<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; islam da Evlilik</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/islam-da-evlilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 20:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Evlilikte Tercih Sebebi Din Olmalı</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/evlilikte-tercih-sebebi-din-olmali.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/evlilikte-tercih-sebebi-din-olmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 05:17:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[bakire]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[dindar]]></category>
		<category><![CDATA[dul]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8967</guid>
		<description><![CDATA[Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kadınla evlenmişti. Peygamber (s.a.v) onunla karşılaşınca: “Ey Câbir evlendin mi?” diye sordu. O da: “Evet” dedi. “Bakire mi aldın yoksa dul mu” diye sordu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3174- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kadınla evlenmişti. Peygamber (s.a.v) onunla karşılaşınca: “Ey Câbir evlendin mi?” diye sordu. O da: “Evet” dedi. “Bakire mi aldın yoksa dul mu” diye sordu. Ben de: “Dul” dedim. “Keşke bakire biriyle evlenseydin birbirinizle oynaşırdınız” buyurdu. Bende: “Ey Allah’ın Rasûlü! benim kız kardeşlerim var, benimle kardeşlerimin arasına girer ve huzurumuzu bozar diye korktum” dedim. Bunun üzerine: “Öyleyse iyi yapmışsın” buyurdu ve şöyle devam etti: “Kadın; dini için, malı için, güzelliği için alınır. Sen dindar olanı seç ki hayatın bereketli ve huzurlu olsun.” (Ebû Davud, Nikah: 4; Dârimi, Nikah: 32)</p>
<p>islami sohbet,islamda evlilik sebebi ne olmalı,evlilik için aranması gereken özellik,evlilikte dikkat edilmesi geren şey,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/evlilikte-tercih-sebebi-din-olmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmeye Teşvik</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/evlenmeye-tesvik.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/evlenmeye-tesvik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 03:21:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[iffet]]></category>
		<category><![CDATA[Kimin evlenmeye gücü yeterse]]></category>
		<category><![CDATA[mehir]]></category>
		<category><![CDATA[namus]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8961</guid>
		<description><![CDATA[Alkame (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Mes’ud ile beraber Osman’ın yanında bulunuyordum, Osman şu olayı anlattı. Rasûlullah (s.a.v) gençlerin yanına vardı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3155- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Mes’ud ile beraber Osman’ın yanında bulunuyordum, Osman şu olayı anlattı. Rasûlullah (s.a.v) gençlerin yanına vardı. (Hadisin ravilerinden Ebu Abdurrahman fitye kelimesini pek anlayamadım diyor) ve şöyle buyurdu: Sizden kimin evlenmeye mehir verip, aileyi geçindirmeye gücü yeterse evlensin çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun çünkü oruç cinsi arzuyu azaltır. (Müsned: 388)</p>
<p>3156- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, Osman, İbn Mes’ud’a: Eğer bir genç kızla evlenmek istiyorsan seni evlendireyim. Abdullah, Alkameyi çağırarak, Osman’ın bu sözünü kuvvetlendirmek için Rasûlullah (s.a.v)’in şu hadisini söyledi. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “Evlenmeye gücü yeten evlensin çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun çünkü oruç şehveti kırar.” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)</p>
<p>3157- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu: “Evlenmeye gücü yeten mutlaka evlensin, gücü yetmeyen oruç tutsun çünkü oruç şehveti azaltır.” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)</p>
<p>3158- &#8211; Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu! Kimin evlenmeye gücü yeterse muhakkak nikahlansın. Zira evlilik gözü haramdan muhafaza eder, iffet ve namusu korur. Evlenmeye gücü yetmeyenleriniz ise oruç tutsun. Oruç şehveti azaltır.” Yine Muhammed b. Ala’dan, Muaviye’den, A’meşten, Umara’dan, Abdurrahman b. Yezid ve Abdullah’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz mutlaka evlensin…” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)</p>
<p>3159- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Mes’ud ile birlikte Mina’da yürüyorduk Osman’la karşılaştık. Beraberce yürüyerek konuşmaya başladı. Osman, İbn Mes’uda: “Ey Ebu Abdurrahman! Seni genç bir kızla evlendirmemi istemez misin? Belki o kız sana gençliğini hatırlatır” dedi. Abdullah ise: “Bana bunu mu söylemek istiyorsun! Rasûlullah (s.a.v) bize şöyle buyurmuştu: “Ey Gençler topluluğu, evlenmeye gücü yeten mutlaka evlensin.” (Dârimi, Nikah: 2; Buhârî, Nikah: 4)</p>
