<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; Hz: Muhammed S.a.v</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/hz-muhammed-s-a-v/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 20:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hz Muhammed s.a.v Kabeye Götürülüp Dua Edilişi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-kabeye-goturulup-dua-edilisi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-kabeye-goturulup-dua-edilisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 04:56:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’a dua ve ihsanından]]></category>
		<category><![CDATA[Hicr]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âmine]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdeci]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselamın dedesi Abdulmuttalib’e]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8780</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Âmine; Peygamberimiz Aleyhisselamı dünyaya getirdiği zaman, Peygamberimiz Aleyhisselamın dedesi Abdulmuttalib’e:
“Bir oğlan torunun doğdu. Gel de, gör onu!”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimiz Aleyhisselamın Kâbe’ye Götürülüp Dua Edilişi<br />
Hz. Âmine; Peygamberimiz Aleyhisselamı dünyaya getirdiği zaman, Peygamberimiz Aleyhisselamın dedesi Abdulmuttalib’e:<br />
“Bir oğlan torunun doğdu. Gel de, gör onu!” diye haber saldı.<br />
Abdulmuttalib, o sırada Kâbe’nin yanında, Hicr’de, oğlu ve kavminden bazı kimselerle birlikte oturuyordu.<br />
Müjdeci, ona:<br />
“Âmine bir oğlan çocuğu doğurdu!” diye haber verince Abdulmuttalib çok sevindi ve hemen ayağa kalkıp yanındakilerle birlikte Hz. Âmine’yi görmeye geldi.<br />
Torununa baktı.<br />
Hz. Âmine hamile iken düşünde gördüğü şeyleri; kendisine neler söylendiğini ve koyacağı isim hakkında ne emir verildiğini Abdulmuttalib’e anlattı.<br />
Abdulmuttalib torununu bir kumaş parçasına sarılmış olduğu halde kucağına alıp Kâbe’ye girdi.<br />
Orada, Allah’a dua ve ihsanından dolayı şükranını arz ettikten sonra, onu annesine gönderdi.<br />
Oğlu Ebu Talib’e de:<br />
“Bu, benim sana, yanında bulundurup üzerine kanat gereceğin emanetimdir. Muhakkak, bu oğlumun hal ve şânı yüce olacaktır!” dedi.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamın Hz. Âmine ve Süveybe Hatun Tarafından Kısa Bir Müddet Emzirilişi<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamı; önce annesi Hz. Âmine, üç gün veya yedi gün emzirdi.<br />
Bundan sonra, Süveybe Hatun, oğlu Mesruh ile birlikte, günlerce emzirdi.<br />
Süveybe Hatun, daha önce Hz. Hamza’yı, sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselamla birlikte, Ebu Seleme b. Abdulesed’i de emzirmişti.<br />
Bunun için, Hz. Hamza ile Ebu Seleme, Peygamberimiz Aleyhisselamın süt kardeşi idiler.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam; Mekke’de iken, Süveybe Hatuna harçlık verir, Hz. Hatice de ona ikramda bulunurdu.<br />
Süveybe Hatun; Ebu Leheb’in cariyesi idi.<br />
Hz. Hatice onu azad etmek, kölelikten kurtarmak için Ebu Leheb’den satın almak istemişse de, Ebu Leheb yanaşmamıştı.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam Medine’ye hicret ettiği zaman, Ebu Leheb onu kendiliğinden azad etmişti.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam, Süveybe Hatuna Medine’den de harçlık ve elbise gönderirdi.<br />
Hicretin yedinci yılında, Hayber seferinden dönerken, onun vefat etmiş olduğunu haber alınca “Oğlu Mesruh ne yapıyor?” diye sormuş; “Annesinden önce, o da vefat etti!” denilmişti.<br />
Bunun üzerine, Peygamberimiz Aleyhisselam “Onların akrabalarından sağ kalan kim var?” diye sormuş; “Hiçbir kimse yok!” demişlerdir.</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım köksal</p>
<p>islami sohbet,hz Muhammedin kabeye götürülmesi,Hz muhammedin hayatı,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-kabeye-goturulup-dua-edilisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammed (s.a.v) Doğum Gecesinde Vuku Bulan Hadiseler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-dogum-gecesinde-vuku-bulan-hadiseler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-dogum-gecesinde-vuku-bulan-hadiseler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 09:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah b. Abdulmuttalib’in]]></category>
		<category><![CDATA[aileler]]></category>
		<category><![CDATA[alamet]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[doğdu]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âmine]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu gece]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlik hâtemini]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8594</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre;
Mekke’de, ticaretle uğraşan bir Yahudi Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu gece, doğuşuna alâmet olan yıldızın doğduğunu görmüş, katıldığı Kureyş meclislerinden bir mecliste:
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum Gecesinde Vuku Bulan Önemli Hadiselerden Bazıları<br />
1. Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre;<br />
