<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; Islam da Aile</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/islam-da-aile/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 17:02:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Evlenmemek Üzere Yaşamak Doğrumudur</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/evlenmemek-uzere-yasamak-dogrumudur.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/evlenmemek-uzere-yasamak-dogrumudur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 03:50:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Âişe (r.anha)]]></category>
		<category><![CDATA[bekar]]></category>
		<category><![CDATA[evlenme]]></category>
		<category><![CDATA[hadım]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>
		<category><![CDATA[o kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8964</guid>
		<description><![CDATA[Rasûlullah (s.a.v), Osman b. Mazun’un kadınlardan ayrı yaşama isteğini reddetti, eğer izin verseydi bizler de yumurtalıklarımızın faaliyetine son verirdik]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3160- Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Osman b. Mazun’un kadınlardan ayrı yaşama isteğini reddetti, eğer izin verseydi bizler de yumurtalıklarımızın faaliyetine son verirdik. (Buhârî, Nikah: 6; Dârimi, Nikah: 2)</p>
<p>3161- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) evlenmeyip bekar yaşama modelini yasakladı. (Dârimi, Nikah: 2; Müsned: 2379)</p>
<p>3162- Semure b. Cündüb (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) evlenmeyip bekar yaşama modelini yasakladı. (Tirmizî, Nikah: 2; Dârimi, Nikah: 3)</p>
<p>3163- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir seferinde Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Ben genç bir adamım kötü bir şey yapmaktan korkuyorum, fakat evlenebilecek imkanım da yok Hadım olayım mı? yani yumurtalıklarımın faaliyetine son verdireyim mi? dedim. Peygamber (s.a.v) yüzünü çevirdi. Bu soru üç sefer soruldu üçüncüsünde Rasûlullah (s.a.v): “Ey Ebu Hureyre! Senin kaderini yazan kalemin mürekkebi kurumuştur. Olacak olan mutlaka başına gelecektir. İstersen hadım ol istersen bırak.” (Buhârî, Nikah: <img src='http://www.islamsevdasi.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>3164- Sa’d b. Hişam (r.a)’dan rivâyete göre, bizzat kendisi Âişe’nin yanına vardı ve ona şöyle dedi: “Ben sana kadınlarla evlenmeksizin bekar hayatı yaşamayı soracaktım, bu konuda senin görüşün nedir?” Aişe şöyle dedi: “Sakın ha böyle yapma! Allah ne buyuruyor duymadın mı? “Şüphesiz senden önce de Peygamberler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik.” (Ra’d sûresi ayet 38) dolayısıyla bekar yaşama modeline uyma! (Müsned: 23517)</p>
<p>3165- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından birkaç kişi vardı. Onlardan biri hiçbir şekilde kadınlarla evlenmeyeceğim, bir kısmı da et yemeyeceğim, bir kısmı da yatak üzerinde yatmayacağım, bir kısmı da ömür boyu oruç tutacağım demişti. Onların bu sözleri Rasûlullah (s.a.v)’e ulaşınca bir konuşma yaptı. Allah’a hamd-û sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Ne oluyor bu insanlara ki şöyle yapacağım böyle yapmayacağım diyorlar. Halbuki ben namaz da kılarım uyurum da, oruçta tutar iftar da ederim, kadınlarla da evlenirim. Kim benim yolumdan, sünnetimden uzak durursa benden değildir.” (Buhârî, Nikah: 1; Müslim: Nikah: 1)</p>
<p>islami sohbet,islamda bekar yaşamak,bekar yaşamak ile ilgili hadisi şerifler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/evlenmemek-uzere-yasamak-dogrumudur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akraba ve Yakınlarla İlişkiler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/akraba-ve-yakinlarla-iliskiler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/akraba-ve-yakinlarla-iliskiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 02:53:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[akrabalık bağlarının korunması]]></category>
		<category><![CDATA[Allâh'a ve Ahiret gününe iman eden]]></category>
		<category><![CDATA[büyükler]]></category>
		<category><![CDATA[islam dini]]></category>
		<category><![CDATA[komşu]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'da komşulara sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[misafire saygı]]></category>
		<category><![CDATA[saygı ve ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Sıla-i rahim akrabalarda sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8404</guid>
		<description><![CDATA[İslam dininde akrabalık bağlarının korunması, önemli görevlerden biridir. Buna karşılık akrabalar ile ilişkilerin kesilmesi ise, büyük günahlardandır. Yüce Allâh Kur'ân-ı Kerim'de, yakınların korunup gözetilmesi,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslam dininde akrabalık bağlarının korunması, önemli görevlerden biridir. Buna karşılık akrabalar ile ilişkilerin kesilmesi ise, büyük günahlardandır. Yüce Allâh Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de, yakınların korunup gözetilmesi, onlara yardım edilmesi ve akrabalık bağlarının koparılmaması hususunda uyarılarda bulunmuş; &#8220;&#8230; Allah&#8217;a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının&#8230;&#8221; (Nisa, 4/1), &#8220;Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver, fakat saçıp savurma.&#8221; (İsra, 17/26) buyurmuştur.</p>
<p>Akrabalık bağlarını korumanın Yüce Allah&#8217;la irtibatı sağlam tutmaya vesile olacağına işaret eden Hz. Peygamber, &#8220;&#8230; Sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.&#8221; buyurmuştur . Başka bir hadislerinde de, &#8220;Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimizi sevmeyen bizden değildir&#8221; buyurmuştur . Büyük denince, ilk önce akla anne ve baba; küçük denince de çocuklar gelir.</p>
<p>İnsanın, Allâh&#8217;a iman ve ibadetten sonra en önemli ödevi, ana ve babasına saygı, sevgi ve ilgi göstermesidir. Kur&#8217;an&#8217;da, &#8220;Biz insana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik&#8230;&#8221; buyurulmaktadır (Ahkaf 46/15). Çocuklar küçük olsun, büyük olsun anne ve babalarına itaat ve hürmette kusur etmemelidir. Hayatın çeşitli zorlukları içinde onları büyütüp, her sıkıntıya katlanan anne ve babalar, her bakımdan hürmet ve itaate layıktırlar. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de, &#8220;Allâh Teâlâ&#8217;ya ibadet&#8221;ten sonra, anne-babaya itaatin, onlara iyi davranmanın emredilmesi, konunun önemini göstermektedir .</p>