<p>islami sohbet,hadisi şeriflerde evlenmenin gerekliliği,hadislerde evlilik,hadislerde evliliğin önemi,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/evlenmeye-tesvik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstihaze Haline Ait Meseleler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/istihaze-haline-ait-meseleler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/istihaze-haline-ait-meseleler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 15:17:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[istihaze]]></category>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8050</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadından üç günden az ve on günden fazla gelen kan, hayız kanı değildir. Buna istihaze kanı denir. Gebelik halinde olan bir kadından gelen kan da hayız kanı değildir; o da istihazedir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>132- Bir kadından üç günden az ve on günden fazla gelen kan, hayız kanı değildir. Buna istihaze kanı denir. Gebelik halinde olan bir kadından gelen kan da hayız kanı değildir; o da istihazedir.<br />
(İmam Malik ile İmam Şafiî&#8217;ye göre, gebe olan kadınlar da adet görebilirler. Doğumdan önce gelen kan hayız sayılır. Bununla beraber Şafiî&#8217;lere göre, çocuk tamamen doğduktan sonra gelen kan nifastır. Bundan önce gelen kan ve çocukla beraber gelen kan nifas değildir. Bu kan, kadın hayızlı bulunmuş ise, adet kanıdır. Hayızlı bulunmamış ise, illet kanıdır.<br />
Hanbelî&#8217;lere göre, doğumla beraber çıkan kan ve doğumdan iki veya üç gün önce doğum sancısının belirtisi olarak gelen kan nifas sayılır.)<br />
133- İstihaze adı verilen kan, diğer organlardan gelen kan gibidir. Böyle bir kanın gelmesi ile yalnız abdest bozulur. Devamlı gelirse, özürlü hükmüne geçer ve özür sahiblerine ait olan hükümler bu gibilerde uygulanır. Böyle müstahaze sayılan bir kadından namaz sorumluluğu düşmez. Orucunu kazaya bırakamaz. Onunla cinsel ilişki kurmak haram olmaz.<br />
134- Henüz dokuz yaşına girmemiş kızlardan gelen kan, istihazedir. Bu yaştaki çocuklardan kan gelmesi nadirdir. Nadir için ise hüküm yoktur.<br />
135- İyas (Aadetten kesilme) yaşı denen çağa girip adetten kesilmiş ve iyasına hükmedilmiş bir kadından daha sonra gelen kan istihaze kanıdır. Mesela yetmiş yaşına girmiş bir kadından daha sonra kan gelecek olsa bu istihaze kanı sayılır. Diğer bir görüşe göre, bu kadın eskiden olduğu gibi akar kan görürse, adeti geri dönmüş olur. Fakat az bir yaşlık görmesi adet sayılmaz.</p>
<p>İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen</p>
<p>islami sohbet,istihaze ile ilgili meseleler,istihaze ile ilgili konular,istihaze nedir,istihaze ile ilgili bilgiler</p>
</div>
</div>
<p><!-- end content --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/istihaze-haline-ait-meseleler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayız ve Nifas Hallerine Ait Hükümler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hayiz-ve-nifas-hallerine-ait-hukumler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hayiz-ve-nifas-hallerine-ait-hukumler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 15:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[hükümler]]></category>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<category><![CDATA[Lohusa]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Şehvet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8047</guid>
		<description><![CDATA[Adet gören veya lohusa olan müslüman kadınlara ait bazı özel hükümler vardır. Şöyle ki: Bu haller içinde bulunan bir kadın namaz kılamaz, şükür secdesi bile yapamaz. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>122- Adet gören veya lohusa olan müslüman kadınlara ait bazı özel hükümler vardır. Şöyle ki: Bu haller içinde bulunan bir kadın namaz kılamaz, şükür secdesi bile yapamaz. Oruç tutamaz. Kur&#8217;an-ı Kerîm &#8216;den bir ayet dahi okuyamaz; ancak dua ayetlerini dua niyeti ile okuyabilir. Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;e veya Kur&#8217;an ayetlerinin yazılı bulunduğu levhalara ve paralara, tam ayet olmasa bile, dokunamaz, tutamaz. Sahih kabul edilen görüşe göre, Kur&#8217;an tercümesi hakkında da hüküm böyledir, onu da ele alamaz. Mescidlere (camilere) giremez. Kabe&#8217;yi tavaf edemez, kocası ile cinsî ilişki kuramaz. Kocası böyle bir hanımın göbeği altından diz kapakları altına kadar olan yerlerinden aralarında bir engel olmaksızın faydalanamaz. Şehvetin olup olmaması fark etmez. Bunu yapmak haramdır. Aralarında bir engel (bir elbise) varsa, cinsî ilişkiden başka faydalanma yapabilir.<br />
123- Adet gören veya lohusa (nifas) olan bir kadın, bu hallere ait günler içinde terk edeceği farz namazları kaza etmez. Namazlar her gün tekrarlandığı için dinde bir kolaylık olmuştur. Fakat o hallerde terk edeceği ramazan oruçlarını sonradan kaza eder.<br />
124- Farz veya nafile oruç tutmakta olan bir kadın, bu hal üzere iken hayız görse veya lohusa olsa, bozmak zorunda kaldığı o orucunu sonra kaza eder.<br />
Yine: Nafile bir namaza başlamışken kendisinden böyle bir hal meydana çıksa, o başlamış olduğu namazı sonradan kaza eder. Fakat farz namaza başlamış ise onu kaza etmez. Çünkü o namazın kendisine farz olmadığı meydana çıkmıştır.<br />
125- Bir kadın temiz olarak yatıp da uyandığı zaman, hayız görmeye başladığını anlarsa, uyandığı andan itibaren adet görmeye başlamış sayılır. Aksine olarak hayızlı bir kadın, yatıp da uyandığı zaman temizlenmiş olduğunu anlarsa, ihtiyat olarak, yattığı zamandan itibaren temizlenmiş sayılır. Onun için bu iki esasa göre de, eğer yatsı namazını kılmadan önce yatmış ve uykuda iken bu namaz vakti geçmiş bulunursa, bu namazı kaza etmesi gerekir.<br />
