Khalid Yasin çok güzel Bir şekilde islam,ın Tebliği

 

Bir adam Ramazan sohbetlerinde diliyle çokça cömertlikten söz ediyor, ama eliyle hiç de cömertlik yapmıyordu. Bu Makalenin Devamını Oku;
Eğer sadece tasdik îman olsaydı, bütün kitap ehlinin mü'min olması gerekirdi. Halbuki Allah; "Allah şahitlik eder ki, münafıklar yalancıdırlar."(el-Münafikun,1 Bu Makalenin Devamını Oku;
Manevi bir hal içinde bulunduğun zaman başkasını isteme. İser daha altını, ister daha üstünü. Hiçbir makam arzu etme... Padişahın kapısına geldiğinde hemen içeri girmeği isteme Zorla içeri alınıncaya kadar bekle. Bu Makalenin Devamını Oku;
İmam-ı Rabbani'ye demişler; "Bir keramet göster!" Bu Makalenin Devamını Oku;

İKİNCİ FASIL  islam  

 İmam Hafiz  Celaleddin es-Suyutî’nin Hayatı  

Hafız Celaleddin es-Suyutî, büyük müfessirler, muhaddisler, lugatçüer, fakihler ve usulcüler arasında yer alır.

Çünkü o, zikri geçen bu ilimlerde bütün gayretini sarfedip ve hatta neredeyse, kısa ömrünün tamamını bu işe hasrederek, birçok eser bırakmıştır. Günümüzde de onun eserlerinin izleri artarak ve bereketli bir biçimde kendisinden faydalanılmaya devam eder. O, geniş bir hal tercümesine ve uzun bir tanıtıma, hakkıyla layık bir kişidir.

Fakat, onun hakkında çok yazılan kitaplara ve verilen konferanslara bakarak bu bahsi fazla uzatmadan, süslemeden, ihtiyacı giderecek şekilde bitirmek istiyorum. Diyorum ki, muvaffakiyet Allah’tandır.[17]

a) İsmi ve Nesehi:  

O, Hafız Abdurrahman b. Kemal Ebibekr b. Muhammed b. Sabtkü’d-Din İbnü’1-Fahr Osman b. Nazıru’d-Din el-Humamui-Hudayrî el-Esyutî’dir.[18]

Mu’cemu’l-Müellifin’in sahibi, şu ifadeleri de eklemiştir: et-Tolûnî el-Mısrî eş-Şafiî, lakabı Celalüddin, künyesi ise Ebu’l-Fadl’dır.[19]

Onun nesebinin arab olmadığı da söylenmektedir. Kendisi şöyle der: “Kendisine itimad edilen birisinin babamdan işitip bana söylediğine göre, ulu dedesi Arap değildi ve Şark’tandı.”[20]

O, kendi nesebi hakkında şöyle demiştir: “Büyük dedem, Hümamü’d-Din, hakikat ehlinden ve tarikat şeyhlerindendi. Ondan sonrakiler şerefli makam ve mevkiye sahiptiler. Onlardan bir tanesi bulunduğu beldenin kadılık ve hisbe görevim yürütüyordu. Bir diğeri tüccarlık yapıyordu. Bunlardan, babamın dışında ilme gerçekten büyük hizmet etmiş birini tanımıyorum.”[21]

b)  Doyumu ve Büyümesi:  

O, hicri 849 senesinde Receb ayının ilk gününde Pazar günü akşamdan sonra Suyut Mahallesi’nde doğdu. Kendisi de doğumu için bu tarihi zikretmiş olup tarihçiler de bu konuda ittifak etmiş, hiç birisi fazla birşey eklememişlerdir. Ancak İbn İyas ile İsmail Paşa, onun doğumunun Cumade’l-Ahire’de olduğunu iddia etmişlerdir.

Suyutî yetim olarak büyümüştür. Zira babası h. 855 senesinde Safer ayının beşinde Pazartesi gecesi vefat etmiştir. O zaman Suyutî, henüz 6 yaşındaydı.[22]

Daha sekiz yaşma gelmeden Kur’an’ı ve Minhacü’1-Fıkh, Usul ve İbn Malik’in Elfiye adlı eserini ezberlemişti.

islam, islami ,islami sohbet, islami chat, islam sohbet, islam chat, dini sohbet, din sohbet, din chat, nur sohbet, asya sohbet, islam nurum, İmam Hafiz  Celaleddin es Suyutinin Hayatı, Daha sekiz yaşma gelmeden Kur’an’ı ve Minhacü’1-Fıkh, Usul ve İbn Malik’in Elfiye adlı eserini ezberlemişti

İKİNCİ KISIM: TAHKİK BÖLÜMÜ TAHKİK MUKADDİMESİ islam   Kitabın Nüshalarının Tanıtımı:  

Kitabın tahkikinde iki nüshayı esas aldım.

Birincisi: Bunun, Daru’l-Kütüb’de[1] 35 numaralı koleksiyonda muhafaza edildiğini gördüm. Nüsha üzerinde şöyle yazılmıştır: “Suyutî’nin talebesi, Muhammed b. Ali ed-Davudî (ö. h. 945)’nin hattıyla-yazılmıştır.-Kitabın ismi ” tir.[2]

Sonuna da şu ibare getirilmiştir:  

“Müellif (Rahimehullah)’in hattıyla ortaya çıkan son eserdir. Tasnifatının tamamını yazmak azminde idi. Lakin ölüm buna fırsat vermedi.-Allah’ın güç ve kuvvetinin üstünde güç ve kuvvet yoktur.-Kitap, talebesi Muhammed b. Ali ed-Davudî (Rahimehullah)’nin hattıyla yazılmıştır.

Eser 38 sayfadır. Sayfanın boyu 265, eni 18 cm. dir. Sayfadaki satır sayısı 27 olup, bir satırda yaklaşık 18 kelime vardır. Yazmanın baş tarafında, kitaba daha önce sahip olan zevatın isimleri yer alır. Bunlar, el-Hacc İbrahim Paşa Veliyyü’1-Kadı Muhammed Nimetullah Lütfullah ve Cemal Berekât Abdulhafız’dır.