<p>Anne ve babaya karşı yerine getirilmesi gereken birçok görev vardır. Onların maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak, onlara huzurlu bir ortam sağlamak için çalışmak, haram olmayan konularda isteklerini yerine getirmek, ibadetlerine yardımcı olmak, haklarında hayır duada bulunmak, onların itibarlarını korumak, onları incitecek fiil ve davranışlardan uzak durmak, vasiyetlerini yerine getirmek, öldükten sonra dostlarıyla ve sevdikleriyle ilişkiyi devam ettirmek onlara karşı vazifelerimizdendir.</p>
<p>Ana-babaya karşı gelmek ise büyük günahlardan kabul edilmiştir . Hz. Peygamber, onlara itaat ve ikram etmenin Cennet&#8217;e, isyan ve saygısızlık etmenin ise Cehennem&#8217;e girmeye sebep olacağını bildirmiş ; anne-babası yanında ihtiyarladığı halde Cennet&#8217;i kazanamayanları ise kınamıştır . &#8220;Rabbın rızası, ana-babanın rızasına, öfkesi de onların öfkesine bağlıdır.&#8221; hadisi , ahireti kazanmanın onlara itaatten geçtiğini açıkça göstermektedir. Zira anne ve babanın çocuğu hakkındaki duası makbuldür .</p>
<p>Bunun yanında, ana-babasına isyan eden kişi, sadece ahirette değil, dünyada da karşılığını görecektir . En azından aynı kötü muameleye kendisi de maruz kalacaktır. Nitekim Hz. Peygamber &#8220;Babalarınıza iyi davranın ki, çocuklarınız da size iyi davransın &#8230;&#8221; buyurmuştur .</p>
<p>Çocukları sevmek de, onların eğitimini güzel yapmak, dünya ve ahiret için hazırlamakla olur. Anne ve baba, çocuklarının bedenen ve ruhen güzelce yetiştirilip insanlığa yararlı bir üye haline gelmeleri için ellerinden geleni yapacaklardır. Bunun için de öncelikle kendilerinin güzel örnek olmaları, çocuklarına haram lokma yedirmemeleri, eğitimleriyle ilgilenip doğru ve faydalı bilgi vermeleri gerekir.</p>
<p>Ancak büyükler, ana-babadan ibaret olmadığı gibi küçükler de çocuklardan ibaret değildir. Ana-babanın yanında büyükanne-büyükbabalar, ağabeyler, ablalar, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler, komşu amcalar, komşu teyzeler, komşu ağabeyler, komşu ablalar&#8230; büyüklerimizden olduğu gibi, nerede olursa olsunlar yaşlılar, öğretmenler, devlet görevlileri de büyüklerimizdendir. Müslüman bunların hepsine saygı gösterir.</p>
<p>Yüce Allâh, Kur&#8217;an&#8217;da komşulara sevgi, saygı ve ilgi gösterilmesini emretmektedir . Hz. Peygamber de, &#8220;Cebrail bana komşular hakkında o kadar ısrarlı tavsiyelerde bulundu ki, komşu komşuya varis olacak sandım.&#8221; ; başka bir hadiste de, &#8220;Allâh&#8217;a ve ahirete iman eden komşusunu rahatsız etmesin.&#8221; buyurmuştur . Bir defasında üç defa tekrar ederek &#8220;vallâhi kamil mü&#8217;min değildir&#8221; diye yemin etmiş; &#8220;kim&#8221; diye sorulunca da, &#8220;komşusu, şerrinden emin olmayan kimse&#8221; buyurmuştur .</p>
<p>Güzel ahlakın göstergelerinden biri de, misafire saygı, sevgi ve ilgi göstermek, misafiri ağırlamaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, &#8220;Allâh&#8217;a ve Ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>islami sohbet,akrabalık ilişkileri nasıl olmalı,islamda aile ilişkileri,islamda anne babaya itaat etmek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/akraba-ve-yakinlarla-iliskiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Baba Hakkı</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/anne-baba-hakki.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/anne-baba-hakki.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 13:55:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın rızası]]></category>
		<category><![CDATA[ana baba]]></category>
		<category><![CDATA[ana-babanın çocuklarına duası]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve babamız]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[beddua]]></category>
		<category><![CDATA[dinimiz islam]]></category>
		<category><![CDATA[hayır dua]]></category>
		<category><![CDATA[hürmet]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8226</guid>
		<description><![CDATA[Yüce dinimiz islam anne babanın rızasını kazanmaya büyük önem vermiştir. Anne ve babamızın kıymetini sağlıklarında bilmeli, hürmet ve saygı da elimizden gelen azami gayreti sarf etmeliyiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce dinimiz islam anne babanın rızasını kazanmaya büyük önem vermiştir. Anne ve babamızın kıymetini sağlıklarında bilmeli, hürmet ve saygı da elimizden gelen azami gayreti sarf etmeliyiz.</p>
<p>Allah-u Teala bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor:</p>
<p>&#8221;Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.&#8221; (İsra Suresi 23)</p>
<p>Anne baba hakkını saymakla bitiremeyiz. Bizleri büyütmek için türlü sıkıntılara göğüs geren. ihtiyaçlarımızı karşılayan,bir çıkar beklemeden iyiliğimiz ve selametimiz için her türlü fedakarlığa katlanan anne babamızın hakkını ödemek için onlara öff bile demeden sevgi diliyle muamelede bulunmalıyız.</p>
<p>Ebu Cafer&#8217;den rivayet edildiğine göre, Ebu Hüreyre&#8217;nin şöyle dediğini işitmiştir: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;</p>
<p>&#8221;Üç kimsenin; duası, makbul dualardır, bunların kabul edilişinde şüphe yoktur: Zulme uğrayanın duası, yolcunun (misafirin) duası, ana-babanın çocuklarına duası.&#8221; ( Buhari, Müslim)</p>
<p>Şüphe yokki her mümin Allah&#8217;ın rızasını kazanmayı talep eder. onun ahirette sunacağı nimetlere nail olmayı hedefler. Anne babanın hayır duasını almak, rızalarını kazanmakta bu nimetlere ulaşmanın yollarından biridir.</p>
<p> İmam Gazali anne baba rızasının önemini şöyle dile getirmiştir:</p>
<p> &#8221;Anne baban yaşlanınca elinden geldiği kadar onlara yardım et. Çünkü ebeveynin, sen küçükken türlü türlü zahmetini çektiler. Devamlı onların hayır duasını al. Beddua ederlerse dünyan da, ahiretin de yıkılır. Anne baba rızası Allah&#8217;ın rızasıdır. Onların öfkelenmesi Allah&#8217;ın gazabıdır.&#8221;</p>
<p> islami sohbet,duası kabul edilenler kimlerdir,islamda anne baba hakkı,islamda anne babaya verilen değer,islamda anne babaya karşı davranış şekli,dinde ana babaya hürmet göstermek,anne babanın kıymetini bilmek,anne babamıza karşı nasıl davranmalıyız,anne babanın rızasını kazanmak,islamın anne babaya verdiği değer,ana baba rızasını kazanmak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/anne-baba-hakki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ailevi Görevler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/ailevi-gorevler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/ailevi-gorevler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 08:49:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile ferdleri]]></category>