126- Adet gören veya lohusa olan bir kadın, dua ayetlerini dua niyeti ile okuyabilir. Yüce Allah&#8217;ı zikir ve tesbih edebilir. Bu hallerde bulunan kadının pişireceği yemekler ve içeceği suların artıkları mekruh değildir. Böyle bir kadını, cinsî ilişki olmaksızın kocasının yatağa alması caizdir.<br />
127- Bir kadının adeti henüz bitmeden kanın kesilmesine ve yıkanmasına itibar olunmaz. Bu bakımdan adeti tamamen bitmedikçe, kendisi ile cinsel ilişki kurulmaz. Çünkü adet müddeti içinde kanın gelmeye başlaması mümkündür. Fakat böyle kanın kesilmesi üzerine kadın yıkanmış olunca, ihtiyat olarak namazlarını kılar ve oruçlarını tutar.<br />
128- Hayız ve nifas için belli olan en çok müddetler geçince, cinsel ilişki hemen helal olur. Fakat bu müddetten önce kandan kesilmeleri ile cinsel ikişki hemen helal olmaz. Bu durumda kadın ya yıkanmış olmalıdır, ya da üzerinden bir namaz vakti geçmelidir. Yahut da, bir özür sebebiyle teyemmüm edip onunla, nafile dahi olsa, bir namaz kılmış olmalıdır ki, cinsel ilişki helal olsun.<br />
129- Hayız ve nifas konusunda, bir müslümanın gayrimüslim olan zevcesi ile cinsel ilişkisi, sahih olan görüşe göre, aynen müslüman olan zevcesi hükmündedir. Diğer bir görüşe göre, müslüman olmayan bir zevcenin adeti her ne zaman tamam olursa, kocasının ona yaklaşması helal olur. Yıkanmasını veya üzerinden bir namaz vakti geçmesini beklemeğe gerek yoktur.<br />
130- Bir kimse, henüz adetini tamamlamamış olan zevcesine yaklaşırsa günahkar olur. Onun için tevbe ve istiğfarda bulunması gerekir. Bununla beraber fakir müslümanlara bir veya yarım altın sadaka vermelidir. Bu bir altın beş gram ağırlığında olan bir altın paradır.<br />
131- Adet ve nifas halleri kadınlar için bazı konularda özür sayılmaktadır. Onun için namazın farziyeti onlardan düşüyor, oruçları da sonraya kalıyor. Bununla beraber bu durumda olan bir kadın, kan olarak çıkardığı sıvıdan dolayı tam bir temizlik halinde değildir. Yüce Allah&#8217;ın huzurunda durup namaz kılmak ve Kur&#8217;an ayetlerini okumak veya Kur&#8217;an&#8217;ı tutmak için tam bir temizlik hali içinde bulunmak lazımdır. Onun için böyle bir kadının namaz kılması, oruç tutması, Kur&#8217;an okuması veya Kur&#8217;an&#8217;a yapışması caiz olmaz.<br />
Diğer bir yönden de, böyle bir kadın hastadır, dinlenmeye muhtaçtır. İfraz ettiği (çıkardığı) madde de kerih kokuludur; bundan yaratılış gereği hoşlanılmaz. Onun için bu durumda cinsel ilişkinin caiz olması hikmete uygun düşmez.<br />
Bir de, bu geçici müddet içinde ortaya çıkan yasaklık sebebiyle insan nefsine hakim duruma gelir, nefsinde sükûnet meydana gelir, kuvvet israfından kurtulur, böylece daha fazla kuvvet ve sıhhat kazanır.<br />
Netice olarak deriz ki: Dinin tayin ettiği hükümlerde bizim bilmediğimiz daha nice hikmetler ve yararlar var!.. Bize düşen görev bu hükümlere uymaktır. (194. meseleye bakılsın.)</p>
<p>İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen</p>
<p>islami sohbet,hayızla ilgili dini hükümler,hayızla ilgili islami hükümler,nifasla ilgili dini hükümler,nifasla ilgili islami hükümlerhayız ve nifas ile ilgili hükümler,hayız ve nifas ile ilgili bilgiler</p>
</div>
</div>
<p><!-- end content --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hayiz-ve-nifas-hallerine-ait-hukumler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nifas Haline Ait Meseleler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/nifas-haline-ait-meseleler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/nifas-haline-ait-meseleler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 14:54:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[doğuran kadın]]></category>
		<category><![CDATA[gusl]]></category>
		<category><![CDATA[istihaze]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık]]></category>
		<category><![CDATA[müddet]]></category>
		<category><![CDATA[nifas]]></category>
		<category><![CDATA[nifas müddeti]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8045</guid>
		<description><![CDATA[Nifas: Lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. Çocuk doğuran kadın hiç kan görmeyebilir veya bir gün de görebilir. Nifas halinde en çok kan görme müddeti ise, kırk gündür. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>117- Nifas: Lohusalık halidir ki, en az müddeti yoktur. Çocuk doğuran kadın hiç kan görmeyebilir veya bir gün de görebilir. Nifas halinde en çok kan görme müddeti ise, kırk gündür. Bundan sonra gelen kan, nifas kanı değildir. Bununla beraber bazı kadınlar çocuk doğurduktan sonra, on beş, yirmi veya yirmi beş gün kan görürler. Ondan sonra temizlenmiş olurlar. Bu bakımdan onların nifas müddeti, kanların kesildiği günler kadar olur. Kan kesilince yıkanır ve namaz kılar, oruçlarını tutarlar.<br />
(İmam Malik&#8217;e göre, nifasın en çok müddeti yetmiş gün ve İmam Şafiî&#8217;ye göre, altmış gündür. Çok kere kırk gün olur.)<br />