Mekke’de, ticaretle uğraşan bir Yahudi Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu gece, doğuşuna alamet olan yıldızın doğduğunu görmüş, katıldığı Kureyş meclislerinden bir mecliste:<br />
“Ey Kureyş cemaatı! İçinizden, bu gece çocuğu doğan oldu mu?” diye sormuştur.<br />
“Vallahi, bilmiyoruz!” dediler.<br />
Bunun üzerine, Yahudi:<br />
“Ey Kureyş cemaatı! Size söylediğim şeyi ezberleyiniz! Bu gece, bu âhir zaman ümmetinin peygamberi doğmuştur! Onun iki küreği arasında, üzerinde tüyler bulunan kırmızımtırak bir ben de vardır!” dedi.<br />
Meclistekiler, Yahudinin sözlerinden hayrette kalarak meclisten dağıldılar. Onlardan her biri, evlerine varınca, Yahudinin söyediklerini ailelerine haber verdiler.<br />
Bazılarına, aileleri:<br />
“Abdullah b. Abdulmuttalib’in bir oğlu doğdu. Kendisine, Muhammed ismini verdiler” dediler.<br />
Onlar, o günden sonra, Yahudinin evine gidip:<br />
“Bizim içimizde bir çocuk doğduğunu duydun mu, öğrendin mi?” dediler.<br />
Yahudi: “Ben size onun doğduğunu haber verdikten sonra mı, yoksa önce mi doğdu?” diye sordu.<br />
“Önce doğdu!” dediler.<br />
Dileği üzerine, kendisini Hz. Âmine’nin evine götürdüler.<br />
Yahudi, Hz. Âmine’den, oğlunu yanına çıkarmasını istedi; çıkarıldı.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamın arkasındaki peygamberlik hâtemini görünce, Yahudi bayıldı. Ayıldığı zaman, kendisine “Yazıklar olsun sana! Ne oldu sana?” dediler.<br />
Yahudi:<br />
“Vallahi, artık İsrail oğullarından peygamberlik gitti! Ellerinden Kitab da gitti! Bu, İsrail oğullarının öldürüleceklerine ve bilginlerinin de itibarlarının kalmayacağına verilmiş bir hükümdür! Araplar, peygamberlikle, büyük bir izzet ve şerefe erecekler! Ey Kureyş cemaatı! Sevininiz! Vallahi, siz; haberi doğudan batıya kadar ulaşacak bir atılım ve yenme gücüyle güçleneceksiniz!” dedi.<br />
2. Medineli Müslümanlardan şair Hassân b. Sâbit der ki:<br />
“Ben, yedi sekiz yaşlarında, duyduklarımı kavrayabilecek, boylu boslu bir çocuktum.<br />
Bir gün, Yesrib’de (Medine’de) bir Yahudinin köşk üzerinden en yüksek sesle:<br />
‘Ey Yahudi cemaatı!’ diyerek bağırdığını işittim.<br />
Yahudiler, etrafına toplanınca, ona:<br />
‘Allah cezanı versin! Ne oldu sana?’ dediler.<br />
O da:<br />
‘Ahmed’in doğumunda doğacak olan yıldızı, bu gece doğdu!’ dedi.”<br />
İbn İshak:<br />
“Hassân b. Sâbit’in torunu Saîd b. Abdurrahman’a:<br />
‘Resûlullah Aleyhisselam Medine’ye geldiği zaman Hassân b. Sâbit kaç yaşında idi?’ diye sordum.<br />
Saîd:<br />
‘Hassân, altmış yaşında idi. Resûlullah Aleyhisselam da, elli üç yaşında iken Medine’ye geldi’ dedi.<br />
Demek ki, Hassân, o Yahudinin söylediğini yedi yaşında iken işitmiş” demiştir.<br />
3. Hz. Âmine’nin bildirdiğine göre; Peygamberimiz Aleyhisselama, ne hamileliği sırasında, ne de onu dünyaya getirirken hiçbir zahmet çekmemiş ve o doğarken de, doğu ile batı arasını aydınlatan bir nurun kendisinden onunla birlikte çıktığını görmüştür.<br />
4. Peygamberimiz Aleyhisselam, doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini yere dayamış, başını semaya kaldırmış olarak doğmuştur.<br />
5. Muhammed Aleyhisselam doğunca, geleneğe göre sabaha kadar üzerine kapatılan çanağın yarılarak, yarığından kendisinin gözlerini semaya diktiği görülmüştür.<br />
“Doğrusu, biz bunun gibi bir çocuk görmedik!” denilmiştir.<br />
6. Şeytan; hayatında koparacağı dört çığlıktan birisini, bu kutlu doğum gecesinde koparmıştır.<br />
7. İran başkadısı ve din adamı Mubezan, rüyasında; birtakım serkeş develerin bir sürü yürük atları önlerine katarak Dicle ırmağını geçtiklerini, İran topraklarına yayıldıklarını görmüştür.<br />
8. Sâve gölünün suyu çekilmiştir.<br />
9. Semave vadisini su basmıştır.<br />
10. Kisra’nın sarayından 14 şerefe yıkılmıştır.<br />
11. İranlıların 1000 yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşgedeleri sönüvermiştir!</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım Köksal</p>
<p>islami sohbet,hz muhammed s.a.v doğumunda gerçekleşen hadiseler,hz muhammed s.a.v doğduğu gece oluşan hadiseler,peygamber efendimizin doğduğu gece olan olaylar,peygamber aleyhisselamın doğduğu gece gelişen hadiseler,hz muhammed s.a.v doğduğu gece gerçekleşen mucizeler,hz muhammed s.a.v doğduğu gece neler oldu,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-dogum-gecesinde-vuku-bulan-hadiseler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammed&#8217;in Doğum Tarihi ve Doğum Yeri</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammedin-dogum-tarihi-ve-dogum-yeri.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammedin-dogum-tarihi-ve-dogum-yeri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 08:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[doğum tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlid Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[Milâdî 571 yılı 20 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Pazartesi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[rebiülevvel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8592</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselam; Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi günü, tanyeri ağarırken, Şı’b’daki evlerinde doğdu.
