennemde bir müddet kaldıktan sonra oradan yani su­sam çöpleri gibi çıkarılarak cennet nehirlerinden bir nehre atılacaklarını ve orada yıkanarak kağıt sayfaları gibi (bembeyaz) çıkarılacaklarını söyledi.</p>
<p>Daha sonra haçtan döndük. (Birbirimize:)</p>
<p>“Yazıklar olsun! Siz, bu şeyhin, Resulullah (s.a.v.) üzerine yalan söyle­yeceğini mi zannediyorsunuz?” deyip Haricilik düşüncesini bıraktık. Vallahi, İçimizden bir adam dışında Haricilikte hiç kimse kalmadı.”</p>
<p>Açıklama:</p>
<p>Harici, kelime anlamıyla, “Çıkan” anlamına gelmektedir. Hariciler de, çıkanlar anla­mına gelmektedir.</p>
<p>Hariciler, Hz. Osman&#8217;ın şehid edilmesiyle başlayan iç karışıklıkların sonunda ortaya çıkan bir fitne grubunun adıdır. Bunlar, Sıffîn savaşından sonra Hz. Ali ile Muâviye arasın­daki İhtilafın, iki hakem tarafından Kur&#8217;an&#8217;a göre çözümlenmesi şeklinde bir karara varılınca, b ukararı, “Kur&#8217;an&#8217;a” uygun bulmamışlardır. Hz. Ali fiilen halife seçilince, onların üzerine giderek onlarla savaşmıştır. Hz. Ali&#8217;ye karşı siyasî bir eylem olarak ilk toplandıkları yerin adı, “Harûra” olduğu için bunlara “Harûrîler” de denmiştir.</p>
<p>Hariciler, “Büyük günah işleyen kimse kafir olur” diye ortaya attıkları bir prensible hare­ket ettikleri için zamanla Kelamî, Siyasî bir fırka mahiyetini kazanmışlardır.</p>
<p>Hariciler, değişik kollara aynlmıştır. Zamanımıza kadar varlığını sürdüren kolu, İbadiye&#8217;dir. Bugün Tunus,. Cezayir ve Umman&#8217;da bunlara rastlanmaktadır. Zengibar&#8217;ın resmî mez­hebinin “İbadiye” olduğu bilinmektedir.</p>
<p>İslam Tarihînde ortaya çıkan Hariciler ile ilgili olarak, onların, İslam dininden çıkıp kafir olduklarını söylemek, çok zor bir olay. O zamana kadar sahabe arasında bir takım farklılıklar olmasına rağmen, onlar, düşünce ve eylem anlamında yeni bir Kelamî-Siyasî bir ekol ve fırka olarak ortaya çıktıkları için onlara &#8220;Hariciler&#8221; denmiştir. Yoksa &#8220;ayrılanlar&#8221; anlamına gelen Mu&#8217;tezile Mezhebi için onlara mensup kimselerin direkt olarak kafir oldukları ileri sürülme­miştir. Bu durum, Kelamı, Siyasî, Tasavvuf! vb. bir yapıya sahip her müslüman topluluk için geçerlidir. Ama bazen bu topluluklar içerisinde yer alan bazı kimseler, ileri sürdükleri fikirler gereği tekfir edildikleri olmuşsa da, bu toplulukların, tümden kafir olduklarını ileri sürmek ve bunların ebedi olarak Cehennemde yanacaklarını söylemek, yakışık almaz.</p>
<p>İsrâ: 17/79&#8242;da da geçen “Makam-ı Mahmûd”, 3 şekilde tefsir edilmiştir:</p>
<p>1- Kıyamet günü, Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in duracağı makam,</p>
<p>2- “Livâu&#8217;l-Hamd” sancağının kendisine verileceği makam.</p>
<p>3. Şefaat Makamı. Cumhur&#8217;un görüşü de budur.</p>
<p>Kıyamet günü Hz. Muhammed (s.a.v.) dışında peygamberler de dahil bütün insanlar, kendi nefsini kurtarmaya çalışacak. İnsanları bu duruma götüren durum, mevkifin korkunç halleridir.</p>
<p>İnsanlar kendilerini kurtarabilmek için ilk önce Hz. Adem&#8217;e, sonra Hz. Nuh&#8217;a, Hz. İbra­him&#8217;e. Hz. Musa&#8217;ya, Hz. İsa&#8217;ya ve en sonunda ise Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;e gidecekler. Hz. Muhammed fs.a.v.) dışında, hiçbir peygamber yardım edemeyecek. Çünkü Kıyamet günü insanların efendisi, Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;dir. Onlara, şefaat edecek ilk kişi, O&#8217;dur. Zira O, hem “Üvâu&#8217;l-Hamd” Hamd Sancağı&#8217;n)a ve hem de “Makamı-Mahmûd”a sahip olacaktır. Bu sayede insanlara şefaatte bulunacaktır. Bu şefaat yetkisini, O&#8217;na, Yüce Allah verecektir.</p>
<p>Her peygamber, Allah katında kabul edilecek dua hususunda acele etmesine rağmen, Hz. Muhammed, bu konudaki hakkını, ümmeti için ahirete bırakmıştır. İşte bu hakkı, bu şe­kilde kullanacaktır.</p>
<p>İşte Hz. Muhammed (s.a.v.), burada, İnsanlar ile Allah arasında bir aracı (=vesîle) ol­maktadır. Bu sayede Hz. Muhammed (s.a.v.), bu insanları, Cehenneme girmekten kurtarıp Cennete girmelerine vesile olacaktır.</p>
<p>Yezîd el-Fakir&#8217;in, Hariciler içerisinde yer alması nedeniyle o da büyük günah işleyen kimselerin ebedi olarak cehennemde kalacağı düşüncesindeydi. Yezid, hac dönüşü halka propaganda etmek İstediği görüş de buydu. Fakat Câbir&#8217;in hadisini dinledikten sonra tevbe ederek birisi hariç beraberinde bulunan kimseler Haricilik propagandası yapmaktan vazgeç­mişti.</p>
<p>140- Ebu Hureyre (r.a)&#8217;tan rivayet edilmiştir:</p>
<p>“Resulullah (s.a.v.)&#8217;e bir gün et yemeği getirilip kol tarafından bir parça ayrılıp önüne konuldu. Çünkü Resulullah (s.a.v.) etin bu kısmını severdi. Ondan ön dişleriyle bir lokma koparıp sonra da şöyle buyurdu;</p>
<p>“Ben, kıyamet gününde bütün insanların efendisiyim. Bu neden biliyor musunuz? Dünyada önce ve sonra gelmiş geçmiş ne kadar insanlar varsa bunların hepsini Allah kıyamet gününde düz ve geniş bir sahada toplar. Öyle düz ve geniş bir meydan ki, orada bir çağına seslenince sesini herkese duyurur ve bakan bir kişinin Sözü mahşer halkını bir bakışta görür.</p>
<p>Bir de güneş yaklaşır. Artık insanların meşakkati dayanamayacakları ve taham­mül ede miy e çekleri bir dereceye varır. Bu sırada, insanların bazısı bazısına:</p>
<p>“içinde bulunduğumuz şu korkunç durumu görmüyor musunuz? Başınıza ge­len bu hali görmüyor musunuz? Rabbınız katında size şefaatçi olacak birisine niye bakmazsınız?” der. Bunun üzerine (mahşer halkının) bazısı, bazısına:</p>