Bu ilk nüsha, daha sağlam, yazısı daha seçkin, anlaşılması daha kolay ve müellifin asrına daha yakın olduğu için, bunu asıl olarak aldım ve tahkikte (d) Kâf harfiyle işaretledim. islami sohbet

ikinci nüshaya gelince; Bu Ezher Kütüphanesi’ndedir. Bir koleksiyonda ciltli olarak normal bir yazı ile yazılmıştır. Kitapta silinme ve yırtılma izleri belirmiştir. Satırları muhteliftir. Kitabın genişliği, 21cm.  dir. Tamamı  30 yapraktır.  Kitap numarası  56, koleksiyon numarası ise 1115′tir.[3]

Üzerinde, “Revakü’l-Etrak’a vakfedilmiştir”[4] ibaresi yazılıdır. Aynı şekilde Ezher Kütüphanesi’nin mührü vardır. Nasihin (Yazıcının) yaptığı yanlışı gidermek için, bazı sahifelere ilave yapılmıştır. İkinci yaprakta bu görülebilir. Tahkikte bu nüshaya (î) elif harfiyle işaret edilmiştir. Nasihinin bilinmemesinden, üzerinde yırtık ve çürüme izleri görüldüğünden ve bazı sahifelere ilave yapıldığından bunu, birinciye tabi kıldım.[5]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, rahmet, rahmeti, allah cc rahmeti merhamet, Rahimehullah

FenerBahçe spor kulubu ve eskişehir , sivas lı bazı yonetici ve sprocuların karıştığı şike olayı gıderek buyurken turkiye futbol fedarasyonu çok onemli bır karar aşamsına geldi.  islam

fenerbahçe spor kulubunun küme düğşürülmesi ve şampıyonlar ligine farklı bır takımımız gonderilme kararı alabilecegı bu kararında en geç temmuz 15 de uefa yetkılilerine bildırılmesı gerektığı netleşmiştir.

fener, fenerbahçe, fener bah.e, sarı kanarya, fb spor kulubu, aziz yıldırım, ümit karan, bulent uygun, menun okyadmaz, sivas spor, eskişehir spor, türkiye futbol fedarasyonu, uefo, fifa

Nesh İşinin Tahdidi (Sınırlandınlması) Ve Nasihin Mensuhtan Ayırdedilmesi.[22]  

Buna, şu hadisler misal verilebilir: islam

1-”Kan alanın da aldıranın da orucu bozulmuş olur.[23]

2- “Rasulullah oruçlu ve ihramlı iken kan aldırdı.”[24]

3- “Kan aldıranın, kusanın ve ihtilam olanın orucu bozulmaz” [25] Şüphesiz ki bu hadisler görünüş itibariyle neshe delalet ederler. Ancak hadislerden hangisi diğerini neshetmiştir? Alimlerden Ali

b. Medinî, Ahmed, İshak ve İbn Münzir yalnız birincisinin diğerlerini neshettiği görüşündedirler.[26]

Şafiî ve İbn Hazm’ın görüşüne göre ise ikinci hadis diğerlerini neshetmiştir.[27]

Öyleyse -meçhul olan- bu konuda, işin çözücüsü, hadisin sebeb-i vurududur ki, üzerinde ittifak edilen ve İslam’ın ruhuna uygun olan da budur. Zaten Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Hiçbir kimse diğer birisinin günahını yüklenmez.”[28]

Beyhakî, “Şuabu’l-îman”ında, Gayyas b. Kelub el-Kûfî’den, o da Mutarrif b. Semuretebni Cündeb’den, o da babasından rivayet ettiği şu hadisi tahric etmiştir:

Rasulullah (s.a.v.), Ramazan ayında kan aldırmakta olan bir adama uğradı, onlar (kan alan ve aldıran) aynı zamanda bir adamın gıybetini ediyorlardı. Bunun üzerine (gıybetten dolayı “Kan alanın da aldıranın da orucu bozulmuştur” diye buyurdu. [29]

İşte bu sebep (yani gıybetten dolayı orucun bozulması) [30] fazla olarak nesh konusunda şu hadislerle zikri geçen ayet arasındaki çelişkiyi gidermiştir.

Şu hadis de neshin tahdidine (sınırlı olarak ele alınmasına) misal olarak verilebilir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İmam kendisine uyulan kimsedir. Ona muhalefet etmeyiniz. O tekbir aldığında, tekbir alınız, rükûa gittiğinde rükûa gidiniz, Semiallahu limenhamideh (Allah, hamd edenin hamdini işitir) dediğinde Allahümme Rabbena lekelhamd (Ey Allah’ım hamd sana aittir) deyiniz. Secdeye gittiğinde, secdeye gidiniz. Oturarak kıldığında siz de oturarak kılınız” [31]

İmam Şafiî şöyle demiştir: “Bu hadis, Hz. Aişe’nin şu hadisiyle neshedilmiştir: “Rasulullah, ölümüne sebep olan hastalığı zamanında, sahabeye oturarak namaz kıldırıyordu. Onlar da Rasulullah’ın arkasında ayakta kılarlardı.”[32]

Doğrusu, yukarıdaki hadisin sebeb-i vurudu, nesh sözünü ortadan kaldırır. Şöyle ki:

İmam Müslim, Sahah’inde Enes’ten rivayet ettiği bir hadise göre o, şöyle demiştir: “Rasulullah (s.a.v.) atından düştü ve sağ tarafı tahris oldu. Geçmiş olsun diye huzuruna girdik. Bu arada namaz vakti geldi Bize namazı oturarak kıldırdı. Biz de arkasında oturarak kıldık.

Namaz tamamlandığında buyurdu ki: “İmam ancak kendisine uyulan kimsedir. O, tekbir aldığında siz de tekbir alınız, secdeye gittiğinde secdeye gidiniz, kalktığında kalkınız.  Semiallahulimenhamideh dediğinde Rabbena lekelhamd deyiniz, oturarak kıldığında siz de oturarak kılınız.”[33]

Ahmed b. Hanbel, her iki hedisin vurud sebebinin ayrı olduğunu düşünerek, her iki hadisin arasını cem etmiş ve neshin olmadığına kail olmuştur.

Birincisi: “İmam, hastalığına şifa ümid edip oturarak namaza başlarsa, o zaman arkasındakiler de oturarak kılarlar.”

İkincisi: “İmam ayakta namaza başlarsa ona uyanların da ayakta kılması icab eder. İmamın, sonradan namazını oturarak kılmasını gerektiren bir sebepten (hastalık gibi) dolayı oturup oturmaması durumu değiştirmez.”