Riyaziyecilere göre; doğum tarihi şemsî aylardan Nisan ayının yirmisine rastlamış, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa da, bunun Milâdî 571 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimiz Aleyhisselamın Doğumu, Doğum Tarihi ve Doğum Yeri</p>
<p>Peygamberimiz Aleyhisselam; Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi günü, tanyeri ağarırken, Şı’b’daki evlerinde doğdu.<br />
Riyaziyecilere göre; doğum tarihi şemsî aylardan Nisan ayının yirmisine rastlamış, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa da, bunun Milâdî 571 yılı 20 Nisan Pazartesi gününe rastladığını hesapla doğrulamıştır.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamın doğduğu ev: Şı’b’da, Hâşim’den Abdulmuttalib’e kalan, ondan da Peygamberimiz Aleyhisselamın babası Hz. Abdullah’ın hissesine düşen ev olup, “Mevlid Sokağı” diye anılan Ebu Talib Şı’b’ı caddesinde, Leyl sokağında idi.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamın doğumu gecesinde, Abdurrahman b. Avf’ın annesi Şifa Hatun da hazır bulunup ebelik etmiştir.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamdan üç yaş büyük olan amcası Hz. Abbas da; Hz. Âmine’nin bir oğlan çocuğu doğurduğu haber verilince, annesinin sabahleyin kendisini elinden tutup oraya götürdüğünü, Peygamber Aleyhisselamın evlerinin ortasında yattığı yerde döşeğine ayağıyla vurduğunu hâlâ görür gibi olduğunu ve orada bulunan kadınların kendisini onun üzerine çekip “Öp kardeşini!” dediklerini bildirir.</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım Köksal</p>
<p>islami sohbet.hz muhammed s.a.v doğum günü ve tarihi nedir,hz peygamberin doğum tarihi ve yeri,hz muhammed s.a.v ne zaman doğmuştur,</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammedin-dogum-tarihi-ve-dogum-yeri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammed s.a.v Babasının Vefatı</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-babasinin-vefati.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-babasinin-vefati.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 07:14:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulmuttalib]]></category>
		<category><![CDATA[cömert]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Abdullah’ı vefat etmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Abdullah’ın kabri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âmine]]></category>
		<category><![CDATA[merhametli bir insandı]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselamın Babası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8547</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselamın Babası Hz. Abdullah’ın Vefatı
Peygamberimiz Aleyhisselamın babası Hz. Abdullah, Hz. Âmine ile evlendikten kısa bir müddet sonra, Kureyşlilerin ticaret malları yüklü kafilelerinden bir kafileye katılarak ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimiz Aleyhisselamın Babası Hz. Abdullah’ın Vefatı<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamın babası Hz. Abdullah, Hz. Âmine ile evlendikten kısa bir müddet sonra, Kureyşlilerin ticaret malları yüklü kafilelerinden bir kafileye katılarak Şam’a, Gazze’ye gitmişti. Satacaklarını satıp alacaklarını aldıktan sonra, oradan geri dönüldüğü sırada, yolda hastalandı. Medine’ye gelince, arkadaşlarına:<br />
“Ben, burada dayılarım Adiyy b. Neccar oğullarının yanında biraz kalayım” dedi ve hasta olarak onların yanında bir ay kaldı.<br />
Kafile arkadaşları, yollarına devam edip Mekke’ye geldiler.<br />
Abdulmuttalib, onlardan, oğlunun nerede kaldığını sordu. Onlar da, “Onu gerimizde, dayıları Adiyy b. Neccar oğullarının yanında bıraktık. Kendisi hastadır” dediler.<br />
Bunun üzerine, Abdulmuttalib, büyük oğlu Hâris’i acele Medine’ye yolladı. Hâris Medine’ye vardığı zaman, Hz. Abdullah’ı vefat etmiş ve Adiyy b. Neccarlardan Nâbiga’nın evine gömülmüş buldu.<br />
Hz. Abdullah’ın kabri Nâbiga’nın evinin içine girilince sol tarafa düşen küçük evindedir.<br />
Dayıları; Abdullah’ın nasıl hastalandığını, olanca çabalarına rağmen kendisini kurtaramadıklarını ve Nâbiga’nın evine gömdüklerini Hâris’e anlattılar.<br />
Hâris, acele Mekke’ye dönüp babasına acı haberi verince, Abdulmuttalib de, Abdulmuttalib’in bütün oğulları ve kızları da son derece ağladılar.<br />
Hz. Abdullah, vefat ettiği zaman 25 yaşında idi.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam da, daha annesinden doğmamıştı.<br />
Hz. Âmine’nin Hz. Abdullah Hakkındaki Mersiyesi<br />
Hz. Âmine, kocası Hz. Abdullah için söylediği mersiyede şöyle dedi:<br />
“Artık, Mekke’nin Batha tarafı, Hâşim oğullarından boşaldı.<br />
O, ölümün davetine uyarak, evinden örtüler ve kefenler içinde çıkıp kabre gitti!<br />
Fakat ölüm insanlar arasında Hâşim oğlu gibi bir yiğit bulup onun boşluğunu dolduramaz.!<br />
Bütün dostları ve arkadaşları, onun tabutunu taşımak için üşüşmekte ve elden ele almakta idiler.<br />
Ne yazık ki, ecel hiç beklenmedik bir zamanda onu alıp götürdü!<br />
Halbuki, o, cömert ve çok merhametli bir insandı.”</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım Köksal</p>