<p>“Haydi Adem&#8217;e gidin” diyecek. Bunun üzerine mahşer halkı, Adem&#8217;e gelip:</p>
<p>“Ey Adem! Sen insan İnsanların babasısm. Allah seni eliyle yarattı ve sana kendi ruhundan hayat verdi. Sonra meleklere emretti, onlar da sana secde ettiler. Bizim için Rabbinden şefaat dile. içinde bulunduğumuz şu sıkıntılı hali görmüyor musun? Başımıza gelen şu musibeti bilmiyor musun?” derler. Adem&#8217;de:</p>
<p>“Şüphesiz Rabbim bugün öyle bir gazaba gelmiştir ki, ne bundan önce böyle bir gazaba gelmiştir ve ne de bundan sonra bu tür bir gazab eder. Hem Yüce Allah, beni şu ağaçtan (bir şeyi) yasaklamıştı. Ben ise (o ağaçtan bir şey yemekler suretiyle) O&#8217;na karşı isyankar oldum. Artık size şefaat edemem, şimdi ben kendimi düşünüyorum. Vay nefsim, nefsim! Siz benden başka bir şefâatçıya gidiniz. Nuh&#8217;a gidin” der. Onlar da Nuh&#8217;a varıp:</p>
<p>“Ey Nuh! Sen yeryüzünde Allah&#8217;dan başka şeye tapan insanlara risâlet vazife­siyle gönderilen peygamberlerin birincisisin. Allah sana Kur&#8217;an&#8217;da:</p>
<p>“Çok şükreden kul” [264] diye niteledi. Bizim hakkımızda Rabbinden şefaat İste. Ne acıklı vaziyette olduğumuzu görmüyor musun? Bize ulaşan azabı görmüyor musun?” der­ler. Nuh, onlara:</p>
<p>Muhakkak ki Rabbim bugün öyle bir gazaba gelmiştir ki, ne şimdiye kadar böyle gazablanmış ve ne de bundan sonra böyle gazablanır. Doğrusu benim bir dua edişim var; vaktiyle kavmimin aleyhine bununla dua etmiştim. [265] bundan dolayı kendimi düşünüyorum. Vay nefsim, nefsim! Şimdi siz İbrahim&#8217;e gidin” der. Bunun üzerine onlar da, İbrahim&#8217;e varıp:</p>
<p>“Sen yeryüzündeki insanlardan Allah&#8217;ın peygamberi ve Allah&#8217;ın dostu/halili bir zâtsın. Bizim için Rabbinden şefaat dile. içinde bulunduğumuz hali görüyor ve bize ulaşan azabı da biliyorsun?” derler. İbrahim, onlara:</p>
<p>Bugün Rabbimİn öyle bir gazaba geldi ki, ne bundan önce böyle gazab etmiş ve ne de bundan sonra da böyle gazab eder” der. Ve yalanlarını zikrederek, şimdi kendimi düşünüyorum nefsim, nefsim! Artık siz benden başkasına gidin, Musa&#8217;ya gidin&#8217; der, Onlar da, Musa&#8217;ya varıp:</p>
<p>“Ey Musa! Sen Allah&#8217;ın peygamberisin! Allah seni risâletleriyle ve konuşma­sıyla insanlar üzerine üstün kıldı. Bizim için Rabbinden şefaat iste. Ne kadar ızdırap içinde olduğumuzu görüyor ve başımıza gelen musibeti biliyorsun” derler. Musa da onlara:</p>
<p>“Rabbim bugün öyle bir gazaba gelmiştir ki, ne şimdiye kadar bu derece gaza­bı görülmüş ve ne de bundan sonra görülür. Ben ise öldürülmesine emrolun-madığım halde bir nefsi/canlıyı öldürdüm. (Şimdi ben nefsimi düşünüyorum) Ah nefsim, nefsim! Siz şimdi İsa&#8217;ya gidin” der. Onlar da, İsa&#8217;ya gidip:</p>
<p>“Ey İsa! Sen Allah&#8217;ın Resulüsün ve Allah&#8217;ın Meryem&#8217;e koyduğu bir kelime (=bir rnu&#8217;cize), aynı zamanda O&#8217;ndan bir rûh&#8217;sun. Ki sen beşikte bir çocuk iken insanlara söz söyledin. Dolayısıyla Rabbinin yanında bize şefaat eyle. içinde bulunduğumuz hali görmüyor ve bize erişen azabı bilmiyor musun?” derler. İsa&#8217;da, onlara:</p>
<p>“Rabbim bugün öyle bir gazaba geîmiştir ki, bundan önce böyle bir gazaba gelmemiş ve bundan sonra da asla böyle bir gazab etmez. (İsa) kendisi için bir gü­nah belirtmeksizin, âh nefsim, nefsim!” sözleriyle endişesini ortaya koyup:</p>
<p>“Benden başkasına gidin. Muhammed&#8217;e gidin” der. Nihayet onlar, bana gelip:</p>
<p>“Ey Muhammedi Sen Allah&#8217;ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncususun. Allah, geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışlamıştır. Rabbin huzurunda bize şefaat et. içinde bulunduğumuz acıklı hali görüyor ve bize ulaşan azabı biliyorsun!” derler.</p>
<p>Bunun üzerine ben, hemen gidip Arş&#8217;ın altına varır ve Rabbime secde ederek kapanırım. Sonra secdemde, Allah bana kendisine yapılacak hamdlerinden ve en güzel övgüsünde öyle bir şey ilham eder ki, şimdiye kadar onu benden önce hiç bir peygambere ilham etmemiştir. Ben ilham olunduğum surette Allah&#8217;a hamd ve sena ettikten sonra Allah tarafından:</p>
<p>“Ey Muhammedi Başını kaldır! (Ne) istersen sana verilir. Şefaat eyle, şe­faatin kabul edilir” buyurulur. Bunun üzerine secdeden başımı kaldırıp:</p>
<p>“Rabbim! Ümmetim, ümmetim!” diye şefaat ederim. Bunun üzerine:</p>
<p>“Ey Muhammed! Ümmetinden hesaba gerek olmayanları cennet kapıla­rından, sağ kapıdan cennete koy. Onlar, cennetin bundan başka öbür kapıla­rından da insanlarla ortaktırlar” buyurulur.</p>
<p>Hayatım elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki, cennetin kapılarının iki kanadının arası muhakkak Mekke ile Bahreyn&#8217;de büyük bir şehir olan) Hecer yada Mekke ile (bugünkü Şam&#8217;ın 90 km güney doğusunda bulunan Busra arası kadar geniştir.[266]</p>
<p>Açıklama:</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in “Kıyamet gününde bütün insanların efendisiyim” sözü; Övünmek için değil, Allah&#8217;ın verdiği nimeti belirtmek içindir. Çünkü efendi, her türlü sıkın­tılarda insanların kendisine başvurduğu kimsedir. Bu nedenle bir topluluğun ileri gelenlerine efendi/seyyid denilir.Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;de insanların efendisi olması hasebiyle kıyamet günü kendisine gelen mahşer yeri halkının sıkıntılarına çare bulmaya çalışarak onların bağışlanması için Allah&#8217;tan şefaat dilemiş, Allah&#8217;da onun bu dileğini kabul ederek insanlara şefaat­çi olmuştur.</p>