		<category><![CDATA[aile hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[aile teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[geçim]]></category>
		<category><![CDATA[hürmet]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[zevce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8217</guid>
		<description><![CDATA[Aile hayatı, toplumsal varlığın başlangıcıdır. İslamda aile teşkilatı pek önemlidir. Aile ferdleri, başta zevc ile zevceden ve bunların çocuklarından ibarettir. Bunların karşılıklı görevleri vardır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>13- Aile hayatı, toplumsal varlığın başlangıcıdır. İslamda aile teşkilatı pek önemlidir. Aile ferdleri, başta zevc ile zevceden ve bunların çocuklarından ibarettir. Bunların karşılıklı görevleri vardır.<br />
1) Kocasının başlıca görevleri: Zevcesi ile güzel geçinmek, onu korumak, onun nafakasını (geçim ihtiyaçlarını) karşılamak, kendisine doğruluktan ayrılmamaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:<br />
&#8220;Sizin hayırlılarınız, kadınları için hayırlı olanlarınızdır.&#8221;<br />
Diğer bir hadîs-i şerîf de, şöyle:<br />
&#8220;Kadınlara ancak kerim olanlar ikram eder, kötü olanlar da ihanet eder.&#8221;<br />
2) Kadınların başlıca görevleri: Kocasının dine uygun olan emirlerini tutmak, onun namus ve şerefini korumak, bulunduğu hale kanaat etmek, israftan kaçınmak, ev hanımı olacak bir şekilde bulunmaktır. Mutlu bir şekilde yaşamanın yolu budur.<br />
3) Çocukların ana-babalarına karşı başlıca görevleri: Onlara saygı gösterip itaat etmektir. Kendilerinin hayatına sebeb olan, kendilerini yıllarca sevgi ve şefkatla kucaklarında beslemiş bulunan ana-babalarına karşı &#8220;öf&#8221; bile demeleri caiz değildir. Ana-babasına bakmayan, onların dine uygun emirlerini dinlemeyen, onların ihtiyaç zamanlarında yardımlarına koşmayan bir çocuk, hayırlı evlad olma şerefinden yoksun kalır, toplum içinde yararlı olmaktan çıkar, hem de Yüce Allah&#8217;ın azabını hak etmiş olur.<br />
Babalar saygı bakımından, analar da yardım bakımından önde gelirler. Bununla beraber ananın hakkı babadan iki kat fazladır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:<br />
&#8220;Cennet anaların ayakları altındadır.&#8221;<br />
Hayırlı çocuklar, yalnız babalarına ve analarına değil, onların ölümünden sonra onların dostlarına da saygı gösterir ve mezarlarını ziyaret ederler. Çünkü bu saygı da, ana-babaya hürmet kısmındandır.<br />
4) Ana-babanın çocuklarına karşı görevleri: Dünyaya gelmelerine sebeb oldukları bu yavrularını güçleri yettiği kadar beslemek, terbiye etmek ve okutup bir kazanç yoluna koymaktır.<br />
Baba ile ana, çocuklarına karşı eşit hareket etmeli, onları okşamak ve gözetmek hususunda eşit tutmalıdır ki, bir kırgınlık ve bir çekememezlik duygusu meydana gelmesin.<br />
Ana ile baba, çocuklarına yumuşak davranmalı, kendilerini isyana götürmeyecek şekilde onları terbiye etmeye çalışmalı ve onlara karşı güzel bir fazilet örneği olmalıdır. Dokuz yaşına giren çocuklarını yataklarından ayırmalı, on üç yaşına girdikleri zaman namaz kılmayan çocuklarını hafifçe döğmeli, on altı yaşına giren çocuklarını da bir engel yoksa evlendirmeye çalışmalıdır. İyi çocuklar, Allah&#8217;ın birer kıymetli ihsanı demektir.<br />
5) Kardeşlerin başlıca görevleri: Birbirini sevmek, birbirine yardım edip saygı ve merhamet göstermektir. Kardeşler arasında pek kuvvetli bir bağ vardır; bunu daima korumalıdır. Hele büyük kardeşler, baba ve ana yerindedirler. Bunlara karşı büyük bir saygı göstermelidir.<br />
Maddî bir yarar yüzünden birbirine düşman kesilen kardeşler, iyi ruhlu kimseler sayılamazlar. Birbirine tutkun olan kardeşler, hayatta daima başarı sağlarlar.<br />
Şunu da ekleyelim ki, hizmetçiler de aile ferdlerinden sayılırlar. Bunlara karşı da, iyilik ve tatlılıkla hareket edip okşamalı, güçleri yetmeyecek olan işleri onlara yüklememelidir.<br />
Hizmetçiler de, insanlık bakımından efendilerine eşittirler. Bunların da mümkün olduğu kadar terbiyelerine ve güzelce yaşamalarına bakmalıdır. Kusurlarını bağışlayarak onların hallerini güzellikle düzeltmeye çalışmalıdır.</p>
<p>islamisohbet,islamda ailede erkeğin görevleri nelerdir,islamda kadının ailede görevleri nelerdir,islamda ailevi görevler nelerdir,islamda aile teşkilatının önemi,aile kavramı,ailedeki vazifelerimiz</p>
</div>
</div>
<p><!-- end content --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/ailevi-gorevler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslamda Aile ve Akrabalık İlişkileri</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/islamda-aile-ve-akrabalik-iliskileri.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/islamda-aile-ve-akrabalik-iliskileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 17:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[akrabalık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[din kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[Hısımlık]]></category>
		<category><![CDATA[mehir]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yuva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8022</guid>
		<description><![CDATA[Müslümanlar arasında bir din kardeşliği vardır. Bu, din bakımından genel bir yakınlık ve akrabalıktır, en kuvvetli bir bağdır. Bu yönden müslümanlar, 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>52- Müslümanlar arasında bir din kardeşliği vardır. Bu, din bakımından genel bir yakınlık ve akrabalıktır, en kuvvetli bir bağdır. Bu yönden müslümanlar, herhangi ırka, herhangi yurda bağlı olurlarsa olsunlar, birbirine bağlıdırlar, birbirini sever, birbiri hakkında hayır isterler. Bir ayet-i kerimede buyurulmuştur.<br />
&#8220;Mü&#8217;minler şübhe yok ki, kardeştirler.&#8221;<br />
Bundan başka müslümanlar arasında birbirinden farklı derecelerde bir soy, bir neseb, bir hısımlık ve akrabalık vardır. Bu bakımdan da aralarında birtakım görevler haklar ve hükümler bulunur. Bunların gözetilmesi dinimizce gereklidir.<br />
53- Müslümanların çoğalmaları ve kuvvetlenmeleri, yurdlarını ve varlıklarını savunabilmeleri aralarında aile ocağının gelişmesine bağlıdır. Bu yönü ile aile kurmak ve bu ailenin devamına çalışmak İslam&#8217;da önemli bir görevdir. Şöyle ki: Aile yuvası kurmaya gücü yeten ve kendisinde kuvvetli bir meyil bulunan müslüman için evlenip aile sahibi olmak vacib veya farzdır. Nefsi taşkın olmayan bir müslüman için de bir müekked sünnettir.<br />
Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:<br />
&#8220;Evleniniz, çoğalınız; çünkü ben, kıyamet günü ümmetlere karşı sizinle öğünürüm.&#8221;<br />
Fakat kadına zulüm ve eziyet edileceği bilinerek zevce haklarını çiğneyecek olan kimsenin evlenmesi haramdır. Çünkü bu durumda aile hayatından beklenen yararlar elde edilemez.<br />