<p>islami sohbet,peygamber efendimizin babasının vefatı,hz muhammedin babasının vefatı,hz muhammedin babası hz abdullahın vefatı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-babasinin-vefati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz Aleyhisselamdan Önce Kimlere ve Ne İçin Muhammed İsmini Koydukları</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/peygamberimiz-aleyhisselamdan-once-kimlere-ve-ne-icin-muhammed-ismini-koyduklari.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/peygamberimiz-aleyhisselamdan-once-kimlere-ve-ne-icin-muhammed-ismini-koyduklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 07:09:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar]]></category>
		<category><![CDATA[kâhinlerden]]></category>
		<category><![CDATA[kitab ehli]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rahip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8545</guid>
		<description><![CDATA[Tâbiîn bilginlerinin büyüklerinden Saîd b. Müseyyeb der ki:
“Araplar, kendilerinden, Muhammed isminde bir peygamber gönderileceğini, Kitab Ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla kâhinlerden
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimiz Aleyhisselamdan Önce Kimlere ve Ne İçin Muhammed İsmini Koydukları</p>
<p>Tâbiîn bilginlerinin büyüklerinden Saîd b. Müseyyeb der ki:<br />
“Araplar, kendilerinden, Muhammed isminde bir peygamber gönderileceğini, Kitab Ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla kâhinlerden<br />
işitmişlerdi. Bunu işiten Araplardan bazıları-peygamber olması ümidiyle-oğullarına Muhammed ismini vermişlerdi:<br />
1) Benî Temimlerden Süfyan b. Mücaşi’, Şam’a gidip bir rahibin evine inmişti.<br />
Süfyan, kendisinin Mudarlardan olduğunu söyleyince, rahip:<br />
“Araplar içinde bir peygamber gönderilecek, kendisine Muhammed denilecektir!” dedi.<br />
Bunun üzerine, Süfyan, doğan oğluna Muhammed ismini verdi.<br />
Muhammed b. Süfyan, büyüyünce, Hıristiyan papazı oldu.<br />
2) Benî Süleymlerin Zekvan oğullarından Muhammed b. Huzâî’ye, Muhammed ismi, peygamber olması ümidiyle verilmiştir.<br />
Ebrehe bu Muhammed b. Huzâî’yi Yemen’e götürmüş, o da orada Ebrehe’yle birlikte bulunmuş ve Hıristiyanlık dininde ölmüş; Ebrehe’nin emriyle, Kâbe yerine, San’a’daki Kulleys kilisesine haccetmeleri için propaganda yaparken, Huzeyl’lerden Urve b. Hıyad tarafından bir okla vurulup öldürülmüştür.<br />
3) Benî Süleymlerden Muhammedü’l-Cüşemî’ye,<br />
4) Muhammedü’l-Useydî’ye,<br />
5) Muhammedü’l-Fukaymî’ye,<br />
6) Muhammed b. Berrü’l-Kinanî’ye,<br />
7) Muhammed b. Humran b. Malikü’l-Cu’fî’ye,<br />
 <img src='http://www.islamsevdasi.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Benî Cahcabalardan Muhammed b. Ukbetü’l-Cülahu’l-Evsî’ye,<br />
9) Muhammed b. Hırmazü’t-Temim’e,<br />
10) Evsîlerden Muhammed b. Meslemetü’l-Ensarî’ye&#8230; hep, peygamber olması maksat ve ümidiyle Muhammed ismi konulmuştur.</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım Köksal</p>
<p>islami sohbet,Peygamber efendimizden önce Muhammed isminin konulma nedenleri,islam öncesi Muhammed isminin konulma nedenleri,muhammed ismini neden koyarlardı,araplar ne için muhammed ismini koydular</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/peygamberimiz-aleyhisselamdan-once-kimlere-ve-ne-icin-muhammed-ismini-koyduklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammed s.a.v İsimleri ve Künyesi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-isimleri-ve-kunyesi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-isimleri-ve-kunyesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 06:46:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah’ın oğluyum]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Ahmed’im]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Muhammed’im]]></category>
		<category><![CDATA[Ben rahmet peygamberiyim]]></category>
		<category><![CDATA[hamd ve şükür]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[İslâmiyete davet mektuplarında]]></category>
		<category><![CDATA[künye]]></category>
		<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>
		<category><![CDATA[övülen]]></category>
		<category><![CDATA[övülmeye layık]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8540</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz Aleyhisselam:
“Benim birtakım isimlerim vardır:
Ben Muhammed’im!
Ben Ahmed’im!
Ben Mâhî’yim ki, Yüce Allah, küfrü benimle yok edecektir!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimiz Aleyhisselamın İsimleri ve Künyesi</p>
<p>Peygamberimiz Aleyhisselam:<br />
“Benim birtakım isimlerim vardır:<br />
Ben Muhammed’im!<br />
Ben Ahmed’im!<br />
Ben Mâhî’yim ki, Yüce Allah, küfrü benimle yok edecektir!<br />
Ben Hâşır’ım ki, insanlar, Kıyamet günü benim izimce haşr olunacaklardır!<br />
Ben Âkıb’ım ki, benden sonra peygamber yoktur!”<br />
“Ben rahmet peygamberiyim!”<br />
“Ben savaşlar peygamberiyim!” buyurmuşlardır.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam, Kur’ân-ı Kerîm’de dört kere Muhammed ismi ile, bir kere de Ahmed ismi ile anılır.<br />
Muhammed: övülmeye layık hasletleri çok olan,<br />
Ahmed ise: en çok övülen veya en çok hamd ve şükür eden, ya da, bu hasletlerle anılan zât mânâlarına gelir.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam; en çok Muhammed ismi ile anılmış, Muhammed ismini kullanmıştır.<br />
Medine’de bulunan Mekkeli ve Medineli Müslümanlarla Yahudileri ve her iki tarafın müttefiklerini ilgilendiren muameleler hakkında yazdırdığı yazıda Peygamberimiz Aleyhisselamın Muhammed ismi yer alır.<br />