<p>Söz konusu Allah&#8217;ın gazabından maksat; Allah&#8217;ın asilerden intikam alması ve şiddetle azab görmeleri ile Mahşer halkının çektiği korku, sıkıntı ve ızdıraplardır ki bunların, daha önceden ne bir benzeri görülmüş ve ne de sonradan görülecektir.</p>
<p>Peygamberlerin “Nefsim”, “Nefsim” demelerinin anlamı; ben kendimle baş basayım, burada sözü geçecek olan ben değilim demektir. Çünkü onlar, Allah katında direkt kabul edilecek dua hususunda acele davranmışlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) ise bu konudaki hakkı­nı ümmeti için Ahirete bırakarak mahşer yerindeki insanlar için kullanacaktır. İşte buna, “Bü­yük Şefaat” denilmektedir. Daha sonra her peygamber, yüce Allah tarafından kendi ümmeti hakkında şefaat etmeye yetkili kılınacaktır. Çünkü 132 nolu hadiste de belirtildiği üzere, pey­gamberler de şefaat edeceklerdir.</p>
<p>Hz. Adem (a.s)&#8217;ın yasak ağaçtan yemesi meselesi; Bakara: 2/35, 38; A&#8217;raf: 7/19, 23; Tâhâ: 20/115, 121-122&#8242;de geçmektedir. Yüce Allah, Hz. Adem&#8217;in verilen emri unutarak bu ağaçtan yediği ve bu hareketinde bir kasıt olmaması nedeniyle onu bağışlamıştır. [267]</p>
<p>Hz. Nuh (a.s)&#8217;ın kavrriîyle arasında geçen olaylar hakkında daha geniş bilgi için b.k.z: M. AH Sabuni, a.g.e., s. 301-331.</p>
<p>Hz. İbrahim (a.s)&#8217;ın söylediği üç yalan şunlardır:</p>
<p>1- Hasta olmadığı halde sırf putları kır­mak için müşriklere: “Hastayım” [268] deyip puthanede kalarak putları kırması.</p>
<p>2- Putları kırdığı halde: “Ben kırmadım, herhalde onları şu büyük put kırdı” [269] demesi.</p>
<p>3- Hanımı Sare hakkında: “Kız kardeşim” demesi. [270]</p>
<p>Hz. Musa (a.s)&#8217;ın bir canlıyı öldürmesi olayı ise şöyle gerçekleşmişti: Kasas sûresinin 15-22 ayetleri arasında anlatıldığı üzere; Firavun&#8217;un adamlarından bir Mısırlı ile Musa&#8217;nın kav­minden biri dövüşüyordu. Musa&#8217;nın kavminden olan zât, Musa&#8217;dan yardım istedi, Musa da yardıma koştu ve düşmanın göğsüne bir yumruk attı. İşte bu yumruk, onu öldürmüştü. “Mu­sa:</p>
<p>“Rabbim! Doğrusu ben, nefsime zulmettim. Beni bağışla&#8217; dedi. Allah&#8217;da onu bağışladı.” [271] İşte bu ayetle Allah, onu bağışlamıştı.</p>
<p>Hz. İsa (a.s)&#8217;ın bir şey belirtmeksizin mahşer halkını direkt olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)&#8217;e yönlendirmesi, onun Allah katındaki yüceliğini ve kadru kıymetini bildiği içindir.</p>
<p>Bu hadis; Hz. Peygamber (s.a.v.)&#8217;in bütün insanlardan, cinlerden, peygamberlerden, meleklerden daha faziletli ve Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa&#8217;dan daha üstün olduğunu göstermektedir.<br />
[258] Secde: 32/17.<br />
[259] irmizî, Tefsiru&#8217;l-Kur&#8217;an 33, 3198); İbn Hibbân, Sahih, 6216, 7426.<br />
[260] Tirmizî, Sifatu Cehennem 10, 2596; Tirmizî, Şemâi, 229; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/157, 170; Ebu Avâne, Müsned, 1/169; İbn Hibbân, Sahîh, 7375..<br />
[261] Ebu Avâne, Müsned, 1/139-140.<br />
[262] Ali İmrân: 3/192.<br />
[263] Secde: 32/20.<br />
[264] İsrâ&#8217;: 17/3.<br />
[265] Nuh: 71/26-27.<br />
[266] Buhârî, Enbiya 3, 9; Tefsiru Sure-i İsrâ&#8217; 1, Tirmizî, Et&#8217;ime 34 (1837), Sıfatu&#8217;l-Kıyamet 10 (2434); İbn Mâce, Et&#8217;ime 28,3307.<br />
[267] Taha: 20/115. Bu konuda daha detaylı bilgi için b.k.z: M. Ali Sabuni, Peygamberler Tarihi, çev. Hanifi Akın, Ahsen Yayınları, İstanbul 2003, s. 127-133.<br />
[268] Saffat: 37/89.<br />
[269] Enbiya: 21/63<br />
[270] Bu konuda daha detaylı bilgi için b.k.z: M. Ali Sabuni, a.g.e., s. 148-151.<br />
[271] Kasas: 28/16</p>
<p>islami sohbet,peygamber efendimizin şefaat dilemesi,şefaat,hz muhammedin şefaat etmesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/cennette-makami-en-assagi-olanlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niçin Yaratıldık</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/nicin-yaratildik.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/nicin-yaratildik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 00:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[Allah insanları niçin yaratmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Teala'nın yüce ve kamil sıfatları]]></category>
		<category><![CDATA[Allah yaratandır]]></category>
		<category><![CDATA[dünya hayatımız]]></category>
		<category><![CDATA[dünya ve ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[ebedilik]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel yapandır]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kulluğumuz]]></category>
		<category><![CDATA[mahlukat niçin yaratıldı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[o dilemiş ve yaratmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[sıfat]]></category>
		<category><![CDATA[tecelli]]></category>
		<category><![CDATA[yüce yaratıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7444</guid>
		<description><![CDATA[Allah mahlukatı niçin yaratmıştır sorusunun cevabı yoktur, bilinemez, O dilemiş ve yaratmıştır, niçin böyle dilediğini ancak kendisi bilir. Bize bildirdikleri bizi (kulluğumuzu, dünya hayatımızı) ilgilendiren şeylerdir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam </a></p>