Nitekim Rasulullah’ın ölüm hastalığı hakkındaki hadisler de bu şekildedir.

Bu hadisin cemaatin ayakta durmalarını açıklaması, imamın oturması halinde onların da oturmalarının lazım gelmediğine delalet eder. Çünkü Ebubekir (r.a.) namaza ayakta başladı. Cemaat da onunla ayakta kıldılar. Birinci durum bunun hilafınadir. Zira Rasulullah (s.a.v.) oturarak namaza başladı. Onlar da arkasında ayakta kıldılar da Rasulullah onları ayıpladı. [34]

Şevkanî görüşünü şu sözleriyle teyid eder. Bu cem etme işi aslında neshin olmadığını takviye eder. Özellikle bu durum neshin iki defa olmasını gerektirir. Çünkü aslında kıyama muktedir olan kimsenin hükmü, oturarak kılmamasıdır. Buna göre bu hadis de, imamı oturarak namaz kılanın oturmasını neshetmiştir. Bundan sonra oturarak namaz kılmanın neshedilmesi neshin iki kere vukuunu gerektirir ki bu da uzak bîr görüştür. [35

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, Nesh İşinin Tahdidi, namaz kılanın, oturmasını neshetmiştir

Mücmelin Tafsili [18]islam  

Ezanda tekbirin dört, kamette iki olduğuna ve Müslim’in, Enes’ten tahric ettikleri şu hadis misal verilebilir: “Bilal, ezandaki lafızları çifter, İcamettekini ise tek okumakla emrolundu.” [19]

Bundan anlaşılan şudur: Ezanda tekbirin dört, kamette iki olduğuna dair cumhuru ulema aleyhine bir ittifak yoktur. Fakat Ebu Davud, Sünen’inde ve Ahmed b. Hanbel de Müsned’inde meşhur hadisin sebeb-i vurudu hakkında tahric ettikleri Abdullah b. Zeyd’in hadisi ise şöyledir: “O dedi ki; “Bir ara Rasulullah fs.a.v.) halkı namaza toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çıtn yapılmasını emrettiği sıralarda idi. (Ahmed b. Hanbel şunu ilave etmiştir. Gerçi Rasulullah, çanın Hristiyanlık adetine uygunluğundan hoş görmüyordu) Ben uyurken rüyamda yanıma elinde çan taşıyan bir adam çıkageldi. Ben ona:

- “Ey Allah’ın kulu! Bu çanı bana satmaz mısın?” dedim.

- “Onu ne yapacaksın?” dedi

- “Onunla halkı namaza çağıracağım” dedim.

- “Sana bundan daha hayırlısını göstereyim mi? dedi.

Ben de ona:

- “Evet göster” dedim. Dedi ki:

-  “Şöyle dersin:

- “Şöyle dersin: Allah”Allah en büyüktür, Allah en büyüktür., en büyüktür, Allah en büyüktür.

Ben Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Ben Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Ben Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim. Ben Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim.

Haydin namaza, haydin namaza.

Haydin kurtuluşa, haydin kurtuluşa.

Allah en büyüktür. Allah en büyüktür.

Allah’tan başta ilah yoktur.”

Sonra benden biraz uzaklaştı ve şöyle dedi: “Namaza kalktığın vakitte de şöyle dersin: ederim.

Allah en büyüktür

Allah en büyüktür

Ben Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim.

Ben Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik

Haydin namaza Haydin kurtuluşa, Namaz başladı Namaz başladı Allah en büyüktür Allah en büyüktür Allah’tan başka ilah yoktur.”

Sabah olunca, Rasulullah (s.a.v.)’a gelip gördüklerimi haber verdim, “lnşaallah hak rüyadır. Bilal ile beraber kalk gördüklerini ona ögret de ezam o okusun. Çünkü onun sesi seninkinden daha gür ve  buyurdu. [20]

Bu sebep gelince hadisteki vaki kapalılığı gidermiş oldu. Aslolan şudur ki, cumhura göre ezanda tekbirin dörder, kamette ise iki defa olduğudur.[21]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, Mücmelin Tafsili, Sabah olunca, Rasulullah (s.a.v.)a gelip gördüklerimi haber verdim, lnşaallah hak rüyadır

2- Mutlak’ın Takyidi [15] islam  

Buna şu hadisi örnek verebiliriz: “Kim güzel bir amel işler onu sonrakilere yol olarak bırakırsa onun ecrini alır. Sonrakilerin işleyip alacağı ecirden de bir şey eksik olmadan onların ki kadar bir daha alır. Kim de kötü bir amel işleyip onu sonrakilere yol olarak bırakırsa onun

günahını alır. Sonrakilerin işleyip alacağı günahtan da bir şey eksik olmadan onların ki kadar bir daha alır. [16]

Sünnet, hasene ve seyyie vasıflarıyla birlikte mutlaklık ifade eder. Allah’ın dininde var olan şeyi içine aldığı gibi, var olmayanı da kapsar. Ancak, hadisin sebe-i vurııduna bakıldığında burada sünnetten maksadın Allah’ın dininde aslolan şeylerle ilgili olduğu görülür.

Cerir Şöyle demiş: “Biz gündüzün ortasında Rasu.ullah (s.a.v.)’ın yanında bulunuyorduk. Derken yalın ayak kaplan postu rengindeki gömleklerini veya abalarını başlarına geçirmiş, kılıçlanın çekmiş; ekserisi hatta hepsi Mudar Kabilesi’ne mensup çıplak bir takım adamlar Peygamber (x.a.v.)’e geldiler. Onların muhtaç halini görünce Rasulullah (s.a.v.)’m yüzü değişti. İçeri girip çıktıktan sonra Bilal’e emir buyurdu. Bilal ezanı okuyarak kamet getirdi. Rasulullah (s.a.v.) da namazı kıldırdı. Sonra hutbe okudu ve:

“Ey insanlar! Sizi bir kişiden yaratan Rabbiniz’den korkun…(Nisa, 31) ayet-i kerimesini sonuna (yani) “Şüphesiz ki Allah sizin üzerinizde gözcüdür” ayetine kadar ve Haşr Sûresi’ndeki, “Allah’tan korkun. Her nefis yarın (Âhiret) için ne gönderdiğine bir baksın. Allah’tan korkun…(Haşr, 18)” ayet-i kerimesini okudu.