118- El ve ayak gibi organları belirmiş olan bir çocuğun düşmesi ile nifas hali meydana gelir ve çoğunlukla kan on veya onbeş gün devam eder. Fakat organları belirmeyen bir düşükten dolayı nifas hali olmaz. Bunun düşmesi ile görülen kan üç gün devam eder. Önce de, en az on beş gün temizlik hali devam etmiş ise, bu kan hayız kanı sayılır. Değilse istihaze (illet) kanı olur.<br />
119- Hayız, nifas ve istihaze halleri, kanın dışarıya çıkması ile bilinir. Onun için çocuk doğuran bir kadından kan çıkmamış olsa, iki imama göre (İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed) nüfesa sayılmaz. Bu itibarla gusl etmesi gerekmez ve oruçlu ise orucu bozulmaz; yalnız abdest alması gerekir. Fakat İmam Azam&#8217;a göre, ihtiyat olarak gusletmesi lazımdır.<br />
120- Nifas müddeti olan (kırk gün) içinde görülen temizlik de, nifastan sayılır. Örnek: On gün kan gelip beş gün kesildikten sonra tekrar on gün kan gelecek olsa, bu yirmi beş günün hepsi nifas müddeti sayılır.<br />
(Malikîlere göre, iki kan arasındaki temizlik müddeti yarım ay devam ederse, temizlik hali sayılır. Sonra gelen kan da hayız kanı olur. Temiz günler yarım aydan az devam ederse, bütün günler nifas sayılır.<br />
Şafiîlere göre de, bu temizlik günleri en az on beş gün devam ederse, temizlik hali sayılır. Bu temizlik günlerinden önceki hal, nifas hali ve sonraki görülen kan da hayız olur. Fakat bu temizlik on beş günden az devam ederse, hepsi nifas hali sayılır.<br />
Hanbelîlere göre bu temizlik günleri mutlak surette temizlik hali sayılır. Diğer temiz halde bulunan kadınlara gerekli olan ibadetler, nifas görmekte olan kadına da bu temizlik günlerinde vacib olur.)<br />
121- Bir kadın ikiz çocuk doğursa, nifas müddeti birinci çocuğun doğumundan itibaren başlar, o günden sayılır.<br />
(İmam Malik&#8217;e göre, ikiz doğan çocuklar arasında altmış günden az bir müddet geçmiş ise, nifas müddeti birinci çocuğun doğum gününden başlar. Aralarında bundan daha çok bir müddet geçmiş ise, her çocuktan dolayı bir nifas müddeti başlar.<br />
Şafiîlere göre nifas müddeti ikinci çocuğun doğmasından başlar. Birinci çocuğun doğmasından sonra gelen kan, eğer adet zamanına rastlamışsa, hayız kanı sayılır. Rastgelmemiş ise, istihaze kanı olmuş olur.)</p>
<p>İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen</p>
<p>islami sohbet,sohbetdin,nifas ile ilgili meseleler,nifas halleri,nifas ile ilgili açıklamalar,nifas ile ilgili konular,hanbelilere göre nifas müddeti,malikilere göre nifas müddeti</p>
</div>
</div>
<p><!-- end content --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/nifas-haline-ait-meseleler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayızla İlgili Meseleler</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/hayizla-ilgili-meseleler.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/hayizla-ilgili-meseleler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 14:48:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[adet halleri]]></category>
		<category><![CDATA[adetten kesilme]]></category>
		<category><![CDATA[buluğ]]></category>
		<category><![CDATA[hayız]]></category>
		<category><![CDATA[istihaze]]></category>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<category><![CDATA[Mübtedie]]></category>
		<category><![CDATA[Münteddetü't-Tuhr]]></category>
		<category><![CDATA[Mütehayyire]]></category>
		<category><![CDATA[Sinn-i İyas]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yevmü'n-Neka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8043</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar adet hallerine çok dikkat etmelidirler. Çünkü bu haller, onların birçok din görevleri ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili başlıca meseleler şunlardır:
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>104- Kadınlar adet hallerine çok dikkat etmelidirler. Çünkü bu haller, onların birçok din görevleri ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili başlıca meseleler şunlardır:<br />
105- Kadınlar en az dokuz yaşlarında buluğ çağına erer ve adet görmeye başlarlar. Elli veya elli beş yaşlarında da &#8220;Sinn-i İyas&#8221; denilen adet görmeme devresine girerler. Bu yaştan daha önce adetten kesilen kadınlar da vardır.<br />
(Malikîlere göre, henüz dokuz yaşına girmemiş bir kızdan gelen bir illet kanıdır, hayız değildir. Dokuz ile on iki yaş arasında bulunan bir kızdan gelen kan, uzman kimselere gösterilir. Kesinlikle hayız kanı olduğunu söyler veya şübhe içinde kalırlarsa, hayız görmüş sayılır. Hayız kanı olmadığını kesinlikle kararlaştırırlarsa, bir illet kanı sayılır, hayız hükmüne girmez. On üç yaşını geçmiş bir kadından elli yaşına kadar gelen kan, mutlaka hayızdır. Elli yaşını geçmiş bir kadından yetmiş yaşına kadar gelen kan da uzmanlara gösterilir ve ona göre hüküm verilir. Yetmiş yaşından itibaren gelen kan ise, kesinlikle istihaze (bir illet kanı) dir.<br />
Şafiîlere göre, adetlerin kesilmesi için belli bir zaman yoktur. Hayat boyu hayız kanı devam edebilir. Bu hususta bölgelerin iklimi etkili olur. Çünkü adet müddeti, bölgelerin sıcak ve soğuk olmasına göre değişir. Ancak çoğunluk olarak altmış iki yaşında iken kesilir.<br />
(Hanbelîlere göre, iyas (adetten kesilme) zamanı elli yıldır. Bundan sonra gelen kan kuvvetli de olsa, istihaze (illet) kanıdır, hayız kanı değildir.)<br />
