Yemîn, mîsâk, söz verme, ittifak, bir şeyi korumak, halden hâle onu muhafaza etmek, tavsiye etmek anlamlarında kullanılan bir terim. Ahd kelimesi İslâmî bir kavram olarak "Ahd-ü Mîsâk' şeklinde kullanılmıştır. Allah'u Teâlâ ile beşer arasında geçen birçok ahidleşmeyi insan aklına Bu Makalenin Devamını Oku;
Burun zarının ve nefes verme kaslarının sarsıntılı bir hareketiyle havayı bir anda ağızdan ve burundan dışarı atmak. Aksırmak, insanda meydana gelen fizikî bir olaydır. Halk arasında "hapşırmak" diye bilinen bu olay bir terim olarak İslâm dini âdâb-ı muâşeretinde * "Teşmitu'l Âtis" şeklinde geçer. Bu Makalenin Devamını Oku;

Öyleyse canın canımdır… Aynan olmalıyım… Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi… Hem sakınmadan, mertçe… Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece… Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda…

Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim… Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim…

Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey… Kulak duyarken anlatılmalı… Göz bakarken bakmalıyım sana… Can sağ iken sarılmalı… Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı….

Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!

Her söylediğimi onaylaman şart değil… Her yaptığımı beğenmen de gerekmez… Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma… Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama!

Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez… Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım… Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım…

Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında… Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma… Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama… Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına…

Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz… Uğruna seve seve hesabı şaşırırım… Görmezden gelebilirim yanlışlarını… Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!

Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan… Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin… Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ… Kışsan kar ol, güzsen yağmur… Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma…

Belki de çok geldi bunca talep… Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma… Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin… Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden… Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma!

Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma!

Şiir : Neslihan Nur TÜRK

Kişinin davranışlarından hesap verme yükümlülüğü altında bulunması durumu. Türkçe'de sorumluluk denir. Hesap yükümlülüğü kişinin davranışları nedeniyle ödül ya da ceza biçiminde bir karşılık görmesi sonucunu doğurur. Bu Makalenin Devamını Oku;
Eğer, bir yabancı Sana vefakarlık ederse Onu akrabadan kabul et. Bu Makalenin Devamını Oku;
Mevlâna Celâleddin (Rumî) Hazretlerinin en büyük dostu... O kadar büyük dostu ki, iki erkek, hele Allah yolcusu iki erkek arasında en ileri ve mefkûrevi mânasiyle bir dostluğa dünya, bir daha şahid olmadı. Bu Makalenin Devamını Oku;
Ya işte böyle gözüm, bakıyorum da şunlara , şaşıyorum. Canım sıkılıyor, Allah canımı alsın. Zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla, gündelik sevgili değiştiren, aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum. Bu Makalenin Devamını Oku;
Ateşten, külden, kordan ne var elinde!.. Pervane değilsen yaklaşma sakın ateşe!.. Bu Makalenin Devamını Oku;
Osmanlı evlerinin dış duvarlarına '' Ya Hafız '' levhaları asılırdı. '' Ey büyük koruyucu!'' manasını taşıyan bu levhalar ile evler ve içindekiler Bu Makalenin Devamını Oku;

Uzun olur gecelerim hep ismini hecelerim Tütmez oldu bacalarım gönül sızım ah Efendim

Müptelâ-yı mihnet-i mâsivâyım Efendim! Garîk-i bahr-i isyân u rüsvâyım Efendim!

Açılsın ne olur cemâl-i pâkinden nikâb! Yüzüne aşinâ-yı pür-vefâyım Efendim!

Varıp bezmine âşıkân bin bir leâl ister Ben bir garîb-i nâlân u şeydâyım Efendim!

Geçerler candan girenler nur halene bir kez O dertten bin belâya müptelâyım Efendim..!

Olur Mecnûn görenler ruhsârını a cânân! Kapında mülk-i serâp bir gedâyım Efendim!

Esîr-i dâm-ı firkatte hep yandım yakıldım; Her subh u şâm inim inim bir nâyım Efendim!

Seherler bûy-ı huzûrunla tüterken her şeb Ben neden nâr-ı hicrana yanayım Efendim!

Kerem eyle bırakma bendeni bu hicrânla! Kerem kılmazsan nasıl dayanayım Efendim!

Köyünün yoluna düşsem yüzümü tozuna sürsem Günahkarım yandım desem gel dermisin ah Efendim

Ya HabibAllah şu kalbim olsa dahi meskenin Meskenim cennet olurdu nerde olsam bendenin! Rahmetel lil alemin mihmanım ol gir kalbime Büsbütün dünyaya tırnağın değişmem ben senin! Vasılı cennet olursam istemem bir arka yer Aşıkın zindanı elbet yar yanından başka yer Aşıkım maşuka vasıl olduğum yerdir cennetim Onsuz el vermez saadet Onsuz olmaz aşka yer Gel dermisin ah Efendim gönül sızım ah Efendim…

Özlemekten yorulmuşum kapında durdur beni Ucu sana dek ulaşan bir zincire vur beni Beni çöllerden sorma ki sonra mecnun yerinir Aşksızlıktan taş kesilmiş şehirlere sor beni…

Karanlık yerlerimi bir bir soyundum asfaltlara Şimdi yüreğim üşüyor giyindir ey nur beni Ben leylama gidiyorum, çekil önümden leyla Gayrı cennet olsa durmam bak çağırıyor beni…

Toprağımın gözlerinden çöllerin yanağına Süzülen bir damlayım yar kabul buyur beni Hangi denize attımsa tutuştu saçlarından Bir kez bak yoksa bu yürek yarı yolda kor beni…

Üzülme!Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.Üzülme! Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!

Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki…

Üzülme!

Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki… Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!

Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!

Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki… Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!

Seni bir “İşiten” var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!

Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!

O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: “Lâ tahzen, innAllahe meânâ.”

Üzülme!

Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. “Rabbin sana küsmedi ki…” Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. “Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki…”  

senai DEMİRCİ.

Her gün dünyada yoksulluk ve açlık felaketi yüzünden 25 bin insan ölüyor Bu Makalenin Devamını Oku;

1 Elden Satlık monta Seti  ( Fiyat 35.000  TL )

( Makinalar çalışır Durumda ! Anlaşma halinde Alıcıya çalıştırılır Mevcut sistem içerisndeki ürün monta yapılır. )

Sistem set olup 7 makinadan oluşmaktadır.

Monta Setimiz 7 artı makinadan olusuyor

. 1: Ön Monte

 2: Arka Monta 

 3: bombe yapistirma

 4: Fort koyma (fort forma )

 5: on monta Bombe tavlama

6: Arka Monta Fort Tavlama

 7 : Bombe koyma ve kampire makinasi

ön Monta Makinasi Teknik özellikleri

Adı                 : K68 SZ  Ön monta makinasi işleyiş             : Hidrolik Basınç              : 40_50 Otamatik Kumanda    : Elektirik 3 Kademeli Pedal İle Geril               : II0 V Oto.Tesisat gücü    : IKW Isı Tesisat Gücü    : 3,2KW (I) Max Emiş Düzeni     : 5,7 KW(I) Boyutlar            : Cm 170  çarpı 115 çarpı 190 h Ağırlığı            : 1250 Kğ

Motor Gerilim Besleme ağı : Etikete bakınız

Arka Monta Teknik özellikleri

Adı                                           : C-K 23 Arka Monta makisansı işleyiş                                       : Hidrolik Birinci Devre basıncı                         : 50 atm. ikincil Devre basıncı                         : I0 atm Otamatik Kumanda Elektirik Pedal ile Yardımcı Devrelerin elektirik devre gerilimi  : IIO V Hidrolik çalışma Gücü                         : 3 Beygir Isıtıcı Devre Gerilimi                        : 24 V Motorun Gerilimi Ve besleme Ağı               : Bakınız Terghetta Çivi Uzunluğu                                 : 7 + 11 mm Uygulanabilir çivi sayısı                     : 16-18-20-22-23 Boyutları                                     : 1075 Çarpı 1220 Çarpı h1990 mm Ağırlığı                                      : 1300 Kğ