<p>Niçin yaratıldık?</p>
<p>Allah mahlukatı niçin yaratmıştır sorusunun cevabı yoktur, bilinemez, O dilemiş ve yaratmıştır, niçin böyle dilediğini ancak kendisi bilir. Bize bildirdikleri bizi (kulluğumuzu, dünya hayatımızı) ilgilendiren şeylerdir, mahlukatın niçin yaratıldığını bilmemiz gerekmiyor, ama bizim bu dünyada vazifelerimizin ne olduğunu bilmemiz gerekiyor, bunlar da bildirilmiştir.<br />
İnsanlar niçin yaratıldı?</p>
<p>1. Sayın Hocam, Yüce yaratıcı Allah insanları neden yaratmıştır? Soruma yanıt verirseniz çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler&#8230;</p>
<p>Cevap:</p>
<p>Allah Teala&#8217;nın yüce ve kamil sıfatları vardır, bunlardan biri de yaratma sıfatıdır. Bu sıfatın atıl olması, hiç olmaması gibidir, faal olması ise devamlı yaratmanın bulunmasını gerektirir. Allah yaratandır, en güzel yapandır, mutlak iyilik, güzellik ve kemaldir. İşte bu sıfatların eseri, tecellisi (ilgili olduğu yerlerde eserlerinin görülmesi) diğer varlıklar arasında insanın da yaratılması sonucunu doğurmuştur. İnsan Allah&#8217;ın, birden fazla sıfatının tecelli ettiği, eserinin görüldüğü bir varlıktır, yaratılmışların -bu bakımdan- en kâmilidir. Yaratılış amacına uygun olarak varoluşunu gerçekleştirdiği takdirde (yani Allah&#8217;ı bilme, O&#8217;na inanma ve O&#8217;nun rızasına uygun bir hayat geçirme amacını gerçekleştirmesi durumunda) insan, dünya ve ahirette mutlu olacak, Allah Teâlâ&#8217;nın nice sıfatlarının eseri onda tecellî edecek, ilâhî güzelliklerin -deyim yerinde ise- kopyası, yansıması onda gerçekleşecek, ölümden ve kıyametten sonra gelecek/yaşanacak olan ebedi ahiret hayatında ise yine Yüce Mevlâ&#8217;nın ebedilik sıfatının insancası yaşanacaktır.</p>
<p><strong>Hayrettin Karaman</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/nicin-yaratildik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnşAllah</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/insallah.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/insallah.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Aug 2011 08:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[akit ifade eden sözlere]]></category>
		<category><![CDATA[Allah dilerse]]></category>
		<category><![CDATA[ayet-i kerime]]></category>
		<category><![CDATA[İman konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[inşallah denilmesi gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[insanın azim ve iradesi]]></category>
		<category><![CDATA[işi Allah'ın iradesine bırakmak]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami edep]]></category>
		<category><![CDATA[öğüt ve öğretidir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7420</guid>
		<description><![CDATA["Allah dilerse" anlamında bir dua cümlesi. Herhangi bir şey hususunda "İnşallah" demek, işi Allah'ın iradesine bırakmak manasını taşır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Allah dilerse&#8221; anlamında bir dua cümlesi. Herhangi bir şey hususunda &#8220;İnşallah&#8221; demek, işi Allah&#8217;ın iradesine bırakmak manasını taşır. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de şöyle buyurulur: &#8220;Herhangi bir şey için Allah&#8217;ın dilemesi dışında, ben onu yarın yapacağım deme&#8221; (el-Kehf, 18/23, 24). Bu, Allah tarafından Peygamberimize bir öğüt ve öğretidir. İleride yapılması planlanan işler için inşallah denilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Çünkü insanın azim ve iradesi bir şeyin meydana gelmesi için yeterli değildir. &#8220;Hiç bu kimse yarın ne kazanacağını bilemez &#8221; (Lokmân, 31/32).</p>
<p>Her şey Allah&#8217;ın dilemesiyle olur. Öyle ise gelecekte bir şeyi yapmaya azmederken, inşallah, &#8220;Allah dilerse&#8221; diyerek işi Allah&#8217;ın iradesine bağlamak <a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a>i edeptendir. Yukarıdaki ayet-i kerime bunu ifade etmektedir.</p>
<p>&#8220;İnşallah&#8221; sözü akit ifade eden sözlere bitişik olarak söylenirse, akdin hükmünü ortadan kaldırır, akit gerçekleşmez. Meselâ bir şey satın alan kimse &#8220;inşallah aldım&#8221; dese, akit gerçekleşmiş olmaz. Bu nedenle bir kimse: &#8220;İnşallah yarın şu işi yaparım&#8221; deyip de yapamazsa bundan sorumlu olmaz.</p>
<p>İman konusunda bir müminin; &#8220;İnşallah ben müminim demesi caiz değildir. Çünkü iman konusunda &#8220;İnşallah&#8221;, şüpheyi gerektirir veya şüphe ihtimali olduğunu ifade eder. Bu ise caiz değildir. Hayatta olan bir kimsenin &#8220;İnşallah ben canlıyım&#8221; demesi buna benzer. Bunun yanında İmam Şâfiî&#8217;ye göre bir kimsenin &#8220;İnşallah ben müminim&#8221; demesi caizdir (es-Sâbunî, el-Bidâye, nşr. Bekir Topaloğlu, s. 90)</p>
<p>Şâmil İA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/insallah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En dayanıksız insanlar inkarcılardır</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/en-dayaniksiz-insanlar-inkarcilardir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/en-dayaniksiz-insanlar-inkarcilardir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 04:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[acılar]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allahsızlar]]></category>
		<category><![CDATA[asıl ölü]]></category>
		<category><![CDATA[diri iken ölen]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın bir manası yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[imanı zayıf]]></category>