106- Adet müddetinin en azı üç gündür (yetmiş iki saattir). En çoğu da on gün, (iki yüz kırk saat)&#8230; Bu iki zaman arasında görülecek kanlar, adet kanı sayılır. Bu zaman içinde devamlı olarak kanın gelmesi gerekmez, ara sıra kesilebilir. Örnek: Bir kadın üç gün kan gördükten sonra iki gün kanı kesilse ve arkasından üç gün daha devam etse, bu sekiz günün hepsi adet gününü teşkil etmiş olur.<br />
(Malikî mezhebine göre, ibadetler için adetin en azı diye bir müddet yoktur. Çok az bir zaman içinde görülen kanla adet hali gerçekleşir. Fakat ölüm ve boşanma iddetleri ile istibralar bakımından adetin en az müddeti bir gün veya bir günün bir mikdarıdır. Adetin en çok müddeti ise, gebe olmayan yeni adet görmeye başlamış kadın (Mübtedie) hakkında on beş gün takdir edilir.)<br />
107- İki adet arasındaki temizlik haline Tuhr (Temizlik) hali denir. Bunun müddeti on beş günden az olamaz. Fakat bundan çok olabilir. Tuhr hali aylarca ve senelerce devam edebilir. Böyle temizlik hali devam eden kadına Münteddetü&#8217;t-Tuhr (Temizliği devamlı) denir.<br />
(Malikîlerle Hanbelîlere göre, bu hayız arasında kanın kesildiği günlere Temizlik günleri (Yevmü&#8217;n-Neka) denir. Hayız olan kadın, bu günlerde temiz sayılır. Diğer adet halinde olmayan kadınların temiz halinde sayılır, onlar gibi ibadet eder. Tuhr&#8217;un en az müddeti sekiz veya on veya on yedi gündür. Hanbelîlere göre ise, on üç gündür.)<br />
108- Bazı kadınların adet günleri, sayılan belli günlerdir. Örnek: Her ay beş veya yedi veya dokuz gün adet görürler. Böyle bir kadına &#8220;Mu&#8217;tade&#8221; denir. Bir adet, bir kez meydana geldiği üzre kararlaşmış olabilir. Şöyle ki: Henüz adet görmeye başlayan bir kız, ilk kez sekiz gün kan görse, sonra yirmi iki gün temiz olsa, bu şekilde adeti kararlaşmış olur. Ondan sonra devamlı olarak kendisinden bir hastalık sebebiyle kan gelecek olsa, onun hem adet günleri, hem de temizlik günleri her ay o şekilde hesab edilir.<br />
109- Bazı kadınlarda adet günleri değişik olur. Şöyle ki: Bir ay beş gün diğer ay altı gün adet görebilirler. Bu durumda ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Böyle bir kadın, altıncı gün oldu mu yıkanır, namazlarını kılar ve eğer ramazansa orucunu tutar; çünkü bu altıncı gündeki kanın illet (istihaze) kanı olması muhtemeldir. Fakat bu altıncı gün çıkmadıkça, cinsî münasebette bulunamaz, boşanmışsa iddeti dolmuş sayılmaz. Çünkü bu altıncı günün kanı, hayız kanı olmak ihtimali vardır.<br />
110- Bir adetin değişmiş olması için, ona aykırı iki adet hali görülmelidir. Örnek: Her ay beş gün adet gören bir kadın, sonra iki kez dört gün veya iki kez altıgün kan görse, onun adeti beş günden dört güne veya altı güne geçmiş olur.<br />
Sonuç: Adet, bir defa ile yerleşir, iki defa ile değişebilir. Bununla beraber İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre, adet bir defa ile değişmiş sayılabilir. Buna yeni adetin eskisini bozup onun yerini alması anlamında &#8220;Fesh-î adet&#8221; de denilmektedir.<br />
111- Belli günler devam eden bir adete aykırı olupda on günden fazla devam etmeyen kanlar, adet kanı sayılır. Bu halde adet değişmiş olur. Örnek: Her ay yedi gün kan gören bir kadın, sonra on gün kan görse, hepsi hayız kanı sayılır. Bu halde adeti yedi günden on güne geçmiş olur. Fakat belli günlerden sonra gelen kan, belli günlerle toplandığı zaman on günden fazla olursa, yedi günden ziyade olan kanlar hayız kanı sayılmaz, İstihaze (illet) kanı olur. Şöyle ki: Böyle yedi gün kan gören bir kadın sonradan on bir veya on iki gün kan görmeye başlarsa, bunun adet edinilmiş yedi günlüğü hayız kanı olur. Sonraki dört veya beş günü istihaze (illet) kanı olur.<br />
Yine: Her ay başından itibaren beş gün adet görmekte olduğu farz edilen bir kadın, bu adeti üzere kan gördüğü gibi, bundan iki gün veya üç gün veya beş gün önce de kan görmüş olsa, bunların hepsi adet sayılır; çünkü adet sayısı on günü geçmemiştir. Fakat kan görme günlerinin tümü bu şekilde on günden fazla olursa, yalnız adeti olan o beş günde gördüğü kan hayız kanı sayılır, adet edindiği günlerden fazla olan bütün kanlar istihaze (illet) kanı sayılır.<br />
112- Adet görmekte olan bir kadından bir hastalık sebebi ile devamlı olarak kan gelecek olsa, onun hayız ve temizlik hallerindeki belli günlerine göre hüküm verilir. Örnek: Her ay başından itibaren on gün kan gören bir kadın, ondan sonra yirmi gün veya altı aydan noksan olmak üzere şu kadar ay ve gün temizlik üzere olsa, onun adeti böyle kararlaşmış olur. Sonra böyle bir kadından devamlı olarak kan gelse, yine eski şekli üzere her ayın ilk on günü hayız, diğer yirmi günü veya şu kadar ay ile günü de temizlik hali sayılır. Fakat temizlik müddeti tam altı ay veya daha ziyade bulunmuş olursa, temizlik müddeti altı aydan bir saat noksan kabul edilir ki, bu müddet, gebelik halinin en az zamanıdır.<br />
Yine: Yeni hayız görmeye başlayan bir kızın adeti kararlaşmaksızın kanı akıp devam etse, her aydan on günü adetine sayılmış olur. Diğer yirmi günü de temizlik müddeti kabul edilir.<br />