54- Talak (boşama) işine gelince: Bu bir yönden meşru ise de, diğer bir yönden yasaktır ve sakıncalıdır. Şöyle ki: Aile hayatından beklenen şeyler elde edilmeyince veya iffet ve geçim bakımından bir fenalık yüz gösterirse, boşama meşrudur, müstahsendir. Fakat böyle bir gerek ve zaruret bulunmadıkça boşama kötüdür, müstahsen değildir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:<br />
&#8220;Allah katında helal olan şeylerin en sevimsizi boşanmaktır.&#8221;<br />
Onun için aile hayatını yaşatmaya çalışmalı, gereksiz olarak ayrılma ve boşama olaylarına meydan vermemelidir. Bunun sorumluluğundan çekinmelidir.<br />
55- Her müslüman için aile hayatı ile ilgili din meselelerini yeteri kadar bilip onları uygulamak da bir görevdir. Kimlerin birbiri ile evlenemeyeceğini, kimlerin evlenebileceğini ve kimler arasında mahremiyet bulunduğunu bilmek gerekir.<br />
56- Nikah denilen evlenme akdi (sözleşmesi) karı-koca olacak müslümanlar veya bunların velileri veya vekilleri arasında iki mü&#8217;min erkeğin veya bir erkekle iki mü&#8217;min kadının şahidlikleri ile gerçekleşir. Çiftlerden biri tarafından teklif ve diğeri tarafından kabul olur. Şöyle ki: &#8220;Ben seni zevce edindim&#8221; diye yapılan teklife, karşı taraf da &#8220;Kabul ettim&#8221; der. Çiftlerin veli veya vekilleri de şöyle der: &#8220;Ben falanın kızı falanı, velisi veya vekili olduğum falan için zevce kabul ettim,&#8221; diye yapılan teklife karşı: &#8220;Ben de falan kimseyi, velisi veya vekili bulunduğum falancaya veli veya vekil olarak evlendirdim.&#8221; der. Buna da şahitler şehadet ederler. Böylece icab ve kabul tamamlanıp akid yapılmış olur. Ayrıca kadına &#8220;Mehir&#8221; adı ile emsaline kıyasla bir mal verilmesi veya anılması gerekir. Bu &#8220;mehir&#8221; her iki tarafın rızası ile daha önce de tayin edilebilir. Kadın bu mehrini sonra kocasına bağışlayabilir.<br />
57- Babalar, dedeler, anneler, nineler, erkek ve kız kardeşler, amcalar, dayılar, halalar ve teyzeler arasında bir soy yakınlığı ve ebedî bir mahremlik vardır. Bunlar arasında nikah asla caiz değildir. Bir kimse, hiç bir zaman bunlardan herhangi birini nikahlayamaz.<br />
Yine, bir kimse, kendi kardeşinin kızını ve bunun torunlarını da alamaz. Fakat bir kimse, amcasının, halasının veya teyzesinin kızını alabilir. İki kardeş çocukları birbirleriyle evlenebilirler. Bunlar arasında akrabalık varsa da mahremiyet yoktur.<br />
58- Süt emme ile meydana gelen mahremiyet de, soyla sabit olan mahremiyet gibidir. Onun için bir kimse ile süt babası, süt anası, süt dedesi, süt ninesi, süt kardeş evladı, süt halası, süt teyzesi arasında ebedî bir mahremiyet vardır. Bunlar birbirleri ile evlenemezler.<br />
Süt mahremiyetinin gerçekleşmesi için, süt emen çocuğun iki buçuk yaşından küçük olması ve emdiği sütün boğazından geçmiş olması şarttır. Bu iki buçuk yıldan sonra emilen veya içilen süt ile süt evladlığı veya kardeşliği olmaz. Bu müddet İmam Azam&#8217;a göredir. İki İmama göre süt emme müddeti iki senedir.<br />
59- Zevcenin kocasının bazı akrabaları ile ve kocasının da zevcesinin bazı akrabaları ile Sıhriyet (Hısımlık) bakımından mahremiyetleri olur. Bu ise nikahın cevazına engeldir. Şöyle ki: Bir kimse, kendi karısının anasını, ninesini, başka kocasından olan kızını veya torununu asla nikahlayamaz. Karı koca arasındaki evlilik kalkmış olsa bile&#8230;<br />
Bir insan eğer bunlardan birine, helal olmadıkları halde yaklaşmış olsa veya bunların bir uzvunu, harareti duyurmayacak bir engel olmaksızın şehvetle tutsa veya öpse, bunun karısı kendisine ebedî olarak haram olur. Buna &#8220;Hürmet-i Müsahere&#8221; denir.<br />
60- Bir kadın da kendi kocasının babası ile veya başka zevcesinden olan oğlu ile, torunu ile evlenemez. Bunların arasında da ebedî bir hürmet vardır. Eğer aralarında helal olmayan bir yakınlık (temas) veya şehvetli bir ilişki (dokunma) meydana gelse, bu zevce ebediyyen kocasına haram olur.<br />
61- Bir erkekle, kendi karısnın kız kardeşi, halası veya teyzesi arasında geçici olarak bir hürmet vardır. O erkeğin zevcesi ile boşama gibi bir sebeble nikah (zevciyet) kalkınca, iddet çıktıktan sonra bunlardan herhangi birini nikahlayabilir.<br />
62- Bir kimse, üvey annesi ile, kendi oğlunun veya torununun karısı ile asla evlenemez. Nikah kalksa bile bu caiz olmaz. Bunlar arasında da &#8220;Hürmeti müsahere&#8221; vardır. Eğer bir kimse oğlunun veya torununu zevcesine veya babasının zevcesine gayr-i meşru ilişkide bulunsa veya şehvetle dokunsa, bu kadın kocasına ebedî olarak haram olur.<br />
63- Hısımlıktan doğan haramlık, meşru olmayan ilişki ile de meydana gelir. Şöyle ki: Bir kimse, gayr-i meşru surette ilişki kurduğu veya şehvetle tuttuğu veya öptüğü veya tenasül organına şehvetle baktığı bir kadının neseb veya süt yönünden anasını, ninesini, kızını, torununu asla alıp nikahlayamaz. Bunlarla kendisi arasında ebedî bir haramlık bulunmuş olur. Bu yapmış olduğu haram işin bir nevi cezasıdır.<br />
64- Bir müslüman başkasının nikahında veya iddetinde bulunan bir kadını alamaz. Yine, bir müslüman Kitab Ehli denilen bir Yahudî ve Hıristiyan kadınla evlenebilirse de, bir Mecusî veya putperest kadını nikah edemez. Ancak kadın şirkini terk ederse, o zaman caiz olur.<br />
Müslüman bir kadın ise, hiç bir gayr-i müslimle evlenemez. Bu İslam dininde kesinlikle haramdır. Böyle bir durum, İslam şerefine, İslam yararına, müslüman kadının selamet ve mutluluğuna aykırıdır.<br />
65- Müslümanların karşılıklı olarak birbirleriyle ilişkilerinde bir hürmet ve nezaket vardır. Bir müslüman, başkasının evine rızası olmadan giremez. Başkasının evi içine, izni olmadan dışardan bakamaz. Sözleri ile kimseyi rahatsız edemez.<br />
Erkekler, göbekleri altından diz kapakları altına kadar olan yerleri müstesna olmak üzere, birbirlerinin diğer bütün organlarına bakabilirler.<br />
66- Kadınların birbirlerine veya kocaları olmayan erkeklere bakmaları da, erkeklerin birbirlerine bakmaları gibidir. Onun için müslüman kadın, diğer bir kadının veya bir erkeğin göbeği altından diz kapakları altına kadar olan kısmına bakamaz, diğer uzuvlarına bakabilir. Ancak bir şehvet duygusu, kalben bir istek ve meyil bulunmamalıdır.<br />
67- Bir erkek, kötü bir niyet olmaksızın yabancı olan (kendisine nikah düşen) bir kadının yalnız yüzüne ve ellerine bakabilir. Fakat kendisine ebedî olarak haram bulunan anasının, kızının ve teyzesi gibi kimselerin yüzlerine, başlarına, göğüslerine, kulaklarına ve baldırlanna, yine aralarında şehvet korkusu olmamak şartı ile bakabilir.<br />