Ebu Süfyan b. Hâris’in Peygamberimiz Aleyhisselamı hicveden şiirine karşı, Hassân b. Sâbit, söylediği uzunca şiirde:<br />
“Demek, sen Muhammed’i hicvettin ha?!” der.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam; Hicretin altıncı yılında Hudeybiye’de Kureyş müşrikleriyle yaptığı muahedenin yazısını yazdırmak isteyip:<br />
“Yâ Ali! Bu, Muhammed Resûlullah’ın, Süheyl b. Amr ile üzerinde anlaşıp sulh oldukları ve gereğinin yerine getirilmesini kararlaştırıp imzaladığı maddelerdir” buyurunca, Süheyl b. Amr Hz. Ali’nin elini tuttu.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselama:<br />
“Vallahi, biz senin gerçekten peygamber olduğunu tanımış olsaydık, Beytullahı ziyaretten seni alıkoymaz ve seninle çarpışmaya kalkmazdık! En iyisi, sen, muahedenameye bizim bildiğimiz şeyi yaz!” dedi.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam:<br />
“Ya nasıl yazalım?” diye sordu.<br />
Süheyl b. Amr:<br />
“Muhammed b. Abdullah diye kendi ismini ve babanın ismini yaz!” dedi.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam:<br />
“Bu da güzeldir. Öyle yazınız!<br />
Ben, hem Abdullah’ın oğluyum, hem de Allah’ın Resûlüyüm!<br />
Vallahi, siz beni yalanlasanız da, ben yine, hiç şüphesiz, Allah’ın Resûlüyüm!<br />
Kendi ismimi ve babamın ismini yazdırmak, benim peygamberliğimi gidermez!” buyurdu.<br />
Hükümdarlara gönderilen İslâmiyete davet mektuplarında da, Muhammed ismi yazılı, Muhammed Resûlullah mührü basılı idi.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselamın, hadis-i şeriflerinde açıkladıkları isimlerinden başka, Kur’ân-ı Kerîm’de ve daha önceki peygamberlere indirilmiş olan ilahî kitablarda geçen daha birçok isimleri vardır.<br />
İsimlerin çokluğu ise, isim sahibinin şerefinin üstünlüğünü gösterir.<br />
Peygamberimiz Aleyhisselam; Hz. Hatice’den ilk doğan oğlu Hz. Kasım’dan dolayı (Ebu’l-Kasım=Kasım’ın Babası) diye künyelenmişti.<br />
Medineli Ensardan bir zât, doğan oğluna Muhammed ismini koymak istemiş ve bunda bir sakınca olup olmadığını Peygamberimiz Aleyhisselamdan sormuştu. Peygamberimiz Aleyhisselam:<br />
“Benim ismimi takınınız! Amma, künyemi takmayınız!” buyurmuştur.<br />
Hz. Ali de:<br />
“Yâ Rasûlallah! Senden sonra doğacak çocuğuma senin ismini ve künyeni takmamı uygun görür müsün?” diye sormuş; Peygamberimiz Aleyhisselam ona:<br />
“Evet!” buyurmuştur.</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım Köksal</p>
<p>islami sohbet,peygamber efendimizin isimleri künyesi nelerdir,hz muhammedin isimleri nelerdir,hz muhammed s.a.v isimleri nelerdir,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-s-a-v-isimleri-ve-kunyesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Muhammed Aleyhisselamın Soyu ve Pak Soyluluğu</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-aleyhisselamin-soyu-ve-pak-soylulugu.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-aleyhisselamin-soyu-ve-pak-soylulugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 06:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[b. Abdulmuttalib]]></category>
		<category><![CDATA[b. Hâşim]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Aleyhisselamın öz be öz soyundan]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Aleyhisselamın muasırı idi]]></category>
		<category><![CDATA[kureyş]]></category>
		<category><![CDATA[mekke halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed b. Abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[soy]]></category>
		<category><![CDATA[temiz ve en şerefli bir aileye mensuptur]]></category>
		<category><![CDATA[tesbit ve kayd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8538</guid>
		<description><![CDATA[Bütün kaynaklar Muhammed Aleyhisselamın, Adnan’a kadar olan atalarının gerek isimlerinde, gerek sıralarında, ittifak halinde bulundukları gibi, Adnan’ın da İsmail Aleyhisselam b. İbrahim Aleyhisselamın öz be öz soyundan geldiğinde de müttefiktirler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka’b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Mâlik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar, b. Maadd, b. Adnan.<br />
Bütün kaynaklar Muhammed Aleyhisselamın, Adnan’a kadar olan atalarının gerek isimlerinde, gerek sıralarında, ittifak halinde bulundukları gibi, Adnan’ın da İsmail Aleyhisselam b. İbrahim Aleyhisselamın öz be öz soyundan geldiğinde de müttefiktirler.<br />
Muhammed Aleyhisselamın ondokuzuncu kuşaktaki atası Maadd b. Adnan; İsa Aleyhisselamın muasırı idi.<br />
İsa Aleyhisselam ile Muhammed Aleyhisselam arasındaki fetret devrinin 600 yıl oluşu da, bunu ayrıca doğrular.<br />
Maadd, babası Adnan’ın vefatından sonra, Kâbe hizmetini üzerine almış ve Mekke Hareminden hiç ayrılmamıştır.<br />
Adnan da; babası Üded’in vefatından sonra Kâbe hizmetini üzerine almış, Kâbe’ye meşinden örtü örttürmüş, Mekke Hareminin yıkılan sınır taşlarını da dikmişti.<br />
Mekke halkının Kureyş diye anılması, Muhammed Aleyhisselamın onikinci kuşakta yer alan ve ilk kez Kureyş lakabıyla anılan atası Nadr b. Kinane’den dolayıdır. Ve Kur’ân-ı Kerîm’de açıklandığına göre, kendileri, İbrahim Aleyhisselamın soyundan gelme torunlarıdır. Muhammed Aleyhisselam da, onların arasından seçilerek, onlara peygamber gönderilmiştir.<br />