(Sözüne devamla) “Bir adam dinarından, dirheminden elbisesinden, bir sa’ buğdayından, bir sa’ kuru hurmasından sadaka vermelidir. Velev ki yarım hurma olsun” buyurdu.

Derken Ensar’dan bir zat hemen hemen elinin taşıyamayacağı kadar hatta elinin taşımaktan âciz kaldığı bir kese getirdi. Sonra birbiri ardınca herkes bir şeyler getirdiler. Neticede yiyecek ve elbiseden müteşekkil iki yığın gördüm. Rasulullah (s.a.v.)’ın (mübarek) yüzünü de altınla yaldızlanmış gibi parladığını gördüm. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):

“Her kim İslam’da güzel bir çığır açarsa, o çığırın ecri ile kendisindei, sonra o çığırla amel edenlerin ecirlerinden hiçbir şey noksan edilmemek şartıyla sevapları kendisine aittir. Ve her kim İslam’da kötü bir çığır açarsa, o çığırın vebali ile kendisinden sonra onunla amel edenlerin vebali hiçbir noksanlık olmamak üzere ona aittir” buyurdular.[17]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, Mutlakın Takyidi, Her kim İslam’da güzel bir çığır açarsa, o çığırın ecri ile kendisindei, sonra o çığırla amel edenlerin ecirlerinden hiçbir şey noksan edilmemek şartıyla sevapları kendisine aittir

Vürudun Manası: islam  

Dilciler, vürud ve mevarid, yahut su kaynağı göze, manasınadır demişlerdir.[7]

Muhaddisler, vürud kelimesinin açık oluşuna yahut ahkam ulemasının zikrettiği tanıma yakın olduğuna dayanarak ‘vürud’un sınırlayıcı bir tanımını yapmamışlardır.

Biz ‘Vurud’u şöyle tanımlayabiliriz:

Vurud; hadisten kasdedilen şeyin umum-husus, mutlak-mukayyed, nesh ve benzeri konulardan birisinin anlaşılmasına vesile olan şeydir. Yahut, hadisin söylenmesine sebep olan günlük aktüel olaylardır.[8]

Faidesi:  

Yukarıdaki tariften konunun faydası zaten anlaşılmaktadır. Şöyleki: Bu, hadisten maksadın, bir şeye tahdid edilmesidir ki aşağıdaki şekilde ortaya çıkar:[

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, Vürudun Manası, Faidesi, Dilciler, vürud

ESBÂB-U VURUDİ’L-HADIS HADÎSLER VE SEBEPLERİ   Sunuş  

Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla.  

Evrensel bir dinin son elçisi olan Hz.Muhammed (s.a.v)’i doğru anlamak her asırdaki müslümanlarm önemli bir sou olmuştur. O’nu doğru anlamamanın nedeni Müslümanların bazen klasik eksik bilgilere sahip olmaları bazen de kendilerine özgü bir peygamber anlayışı Üretmelerinden kaynaklanmaktadır. Peygamberi doğru anla­mak için ileri sürülen bütün görüşlerin hem doğru hem de yanlışlarının olduğunu kabul etmek zorundayız.

Peki son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’i doğru anla­manın yolu nedir? Elbette bu sorunun mutlak bir cevabı yoktur. Verilecek cevapların tümü birer zannı galip olmak­tan öteye geçmeyecektir. O, Kur’an’m tanımladığı birden fazla fonksiyonu ve boyutu olan bir beşer ve bir elçidir. O, hepimiz için bir model insandır.

Hatemül Enbiya olan Hz. Peygamber (a.s.)’ı Kur’an’dan ve yaşadığı dönemin şartlarından hareketle değerlendirmek doğru anlamaya en yakın yoldur diye düşünüyoruz. Onun sözlü ve fiili sünnetini, bütün insanlık ve müslümanlar için kıyamete kadar geçerliliği olan bir özelliğe sahip bir model insanın doğru anlaşılması için kendi dilinden, kendi döneminden hareketle tanınmasının önemine inanıyoruz. Bunun için tıpkı Kur’an’ı doğru anlamak için Nüzul sebebi ne kadar önemli ise Peygamber (a.s)’ı da doğru anlamak için Esbâb-ı Vurud’un da o kadar Önemi vardır.

Yayınevi olarak Kur’an ve Sünnet kültürünün temeline yönelik yayınladığımız ilk orjinal eser el-Vahidi’nin Esbâb-ı Nüzul isimli kitabıydı. İkinci kitap ise, yine ilk orjinal kay­nak olan elinizdeki bu İmam-ı Suyuti’nin Esbâb-ı Vurudul Hadis kitabıdır. Bu iki orjinal kitabı yayınlamakla Türkiyeli okuyucuya büyük bir hizmet sunan ihtar Yayıncılık olarak bundan sonra da önemli kaynak eserler yayınlamaya devam edeceğiz. Bu kitapların okuyucuya ulaşmasında emeği geçen ıymetli mütercim ve duyarlı okuyuculara da teşekkür ediyoruz.

İslam’ın yeniden gündem oluşturduğu şu yüzyılımızda insanlara gerçek dinin sunduğu huzur toplumunun gerçekleşmesi için Peygamber (a.s)’ın da bütün aşırılıklardan uzak; ilk kaynaklara bağlı olarak anlaşılmasının çok önemli olduğunu bir kez daha belirtmekte fayda görüyoruz. Temel kaynaklara ilginin arttığı bir dönemde sağlam eserlerin okuyucuya sunulması da son derece önemli bir sorumluluk olarak görülmelidir.

Kim Resul’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse (çevirsin), biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. (Nisa: 80).

Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve elçisine çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak “işittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte umduklarına erenler bunlardır, bun­lar. (Nur: 51),

Sadece bu ayetler bile İslâm’ı doğru anlamak ve gereği üzere yaşamak için peygamber (a.s)’m bizler için ne kadar önemli bir otorite olduğunu belirtmektedir. İşte böyle bir otoriteden en doğru şekilde yararlanmak için önemli görevlerimizin olduğunun bilincinde olmak zorundayız.

Hadislerin söyleniş maksadının daha iyi anlaşılması için hazırlanan Esbâb-ı Vurudul Hadis kitabından başka bu alan­da yapılan çalışmaları da yayınevi olarak ileride okuyucuya sunacağımızı bu arada belirtmek istiyoruz. Bir bunalım çağma dönüşen modern dünyada İslâm’ı daha iyi anlamak ve yaşamak için özgürlük Peygamber’! Hz. Muhammed <a.s.)’ı daha detaylı bir şekilde tanımak gerektiğini belirtir, sizlere bu kıymetli eseri takdim ederiz.

