Hz. Âmine; Peygamberimiz Aleyhisselamı dünyaya getirdiği zaman, Peygamberimiz Aleyhisselamın dedesi Abdulmuttalib’e: “Bir oğlan torunun doğdu. Gel de, gör onu!” Bu Makalenin Devamını Oku;
Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre; Mekke’de, ticaretle uğraşan bir Yahudi Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu gece, doğuşuna alâmet olan yıldızın doğduğunu görmüş, katıldığı Kureyş meclislerinden bir mecliste: Bu Makalenin Devamını Oku;
Peygamberimiz Aleyhisselam; Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi günü, tanyeri ağarırken, Şı’b’daki evlerinde doğdu. Riyaziyecilere göre; doğum tarihi şemsî aylardan Nisan ayının yirmisine rastlamış, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa da, bunun Milâdî 571 Bu Makalenin Devamını Oku;
Peygamberimiz Aleyhisselamın Babası Hz. Abdullah’ın Vefatı Peygamberimiz Aleyhisselamın babası Hz. Abdullah, Hz. Âmine ile evlendikten kısa bir müddet sonra, Kureyşlilerin ticaret malları yüklü kafilelerinden bir kafileye katılarak Bu Makalenin Devamını Oku;
Tâbiîn bilginlerinin büyüklerinden Saîd b. Müseyyeb der ki: “Araplar, kendilerinden, Muhammed isminde bir peygamber gönderileceğini, Kitab Ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla kâhinlerden Bu Makalenin Devamını Oku;
Peygamberimiz Aleyhisselam: “Benim birtakım isimlerim vardır: Ben Muhammed’im! Ben Ahmed’im! Ben Mâhî’yim ki, Yüce Allah, küfrü benimle yok edecektir! Bu Makalenin Devamını Oku;
Bütün kaynaklar Muhammed Aleyhisselamın, Adnan’a kadar olan atalarının gerek isimlerinde, gerek sıralarında, ittifak halinde bulundukları gibi, Adnan’ın da İsmail Aleyhisselam b. İbrahim Aleyhisselamın öz be öz soyundan geldiğinde de müttefiktirler Bu Makalenin Devamını Oku;
Hz.Peygamber'in annesi. Babası Vehb b. Abdimenaf, annesi de Berra binti Abduluzza'dır. Ne zaman doğduğu bilinmeyen Âmine'nin 577 yılında hayata gözlerini yumduğu tahmin edilmektedir. Bu Makalenin Devamını Oku;
İnsanlığın son peygamberi Hz. Muhammed'e (s.a.v) karşı bir insanın ilk vazifesi, onun getirdiği ve söylediği bütün şeyleri tasdik etmektir. Kalbinin yaptığı bu tasdike dili de katılıp onun bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamber olduğunu söylemelidir. Bu Makalenin Devamını Oku;
Peygamber, Medine'de iken Ramazan ayi ortalarinda on gün kadar Mescid'de itikaf etmeyi adet haline getirmisti. O sene ise yirmi günü itikafta geçirdi. Hicretin onbirinci senesiydi. Bu Makalenin Devamını Oku;
Abdulmuttalib'in mallari hayatinin son döneminde oldukça azalmisti, ölümünden sonra ogullarina sadece çok küçük bir miras birakmisti. Ogullarindan bazilari, Bu Makalenin Devamını Oku;
Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan,yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!.. Gel ey, âteş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!.. Bu Makalenin Devamını Oku;
Rûhum sana, varlık sana hayrandır Efendim! Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim!.. Ecrâm ü felek, levh ü kalem mest-i nigâhın, Dîdârına âşık Ulu Yezdan'dır Efendim!.. Bu Makalenin Devamını Oku;
Bir gün ashabdan biri Allah Râsûlü’ne:“ Ya Resûlallah biraz kendinizden bahseder misiniz?” der. Cevabının bir kısmında, Allah Resûlü şöyle buyurur: “Ben İbrahim’in duâsı ve Hz. İsa’nın muştusuyum.” 29 Bu Makalenin Devamını Oku;
Yâ Nebî, şu hâlime bak! Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın; Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın! Bu Makalenin Devamını Oku;

Bu mektup size efendim…Size sevdalı milyonlar adına yazıyor ve size gönderiyorum… İçimden geçenleri anlatmaya tam anlamı ile kifayetsiz kalıyor kelimeler… Cümleler bir bir devriliyor belki… Ama size layık olmayan aşkımı bu mektupla size sunuyorum… Sizin asırlar önce bahsettiğiniz bir asırda yaşayan bir ümmetinizim…

Efendim… Ben üzerine güneş doğan, namazlarında o manevi derinliği yaşayamayan, kısaca sizin uzak durmayı emir buyurduğunuz şeylere yakın olan biriyim… Geriye dönüp dikkatlice baktığımda size yazacağım, size övünç ile bahsedeceğim hallerim yok ne yazık. İsmini duyunca hiç hıçkırıklara bulanamadım… Evet, elim kalbimde sizi andım. Sizin istediğiniz gibi. Ama ben isterdim ki. Mübarek isminiz anıldığı vakit iki büklüm olayım, gözyaşlarına bulanayım… Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah diye hıçkırıklarla birde ben sesleneyim…