Muhammed Aleyhisselam; Kureyş kabilesi içinde, gerek baba ve gerek ana yönünden, en temiz ve en şerefli bir aileye mensuptur. Bunu, bizzat hadis-i şeriflerinde şöyle açıklamışlardır:<br />
“Yüce Allah; İbrahim oğullarından, İsmail’i seçti.<br />
İsmail oğullarından, Kinane oğullarını seçti.<br />
Kinane oğullarından, Kureyş’i seçti.<br />
Kureyş’ten, Hâşim oğullarını seçti.<br />
Hâşim oğullarından da, beni seçti.”<br />
“Ben, Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib’im!<br />
Yüce Allah; mahlukatı yarattı ve beni, onların en hayırlı fırkasının içinde bulundurdu!<br />
Sonra, onları iki fırkaya ayırdı ve beni, en hayırlı olan fırkanın içinde bulundurdu.<br />
Sonra, onları kabilelere ayırdı ve beni, en hayırlı olan kabilenin içinde bulundurdu.<br />
Sonra, onları ailelere ayırdı ve beni, onların en hayırlısı içinde bulundurdu.<br />
Ben, sizin aile yönünden de en hayırlınızım, nefis yönünden de en hayırlınızım!”<br />
“Ben, Âdem oğulları soylarının en hayırlı, en temiz olanlarından, devirden devre, aileden aileye geçe geçe, nihayet, şu içinde bulunduğum aileden vücuda getirildim!”<br />
“Ben, Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka’b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Malik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar’&#8230;ım! Halk, ne zaman iki kısma ayrılsa, muhakkak, Allah beni onların en hayırlı olanının içinde bulundurmuştur. Ben, Cahiliye devrinin kötülüklerinden hiçbir şey bulaşmaksızın, ana ve babamdan meydana geldim.<br />
Ben, tâ Âdem’den babama ve anneme gelip ulaşıncaya kadar, hep nikâh mahsulü olarak meydana geldim, asla zinadan meydana gelmedim!<br />
Ben, sizin nefis yönünden de en hayırlınızım, baba soyu yönünden de en hayırlınızım!”<br />
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselamın annesi Âmine binti Vehb, b. Abdi Menaf, b. Zühre, b. Kilab, b. Mürre’dir.<br />
Zühre; Hâşim oğullarının ataları olan Kilab oğlu Kusayy’ın kardeşi olduğuna göre, Hz. Âmine’nin soyu, kocası Hz. Abdullah b. Abdulmuttalib’in soyu ile Mürre b. Kilab’da birleşir.<br />
İbn Sa’d; Ensar bilginlerinden Muhammed b. Sâib’e dayanarak, Peygamberimiz Aleyhisselamın anne ve anneannelerini, babaannelerini batınlarca kaydettikten sonra, bu bilginin:<br />
“Peygamber Aleyhisselamın beşyüz annesini tesbit ve kayd etmeye muvaffak oldum. Hiçbirinde, ne zinaya, ne de Cahiliye çağında işlenegelen kötü işlerden hiçbir şeye rastlamadım!” dediğini de nakleder.<br />
Bunun içindir ki, büyük bilgin İbn Haldun, “Muhammed Aleyhisselamdan başka, hiçbir kulun, ilahî ikram olarak ne soyunun bu derece mazbut olduğunun, ne de Âdem Aleyhisselamdan kendilerine gelinceye kadar soy şerefliliğinin kesintisiz devam ettiğinin görülmediği”ni bildirir.</p>
<p>İslam Tarihi M. Asım Köksal</p>
<p>islami sohbet,peygamber efendimizin soyu,hz muhammedin soyu,hz. muhammedin künyesi,hz muhammedin soy kütüğü,hz muhammedin  soy ağacı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-muhammed-aleyhisselamin-soyu-ve-pak-soylulugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amine Binti Vehb</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/amine-binti-vehb.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/amine-binti-vehb.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 11:31:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Âmine binti Vehb]]></category>
		<category><![CDATA[annesi de Berra binti Abduluzza]]></category>
		<category><![CDATA[Babası Vehb b. Abdimenaf]]></category>
		<category><![CDATA[Hâşimoğulları reisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Peygamber'in annesi]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim'in duası]]></category>
		<category><![CDATA[İsa'nın müjdesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kureyş kabîlesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8164</guid>
		<description><![CDATA[Hz.Peygamber'in annesi. Babası Vehb b. Abdimenaf, annesi de Berra binti Abduluzza'dır. Ne zaman doğduğu bilinmeyen Âmine'nin 577 yılında hayata gözlerini yumduğu tahmin edilmektedir.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz.Peygamber&#8217;in annesi. Babası Vehb b. Abdimenaf, annesi de Berra binti Abduluzza&#8217;dır. Ne zaman doğduğu bilinmeyen Âmine&#8217;nin 577 yılında hayata gözlerini yumduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>Kureyş kabîlesi içinde ileri gelen bir kola mensup olan Âmine binti Vehb, güzel konuşan ve zekâsıyla tanınan bir kadındı. Hâşimoğulları reisi olan Abdulmuttalib, Âmine&#8217;yi oğlu Abdullah&#8217;a istedi ve onunla evlendirildi. Âmine ile Abdullah&#8217;ın bu güzel evliliğinden Hz. Muhammed (s.a.s.) dünyaya geldi. Abdullah, Âmine hamile iken Suriye&#8217;ye yaptığı bir seferi sırasında Yesrib (Medine)&#8217;te vefat etti. Böylelikle Hz. Peygamber dünyaya yetim olarak geldi. Âmine gebelik ve doğum sırasında hiç bir ağrı ve sızı çekmediğini anlatmıştır. Resulullah (s.a.s.), kendi doğumu hakkında şöyle buyurmuştur: &#8220;Ben atam İbrahim&#8217;in duası, İsa&#8217;nın müjdesi ve annemin gördüğü rüyayım. Annem rüyasında içinden çıkan bir aydınlığın Şam diyarı saraylarını aydınlattığını belirtmişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyalar görürler. &#8220;(Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 127, 128).</p>