İhtar Yayıncılık[1]

  Giriş  

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun, O’na hamd eder, O’nun yardımlarını ve O’nun bize hidayet etmesini dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden O’na sığınırız. Allah, kime hidayet ederse, onu saptıracak kimse olmadığı gibi, O’nun saptırdığını da kimse hidayete erdiremez.

Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’e, O’nun âl ve ashabına ve kıyamete kadar en güzel şekilde onlara tabi olanlara salat ve selam ederiz.

Nebevi sünnet, güneş gibi, doğuşundan itibaren hicrî 13. asrın sonuna kadar, şerefli çalışmalarla büyük itibar ve izzete nail olmuştur. Hizmet ehli onun karşısında takdir ve hayretle durmuştur.

Zira İslam Uleması, Nebevî sünnet üzerinde gerek tedvin ve cem etme gerekse şerh ve açıklamalarda bulunma, sahihini ve zayıfını ayırma konusunda oldukça bol çalışma yapmışlardır. Bu hususta özel gayret sarfederek yahut çok meşakkat çekerek bolca tasnifatta bulunmuşlardır. Alimlerin bu gayreti son asra yani hicrî 14. asra kadar devam etmiştir (Tahkik edenin asrı).

Bu çalışmaları şöyle özetleyebiliriz:

a) Özellikle Arap lisanının zaafa uğramasından ve birşey bilmeyen halkın İslam idaresi altına girmesinden sonra, konu ile ilgili çalışmalar, bu tasnifatı halkın anlamasına sunmak ve insanlara idrâklerinin birleştiği bir uslub ile takdim etmek şeklinde ortaya çıkmıştır.

b) Onun tahkiki ve ibaresinin zabt altına alınması, doğrusunun yahut doğruya en yakın olanının araştınlmasıyla ortaya çıkmıştır.

Her ne kadar ikincisi birincisine nazaran daha önemli görünse de aslında ehemmiyet bakımından her iki iş de mühimdir. Zira bir nassı anlamak zabtı ve tahkiki ile mümkündür.

Bu münasebetle azmettim ki, bu tasnifattan birisi tahkik edilmiş olsun, bu vesileyle inceleme ve araştırmaya başladım. Nasihat aldım ye istişarelerde bulundum. Ta ki Allah’ın yardımıyla, “Ellem’u fi esbabi’l-Hadis” yahut “Esbab-u Vurudi’l-Hadis” adlı kitap hakkında doğruyu buldum. Ki, bu kitap hicri 911 yılında vefat etmiş olan Hafız Celaleddin Suyutî’ye aittir.

Aşağıdaki sebeplerden dolayı kitabı elime geçirdiğimde onu tahkik edip inceleyerek insanların istifadesine sunmayı uygun buldum.

1- Kur’an’ın esbâb-i nüzulü bilindikten sonra şüphe yok ki en önemli konu hadisin esbab-ı vürudunun bilinmesi (söyleniş sebebi)dir.

Cem veya tercihin ortaya çıkardığı tearuzu (çelişkiyi) gidermek isteyen kimse için bu bilgiye ihtiyaç vardır.

2- Bana Öyle geliyor ki araştırma ve incelemelerle bu konuyu içeren müstakil ilk kitap budur.

3- Şüphesiz ki elimizde bulunan şu kitabın nüshası tahrif ve yanlış yazımlarla doludur. Tahkikimizde ortaya çıkacağı gibi, bu zaman aşımından ve kitap nasihlerinin (kitap çoğaltanların) yetersizliğinden ortaya çıkmıştır.

İşte bu çeşitli sebeplerden dolayı ihtiyarlamış zatımı bu kitabın tahkik ve  incelemesine hasrettim.  Tahkik ettiğim kitabın ismi; “İnceleme Şerh ve Öğrenim Yönüyle Suyutî’nin Esbab-ı Vurûdu’l-HadisT’dir.

Fakültede ve üniversitede öncelikle tahkik işini yapmayı istedim. Allah’a hamd olsun ki, O’nun yardımı ve Kahire Usulu’d-Din Fakültesi Hadis Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ebu’1-Ala Ali Ebu’l-Ala’nın gözetimi altında bu iş tamamlandı.

Kolaylık olsun diye kitabın mevzulannı iki kısma ayırdım:

Birinci Kısım: Konunun incelenmesi, bir giriş, iki bab ve bir sonuçtan ibarettir.

Girişte şu konular vardır:   Konunun seçiliş sebepleri ve önemi.

Birinci Bab: Hadisin Vürûd (söyleniş) sebepleri hakkındadır. Üç fasıldan ibarettir.

Birinci fasıl: Hadis vürudunun manası, faydası ve çeşitleri.

İkinci fasıl: Nüzûlu’l-Kur’an sebebiyle hadis vürudunun sebebi hakkındaki alaka.

Üçüncü fasıl: Esbab-u Vürudi’l-Hadisin tarihi ve bu konuda yazılmış meşhur kitaplar. Birinci bab bununla sona eriyor.

İkinci Bab: Suyutî’nin Esbab-ı Vurûdu’l-Hadis adlı kitabının tanıtımı. Bu dört fasıldan ibarettir.

1. Fasıl: Suyutî’nin hayatı ve ilimdeki yeri.

2. Fasıl: Kitabın kısaca tanıtımı, tahkikin mevzuu ve musannifin bu konudaki metodu

3. Fasıl: Kitabın kaynaklan ve kaynakların önemi.

4. Fasıl; Kitabın kıymeti ve önemi.

îkinci bab ve birinci bölüm bu şekilde sona eriyor.

İkinci Kisim: Tahkik: Bu kısım bir giriş ve kaynaklan tahkik edilmiş hadislerden ibarettir.

Giriş kısmı, şu konudaki hadisleri ihtiva eder:

a) Kitabın mevcut nüshaları, bu nüshaların tanıtımı ve tahkikte bunlara olan itimad.

b) Tahkikin metodu

Araştırmanın tabiatına uyarak (nüshalardaki) fazlalık ve noksanlıkları karşılaştırmak için hatta (yazıya) ek olarak bir hat eklenmiştir.

Bu usul, bu mevzudaki araştırmaların tümünde takib edilen bir metoddur.