68- Erkekle zevcesi arasında özel durum olduğundan bunlar şehvetle veya şehvetsiz olarak birbirlerinin bütün vücudlarına bakabilirler. Yalnız cinsel organlara bakılmaması daha iyidir, edebe uygun olan budur.<br />
69- Bir doktor tedavisinde bulunan bir kadının hasta olan herhangi bir organına zaruret mikdarı bakabilir. Fakat onun tedavisini bir kadına öğreterek ona yaptırması daha uygundur.<br />
islam ilmihali Ömer Nasuhi Bilmen<br />
islamda aile ilişkileri,islamda akrabalık ilişkileri nasıl olmalı,dinde aile ve akrabalık ilişkileri</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/islamda-aile-ve-akrabalik-iliskileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının Çalışması</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/kadinin-calismasi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/kadinin-calismasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 04:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmak mecburiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik gereklilik]]></category>
		<category><![CDATA[eşya ve davranışlaırn]]></category>
		<category><![CDATA[geçinmek için çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[hadis]]></category>
		<category><![CDATA[helal ve caiz]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam'a göre kızlar ve kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[islam'a göre yasaklayan bir delil]]></category>
		<category><![CDATA[islam'a göre yasaklayan bir delil bulunmadıkça]]></category>
		<category><![CDATA[meşru olmayan bir durum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7447</guid>
		<description><![CDATA[İslam'a göre kızlar ve kadınlar, geçinmek için çalışmak mecburiyetinde değillerdir; 
ihtiyaçları bulunduğunda bunu karşılamak kocalarına ve yakından uzağa doğru erkek akrabalarına borçtur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="islam, islami ,islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a>&#8216;a göre kızlar ve kadınlar, geçinmek için çalışmak mecburiyetinde değillerdir;<br />
ihtiyaçları bulunduğunda bunu karşılamak kocalarına ve yakından uzağa doğru erkek akrabalarına borçtur.<br />
Ancak kadının çalışma ihtiyacı yalnızca ekonomik gereklilikten kaynaklanmaz;<br />
başta psikolojik olmak üzere başka sebepleri de vardır.<br />
Çalışması, meşru olmayan bir duruma yol açmıyorsa onu çalışmaktan menetmek için elimizde bir delil (ayet, hadis) yok.<br />
islam&#8217;a göre yasaklayan bir delil bulunmadıkça eşya ve davranışların helal ve caiz olduğuna hükmedilir.</p>
<p>Hayrettin Karaman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/kadinin-calismasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haremlik ve selamlık ne demektir</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/haremlik-ve-selamlik-ne-demektir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/haremlik-ve-selamlik-ne-demektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Aug 2011 08:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Avret ve Örtü]]></category>
		<category><![CDATA[bir kadınla bir erkek başbaşa kalmadıktan sonra]]></category>
		<category><![CDATA[cilbab]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler ayrı yerlerde otururlardı]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin mahremi]]></category>
		<category><![CDATA[fitne endişesi]]></category>
		<category><![CDATA[girilmesi yasak olan yer]]></category>
		<category><![CDATA[haram olan]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların seslerine de dikkat etmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlığını hatırlatacak biçimde]]></category>
		<category><![CDATA[mahremi olmayan kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Selamlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7410</guid>
		<description><![CDATA[Arapça bir kelime olan “Harem”, girilmesi yasak olan yer, mukaddes ve muhterem olan şey demektir. Eskiden saray, konak ve evlerin kadınlara ait kısmına “Harem”, erkeklere ait kısmına ise “Selâmlik” derlerdi. Kadınlar ayrı, erkekler ayrı yerlerde otururlardı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arapça bir kelime olan “Harem”, girilmesi yasak olan yer, mukaddes ve muhterem olan şey demektir. Eskiden saray, konak ve evlerin kadınlara ait kısmına “Harem”, erkeklere ait kısmına ise “Selâmlik” derlerdi. Kadınlar ayrı, erkekler ayrı yerlerde otururlardı. Bu uygulama örften ve âdetten değil, dinî ernirlerden kaynaklanırdi. Çünkü “Avret ve Örtü” bölümünde de gördüğümüz gibi, erkeklerin mahremi olmayan kadınlara, kadınların da mahremi olmayan erkeklere belli ölçüler dışında bakmaları câiz değildir. Buna göre aralarında birbirinin mahremi olmayan kadınlar ve erkekler bulunan insanlar, birbirlerini görmeyecek şekilde ayrı ayrı yerlerde oturacaklardır. Bu nefislere zor gelir ama, kalplerin ve duyguların selâmeti için daha elverişlıdır.</p>
<p>Aslında haram olan, bir kadınla bir erkek başbaşa kalmadıktan sonra bir arada oturmak değil, birbirlerinin avret yerlerine bakmaktir. Buna göre; elleri ve yüzünden başka bir yeri açık olmayan kadınların, kendi erkekleri de yanlarında varken, erkeklerin bulunduğu mecliste oturmalarının ne zararı vardır? denebilir. Zararlarını saymadan önce biz aynı soruyu tersine çevirerek soralım: Ne yarari vardır? Buna verilecek cevap, bir “hiç!”ten ibarettir. Öyleyse şimdi de zararlarını söyleyelim:</p>
<p>Sadece Hanefi mezhebinde kadınların elleri ve yüzü avret değildir, ancak bu fitneye yani kötü bir düşünceye sebep olmamakla sınırlandırılmıştır. Eğer kem düşüncelere sebep olacaksa, onlara göre de kadın elini ve yüzünü kapatmak zorundadır. Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm de kadınların seslerine de dikkat etmeleri, kadınlığını hatırlatacak biçimde kırıla döküle konuşmamaları emredilmiştir. (Ahzâb (33) 32.) Çünkü kadının çekici yönü erkekten fazladır. O sırf seşiyle bile bir erkeğin beynini döndürebilir. Gülüsleri, gamzeleri, egilip-bükülmesi, cinsel câzibe açısından özelliği olan yönlerindendir.</p>
<p>Şimdi bir kadının sadece yüzü ve elleri açık olarak da olsa böyle bir mecliste oturduğunu düşünelim. Sesiyle ve davranışlarıyla mahremi olan erkeğin devamlı dikkatini çekecek ve sırf kalbinde de kalsa, şeytanla nefsin işbirliği yapmasına sebep olacaktır. Bu. yüzde bir ihtimalle de olsa onu, ileride nefsî arzulanın gerçelestirmenin planlarını yapmaya itecektir. Ya da ilk bakışta birşeyler düşünemediği yüzüne uzun zaman bakma imkânı bulunca, yine yüzde bir insan için de olsa kalbine bazı duygular uğrayıp uğrayıp geçecektir ve o takdirde yüz. Hanefîler için de avret olmuş olacaktır.</p>