Yazık ki sizi sevmekten başka size yazacağım hiç bir şeyim yok benim… Efendim sizi rüyalarımda görmeyi de çok ama çok isterdim… Sizi görenler anlattılar sizi. Sizin nur çehrenizden bahsettiler. Saçlarınızı gözlerinizi anlattılar. Sizi görenler size layık. Hallerinden belli. Ben sizi görmeye hakkım olmadığının idrakindeyim. Yadırgamıyorum. Ama efendim siz kapıları öyle apansız çalarsınız ki, çalıların içinde size uzanan elleri apansız tutarsınız ki, beklide bu bendeki ümidi soldurmayan… Efendim eğer mektubumu okumaya layık bulursanız ben rüyalarımda hayalinizi dahi görmeye razıyım. Bir sabah uyandığımda gözlerimde hala duran gözyaşlarımın olmasını, yüzümde mübarek elinizin sıcaklığının gitmemiş olmasını o kadar çok isterdim ki… Bazen sizinle uzun uzun konuştuklarını anlatanlar var. Bilin ki böyle büyük hayallerim yok benim. Haddimi bilirim. Konuşmasanız da bir nefesinizi duymak kâfi gelir bana. Bazen de ümmetinizden kimilerinin saçlarını okşuyor, kimilerine de uzun uzun tebessüm ediyormuşsunuz… Ah… Ne büyük bir saadet.

Ya Rasulallah çok savrulduk sensizlik girdabında. Sana gerektiği gibi bağlanıp teslim etseydik kalbimizi, ızdırap olan yaşantımız sükûnete dönüşecekti muhakkak. Lakin şahsım adına yapamadım. Tövbelerimi samimiyetsizlik içinde gönderdim rabbime… İyiliklerim riyalara bulandı. Çok yoruldum efendim. Çok yoruldum. Şu karanlıklarda ışığınıza muhtacım. Ey güllerin efendisi bu hafta sizin kutlu doğum haftanız… Bizler kendimize yeni yeni günler ürettik… Annelerimizin, Babalarımızın, Sevgililerimizin hatta komşularımızla altın günlerimiz bile oldu. Kısacası üç yüz altmış beş günün üç yüz altmış beşinide bir hayali avuntu içinde doldurduk durduk. Ah bir bilsen, Beraat gecesi, Kadir gecesi, Miraç gecesi varken biz nelerle oyalandık durduk. Ya Rasulallah sizi sevenler her gününü her anını sizinle vuslat anıymış gibi yaşıyor. Bende bir gül aldım bu gün. En güzelinden. En kırmızısından… Ve en güzel kokanından… Siz olsaydınız aramızda eminim kapınızın önü güllerle dolardı… Ben kendi ellerimle vermeye çekinirdim utanırdım bekli de… Ama uykusuz kaldığım gecenin sabahında, İlk ışıklarlar kapınızın önüne bırakıp sizin için seçtiğim gülü; kapınızı çalıp hızla uzaklaşırdım. Uzaklardan gülümü elinize aldıktan sonra yüzünüze düşen dünyanın en güzel tebessümü seyrederdim… Size günün ilk gülünü ben vermek isterdim… Ben vermek isterdim ya Rasulallah… *alıntı

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti Bu Makalenin Devamını Oku;
Biz müslümanlar, Hz. Muhammed Mustafa (a.s.)'ya "Server-i Alem" (Cihan Önderi, Dünya Lideri) deriz. Bunun sade ve basit anlamı, "Dünya­nın Lideri" (Serdar-ı Alem)dir. Bu Makalenin Devamını Oku;
Peygamberimiz (a.s.), bir gün, Hz. Ebu Bekir´le Hz. Ömer´in arasında yürüyüp gittiği sıra da Bu Makalenin Devamını Oku;
Ebu Tâlib vefat ettiği zaman Rasûlullah’ın yolunu Kureyş’in ahmaklarından birisi kesti ve peygamberin üzerine toprak attı. Bu Makalenin Devamını Oku;
islamsevdasi.com Duyuru
Sitemiz islamsevdasi.com yazar alımlarımız başlamıştır. ilgilenen kardeşlerimizin bu bildiri hakkında yorum yapma şeklinde başvuru yapmaları yeterlidir alt bölümde verilmiş KRİTERLERİN dışına çıkmadıkları surece!! ( Alt Bölümdeki Kiriterlere uygun davranış sergilemeyen yazarların yazarlıkları engellenir Makaleleri yayından kaldırılır... 1 :) Sitemiz islami site olup kesinlikle islam, aykırı Makaleler kabul edilemez... 2 :) Yazılan tüm makale ve yazıların islam hukukuna uygun Delilleri olması gerekmektedir... 1( Kur`an-ı Kerim 2 : Hz. Muhammed (s.a.v) Sünnetleri...
Aylara Göre Makale (Arşivi)
islamsevdasi Takvim
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829