<p>Âmine daha sonra, Hz. Peygamber altı yaşlarında iken, onu alıp dayılarının yanına Yesrib&#8217;e gitti ve eşi Abdullah&#8217;ın kabrini oğlu Muhammed (s.a.s.) ile birlikte ziyaret etti. Bu seyahatlerine, Abdullah&#8217;tan kalan tek miras, cariyeleri Ümmü Eymen de katıldı. Dayıları olan Neccâroğulları ile oğlunu tanıştırdıktan sonra Yesrib (Medine)&#8217;den ayrılan Âmine, Ebvâ denilen yere geldiğinde hastalanmış ve orada hayatını kaybetmişti. O sıralarda altı yaşında olan Resulullah, annesinin defninden sonra Ümmü Eymen ile birlikte Mekke&#8217;ye dönüp dedesi Abdulmuttalib&#8217;in yanında kalmıştı.</p>
<p>Bazı tarih kaynakları Âmine&#8217;nin bazı şiirler söylediğini naklederler. Âmine binti Vehb, İslâm tarihinde, Asiye binti Müzâhim, Meryem binti İmrân ve Hadîce binti Huveylid ile birlikte anılmaktadır.</p>
<p>Ahmed AĞIRAKÇA<br />
islami sohbet,hz Muhammed&#8217;in annesinin ismi nedir,peygamber efendimizin annesinin adı,peygamber efendimizin annesi kimdir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/amine-binti-vehb.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz Peygamber&#8217;e (s.a.v) Karşı Vazifelerimiz</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hz-peygambere-s-a-v-karsi-vazifelerimiz.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hz-peygambere-s-a-v-karsi-vazifelerimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 15:28:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[dini tebliğ]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın son peygamberi Hz. Muhammed'e (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[kalbî zikirlerine]]></category>
		<category><![CDATA[muzice]]></category>
		<category><![CDATA[ona iyi davranmak ve kendisine salât etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ona karşı samimi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[onu sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[onu yüceltmek]]></category>
		<category><![CDATA[Resûl-i Ekrem (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[ümmet]]></category>
		<category><![CDATA[vacip]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7495</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığın son peygamberi Hz. Muhammed'e (s.a.v) karşı bir insanın ilk vazifesi, onun getirdiği ve söylediği bütün şeyleri tasdik etmektir. Kalbinin yaptığı bu tasdike dili de katılıp onun bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamber olduğunu söylemelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlığın son peygamberi Hz. Muhammed&#8217;e (s.a.v) karşı bir insanın ilk vazifesi, onun getirdiği ve söylediği bütün şeyleri tasdik etmektir. Kalbinin yaptığı bu tasdike dili de katılıp onun bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamber olduğunu söylemelidir.</p>
<p>Sonra, bu insana düşen onun emrettiği ve yasakladığı bütün hususlarda kendisine uymaktır. Aynı şekilde, onu sevmek, ona karşı samimi olmak, onu yüceltmek, ona iyi davranmak ve kendisine salât etmek (Allah&#8217;tan rahmet istemek) de her insana vaciptir. Bunlar, onun getirip tebliğ ettiği İslâm dininin emrettiği vazifelerdir.</p>
<p>Bil ki, ümmet, Hz. Peygamberin (s.a.v) şeytandan korunduğu ve ona karşı himaye edildiği konusunda görüş birliği içindedir. Şeytan ona zahirinden ulaşıp hiçbir eziyet veremediği gibi batınına (iç âlemine) ulaşıp herhangi bir vesvese de veremez.</p>
<p>Resûlullah Efendimiz (s.a.v) aynı şekilde Allahu Te-âlâ&#8217;yı ve sıfatlarını bilmemekten yahut bütün bu konularda ilme ters bir halde olmaktan korunmuştur. Bu korunmanın</p>
<p>peygamberlikten sonra mevcut olduğu aklen ve ümmetin icmasıyla sabittir; peygamberlikten önce olduğu ise haber ve nakil yoluyla sabittir.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v), dine ait bir hükme ve yüce rabbinden naklettiği vahye ters düşecek bütün hallerden, korunmuştur. Bu, aklen ve dinen kesin olarak sabit olan bir durumdur.</p>
<p>Resûl-i Ekrem (s.a.v), yalan söylemekten ve verdiği söze ters hareket etmekten de korunmuştur. O, Allah tarafından peygamber olarak gönderildiği günden beri, kasıtlı veya kasıtsız böyle bir şey yapmamıştır. Onun yalan söylemesi aklen ve icma ile imkansızdır; çünkü bu, mucizeye (Allah tarafından özel olarak desteklenip insanlığa örnek numune yapılmasına) terstir. Onun peygamber gönderilmeden önce de hiç yalan söylemediği kesin olarak bilinmektedir.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v), bütün ümmetin icmasıyla büyük günah işlemekten uzak kalmıştır. Hayat-ı saadetleri iyi incelendiğinde görülecektir ki o, küçük günahlara ve sevimsiz işlere de bulaşmamıştır. Hatta onun şerefli gönlü, mubah olan şeylere de ancak onun mubah olduğunu göstermek ve onunla yüce rabbinin taatine bir destek bulmak için yönelmiştir.</p>
<p>Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.v) hoşnutluk, kızgınlık, ciddiyet, şaka, sıhhat ve hastalık gibi bütün hallerinde kusur işlemekten muhafaza edilmiştir. Onun, yüce Allah&#8217;tan verdiği haberlerde ve tebliğ ettiği sözlerde yanılması, unutması, gaflete düşmesi ve hata etmesi de ümmetin icmasıyla imkânsızdır. Çünkü böyle bir hal, onun mucize sahibi olmasıyla çelişir. Tebliği ilgilendiren fiillerinde yanılmasının caiz olması ise, o halde bırakıl-mayıp hemen uyarılması şartıyla olabilir. Bunun hikmeti ve faydası, böyle bir durumda hükmün ne olduğunu göstermek ve koyduğu hükümde ümmetin kendisine uymasını temin etmektir.</p>