<p>Böyle söyleyenleri kalbi pis olmakla suçlayanlar çıkabılir. Onlann da haklı tarafları vardır. Ancak herkesin kendileri gibi temiz kalpli olacağını düşünmek de hatadır.</p>
<p>Ancak avretini <a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a>’ın emrettiği şekilde örten, kadınsi konuşma ve gülümseyişlerine dikkat eden, normal bir ev elbisesi üzerine “cilbâb” sayılabilecek geniş ve süssüz başörtü gibi bir üslük atan kadının, fitne endişesi de yoksa, kocasıyla beraber olan misafirlerine edeple hizmet etmesinin câiz olduğu söylenmiştir.</p>
<p>Halvet, yani birbirlerinin mahremi olmayan bir kadınla bir erkeğin başbaşa kalmaları ise, haramlığı kesin olan daha kötü bir davranıştır. Peygamberimiz böyle zamanlarda üçüncü kişinin mutlaka şeytan olacağını söylemiş ve inananların bundan sakınmalarını emretmiştiir. (Tirmizî, radâ’ 10, fitne 7; Müsnerl 1/18, 26 NI/339, 446. )</p>
<p>“Kayınbiraderler de mi Ey Allah’ın elçisi,” diye soran sahabiye, “o zaten ötüm demektir!” cevabını vermiştir. (Tirmizî, radâ’ 16; Dârimî, istizân 16; Müsned IV/149,153.) yanlarında başka erkek bulunmaksızın, bir erkeğin birden çok kadınla bir arada bulunmamasının da yasaklanan halvet türünden olduğunu söyleyenler vardır. (Kadızâde Efendi, Netâicül-efkâr N/122; Serahsî I/166.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/haremlik-ve-selamlik-ne-demektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miras hukuku feraiz</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/miras-hukuku-feraiz.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/miras-hukuku-feraiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 16:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[asabe ve zevi'l-erhâm]]></category>
		<category><![CDATA[Ashâb-ı ferâiz]]></category>
		<category><![CDATA[Âyet ve hadislerde yer alan kural]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[devlet hazinesi]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[feraiz ilmi]]></category>
		<category><![CDATA[hak ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Hanefî ve Hanbelî mezheplerinin görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[hükümler]]></category>
		<category><![CDATA[intikal]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukukçuları]]></category>
		<category><![CDATA[Kan hısımlığı ve evlilik bağı]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[kız kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[mahfuz]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılık hakları]]></category>
		<category><![CDATA[muayyen paylar]]></category>
		<category><![CDATA[ölenin geride bıraktığı mal]]></category>
		<category><![CDATA[ölenin hısımlarının miras hisseleri]]></category>
		<category><![CDATA[pay sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[terike]]></category>
		<category><![CDATA[vefat eden kimse]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7347</guid>
		<description><![CDATA[Miras kelimesi hukukta, vefat eden kimsenin geride bıraktığı mal ve haklarda (terike) belli sıra, usul ve ölçü dahilinde belli şahıs ve grupların hak sahibi olmasını ifade eden bir terimdir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Miras kelimesi hukukta, vefat eden kimsenin geride bıraktığı mal ve haklarda (terike) belli sıra, usul ve ölçü dahilinde belli şahıs ve grupların hak sahibi olmasını ifade eden bir terimdir. Bunu konu edinen ilim dalına da miras hukuku denilir. Miras hukukunun klasik <a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a> hukuk literatüründeki adı feraiz ilmidir. Miras hukuku, terikede kimlerin hangi ölçü ve miktarda pay sahibi olduğunu belirlemeye dayanması sebebiyle ferâiz ilmi adını almıştır.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da ölenin hısımlarının miras hisseleriyle ilgili olarak üç âyet mevcut olup (en-Nisâ 4/11-12, 176), bu âyetler aynı zamanda İslâm miras hukukunun temel ölçü ve esaslarını da belirlemektedir. Hz. Peygamber de ferâiz ilminin iyi öğrenilip öğretilmesini teşvik etmiş, âyetlerde yer alan hükümlerin açıklama ve uygulamasını yapmış, âyetlerin temas etmediği bazı usul ve hükümleri de ayrıca beyan etmiştir. Âyet ve hadislerde yer alan kural ve hükümler <a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a> hukukçularının yorum ve katkılarıyla daha da zenginleşmiş ve İslâm hukukunun kendi içinde bütünlük ve tutarlılık gösteren bağımsız bir bölümü olarak gelişme göstermiştir.<span id="more-7347"></span></p>
<p>İslâm hukukunda mirasçılığın iki temel sebebi vardır: Kan hısımlığı ve evlilik bağı. Mirasın mirasçılara intikali için miras bırakanın (mûris) ölmesi veya öldüğüne mahkemece hükmedilmesinin yanı sıra, ölüm anında mirasçının hayatta bulunması ve mirasçılığa engel bir durumun da bulunmaması gerekir. Mûrisini öldürmesi halinde katilin mirastan mahrum olacağında <a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a> hukukçuları ilke olarak birleşirlerse de ayrıntıda farklı yorumlara sahiptirler. Gayri müslimin müslümana mirasçı olamayacağında görüş birliği olup, müslümanın gayri müslim yakınına mirasçı olup olamayacağı ise tartışmalıdır.</p>
<p>Ölenin geride bıraktığı mal ve hakları (terike), techiz ve tekfin masrafları çıktıktan, borçları belli bir sıraya göre ödendikten ve vasiyeti de terikenin üçte birini aşmama kaydıyla yerine getirildikten sonra mirasçılarına intikal eder. Mirasçılar temelde üç gruptur: Ashâb-ı ferâiz, asabe ve zevi&#8217;l-erhâm. Ashâb-ı ferâiz, terikedeki hisseleri belirli olan on bir çeşit hısım olup bunlar paylarını aldıktan sonra, mirasın geri kalan kısmını asabeyi teşkil eden hısımlar aralarındaki öncelik sırasına göre alırlar. Bu iki gruptan kimse mevcut değilse o zaman zevi&#8217;l-erhâm grubunu teşkil eden hısımlar mirasçı olurlar. Bu bazı sahâbe ve tâbiîn bilginleri ile, Hanefî ve Hanbelî mezheplerinin görüşü olup, Mâlikî ve Şâfiîler&#8217;e göre ilk iki gruptan hısım olmadığında miras zevi&#8217;l-erhâma değil devlet hazinesine (beytülmâl) intikal eder.</p>
<p>Ashâb-ı ferâiz sistemiyle eş, ana, baba, dede, kız, kız kardeş gibi birinci derecede yakın hısımlara mirastan belirli paylar verilerek onların mirasçılıkları korunmuş, geri kalan da asabeyi teşkil eden hısımlara ölene yakınlıkları ölçüsünde verilerek ölenin hısımları arasında sorumluluklarına ve ölene yakınlıklarına denk bir dağılım sağlanmıştır. Zevi&#8217;l-erhâm grubunun üçüncü sırada yer alması da bu sebepledir. Terikenin üçte ikisinin mirasçıların mahfuz hissesi sayılıp, terikenin üçte birini aşan vasiyetlerin ancak mirasçıların rızâsıyla veya bu üç gruptan hiçbir mirasçının bulunmaması halinde yerine getirilebilmesi, ölüm hastalığında yapılan ve mirastan mahrumiyeti amaçlayan tasarrufların geçersiz sayılması gibi önlemler de temelde yakınların mirasçılık haklarını korumaya mâtuftur.</p>