		<category><![CDATA[imansız çevreler]]></category>
		<category><![CDATA[intihar yoksa]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sızılar]]></category>
		<category><![CDATA[şüpheciler]]></category>
		<category><![CDATA[tecrübe ve gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[üzüntüler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7354</guid>
		<description><![CDATA[Tecrübe ve gözlem ile tesbit edilmiştir ki, en çok telaş gösterenler ve hayatın zorlukları karşısında süratle yıkılıp gidenler Allahsızlar, şüpheciler ve  zayıf imanlılardır. Kur’an bu tip insanları şöyle anlatıyor:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tecrübe ve gözlem ile tesbit edilmiştir ki, en çok telaş gösterenler ve hayatın zorlukları karşısında süratle yıkılıp gidenler Allahsızlar, şüpheciler ve  zayıf imanlılardır. Kur’an bu tip insanları şöyle anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> “Eğer biz insanlara, bizden bir rahmet tattırsak da sonra onu elinden çekip alsak, hemen o, umutsuzluğa düşer, nankör olur”. (Hud: 11/9)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">“Başına bir kötülük gelirse büsbütün umutsuz olur”. (Fussilet: 41/49)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">“İnsanlardan kimi de Alah’a bir kenardan ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse onunla huzura kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötlük gelirse yüz geri eder. O dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur”. (Hac: 22/11)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Onlar kadere inanmazlar ki razı olsunlar; tanrıya inanmazlar ki huzur bulsunlar; peygamberlere inanmazlar ki onları örnek alsınlar; ahirete inanmazlar ki ufukları açılsın, sıkıntıları gitsin,ümitleri artsın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Onlar; dümenini, yelkenini ve dalgalara, fırtınalara karşı dayanma tertibanı yitirmiş gemiye benzerler. Hafif bir rüzgarda şidetle sarsılır, sağ sola yalpa vurur ve her taraftan dalgalara maruz kalır, az sonra da batar!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmanı zayıf veya tamamen imansız çevrelerde sık sık intihar olayı ile karşılaşırsak şaşmamalıyız. Eğer intihar yoksa, acılar,sızılar, üzüntüler vardır; hayatın da bir manası yoktur.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">“Ölüp kurtulan ölü değildir; asıl ölü ,diri iken ölen ve üzgün ve mutsuz yaşayandır!”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><a title="islami islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a> <a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islami sohbet</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/en-dayaniksiz-insanlar-inkarcilardir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hadisi kudsi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hadisi-kudsi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hadisi-kudsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2011 17:57:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[Ben ganiyy-i mutlakım siz de fakir-i mutlaksınız]]></category>
		<category><![CDATA[ey kullarım]]></category>
		<category><![CDATA[haram kıldım]]></category>
		<category><![CDATA[sakın kimseye zülüm etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<category><![CDATA[zerre]]></category>
		<category><![CDATA[zühd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7335</guid>
		<description><![CDATA[Ebû Zerr'in rivâyet ettiği bir hadîs-i kudsî şöyledir: Allahü tebâreke ve teâlâ Hazretleri buyurdu ki:

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ebû Zerr&#8217;in rivâyet ettiği bir hadîs-i kudsî şöyledir: Allahü tebâreke ve teâlâ Hazretleri buyurdu ki:</p>
<p>&#8220;Ey kullarım! Şüphesiz zulmü kendime haram kıldım. Ya&#8217;ni zulümden münezzehim. Bunu size de haram kıldım. Sakın kimseye zulüm etmeyin.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey kullarım! Hepiniz, dalâlet, sapıklık üzere yaratıldınız. Yani din bilgilerini bilmiyordunuz. Ancak sizden hak yoluna hidayet ve imân etmeğe muvaffak eylediğim kimseler hidayete kavuştu, dalâletten kurtuldu. Benden hidayet isteyiniz, sizi hidayete kavuşturayım.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey benim kullarım hepiniz açtınız. Fadl ve keremimle sizleri yedirip içirip doyurdum. Benden yiyecek içecek talep ediniz ki size bunun sebeplerini ve yolunu kolaylaştırayım.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey benim kullarım hepiniz çıplaktınız, hepinizi ben giydirdim. Benden giyecek talep ediniz ki sizi giydireyim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey benim kullarım! Şüphesiz siz bana hiç bir zarar veremezsiniz ve bana hiç bir fâide sağlayamazsınız. Ben bunlardan münezzeh ve müberrâyım. Ben ganiyy-i mutlakım siz de fakir-i mutlaksınız.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey benim kullarım! Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız, cinleriniz, takvânın en yüksek derecesinde olsa, benim mülkümde zerrece artış olmaz. Zühd ve takvânızın fâidesi yine sizedir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey benim kullarım! Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz insan ve cinleriniz, yani hepiniz en âsî bir kimse gibi hep, isyânkâr ve günâhkâr olsanız, benim mülkümden zerre eksilmez. Bunların zararı, ziyânı size ulaşır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey kullarım! Öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz, yeryüzünde bir yerde el kaldırıp benden isterseniz, (Ben de dilersem), her istediğinizi veririm. Böylece benim mülkümden bir şey eksilmiş olmaz. İğne denize daldırıldığı zaman iğne denizden birşey eksiltir mi? Ucunda kıymetsiz bir yaşlık kalır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey kullarım! Sizin amel ve ibadetlerinizi, her işinizi, ilmi ezelîm ve hafaza meleklerim ile zapt ve hıfz ederim. Sonra işlerinizin karşılığını âhirette noksansız veririm. İşte bu şekilde her kim bir hayır işlerse, bana hamd-ü senâ eylesin. Bu da benim ihsânımdır. Bundan başka iş işleyenler de beni değil, kendi nefislerini kötülesinler. Zira kötülük işleyenler, irâde-i cüz&#8217;iyyeleri ile kendi nefslerine uyarak günâh işliyorlar.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hadisi-kudsi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kelime-i Şehadetin Ağırlığı</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2011 12:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Teâlâ kıyâmet günü]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’tan başka ilah yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[büyük defter]]></category>
		<category><![CDATA[büyük ve makbul]]></category>
		<category><![CDATA[Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah (]]></category>
		<category><![CDATA[gözün alabildiği]]></category>
		<category><![CDATA[ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin]]></category>
		<category><![CDATA[Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı olanları inkâr ediyor musun?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7319</guid>
		<description><![CDATA[Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin, âhirette mü’minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kelime-i Şehadetin Ağırlığı</p>
<p>Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin, âhirette mü’minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır:</p>
<p>Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar:</p>
<p>Bu defterde yazılı olanları inkâr ediyor musun? Muhâfız kâtiplerim (olmadık şeyler yazarak sana) zulmetmişler mi? Kul:</p>
<p>Ey Rabb’im, hayır, (hepsi doğrudur!) der. Allah Teâlâ sorar:</p>
<p>(Bunları işlemenden dolayı beyan edeceğin) bir özrün var mı? Kul:</p>
<p>Hayır, ey Rabb’im, der. Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ:</p>
<p>Evet, senin bizim yanımızda (büyük ve makbul) bir de hasenen (iyiliğin) var. Biz bugün sana zulmetmeyeceğiz! buyurur. Hemen bir kart çıkarılır. Üzerinde, ‘Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah (Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve şehâdet ederim ki, Muhammed Allâh’ın Resûlü’dür)’ yazılı.</p>
<p>Sonra Allah Teâlâ buyurur:</p>
<p>Ağırlığını (yani amellerini) hazırla! Kul sorar:</p>
<p>Ey Rabb’im! Bu defterlerin yanındaki şu kart da ne? Allah Teâlâ ona:</p>
<p>Sana zulmedilmeyecektir! buyurur.</p>
<p>Hemen defterler mizanın bir kefesine konulur, kart da diğer kefesine. Tartılırlar. Neticede defterler hafif kalır, kart ağır basar. Esasen Allâh’ın ismi yanında hiçbir şey ağır olamaz!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/kelime-i-sehadetin-agirligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kusur ve hataları örtmek</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/kusur-ve-hatalari-ortmek.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/kusur-ve-hatalari-ortmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Aug 2011 06:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[akıl sahipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Teala]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın haram kıldığı günahlardan kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[beşeri özellikleri sebebiyle]]></category>
		<category><![CDATA[büyük günahlar]]></category>
		<category><![CDATA[günahlarını örterek gizler]]></category>
		<category><![CDATA[güzel bir ahlak örneği]]></category>
		<category><![CDATA[hakkına tecavüz ettiği kişiden özür dilemesi]]></category>
		<category><![CDATA[hataları örtmek]]></category>
		<category><![CDATA[iman eden erkek ve kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[iman ederek salih amel işleyenler]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[islami chat]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Kısacası insan]]></category>
		<category><![CDATA[kullarının kusur ve hatalarını]]></category>
		<category><![CDATA[Kusursuz dost arayan dostsuz kalır]]></category>
		<category><![CDATA[salih amel işleyenler]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<category><![CDATA[toplanma gününde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7283</guid>
		<description><![CDATA[İnsan, hata işlemeye müsait bir şekilde yaratılmıştır. Onun bu zaâfı, nefsi aklına galebe çaldığı zaman daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Bazen de insan farkında olmaksızın, bilmeyerek hata işler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan, hata işlemeye müsait bir şekilde yaratılmıştır. Onun bu zaâfı, nefsi aklına galebe çaldığı zaman daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Bazen de insan farkında olmaksızın, bilmeyerek hata işler. Kısacası insan, beşeri özellikleri sebebiyle, zaman zaman kusur ve hatalar işleyebilir. Ancak, farkına vardığı zaman hemen Allah Teâlâ&#8217;dan af veya hakkına tecavüz ettiği kişiden özür dilemesi, güzel bir ahlâk örneğidir. Çünkü &#8220;hatadan dönmek de bir fazilettir. &#8221;</p>