Bu da aşağıdaki şekildedir:                                        ‘.

a) Nefsin arzularından yahut ırkçılıktan uzak olan mutlak mevzular, Hakk’a ulaşmayı istemektir. Bu hak ister Suyutî ile olsun ister onun aleyhine olsun birşey farketmez.

b) İmkanlar elverdikçe hadislerin bizzat aslî kaynaklarına başvurmaktır. Çünkü birşeyi kaynağından almak daha dakik daha evladır. Asıl kaynaklara müracaat etme imkanım olmayınca, o zaman fer’î kaynaklara müracaat ettim. Mesuliyetten kurtulmak ve isteyenin onlara bakmasının kolaylaştırmak için bu risalenin bütün sayfalarında dipnot olarak onlan gösterdim. Ulûmu’I:Hadis nevilerinden bir hizmet çeşidi olan bu babda hizmet ettiğimi ve muvaffak olduğumu ümid ederim.

Muvaffakiyetim ancak Allah’tandır. O’na tevekkül eder ve O’na yönelirim.

Yahya İsmail Ahmed H. 21 Cumade’l-Ulal399 M. 18 Nisan 1979[2]

  Birinci Bab: Esbab-ı Vurudi’l-Hadis Hakkında  

Birinci Bölüm: Sebeb-i Vurudi’l-Hadisin Manası, Faydası Ve Çeşitleri.  

Hadisin vürud sebeplerinden ve ona vereceğimiz misallerden önce, manasının ve onunla ne kasdedildiğinin bilinmesi gerekir.

Allah’ın yardımıyla şöyle başlıyorum

Sebeb-i Vuru d i’l-Had i s’in manası yahut ondan ne anlaşıldığı:

Dilcilerin ıstılahında sebep,[3] demektir. Lisanu’l-Arab’da, Hüzeyl Lügati olarak zikredilmiştir. Istılah manası ise, kendisiyle başka bir şeye ulaşılandır.[4]

Sonra bütün iügat ehli, kendisiyle matluba ulaşılan her şeye sebep adını vermişlerdir.[5]

Ahkam alimlerinin tanımı ise şöyledir: “Hükme tesir etmeden hükme ulaştırmaya yol olan şey demektir.”[6]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, ESBÂB-U VURUDİ’L-HADIS HADÎSLER VE SEBEPLERİ, Hükme tesir etmeden hükme ulaştırmaya yol olan şey demektir

 Hükmün İlletinin Beyanı: islam  

Rasulullah (s.a.v.)’ın su kabından su içeni nehyetmesi hadisinde olduğu gibi [36] bunun sebebi hadiste şöyle anlatılmıştır: “Bir adam su tulumunun ağzından su içti de karnına yılan kaçtı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) tulumununun ağzını kırarak su içmeyi nehyetti. [37]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, Hükmün İlletinin Beyanı, Rasulullah, su kabından su içeni nehyetmesi

Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve zinetleri Halıkımızı, Mâlikimizi ve Mevlamızı bilmediğimiz takdirde Cennet de olsa Cehennemdir. Evet, öyle gördüm ve öyle zevk ettim. Bu Makalenin Devamını Oku;

el-Hatîb el-Bağdâdî   İsmi ve Nesebi islam  

Şeyhu’l-Meşrık [3]ve Hâtimetü’l-Huffâz[4] olarak anılan el-Hatîb el-Bağdâdî’nin künyesi ve tam ismi; Ebû Bekr Ahmed b. ‘Ali b. Sabit b. Ahmed b. Mehdî el-Bağdâdî[5]‘dir. Bazı kaynaklar­da dedesinin dedesi olan Mehdî’nin babasının da adının Sabit olduğu kaydedilmektedir. [6] Bu isim grubu içinden en çok Ebû-Bekr ef-Hatîb veya el-Hatîb el-Bağdâdî kısımlarıyia anılır. Evlili­ği ve çocukları hakkında kaynaklarda herhangi bir kayda rastla-yamadığımız için[7] Ebû Bekr künyesini belki İslâmî bir an’aneye uyarak almış olduğu kanaatindeyiz.

el-Hatîb lakabının kendisine, kıraat âlimi Ebû Hafs el-Ket-tânî’den Kur’ân öğrenen ve Bağdat’ın güney batısında Dicle nehri üzerindeki Derzîcân[8] köyünde yirmi yıl hatiplik yapan ba­bası Ebu’I-Hasen ‘Ali’den intikal ettiği söylenmişse de[9] muhte­melen kendisi de bu köyde aynı vazifeyi devam ettirmesi sebe­biyle el-Hatîb diye tanınmıştır. [10] Yoksa kendisine el-Hatîb değil İbnu’l-Hatîb denirdi.

el-Hatîb el-Bağdâdî, babasının hal tercemesine yer verdi­ği Târîhu Bağdâd adlı eserinde, babasının soyunun at binicifiğiy-le meşhur bir Arap aşiretine dayandığını ve bu aşiretin Fırat kıyı­sındaki el-Cessâse denilen yerde ikâmet ettiğini belirtmiştir. [11]

Babası Ebu’I-Hasen Ali herhangi bir ilim dalında şöhret bulmuş âlimlerden değildi. Ancak ilme düşkündü. Kur’ân-ı Ke-rîm’i ezberlemiş ve Ebû Hafs el-Kettânî’den (466/1073) kıraat il­mini öğrenmişti. Bağdat’ın köylerinden biri olan Derzîcân’da cu­ma ve bayram hutbelerini îrâd ederdi.[12] el-Hatîb babasını tanı­tırken onu sadece Kur’ân hafızı olmakla nitelemiştir, O şöyle de­miştir: “Kur’ân hafızlarından olan babam Kur’ân hıfzını Ebû Hafs el-Kettânî’de tamamladı. Daha sonra Derzîcân köyünde 20 yit kadar imamlık ve hatiplik vazifesini îfâ etti. (…) 15 Şevval 412 Pazar günü vefat eden babamı bizzat ben aynı gün Bâbu Harb kabristanına defnettim. [13]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, EL-HATÎB EL-BAĞDÂDÎ, HADİS İLMİNDEKİ YERİ, el-Hatib el-Bağdadi hayatı

EL-HATÎB EL-BAĞDÂDÎ VE HADİS İLMİNDEKİ YERİ  

TAKDİM  islam  

Bu kitabın benim için ayrı bir ehemmiyeti ve okuyanına vermesini istediğim bir mesajı var: Şöyleki: Marmara Üniversite­si İlahiyat Fakültesi’nde Yüksek Lisans talebelerine verdiğim Araştırma Teknikleri dersi’nde, dersin gereği olarak talebelere yaptırdığım yazılı seminerler arasında bu çalışmanın yeterince ciddiye alınarak güzel bir plan çerçevesinde, dolgun bir muhte­vada işlenmiş olması, dikkatimi çekmiş ve bana, yılların hocalık tecrübesinin de te’siriyle Ziya Paşa merhumun bir beyitini hatır­latmıştı:

Şâir, şâir doğar anadan Âsân görünür ihtidadan.