<p>Âlimler, Hz. Peygamberin (s.a.v) dinle ilgili işleriyle, tebliği ilgilendiren sözlerinde yanılmasını birbirinden ayrı tutmuşlardır. Onun sözlerinde bir yanılma olmayacağını, bunun mucizeye ters düşeceğini söylemişlerdir. Fiillerindeki yanılmaya gelince bu, mucizeye ters olmadığı gibi onun peygamberliğini de zedelemez; aksine böyle bir durumda bir ilim beyan etmesine ve bir hüküm ortaya koymasına sebep olur. Nitekim bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Ben ancak, bu konuda da bana uyulsun ve nasıl davranılacağı bilinsin diye bazan unutturulurum.*3</p>
<p>Bu durum, noksanlık ve kusurdan uzak bir haldir; aksine o, tebliğde daha fazla etkili olmakta ve bu sayede din nimeti tamamlanmış olmaktadır.</p>
<p>Hz. Peygamberin (s.a.v), dini tebliğe ve dinin hükümlerini açıklamaya girmeyen, kendisine has dinî işlerine ve kalbî zikirlerine gelince, sûfîlerden bir grup ve kalp ilimlerine sahip kimseler, bütün bu işlerde Resûlul-lah&#8217;ın (s.a.v) yanılmasının, unutmasının, gaflete düşmesinin ve kusur etmesinin imkânsız olduğunu söylemişlerdir.</p>
<p>Ümmetin âlimlerinden pek çoğu, onun dini tebliğ ve hükümleri tatbik görevi dışındaki işlerde yanılmasını caiz görmüşlerdir. Bu işler, ümmetin yöneltilmesi, halkın mallarının paylaştırılması, aile işlerinin düzenlenmesi ve düşmanlara karşı tutumlarla ilgilidir. Fakat bu tür işlerdeki yanılması da sık ve devamlı değildir; belki çok az meydana gelmiştir. Bunda da onu şerefli mertebesinden düşürecek ve mucizesine ters düşecek bir durum yoktur.</p>
<p>Bil ki, Hz. Peygamberin (s.a.v) bir insan olduğunu göstermek için, saadetli vücudunun dışına, hastalığın, acı ve elemlerin gelmesi caizdir; fakat bu şeyler asla onun iç âlemine ve kalb-i şeriflerine ulaşmaz. Çünkü onun kalb-i şerifi sürekli Yüce Rabbini müşahede etmekte ve O&#8217;nunla üns (özel muhabbet) halindedir.</p>
<p>Şunu da bil ki, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) hakkında söylediğimiz bu şeyler, bütün peygamberler ve melekler için de geçerlidir; onlar da büyük ve küçük günah işlemekten korunmuşlardır.</p>
<p>islami sohbet,imam Gazali hak yolunun esasları,hz muhammede karşı vazifelerimiz,peygamberimize karşı görevlerimiz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hz-peygambere-s-a-v-karsi-vazifelerimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>veda haccı</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/veda-hacci.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/veda-hacci.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2011 04:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'a inanan kimselerden]]></category>
		<category><![CDATA[Cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[cebrail geldiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[duaları ezberlemeye çalışıyorlardı]]></category>
		<category><![CDATA[hacca peygamberin öncülük edeceği]]></category>
		<category><![CDATA[hiçbir putperest]]></category>
		<category><![CDATA[hicretinin onbirinci senesi]]></category>
		<category><![CDATA[mescid]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Kâbe'yi gördügünde]]></category>
		<category><![CDATA[safa ve merve]]></category>
		<category><![CDATA[veda hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[yedi defa gidip geldi]]></category>
		<category><![CDATA[yirmi günü itikafta geçirdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7374</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber, Medine'de iken Ramazan ayi ortalarinda on gün kadar Mescid'de itikaf etmeyi adet haline getirmisti. O sene ise yirmi günü itikafta geçirdi. Hicretin onbirinci senesiydi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber, Medine&#8217;de iken Ramazan ayi ortalarinda on gün kadar Mescid&#8217;de itikaf etmeyi adet haline getirmisti. O sene ise yirmi günü itikafta geçirdi. Hicretin onbirinci senesiydi.O sene Cebrail geldiginde Peygamberimize, Kur&#8217;an-i Kerim&#8217;i bastan sona iki defa okudu.Halbuki önceleri bir defa okurdu.Cebrail Nasr sûresini okuduktan sonra:&#8221;Ya Cebrail, ölümümün yaklastigini hissediyorum.&#8221;dedi.</p>
<p>O sene hacca peygamberin öncülük edecegi duyuruldu.Bu yüzden her yerden insanlar, Peygamberimizle hac yapabilmek için  akin akin gelmeye basladilar.Bu Hac, yüzyillardir yapilan haclara benzemeyecek, hacilarin tümü tek Allah&#8217;a inanan kimselerden olusacak ve hiçbir putperest Kutsal Ev&#8217;i kirletemeyecekti.Ayin sonuna dogru peygamber, otuzbin kadin ve erkegin basinda Medine&#8217;den yola çikti. Ayrilisinin onuncu gününde Vadi&#8217;ye inmeye basladilar.Peygamber Kâbe&#8217;yi gördügünde sag elini yukari dogru açip dua etti:&#8221;Allah&#8217;im bu evin insanlardan gördügü saygi, lütuf, baglilik ve rahmeti artir.&#8221;Mescide girdi, tavaf ettikten sonra ibrahim makaminda namaz kildi.Sonra Safa ve Merve arasinda yedi defa gidip geldi.Yanindakiler her gittigi yerde okudugu dualari ezberlemeye çalisiyorlardi. Peygamber (sav) tüm kabilelere, Veda Hutbesi&#8217;ni verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/veda-hacci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