<p>İsimlerinden biri de &#8220;Settâr&#8221; olan Allah Teâlâ, kullarının kusur ve hatalarını, günahlarını örterek gizler ve diğer kulların bilmesine engel olur. Bu itibarla Cenâb-ı Hakk&#8217;ın bir sıfatı da &#8220;Settârel-Uyûb&#8221; (ayıpları örten, gizleyen) dur. Eğer O&#8217;nun bu ismi kulları üzerinde tecelli etmeseydi, insanlar birbirlerinin kusurlarına muttali olur ve birbirlerine karşı rezil olurlardı. Böylece toplum içinde çeşitli huzursuzluklar meydana çıkardı.<span id="more-7283"></span></p>
<p>Allah Teâlâ, Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;in birçok ayetinde, mü&#8217;minlerin kusur ve hatalarını örttüğünü ifade buyurmaktadır.</p>
<p>&#8220;İman ederek salih amel işleyenlerin hatalarını andolsun ki, örteriz ve onları yaptıkları amellerden daha güzeli ile mükafatlandırırız&#8221; (el-Ankebut, 29/7).</p>
<p>Allah Teâlâ&#8217;nın, kullar tarafından işlenen hataları örttüğünü bildiren bu gibi ayetlerde bazı ön şartlar vardır. Yani kişinin, Allah&#8217;ın affına ve hatalarını gizlemesine ulaşabilmesi için, bazı özelliklere sahip olması lâzımdır. Bu özellikler ise söz konusu ettiğimiz ayetlerde açıkça görülmektedir. Bunların başında &#8220;iman&#8221; gelmekte ve hemen ardından &#8220;salih amel&#8221; şartı zikredilmektedir. Konuyla ilgili âyetler şöyledir:</p>
<p>&#8220;(Allah) İman eden erkek ve kadınları, içinde temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar ve onların hatalarını örter. Allah katında büyük kurtuluş işte budur&#8221; (el-Feth, 48/5).</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;a iman eden ve salih amel işleyenlerin ve Muhammed&#8217;e Rablerinden bir gerçek olarak indirilene inanan kimselerin hatalarını Allah örter ve durumlarını düzeltir&#8221; (Muhammed, 47/2).</p>
<p>&#8220;Sizi toplanma gününde bir araya getirdiği gün, işte o gün, kimin aldandığını ortaya çıkaracağı bir gündür. Kim Allah&#8217;a inanmış ve salih amel işlemişse, Allah onun hatalarını örter, onun içinde ebedi kalacağı, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Büyük kurtuluş işte budur&#8221; (et-Teğâbun, 64/9).</p>
<p>Allah Teâlâ hataları örtmeyi iman şartına bağlamaktadır:</p>
<p>&#8220;Şayet Ehl-i kitâb (Hristiyan ve Yahûdiler) iman edip de Allah&#8217;a karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları ni&#8217;met cennetlerine koyardık&#8221; (el-Mâide, 5/65).</p>
<p>Konuyla ilgili diğer ayetlerde göze çarpan bir diğer özellik de &#8220;takva&#8221; şartıdır.</p>
<p>&#8220;Bu Allah&#8217;ın size indirmiş olduğu buyruğudur. Kim Allah&#8217;ın buyruğuna karşı gelmekten sakınırsa, Allah da onun kötülüklerini diğer ve mükâfatını yüceltir&#8221; (et-Talâk, 65/5).</p>
<p>&#8220;Zira Allah (takva sahibi) mü&#8217;minlerin yaptıkları hataları örter ve onlara işledikleri amellerin en güzeliyle karşılık verir&#8221; (ez-Zümer, 39/35).</p>
<p>Allah&#8217;ın haram kıldığı günahlardan kaçınmak da bir takva işaretidir.</p>
<p>&#8220;Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız,&#8221; kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz&#8221; (en-Nisâ, 4/31).</p>
<p>Bu ayetlerin yanında, &#8220;Ey mü&#8217;minler! Yürekten tevbe ederek Allah&#8217;a dönün ki, Rabbiniz de sizin kötülük ve hatalarınızı örtsün, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun&#8221; (et-Tahrîm, 66/8) âyetinden &#8220;tevbe&#8221; nin de bir şart olduğunu anlıyoruz.</p>
<p>Kişinin, Allah&#8217;ın af ve müsamahasına ulaşabilmesi için, tamamlayıcı bir şartın da &#8220;ihlas&#8221; olduğu sabittir.</p>
<p>&#8220;Sadakalarınızı açıktan verirseniz ne güzel! Eğer onları gizlice verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Bununla Allah hatalarınızı örter. Allah işlediklerinizden haberdardır&#8221; (el-Bakara, 2/271).</p>
<p>Allah Teâlâ tarafından &#8220;akıl sahipleri&#8221; olarak nitelendirilen mü&#8217;min kulların duası, bu konuda mü&#8217;minler için en güzel örnektir:</p>
<p>&#8220;Onlar ki şöyle derler: Ey Rabbimiz! Doğrusu biz, &#8220;Rabbinize iman edin&#8217; diye inanmaya çağıran bir davetçiyi işittik ve iman ettik. rabbimiz! Sen de bizim günahlarımızı bağışla, hatalarımızı ört ve canımızı iyilerle birlikte al&#8221; (Alu İmrân, 3/193). Bu ayetin devamında da duâlarının kabul edildiği bildirilmektedir:</p>
<p>&#8220;Rableri duâlarını kabul etti. Sizden kadın olsun, erkek olsun, yaptığınız ameli boşa çıkarmam (dedi). Hicret edenlerin, memleketinden zorla çıkarılanların, benim yolumda savaşan ve öldürülenlerin kusurlarını elbette örteceğim. Andolsun ki, Allah katından bir nimet olarak onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin en güzeli ise Allah katındadır&#8221; (Alu İmrân, 3/195).</p>
<p>Zikredilen ayetlerin ışığında denilebilir ki, insan gerçek anlamda iman edip, sâlih amel işler, takva üzere bulunur ve hatalarından dolayı pişman olup tevbe ederek Allah&#8217;a yönelirse, bu kişi Allah&#8217;ın affına ve müsamahasına hak kazanır. Dünyada olduğu gibi âhirette de hataları, Allah tarafından gizlenir.</p>