<p>İslâm miras hukukunda ölenin hısımları, ölene olan yakınlıklarına ve aynı derecede başka mirasçının bulunup bulunmamasına göre terikeden pay aldıklarından, haliyle daha yakın vârisin bulunması halinde diğer hısımın hissesi eksilebilmekte veya daha uzak hısımların mirasçılığı düşebilmektedir. Öte yandan mirasçıların aralarında anlaşmaları veya bazı vârislerin uzlaşma ve razı edilme sonu terikeden çıkması usulleriyle terikenin bölüşülmesi de mümkündür. Terikenin muayyen paylar dağıtıldıktan sonra artması ve asabeden de kimsenin bulunmaması halinde artan kısım aynı mirasçılara hisseleri oranında dağıtıldığı gibi, terikenin paylara yetmemesi halinde de mirasçılardan hisseleri oranında fedakârlık yapması istenerek bütün pay sahibi mirasçıların hakları dengeli bir şekilde korunmuş olur.</p>
<p>İslâm miras hukukunda terike belli bir sınıf ve zümreye inhisar ettirilmeyip mümkün olduğu ölçüde yakın hısımların hepsine de mirastan pay verilmeye çalışılmıştır. Ölenin çocukları bulunduğunda da baba veya dedeye, anneye mirastan pay verilir. Öte yandan kişilerin mirasçılık payları ile aile içindeki sorumluluklar arasındaki denge de gözetilmiştir. Ailenin geçim yükü, aile bireylerine, bu arada kız kardeşlere, anneye bakım sorumluluğu, ailede koca, baba, oğul, oğlun oğlu gibi erkeklerin omuzlarında olduğundan, onlara kızlara göre daha fazla (genelde iki kat) pay ayrılmış, buna karşılık onların aile içi ödevleri sadece dinî ve ahlâkî alanda bırakılmayıp hukukî yaptırımlarla da kontrol altına alınmıştır. Bu itibarla İslâm miras hukuku kendi sistemi içinde tutarlılığını ve bütünlüğünü korur.</p>
<p>Çağımızda şehirleşmenin, ağırlaşan ekonomik şartların, dinî ve ahlâkî eğitim yetersizliğinin de etkisiyle beşerî hatta aile içi ilişkilerde bencillik, ferdiyetçilik ve sorumsuzluğun egemen olmaya başladığı görülmektedir. Hısımlar arası ilişki ve bağların ise, anne baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile tipinin dar kalıpları içine sıkışıp kaldığı söylenebilir. Böyle olunca, kişilerin özellikle de erkeklerin İslâm miras hukukunun ilke ve hükümlerine göre terikeden pay alıp, buna karşılık o fazla payın verilmesine sebep teşkil eden sorumluluk ve yükümlülükleri yerine getirmemesi, bu konuda ihmalkâr hatta kayıtsız kalması ise korunmaya çalışılan dengeyi altüst ettiğinden kızların açık bir mağduriyetine yol açmakta ve onların haklı serzenişlerine sebep olmaktadır. Erkeklerin İslâm hukukuna göre hak isteyip ödevlerini cari pozitif hukukun maddî yaptırımlarıyla sınırlı tutmaları, farkında olmadan İslâm hukukunun mirasla ilgili hükümlerini de töhmet ve tartışma ortamına itmektedir. Halbuki İslâm miras hukukunda yakın hısımlara terikeden verilen pay ve hakların ancak İslâm&#8217;ın öngördüğü sorumluluk ve yükümlülüklerle birlikte bir anlam ve değer ifade etmektedir. Böyle olunca tek taraflı ve çıkarcı bir yaklaşımla mirastan pay almanın, fakat gereken yükümlülüklerden kaçınmanın bu dengeyi bozacağı, kul hakkı ihlâline yol açacağı ve uhrevî sorumluluk doğuracağı açıktır.</p>
<p>İslâm insan haklarının sağlanmasında kadın, çocuk, işçi gibi sesini güçlükle duyurabilen ve hakkını elde etmede türlü engellerle karşılaşan grupların hukukunun korunmasında âzami titizliği gösterdiği, kul hakkı ihlâlini en ağır günahlardan biri saydığı halde günümüz İslâm dünyasının çeşitli kesimlerinde erkeklerin çeşitli bahanelerin ve toplumsal telakkilerin arkasına sığınarak kadınların miras haklarını engellediği, vermediği veya sembolik bir miktar verdiği bilinmektedir. Buna ilâve olarak, erkek çocukların eğitim ve çalışma gibi sebeplerle ebeveynini terk ve ihmal ettiği, onların çoğu defa kız çocukları tarafından bakılıp gözetildiği, üstelik erkeklerin bu duruma rağmen mirastan fazla pay almakta ısrarlı olduğu da zaman zaman gözlemlenmektedir. Böyle olunca denge kız çocukları aleyhine bir hayli bozulmuş olmakta, hatta İslâm miras hukukunun kurmak ve korumak istediği denge âdeta tersyüz olmaktadır. Halbuki hak ve adaleti esas alan ve bütün hükümlerinde bu ilkeyi gözeten bir dinin böyle bir uygulamayı öngörmediği açıktır. Bu sebeple de dinin mirasla ilgili hükümlerinin ve fıkıhta yer alan ölçü ve paylaşımların iyi anlaşılmasına günümüzde daha çok ihtiyaç bulunduğu burada bir defa daha hatırlanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/miras-hukuku-feraiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanma iddet</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/bosanma-iddet.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/bosanma-iddet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 12:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[beklemesi gereken süre]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma veya fesih iddeti]]></category>
		<category><![CDATA[evliliği sona eren kadın]]></category>
		<category><![CDATA[evliliğin feshi]]></category>
		<category><![CDATA[hayız]]></category>
		<category><![CDATA[iddet nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[mesken hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[nikâhı feshedilenlerin iddet beklemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm iddeti]]></category>
		<category><![CDATA[talak]]></category>
		<category><![CDATA[zifaf veya sahih halvet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7345</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğin sona ermesinin birtakım sonuçları, tıpkı evlilik gibi erkek ve kadına yüklediği birtakım hak ve borçlar vardır. Bunlardan en önemlileri iddet ile iddet nafakasıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evliliğin sona ermesinin birtakım sonuçları, tıpkı evlilik gibi erkek ve kadına yüklediği birtakım hak ve borçlar vardır. Bunlardan en önemlileri iddet ile iddet nafakasıdır.</p>
<p><strong>A) İddet</strong></p>
<p>Boşanma, evliliğin feshi ve ölüm gibi bir sebeple evliliğin sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapmadan önce beklemesi gereken süreye iddet denir. Gerçi iddeti esas itibariyle evliliği sona eren kadın beklemekteyse de dört karısı olup da bunlardan birisini boşayan veya boşadığı karısının (onunla tek nikâh altında birleştirilemeyecek derecede) yakın bir akrabasıyla evlenmek isteyen erkek de evlenmeden önce boşadığı karısının iddetinin bitmesini beklemek zorundadır.<span id="more-7345"></span></p>