113- Bir hastalık veya önemsememe neticesi adet günlerini unutmuş olan bir kadına &#8220;Mütehayyire&#8221; denir. Böyle bir kadının gördüğü akıntı kesilmeyecek olsa, onun adeti hakkında kuvvetli olan görüşü ile işlem yapar. Kuvveti fazla olan bir görüşe sahib değilse, ihtiyat olan yolu benimser. Boşanmış ise, iddeti için on gün, temizlik müddeti de altı aydan bir saat noksan olmak üzere takdir edilir. Diğer bir görüşe göre: Temizlik müddeti iki ay kabul edilir. Bunun namaz ve oruçları üzerinde ayrıntılı bilgi vardır. Bu konu ile ilgili geniş bilgi, İmam Sarahsî&#8217;nin &#8220;Mebsûd&#8221; isimli kitabında vardır.<br />
114- Adet görme çağına gelen bir kız, ilk kez görmeye başladığı kandan dolayı hemen namazını bırakır ve oruçlu ise, orucunu kaza etmek üzere sonraya bırakır. Evli ise, cinsi ilişkide bulunmaz. Böyle bir kıza &#8220;Mübtedie&#8221; denir. Bu kan üç günden az bir zaman içinde kesilirse, hayız kanı olmadığı anlaşılır. O zaman bırakıp kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir. İmam Azam&#8217;dan nakledilen bir görüşe göre, ilk başlayan bu kan üç gün devam edip de hayız kanı olduğu bilinmedikçe, namazı terk etmez ve orucuna da devam eder.<br />
115- Hayız müddeti içinde gelen kan tamamiyle kesilmedikçe, adet son bulmuş olmaz. Bu kan, siyah, kırmızı, yeşilimtrak veya sarı olabileceği gibi bulanık ve toprak rengi de olabilir. Adetini tamamlamış olan bir kadından gelecek akıntı bembeyaz bir renkte bulunur.<br />
116- Bir kadının görmekte olduğu adetini, kocasına karşı inkar etmesi veya gerçeğe aykırı olarak adet gördüğünü söylemesi helal değildir.<br />
Adet görmekte olduğunu söyleyen bir kadın, iffetli ve saliha bir kadın ise, sözü kabul olunur; değilse kabul olunmaz. Ancak doğru söylediğine inandırıcı bir hal olursa, kabul edilir. Mesela, söylediği söz, adetinin başlangıç zamanına rasgelmişse, o halde dediği kabul olunur.</p>
</div>
</div>
<p><!-- end content -->İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen</p>
<p>islami sohbet,kadın halleriyle ilgili terimler,hayızla ilgili konular,kadınlara ait hayız meselesi,hayız ve hayızla ilgili meseleler,hayız ve nifas ile ilgili meseleler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/hayizla-ilgili-meseleler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlara Ait Haller</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/kadinlara-ait-haller.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/kadinlara-ait-haller.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 14:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[adet hali]]></category>
		<category><![CDATA[Haiz]]></category>
		<category><![CDATA[hayız]]></category>
		<category><![CDATA[istihaze]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Lohusa]]></category>
		<category><![CDATA[Müstehaze]]></category>
		<category><![CDATA[nifas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8041</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlara ait hayız, nifas ve istihaze halleri vardır. Şöyle ki: Hayız; Bir kadının döl yatağı denilen rahminden bir hastalık veya çocuk doğurma sebebi olmaksızın belirli günler içinde gelen kandır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>103- Kadınlara ait hayız, nifas ve istihaze halleri vardır. Şöyle ki: Hayız; Bir kadının döl yatağı denilen rahminden bir hastalık veya çocuk doğurma sebebi olmaksızın belirli günler içinde gelen kandır. Buna Adet hali de denir. Bu şekilde gelen bir kana Hayız kanı denir. Bu kan sebebiyle belli bir zaman meydana gelen şer&#8217;î engele de &#8220;Hayız&#8221; denir. Böyle adet gören bir kadına da &#8220;Hâiz&#8221; denir.<br />
Nifas; Çocuğun doğumu arkasından kadınlardan gelen yahut çocuğun çoğu meydana çıktıktan sonra gelen kandır. Bu haldeki kadına Nüfesa denir ki lohusa demektir.<br />
İstihaza; Rahimden değil de, bir damardan gelip tenasül organı yolu ile akan kokusuz bir kandır. Bu durumda olan kadına da Müstehaze denir.</p>
<p>İslam İlmihali Ömer Nasuhi Bilmen</p>
<p>islami sohbet,müstehaze nedir,kadınlara ait özel haller,kadınlara ait özel durumlar,kadınlarla ilgili meseleler,kadınlarla ilgili konular</p>
</div>
</div>
<p><!-- end content --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/kadinlara-ait-haller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nişan merasimi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/nisan-merasimi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/nisan-merasimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 12:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın Elçisi]]></category>
		<category><![CDATA[din kardeşinin dünürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[dünürlük]]></category>
		<category><![CDATA[engellerin aşılması]]></category>
		<category><![CDATA[Ensar kadınlarından biriyle evlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Evlenme isteği üzerine verilen söz ile yapılan akit ve merasimler]]></category>
		<category><![CDATA[evliliğe karar vermeden önce]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[islamda]]></category>
		<category><![CDATA[kız istemek]]></category>
		<category><![CDATA[mehir verilmiş ise]]></category>
		<category><![CDATA[meşru bir sebeb]]></category>
		<category><![CDATA[müsbet cevap]]></category>
		<category><![CDATA[nikah sayılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[nişanı bozmak mekruh veya haram sayılmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Nişanın bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[nişanlanma ve evlenme]]></category>