<p>Hataları örtmek hususunda, Hz. Peygamber (s.a.s) mü&#8217;minleri teşvik etmektedir: &#8221; Kim, dünyada müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını âhirette gizleyip kapatır&#8221; (Müslim, Birr, 58, 72).</p>
<p>Buna karşılık, Hz. Peygamber (s.a.s) &#8220;Din kardeşini, bir suçundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu kendisi de işlemedikçe ölmez&#8221; (Tirmizî, Kıyamet, 53) buyurarak, müslümanların, hatalarından dolayı birbirlerini kınamaları ve hor görmelerinin, kendileri için ne derece kötü bir sonuca yol açtığına dikkat çekmiştir.</p>
<p>&#8220;Kusursuz dost arayan dostsuz kalır&#8221; sözü gereği, insan başkalarının kusurlarıyla uğraşmamalı ve hataları örten kişi olmalıdır. Bu konuda mü&#8217;minin rehber edineceği prensip Allah Teâlâ tarafından şu ayetle açıklanmıştır:</p>
<p>&#8220;İyilikle kötülük bir değildir. Sen kötülüğü en güzel olan iyi bir hareketle önle. O vakit bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan biri yakın bir dost gibi olmuştur&#8221; (el-Fussilet, 41/34).</p>
<p>Mehmet Emin AY</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/kusur-ve-hatalari-ortmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>amel defteri</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/amel-defteri.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/amel-defteri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jul 2011 16:57:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALLAH (cc) ve kullari]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın dinini yeryüzünde hakim kılmak]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[amel defteri]]></category>
		<category><![CDATA[bahtiyarların hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[cehennemlik bedbahtlar]]></category>
		<category><![CDATA[gözetleyici melekler]]></category>
		<category><![CDATA[hafaza]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[islami chat]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[şerefli yazıcılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7216</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın dünya hayatında yaptığı iyi ve kötü bütün işlerin sözlerin kayıt edildiği defter. Bu defter sesli bir film misali insanın her türlü hâl ve hareketini, konuşmalarını zapt eden bir defterdir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın dünya hayatında yaptığı iyi ve kötü bütün işlerin sözlerin kayıt edildiği defter. Bu defter sesli bir film misali insanın her türlü hâl ve hareketini, konuşmalarını zapt eden bir defterdir. Bu kayıt ve zabıtlarla insan ahirette hesaba çekilecek, bu defter insanın leh veya aleyhinde bir şahid olacaktır. Kur&#8217;an&#8217;da &#8220;kitab&#8221; olarak zikredilmektedir .</p>
<p>Dünya hayatında devamlı olarak insanla beraber bulunan ve onun yaptıklarını kaydeden melekler vardır. Kur&#8217;an-ı Kerîm bu melekler hakkında şöyle buyurur:</p>
<p>&#8220;&#8230;Halbuki üzerinizde gözetleyici melekler var, şerefli yazıcı (melekler). Her ne yaparsanız bilirler&#8221; (el-İnfitâr, 82/10-12). &#8220;O, (İnsan) her ne söz söylerse muhakkak yanında hazır bir gözcü vardır&#8221; (Kaf, 50/18).</p>
<p>Amel defterine insanın yaptıklarını yazan meleklere Hafaza* (Hâfıza) melekleri veya Kirâmen Kâtibîn * (Şerefli Yazıcılar) yahut &#8220;Rakîb Atîd&#8221; denmiştir.</p>
<p>Her insana, kendi amel defteri, Ahiret gününde verilecek ve insan kendi yaptıklarını orada bizzat görüp okuyacaktır. Defterleri sağ tarafından verilen kimseler Cennetlik bahtiyarlar, sol tarafından veya arkasından verilen kimseler ise Cehennemlik bedbahtlar olacaklardır. Bahtiyarların hesabı ya çok basit geçecek veya onlar hiç hesaba çekilmeyecek; bedbahtlar ise çok çetin bir hesapla karşılaşacaklardır. Kur&#8217;an-ı Kerîm bu hususta da şöyle buyurur:</p>
<p>&#8220;&#8230;.İşte o vakit kitabı (amel defteri sağ eline verilmiş olan kimse der ki: &#8216;Gelin kitabımı okuyun. Çünkü ben hesabıma ulaşacağımı (hesaba çekileceğimi) zannetmiştim!. Artık o hoşnut bir hayatta yüksek bir Cennet&#8217;tedir &#8221; (el-Hâkka, 69/19-22). &#8220;Kitabı sol eline verilmiş olan ise, der ki: &#8216;Eyvah, keşke kitabım bana verilmeseydi&#8230; Hesabının da ne olduğunu bilmeseydim!&#8230; Tutun onu hemen bağlayın onu, sonra Cehennem&#8217;e atın onu&#8230;&#8221;(el-Hâkka, 69/25-27, 30-31).</p>
<p>İnsan, kendi amel defterinde hayatının bütün teferruatını görünce hayret edecek ve Kur&#8217;an&#8217;ın tabiriyle şöyle diyecek &#8220;Eyvah bize, bu deftere ne olmuş, küçük büyük bırakmayıp hepsini toplamış&#8230; &#8221; (el-Kehf, 18/49).</p>
<p>Amel defteri insanın dünya hayatındaki kendi yaptıkları ameller doğrultusunda doldurulduğuna, insan da iradeye sahip olduğuna göre amel defterinin iyi veya kötü şeyleri ihtiva etmesinde insanın kendisi etkilidir. &#8220;İman edecek salih amel işleyenlerin amelleri zâyi&#8217; olmaz. Biz onu yazmaktayız. &#8221; (el-Enbiyâ, 21/94). Bu hususta başkasını suçlamasına mahâl yoktur. Arzu edilir ki o defter yüz ağartıcı sahifelerle dolu olsun. Yüzümüzün akı olacak salih ameller, o defteri süsleyecek olanlardır. Bu da ancak Allah&#8217;ın dinini yeryüzünde hakim kılmak, bu dini yaşamak ve Allah Resulu&#8217;nün gösterdiği yoldan gitmekle elde edilir.</p>
<p>Orhan ÇEKER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/amel-defteri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

