3612- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, babası ona bir köle bağışlamıştı ve Rasûlullah (s.a.v)’i de bu yaptığı işe şahit tutmak için Onun yanına gelmişti. Rasûlullah (s.a.v): “Tüm çocuklarına aynı şekilde bağışta bulundun mu?” diye sordu. Beşir: “Hayır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse onu geri al” buyurdu. (Tirmizî, Ahkam: 30; Müslim, Hibât: 3)
3613- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, babası onu Rasûlullah (s.a.v)’e getirdi ve: “Ben bu oğluma bana ait olan bir köle bağışladım” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Her çocuğuna aynı şekilde bağışladın mı?” diye sordu. Beşir: “Hayır” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse o bağışından dön” buyurdu. (Tirmizî, Ahkam: 30; Müslim, Hibât: 3)
Bu Makalenin Devamını Oku;
3701- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v): “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah’a yemin ederim ki diyerek yemin ederdi.” (İbn Mâce, Keffaret: 1; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 12)
1- KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN ALLAH DİYE YEMİN EDİLİR Mİ?
3702- Sâlim (r.a) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) yemin ederken: “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah adına yemin ederim ki” diye yemin ederdi. (İbn Mâce, Keffaret: 1; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 12)
Bu Makalenin Devamını Oku;
Ukbe b. Âmir el-Cühenî (r.a.)'ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.s.)
"Birisinin müslüman olmasına vesile olan kimseye cennet vâcib olur."[1]
Sehl ibn Sa'd (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur.
"Allah'a yemin ederim ki, senin irşâdınla tek bir kişinin hidayete kavuşturulması, senin için kırmızı develerin olmasından hayırlıdır!"[2]
Bu Makalenin Devamını Oku;
1350- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biz, sonraki gelen ümmet olarak öncekileri geçenleriz. Bizden öncekilere kitap verilmişti bize de verildi. Cuma günü onlara da farz kılınmıştı fakat onlar ayrılığa düştüler. Bu yüzden Allah, Cuma gününü bizlere nasip etti. Böylece tüm insanlar bize uymuş oldular. Yani Cuma bizim günümüzdür. Ertesi gün (Cumartesi) Yahudilerin daha ertesi gün de Hıristiyanların kutsal günü oldu.” (Buhârî, Cuma: 1; Müslim, Cuma: 5)
1351- Rib’i b. Hıraş ve Huzeyfe (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah, bizden öncekilere Cuma gününü kaybettirdi. Yahudilerin kutsal günleri Cumartesi Hıristiyanların ise Pazar günüdür. Allah, bize de Cuma gününü nasip etti böylece Cuma, Cumartesi, Pazar günleri mübarek ve kutsal günler oldular. Bu kutsal günlerde bize uyup arkamızdan geldikleri gibi kıyamet gününde de bizi takib edeceklerdir. Bu dünyada en son gelen ümmet biziz. Ahirette ise hesabı ilk görülecek olan yine biz olacağız.” (Buhârî, Cuma: 1; Müslim, Cuma: 5)
Bu Makalenin Devamını Oku;
Muaz b. Abdullah (r.a) babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Karanlık bir gecede yağmurdan ıslandık. Bize namaz kıldırması için Rasûlullah (s.a.v)’i bekledik -veya benzeri sözler söyledi- o sırada Rasûlullah (s.a.v) bize namaz kıldırmak üzere gelerek: “Oku” dedi. Ben de: “Ne okuyayım?” deyince Peygamber (s.a.v): “Her akşam ve sabah üçer defa “Kulhüvallahü ehad” sûresiyle Nâs ve Felâk sûrelerini oku, seni her türlü tehlike ve zarardan korumaya yeterli olur” buyurdu. (Ebû Davud, Edeb: 110; Tirmizî, Dua: 115)
Bu Makalenin Devamını Oku;