		<category><![CDATA[Nişanlıların birbirlerine verdikleri hediyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ömür boyu beraber yaşayacak olan eşlerin]]></category>
		<category><![CDATA[resmi bazı formalitelerin tamamlanması]]></category>
		<category><![CDATA[söz kesmek ve nişanlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[söz vermek]]></category>
		<category><![CDATA[verilen hediyeleri iade]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7395</guid>
		<description><![CDATA[Nişan merasimi nikah sayılmaz. Evlenecek kadınla erkeğin birbirini daha iyi tanımaları, eksiklerin tamamlanması, öğrenim ve askerlik gibi bir kısım engellerin aşılması, resmî bazı formalitelerin tamamlanması,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evlenme isteği üzerine verilen söz ile yapılan akit ve merasimler.</p>
<p>Nişan merasimi nikah sayılmaz. Evlenecek kadınla erkeğin birbirini daha iyi tanımaları, eksiklerin tamamlanması, öğrenim ve askerlik gibi bir kısım engellerin aşılması, resmi bazı formalitelerin tamamlanması, belli bir zaman tahsisini gerekli kılar. Yani söz kesilir kesilmez, hemen nikâh akdi yapmak çoğu zaman mümkün olmaz. İşte, sözle nikâh arasında geçen bu döneme &#8220;sözlülük veya nişanlılık&#8221; denir. Arapçada &#8220;hutbe&#8221; kelimesiyle ifade edilen bu müessese, sözlükte; kız istemek, söz vermek, söz kesmek ve nişanlanmak anlamlarına gelir.</p>
<p><a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a>&#8216;da, ömür boyu beraber yaşayacak olan eşlerin, evliliğe karar vermeden önce gereken tedbirleri alması, iyi düşünmesi gerekmiş ve bunun için de evleneceklerin görüşmesi âdet hâline gelmiştir. Ancak nişanlıların nikâhtan önce birbirlerine haram olduklarından dolayı görüşüp konuşmaları, beraber gezmeleri veya sohbet etmeleri caiz değildir.</p>
<p>Evlenecek eşlerin daha önceden birbirlerini görmeleri mümkün ve caizdir. Bakılacak yerler ellerle, yüz ve ayaklardır. Muğîre (r.a) bir kadınla evlenmek istemiş, Hz. Peygamber (s.a.s) kendisine: &#8220;O kadına bak, çünkü bakmak yıldızınızın barışması için daha uygundur&#8221; buyurmuştur (Tirmizî, Nikâh, 5). Yine Allah&#8217;ın Elçisi, Ensar kadınlarından biriyle evlenmek isteyen bir sahâbiye; &#8220;Git ve ona bak, zira Ensar kadınlarının gözlerinde bazı göz kusurları bulunabilir&#8221; (Müslim, Mesâi)</p>
<p>İslâm dini dünürcülük safhası ile ilgili bazı düzenleyici hükümler getirmiştir. Bu yüzden, kadın, dünürcülere müsbet cevap vermiş, söz kesilmiş, nişan yapılmışsa, artık bu kadına bir başka erkek dünür gönderemez. Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: &#8220;Sizden biriniz din kardeşinin dünürlüğü üzerine dünürlük göndermesin. Ta dünür gönderen ondan önce vazgeçinceye yahut kendisine izin verinceye kadar&#8221; (Buhârî, Nikâh, 45). Teklif kadın tarafından reddedilmişse, bu takdirde ikinci bir isteme caizdir. İlk teklif sahibi, ikincisine izin vermişse, bu takdirde ikinci teklif serbesttir.</p>
<p><a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a> hukuku, nişanlıları evlenmeye mecbur etmemiştir. Ancak meşru bir sebep olmaksızın nişanı bozmak mekruh veya haram sayılmıştır. Nişanın bozulması halinde, daha önce mehir verilmiş ise, bunun iadesi gerekir. Nişanlıların birbirlerine verdikleri hediyelere gelince&#8230; Bu konuda hibeden dönme hükümleri uygulanarak, bunlar mevcutsa aynen iade edilir. Kullanılmış ve artık mevcut değilse birşey gerekmez. Şâfiîlere göre, hediyeler duruyorsa aynen, kullanılmış ve yokolmuşsa bedeli bakımından iade edilirler. Mâlikîlere göre ise, nişanlanma ve evlenme örf ve adetin çok rol oynadığı bir saha olduğu için, hediyeler konusunda o beldenin örfüne uyulur. Örf kaidesi yoksa ve nişanı erkek bozmuş olursa, kadın verilen hediyeleri iade etmek zorunda değildir.</p>
<p>İA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/nisan-merasimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmenin önemi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/evlenmenin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/evlenmenin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 08:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın kullarına bir lutfu]]></category>
		<category><![CDATA[düşünen bir topluluk]]></category>
		<category><![CDATA[evlenmeye güç yetirenler]]></category>
		<category><![CDATA[fitrat]]></category>
		<category><![CDATA[hiristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[işaretler]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm'ın genel yaklaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[meşru bir nikah ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[muhtelif hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanları evlenmeye teşvik etmiştir]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlerin dört sünneti]]></category>
		<category><![CDATA[ruhban]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi ve merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[sizden bekar olan kimseler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7342</guid>