Yapılan çalışmayı takdiren: “Merhum bunu şâirler için söylemiş olsa da, şâir olmayanlar için de, bütün insanlar için de geçerli” demiş mahallî bir atasözümüzle kanaatimi takviye et­miştim: “Olacak olan oğlak, çarasından belli olur” deriz. Çara, yeni dünyaya gelen keçi, koyun gibi ehli hayvan yavrularının ilk günlerde bıraktıkları mayıslarına denir.

Necmi Sarı, zor, çileli, dünyevî karşılığı pek olmayan ilmî seyr-i sülûkun iyi bir başlangıcını yaptı, güzel bir örnek ve ümit verdi.

Rahâvete, atâlete düşmeden en büyük dünya kesbi olan Rıdvânullah’ı elde etme yolunda Ziya Paşa’nın İkinci beytinin gereğini yerine getirmesini temenni ediyorum: Sâni-i şurût-u şâiriyet Tahsîi-i maarif’i fazîlet.

Yani bütün enerjilerin galibi olan irâde enerjisine binerek ilim yolunda çalışmak!

Çalışmak! Çalışmak!

Allah, rızası için çalışanlara yardım etsin.

Prof. Dr. İbrahim Canan Üsküdar, 20.05.2002[1]

  GİRİŞ  

Hamd, ancak Allah içindir, O’na hamdeder, O’ndan yar­dım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimi­zin kötülüğünden O’na sığınırız. Allah kimi hidâyete erdirirse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa onu hidâyete erdirecek yok­tur.

Tek olan ve hiçbir ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilah olmadığına şehâdet ederim. Allah’tan başka ilah olmadığına şehâdet ederim.

el-Hatîb el-Bağdâdî, İslam âleminin birçok ilim sahasında en parlak devrini yaşadığı hicrî 5. (milâdî 10.) asrın yetiştirdiği seçkin sîmalardan biridir. Daha çok Târîhu Bağdâd’ı ile tanınan el-Hatîb, sayısı 100′e varan eserlerinde görüldüğü gibi çalışma­larının büyük bir kısmını hadis, hadis usûlü, hadis ricali, hadis metinleri ve tarih sahalarında toplamıştır. Onun diğer eserlerinin de metod, muhteva ve orjinallik cihetlerinden ait oldukları mevzularda Târîhu Bağdâd kadar büyük bir kıymet ve ehemmiyete hâiz oldukları görülür. Mesela hadis öğrenim ve öğretimi saha­sında el-Câmi’, hadis usûlü sahasında el-Kifâye, hadis ricali sa­hasında el-Müttefik ve’l-Mûfterik, fıkıh usûlü ve öğretim metodu sahalarında el-Fakîh ve’l-Müiefakkih gerçekten benzerleri çok az buiunan eserlerdir.

Biz bu çalışmamızda bütün hayatını ilme ve ilim talebele­rine vakfetmiş olan el-Hatîb el-Bağdâdî’yi ve hadis ilmindeki ye­rini her yönüyle tanıtmaya çalışacağız. Büyük Arş’ın Rabbi, Yü­ce ve Kerîm Allah’tan benim bu çalışmamı kıyamet günü hase­natımın arasına katmasını, ilim adamları ve müslüman kardeş­lerime bunu faydalı kılmasını dilerken, bizleri bu çalışmayı yap­maya teşvik eden ve kıymetli yardımlarını bizden esirgemeyen değerli hocam Prof. Dr. İbrahim Canan’a teşekkürü bir borç bili­rim.

Bu çalışma, kusurlu birisinin ortaya koyduğu bir gayrettir. Tetkik edecek şahıslar bunu dikkatle tetkik etsin, alabildiğine bi­zi mazur görsün. Çünkü akıllı kişi başkasını mazur görebilendir. Allah ise kendi kitabından başkasını hatadan korumuş değildir. İnsafiı kişi başkasının birçok doğruları karşısında az sayıdaki hatalarını bağışlayabilendir.

Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. Allah-u Teâlâ, Peygambe­rimiz Muhammed’e, O’nun aile halkına ve ashabına salât ve se­lâm eylesin.

Necmi Sarı İstanbul, Mart 2001[2]

islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, islami chat, sevdasi,  dini sohbet, din sohbet, din chat,  asya sohbet, nur sohbet, EL-HATÎB EL-BAĞDÂDÎ, HADİS İLMİNDEKİ YERİ

1. Dünya ahire tin tarlasi ve hidâyet konaklarindan bir ko­naktir. Kendisine, mahiyetine uygun bir ifade olarak dünya denmiştir. 2. Bazi kimseler nefislerinde bir yakinlik hissederek ibâdetinde ve meclislerinde Allah'a yakin olduklarini zannederler. Böylece kendilerinden başka meclislerinde bulunan herkesin bağişlanacaği fikrine saplanirlar. Eğer bu tür kimseye, bu şekilde sû-i edebinden dolayi Allah Teâlâ, müstahak olduğu muameleyi yapmiş olsaydi, hemen o anda helâk olurdu. Bu Makalenin Devamını Oku;

islam  islami sohbet     33. MECLİS

Bu Duyuru pazar günü sabah üzeri Ribât’ta yapıldı.

Duyuru  tarihi: Hicrî 13 Cemâziyelâhir 545, Milâdî 1150. Bu Makalenin Devamını Oku;

32. MECLİS

Bu konuşma Cuma sabahı medresede yapıldı. islam, islami, islami sohbet

Konuşma tarihi: Hicrî 11 Cemâziyelâhir 545, Milâdî 1150.