İletişim için cetshell@gmail.com

tel : 0535 370 38 43 -    Abbas                              Efor ayakabbı

tel : 0537 248 34 76 - Hasan Murat              Efor ayakabbı

Makinalarımızı gormek için tıklayınız —>  

Sesli soru, sesli soru, sesli, sesli sohbet, sesli chat

Gayrimenkullerin satışının resmi şekilde yapılması gerekir. Bunun anlamı, tarafların tapu memurunun önünde, resmi şekilde hazırlanan sözleşmeyi imzalamaları demektir. Bu Makalenin Devamını Oku;
Kırık Cam Teorisi Yıllar öncesi. Öğrenciyim. Hava sıcak ve yorgunum. Az sonra bineceğim otobüste de oturamayacağım kesin. Bari beklerken dinlenebilirdim. Duraktaki banka oturmaya niyetlendim. Ama garip ki, benden önce oturanlar oturak yerine ayaklarını koymuşlar, bankın arkalığını da oturmak için kullanmışlardı. Gençler öyle otururdu o zamanlar. (Herkes gibi otururlarsa, yaşlı sanılmaktan mı korkarlardı?) “Böyle gelmiş, böyle gider”di. Ben de onlar gibi oturmak zorunda kaldım. Ayakkabılarımı oturak yerine koydum, koltuğun arkalığının daracık ucuna yerleştim. Çok geçmedi ki banka benim gibi oturamayacak yaşlı teyze, benden önce banka benim gibi oturan gençlerin hepsinin hesabını bana sordu. İyice bir fırça yedim. Ben o azarı hak etmemiştim ama o haklıydı. Sustum. Meğer ben o koltuğa oturmadan yıllar önce, ABD’de bir araştırmacı, o teyzeye karşı yaşadığım acı mahcubiyetin hesabını yapmışmış. Şimdi haberim oldu. “Kırık Cam Teorisi” hesabıymış bu. Anlatıldığı kadarıyla: “Kırık Cam Teorisi” ABD’li suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmiş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Ve olup bitenleri izledi. Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı. Ardından Zimbardo ve iki öğrencisi ‘sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti. “Demek ki” diyordu Zimbardo, “ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.” Şimdi niye o banka öyle oturduğumu anladım. Ve benim olmayan suça nasıl da kolayca katılabildiğime, hatta onu çoğalttığıma şaşırmadım. Ayrıca benden önceki suçların hepsinin hesabının bana sorulmuş olması da gerekiyormuş. “Kırık Cam Teorisi”nin takipçileri bakın ne diyor: “Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.” Bunları niye mi anlattım? Kalbimizde ucundan kıyısından kırılmış camlar taşıyoruz sürekli… Ruhumuzun başköşelerine ilk başta önemsiz gözüken, laf etmeye değmez çöpler bırakıyoruz her gün. Küçük küçük günahlar, minik minik hatalar camı kırık araba gibi diğerlerini de camları kırmaya, kapıları çerçeveleri indirmeye teşvik ediyor. Pişmanlığımızı fırsat bilip ortadan kaldıracak kadar ciddiye almadığımız “çöpler”imiz, sürçmelerimiz, kötülüklerimiz, ayıplarımız, kokuşmuş çöp dağlarına, kötülük yığınlarına kapı aralıyor. “Böyle gelmişse, böyle gider” diye kendi kendimizi ağır veballer altında ezdirdikçe ezdiriyoruz. Kırık camın oradaki varlığı, diğer camların da kırılabileceğine dair bir haklılık üretir içimizde. Çöpün bizden önce oraya atılmış olması, oraya çöp atmanın bir alışkanlık olduğunu söyler bize. Çok geçmeden biz de o alışkanlığa alışır, alışık olunanı yapmakta haklı görürüz kendimizi. Cam ilk kırıldığında hafife alırsak, ağırlaşır cam kırıkları. Çöp ilk atıldığında umursamazsak, umursamazlığımız bir çöp dağını besler. Tam da “hafife almakla” açılan, “umursamazlıkla” genişleyen bir “yol(suzluk)”u tarif eden sûre’nin (Mutaffifîn) berceste ayetinin konusudur “cam kırıkları teorisi”: “Yapmaya alıştıkları kötü işler, gitgide kalplerini paslandırdı.” (Mutaffifîn, 83/14). Bir de aynı ayeti yorumlayan Efendimiz’in [asm] küçümseyerek/hafife alarak ilerlediğimiz yol(suzluk)u tarif edişine kulak verelim: “İnsan bir günah işler ve onu tevbe ile silmezse, kalbinde bir leke olarak kalır. Eğer tevbe ederse kalbi yine parlar. İkinci bir günah işlediğinde ise o leke büyür. Ve kalb günah işleye işleye öyle bir kararır ki, bütün kalbi ele geçirir.” Bu yüzden galiba… “Günah insanı kâfir yapmaz ama istiğfarsızlık küfre götürebilir” imasında bulunur Said Nursî. “Her günahta küfre giden bir yol var”sa, ilk “cam kırığını” onarmamaktandır bu. Masum görünen her hata, her günaha yaklaşış, bir büyük günaha doğru sürüklüyorsa bizi, ilk atılan çöpü kaldırmamaktandır bu. İlk cam kırığını görür görmez, “Estağfirullah!” İlk çöp torbasının kokusunu alır almaz, “tövbe ya Rabbi!” Hazır mıyız? SENAİ DEMİRCİ
Özellikle bazı kimselerin beğenerek, imrenerek veya kıskanarak baktığı şeylere nazar [Göz Değmesi] değer. Bu Makalenin Devamını Oku;

islam

İslamsevdasi.com ve tüm islam kardeşlerimizin cuma gününün hayırlara vesile olmasını yuce rabbimizden dileriz. hayırlı cumalar allah cc bereketi ve selamı üzerinize olsun… Bu Makalenin Devamını Oku;

Görülen rüya hakkında Peygamber Efendimiz ''Güzel rüya Allah'tan dır. Bu Makalenin Devamını Oku;
islamsevdasi.com Duyuru
Sitemiz islamsevdasi.com yazar alımlarımız başlamıştır. ilgilenen kardeşlerimizin bu bildiri hakkında yorum yapma şeklinde başvuru yapmaları yeterlidir alt bölümde verilmiş KRİTERLERİN dışına çıkmadıkları surece!! ( Alt Bölümdeki Kiriterlere uygun davranış sergilemeyen yazarların yazarlıkları engellenir Makaleleri yayından kaldırılır... 1 :) Sitemiz islami site olup kesinlikle islam, aykırı Makaleler kabul edilemez... 2 :) Yazılan tüm makale ve yazıların islam hukukuna uygun Delilleri olması gerekmektedir... 1( Kur`an-ı Kerim 2 : Hz. Muhammed (s.a.v) Sünnetleri...
Aylara Göre Makale (Arşivi)
islamsevdasi Takvim
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829