		<description><![CDATA[islam dini müslümanların evlenip yuva kurmalarına büyük önem verir. Kur'ân-ı Kerîm'de, "Size onlar sayesinde veya onlarla huzur ve sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet halketmesi O'nun kudretinin alâmetlerindendir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">islam</a> dini müslümanların evlenip yuva kurmalarına büyük önem verir. Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de, &#8220;Size onlar sayesinde veya onlarla huzur ve sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet halketmesi O&#8217;nun kudretinin alâmetlerindendir. Bunda düşünen bir topluluk için işaretler vardır&#8221; (er-Rûm 30/21) denmiştir. Bir başka âyet-i kerîmede, &#8220;Sizden bekâr olan kimseleri, köle ve câriyelerinizden uygun olanları evlendiriniz. Eğer onlar fakir iseler Allah fazlından onları zenginleştirecektir. Allah (imkânları ve rahmeti) geniş ve (her şeyi) bilendir&#8221; (en-Nûr 24/32) buyurulmuştur. Hz. Peygamber de muhtelif hadislerinde müslümanları evlenmeye teşvik etmiştir. Meselâ bir hadîs-i şerifinde, &#8220;Ey gençler sizden evlenmeye güç yetirenler evlensin&#8221; (Buhârî, &#8220;Nikâh&#8221;, 3; Müslim, &#8220;Nikâh&#8221;, 1) buyurmuş, bir başka hadisinde kezâ, &#8220;Peygamberlerin dört sünneti vardır&#8221; demiş ve dördüncü olarak evlenmeyi saymıştır (Tirmizî, &#8220;Nikâh&#8221;, 1; Müsned, V, 421). Bu meâlde birçok âyet ve hadis zikredilebilir. Bütün bunlar İslâm&#8217;ın genel yaklaşımının kadınla erkeğin birbirinden uzak durması değil, Allah tarafından konulan sınırlar çerçevesinde bir arada yaşanması olduğunu göstermektedir. Allah tarafından konulan sınırlar derken meşrû bir nikâh ilişkisi kastedilmektedir. Bu yönüyle İslâm dini mümkün olduğunca kadınlardan uzak durmayı ve bekâr kalmayı öğütleyen ve ruhbanlığı en büyük dindarlık olarak takdim eden Hıristiyanlık&#8217;tan ayrılmaktadır.</p>
<p>Allah Teâlâ yukarıda meâli verilen âyet-i kerîmede kadın ve erkeğin birbiri için yaratıldığını ve bu tür bir yaratılışın Allah&#8217;ın kullarına bir lutfu olduğunu bildirmektedir. Bu kadın ve erkeğin birbirinden uzak olmasının değil sağlıklı ve temiz bir zeminde beraber olmasının fıtrata daha uygun olduğunu göstermektedir. Bu en güzel şekilde evlenme ile mümkün olmaktadır. Öte yandan sağlıklı nesiller elde etmek ancak bu nesillerin bir evlilik içinde meydana gelmesi ve anne babanın müşterek ilgi ve sorumluluğu altında büyütülmesi ile mümkündür. Böyle bir birliktelik içinde meydana gelmeyen çocuklar gerek sosyal gerek psikolojik gerekse ahlâkî bakımdan daha problemli olmaktadır. Ayrıca toplumsal ahlâkın korunmasında da kadın-erkek ilişkilerinin bir evlilik zeminine dayanmasının büyük önemi vardır. Evlenmenin mümkün olmadığı çoğu durumda kadın ve erkekler birbirlerinden uzak durmamakta, sadece ilişkilerini gayri meşrû zeminlerde sürdürmekte veya normal olmayan ilişki yollarına sürüklenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/evlenmenin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dini Evlilik</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/dini-evlilik-2.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/dini-evlilik-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2011 07:24:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam da Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ankara evliliki istanbul evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[dini evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[DiniEvlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[gonulden sevenler]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[islami Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[islamievlilik]]></category>
		<category><![CDATA[islamisohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=6958</guid>
		<description><![CDATA[islam  dinievlilik ve bu konuda açılmış evlilik siteleri ne kadar dini yada islami bakış açısı sergiliyorlar!? Bu sıtelerin bır çoğu büyük oranda ücretli olup üyelerini site içerisinde kurmuş oldukları ssitem sayesinde tanıştırıp kaynaşmaların sebep oluyorlar peki bunu yaparken neyi ölçü alarak kurmuş oldukları bu sitelerin dini evlilik, islami evlilik, siteleri olduğunu iddaa edebiliyorlar. kriterleri neye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamsevdasi.com/">islam</a>  dinievlilik ve bu konuda açılmış evlilik siteleri ne kadar dini yada islami bakış açısı sergiliyorlar!?</p>
<p>Bu sıtelerin bır çoğu büyük oranda ücretli olup üyelerini site içerisinde kurmuş oldukları ssitem sayesinde tanıştırıp kaynaşmaların sebep oluyorlar peki bunu yaparken neyi ölçü alarak kurmuş oldukları bu sitelerin dini evlilik, islami evlilik, siteleri olduğunu iddaa edebiliyorlar.</p>
<p>kriterleri neye göre belirleyip nasıl bir denetim uyguluyorlar?</p>
<p>sevgili ziyaretcilerimiz bu konuda öneri ve görüşü olanların yorumlar bölümüzden eleştiri ve düşüncelerini göndermelerini rica ediyorum.</p>
<p><a href="http://www.islamsevdasi.com/">islam</a>, islami, islamisohbet, DiniEvlilik, Dini Evlilik, islamievlilik, islami evlilik, evlilik, ankara evliliki istanbul evlilik, gonulden sevenler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/dini-evlilik-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