<p>Geçerli (sahih) evlenmeden sonra zifaf veya sahih halvet, fâsid evlenmeden sonra zifaf gerçekleşir, daha sonra eşler ayrılırlarsa kadının iddet beklemesi gerekir. Öte yandan geçerli bir evlenmeden sonra koca ölürse zifaf veya sahih halvet şartı aramaksızın kadın ölüm iddeti beklemek zorundadır.</p>
<p>İddet kadının önceki kocasından hamile olup olmadığının anlaşılması, buna ilâve olarak ölüm iddetinde ölen kocasına hürmet ve ric`î talâkta kocaya yeniden düşünme imkânı vermesi düşünceleriyle emredilmiştir. Diğer bir anlatımla iddet, esas olarak kadının hamile olup olmadığının ortaya çıkması amacına yönelik olmakla birlikte onun sadece bu amaçla sınırlandırılması doğru değildir. Ölüm iddetinde bunun yaratılış açısından erkeklere göre daha duyarlı ve yuvaya daha bağlı olan kadının ölmüş kocasının hâtırasına saygı ve yuvaya bağlılık simgesi olarak, boşanma iddetinde ise toplumun kötü zanda bulunmasını engellemeye, dolayısıyla kadının saygınlığının devamını sağlamaya yönelik bir önlem olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu itibarla, kadının hamile olup olmadığının tıbben anlaşılabildiği öne sürülerek, iddet beklemeye artık gerek bulunmadığı ileri sürülemez.</p>
<p>İddeti ona sebebiyet veren olaya göre ikiye ayırmak gerekir. Ölüm iddeti, boşanma veya fesih iddeti.</p>
<p><strong>a) Ölüm İddeti.</strong> Kocası ölen kadınların bekledikleri iddettir. Bunlar eğer hamile iseler iddetleri doğumla biter; isterse bu doğum kocanın ölümünden çok kısa bir süre sonra gerçekleşsin. Eğer hamile değillerse bu durumdaki kadınların beklemeleri gereken süre dört ay on gündür. Fâsid (geçersiz) bir nikâhla evli olanlar ölüm iddeti beklemezler.</p>
<p>Hamile olmayan eş ric`î talâk iddeti beklerken koca ölürse boşanma iddetini terkederek ölüm iddeti beklemeye başlar. Bâin talâk iddeti bekleyen kadın ise ölüm iddeti beklemez; başlamış olduğu boşanma iddetini tamamlar.</p>
<p><strong>b) Boşanma veya Fesih İddeti.</strong> Boşanmış veya bir eksiklik sebebiyle nikâhı feshedilmiş olan kadınların beklemeleri gereken iddettir. Fâsid nikâh sebebiyle nikâhı feshedilenlerin iddet beklemeleri ancak evliliklerinin zifafla fiilen başlaması durumunda söz konusudur. Bu grupta yer alan kadınların bekleyecekleri iddet süresi hamile olup olmamalarına göre değişmektedir. Hamile iseler iddetleri doğumla biter, değillerse ve normal olarak hayız görüyorlarsa iddet süreleri üç hayız süresidir. Kadın hayızlı iken boşanırsa bu hayız hesaba katılmaz. Bu Hanefî ve Hanbelîler&#8217;in kabul ettiği görüştür. Mâlikî ve Şâfiîler&#8217;e göre bu durumdaki kadınların beklemeleri gereken süre üç temizlik müddetidir. Bu farklılığın sebebi &#8220;Boşanmış kadınlar kocalarıyla ilişkide bulunmaksızın üç kar&#8217; süresi beklesinler&#8221; (el-Bakara 2/228) âyetindeki kar&#8217; sözcüğünün çift anlamlı (hayız ve temizlik) olması ve Hanefî ve Hanbelîler&#8217;in bunu hayız, Mâlikî ve Şâfiîler&#8217;in de temizlik olarak anlamaları yüzündendir.</p>
<p>Küçüklüğünden veya yaşlılığından dolayı hayız görmeyen kadınların iddeti ise üç aydır. Bu iki dönem (15-55 yaş) arasında olup da herhangi bir sebepten dolayı hiç hayız görmeyen veya bir ya da iki defa görüp de bilâhare görmeyen kadınların (mümteddü&#8217;t-tuhr) bekleyecekleri iddet süresi konusunda mezhepler arasında büyük görüş ayrılıkları vardır. Ebû Hanîfe&#8217;ye göre bu kadın hayızdan kesilme yaşı olan elli beş yaşına kadar bekler, daha sonra da tekrar üç ay beklemek zorundadır. Ebû Hanîfe&#8217;nin bu ihtiyatkârlığı bu durumdaki kadının hamile olmadığının kesin olarak tesbit arzusuna dayanmakta ise de bugünkü tıbbî bilgiler ışığında bu ölçüde bir ihtiyata artık gerek yoktur. Kaldı ki bu ölçüde bir ihtiyat hem boşandıkları halde karısına iddet nafakası ödemeye devam eden koca, hem de ne evli ne de bekâr sayılan kadın için son derece mahzurlu ve meşakkatlidir. Üstelik kötü niyetli kadınlar için suistimal edilmeye açık bir yoldur. Böyle durumlarda Mâlikîler&#8217;in görüşü daha uygun görünmektedir. Mâlikîler&#8217;e göre bu durumdaki kadınların iddeti sadece on iki aydır. İddet esas itibariyle önceki evlilikte oluşan çocuğun nesebini korumaya yönelik olduğuna göre on iki aylık bir süre bu gayeye fazlasıyla hizmet etmektedir.</p>
<p><strong>B) İddet Nafakası</strong></p>
<p>İddet beklerken kadınların nafakaları belirli şartlarla kocaları üzerinedir. Hanefîler&#8217;e göre ric`î ve bâin talâk ve istisnaları olmakla birlikte fesih iddeti bekleyen kadınların yiyecek, giyecek, mesken vb. ihtiyaçlarının giderilmesi boşayan kocasına aittir. Mâlikî ve Şâfiîler ric`î talâk ve kadının hamile olması halinde bâin talâk iddetinde kadının nafakasının kocaya ait olduğunu söylemekte iseler de kadının hamile olmadığı bâin talâk hallerinde böyle bir nafaka gerekliliğini kabul etmezler. Onlara göre bu durumda kadın için sadece mesken hakkı bulunmaktadır.</p>
<p>Ölüm iddeti bekleyen kadın için ise hukukçular hiçbir nevi nafakanın gerekmediğini söylemektedirler. Çünkü koca öldüğünde kişiliği ve böyle bir yükümlülük için gerekli olan vücûb ehliyeti sona ermektedir. Dolayısıyla ölen kocanın herhangi bir borca muhatap olması söz konusu değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/bosanma-iddet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Komşu olabilmek</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/komsu-olabilmek.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/komsu-olabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Apr 2011 07:08:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam da Aile]]></category>
		<category><![CDATA[komşu hakları]]></category>
		<category><![CDATA[komşu olabilmek]]></category>
		<category><![CDATA[komşuluk ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5219</guid>
		<description><![CDATA[Dinimizin önemli konularından biride de komşu haklarıdır.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dinimizin önemli konularından biride de komşu haklarıdır.</strong></p>
<p><strong>Allah-u Teala Kuran-ı Kerimde mealen buyuruyorki: &#8221;Yakın komşuya,uzak komşuya,yanındakine arkadaşa, yolda kalmışa ve emriniz altında bulunan kimselere iyilik ediniz!&#8221;</strong></p>
<p><strong>İnsanlara sırtımızı dayayarak hayırlı olamayacağımız gibi,güçlüde olamayız.</strong></p>
<p><strong>Öyle ise Gerçek komşu , evini, ekmeğini ve gönlünü paylaşabilen dir.</strong></p>
<p><strong>Karşılaştığında selamlaşıp hal hatır sorabilen,sevincine kederine ortak olabilendir.</strong></p>
<p><strong>Komşu, Çağırınca davetine gidebilen,yardım istediğinde yardım edebilen,borç istediğinde borç verebilendir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/komsu-olabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