Emre uy, yasaklardan kaçın. Şu belalara sabırla karşı koy. Na­file -sünnet- ibadetleri yapmaya çalış; sünnet olan işleri yapmaya gayretli ol; ismin “Uyanıklar” defterine yazılır. Yaratıcı’dan sana ba­şarı gelir. Yaptığın çalışma boşa gitmez. Zorla huzur bulunmaz; bu sevdayı bırak. Amel kapısına yapışırsan o da senin için sonuna ka­dar açık kalır.

İsteyeceklerini O’ndan iste. O’nun kudret eli önünde boynunu eğ. İbadet yollarının açılması için Hakk’a karşı boynu bükük olacak­sın. Yaratan bir şeyi dilerse sebeplerini hazırlar. O, sana çabuk yü­rümeyi emretti. Hele adımlarını aç, başarıyı görürsün.

Dıştan emir verilir. Başarı kuvveti iç âlemden gelir. Açıktan, gü­nah işlemek yasak edilir. O’nun hamiyetine sığın. O esirgerse, hata­ları bırakırsın. O’nun vereceği kuvvet sayesinde sabırlı olursun.

Yanımda akıllı durunuz. Bana sebatla bağlanınız. Niyetinizi tam tutunuz. Azimet sahibi olunuz. Beni töhmetle yâd etmeyiniz. Hakkımda iyi düşününüz. Böyle yaparsanız sözlerimin yararını bu­lursunuz; dediklerimin mânasını anlarsınız.

Ey beni töhmet altına almak isteyen, yarın her şey açığa çıkar. Hâlimi olduğu gibi anlarsın. Aman, beni zahmete sokmayınız. Hâli­me bırakınız beni.

Kalp hâlin beni kahra uğratmak istiyor. Beni mağlûp etmek is­tiyor. Hâlbuki dünya işleri başımı aştı. Âhiret işleri kalbimi sardı. Allah Teâlâ’nm büyük tecellisi, sır âlemini kapladı. Sizlerle uğraşacak hâlim mi var?

Bana yardımcı yok mu? Bana iyilikle yanaşacak kişi nerede? Kendi öz düşüncesi ile hâlimi soracak kimse yok mu? Yardımcım ol­duğu için kim Allah’a hamd eder?

Herkes gibi benim de yardımcıya ihtiyacım olur. Hak Teâlâ’dan gayrı herkesin yardıma ihtiyacı vardır.

Akıllı olunuz. Allah yoluna girenlere karşı iyi edep tavrı takını­nız. Onlar, aşiretlerin bölüşmesi imkânsız olan kişilerdir. Beldeler onların hürmetine durur. Kullar onlar için esirgenir. Yeryüzü onla­rın şerefine muhafaza edilir. Onlar olmasa sizin gösterişli hâlinizi kim neyler? Nifak ve şer hâliniz bir günde bu ülkeyi yıkar, batırır.

Ey Allah’ın düşmanı münafıklar, Peygamber’in (s.a.v) sevmediği kimseler ve ateşe yanacak odunlar, sizin ne kıymetiniz var?

Allah’ım, tevbemi kabul et. Onlara da tevbe nasib eyle. Beni ve onları ayıktır. Hem bana, hem de onlara acı; rahmet nazarınla bak.

Kalbimizi ve duygumuzu Sana hasret. Başkalarına çalışacak tarafı­mız olacaksa, dış duygularımız ve çocuklarımız dünya için olsun. Özümüz âhirete, kalbimiz sır âlemine yönelsin, Sana olsun.

* * *

Ey evlat! Senden hayır çıkmıyor. Hâlbuki hayır yapman lazım. Huzuru bulman gerekirken hiç bir iş yaptığın yok.

Ey evlat! İşe sarıl; bina yapılması için çalışmalısın. Çalışmaya devam edersen, başarı seninledir. Çalışma olduğu takdirde, başarı bulunur. Başarı arzulayan Allah için çalışmalı. Koşarak işleri bul. Başarı onun iyiliği olarak seni bulur.

Yazık, halkın korkusu ile nefsini bağladın. Onlardan beklediğin şeyle iş tutmaktan kaldın. Onların bağını nefsinin ayağından çöz. Onu Yaratıcı’nın hizmetine kaldır. O’nun katında itminan sahibi ey­le. Nefsin itminan derecesine çıkarsa, dünyalık zevklerden elini çe­ker. Ancak geçmişte yazılı şeyleri alır. Onlar, beklenmeden gelen şeylerdir zaten.

Nefse verilen şeyde senin dahlin yoktur. Kadere senin hükmün geçmez. Sana düşen, duyguların kontrolüdür. Niyetin temiz tutul­ması, sana düşen vazifeler arasındadır. Bunu yaparsan, Hak tarafın­dan iyi kimseler arasına yazılırsın. Kısmetler kaybolmaz.

Gücüne, kuvvetine ve elinde bulunan fâni mala güvendiğin za­man gayb âleminden bir şey bekleme.

* * *

Allah’ım, sebeplere dayanmaktan sana sığınırız. Heveslere dal­maktan bizi koru. Boş alışkanlıkla olmayı bize nasib etme. Bütün, hâllerde Sen’den Sana sığınırız.

“Rabb’imiz, bize dünyada iyilik ver. Âhirette iyiliğini esirgeme. Bi­zi ateşe atılmaktan koru.” (el-Bakara, 2/201) Âmin!

islam, islami, islami sohbet, islami chat, nur sohbet, islam sohbet, islam chat, dini sohbet, dini chat, İman sahibi, Emre uy, yasaklardan kaçın, sebeplere dayanmaktan sana sığınırız,

islamsevdasi.com Duyuru
Sitemiz islamsevdasi.com yazar alımlarımız başlamıştır. ilgilenen kardeşlerimizin bu bildiri hakkında yorum yapma şeklinde başvuru yapmaları yeterlidir alt bölümde verilmiş KRİTERLERİN dışına çıkmadıkları surece!! ( Alt Bölümdeki Kiriterlere uygun davranış sergilemeyen yazarların yazarlıkları engellenir Makaleleri yayından kaldırılır... 1 :) Sitemiz islami site olup kesinlikle islam, aykırı Makaleler kabul edilemez... 2 :) Yazılan tüm makale ve yazıların islam hukukuna uygun Delilleri olması gerekmektedir... 1( Kur`an-ı Kerim 2 : Hz. Muhammed (s.a.v) Sünnetleri...
Aylara Göre Makale (Arşivi)
islamsevdasi Takvim
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829