<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; islam ve Cihad</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/islam-ve-cihad/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 20:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Cihat Anlayışı</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/cihat-anlayisi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/cihat-anlayisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 15:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[cihat]]></category>
		<category><![CDATA[din seçme]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kulluk]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[öğüt]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[tebliğ]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7955</guid>
		<description><![CDATA[Savaş, tebliğ aracı değildir. Kur'an'da, dinde zorlamanın olmayacağı , dileyenin iman edip, dileyenin ise İslâm'ı kabul etmeyeceği genel ilke olarak belirtilmektedir. Hz. Peygamber de, insanları 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sözlükte çalışmak, uğraşmak, güç ve gayret sarf etmek, bir işi başarmak için elden gelen bütün imkanları kullanmak anlamlarına gelen cihat, bir kavram olarak, dînî emirleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya ve İslâm&#8217;ı tebliğe çalışmak, nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele vermek anlamına gelmektedir .</p>
<p>Konu ile ilgili âyet ve hadislere bakıldığında, cihadın sadece savaşı ifade etmeyip, hayatın her safhasında iyilik için gayret etme, çalışma ve kötülüklerle mücadeleyi kapsadığı görülür. Hz. Peygamber, &#8220;(Gerçek) mücâhid nefsiyle savaşandır&#8221; buyurmuşlardır . Buna göre cihat; hayatın gayesi olarak Allah&#8217;a kulluk etmek, bu uğurda nefsin meşru olmayan arzularına karşı koymak ve şeytanla mücadele etmek, Allah ve Rasûlü&#8217;nün koyduğu evrensel ölçülerin fert hayatında uygulanmasına, toplum hayatında da yaygınlaşmasına çalışmak, İslam&#8217;ı tebliğ etmek, ülke ve Müslümanları her türlü tehlike ve haksız saldırılara karşı savunmayı içeren kapsamlı bir kavram olup; kalp, dil, el ve beşerî aksiyonun ortaya konulduğu her türlü alet ve araçla yapılabilen eylem, davranış biçimidir.</p>
<p>Savaş ise, ancak zaruret halinde başvurulabilecek bir çözüm yoludur. Harbin sebepleri; Meşru müdafaa, azınlık durumundaki Müslümanlara zulmedilmesi, onların haklarının çiğnenmesi ve daha önce yapılan sulhun düşman tarafından bozulması şeklinde belirlenmiştir. Nitekim Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de &#8220;Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.&#8221; ; &#8220;Size ne oluyor da, Allâh yolunda ve, `Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu memleketten çıkar, tarafından bize bir dost ver, katından bize bir yardımcı gönder&#8217; diye yalvaran erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?&#8221; &#8220;Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün önderleriyle savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. Umulur ki vazgeçerler.&#8221; buyurulmaktadır.</p>
<p>Savaş, tebliğ aracı değildir. Kur&#8217;an&#8217;da, dinde zorlamanın olmayacağı , dileyenin iman edip, dileyenin ise İslâm&#8217;ı kabul etmeyeceği genel ilke olarak belirtilmektedir. Hz. Peygamber de, insanları İslâm&#8217;a zorlamak şöyle dursun, kendileri Müslüman olup da başka dinlerde kalan çocuklarını İslâm&#8217;a girmeye zorlayan sahabîyi dahi ikaz etmiştir . Yine Hz. Peygamber Necranlı Hıristiyanlarla yaptığı anlaşma gereği, onların dînî sembollerini serbestçe sergilemelerine izin vermiş ; diğer din mensuplarının Müslümanların mescidinde ibadetlerine müsaade etmiştir . Tarihimiz de bunun örnekleri ile doludur. Kendi toplumunda veya bulunduğu yerde inancı nedeniyle baskı gören Yahûdî ve Hıristiyanlar, ecdadımızdan yardım istemişler ve onlara sığınmışlardır.</p>
<p>&#8220;&#8230; Fitne kalmayıncaya ve din yalnızca Allâh&#8217;ın oluncaya kadar onlarla savaşın.&#8221; mealindeki ayetle, baskı, anarşi, terör, toplum düzenini bozma gibi anlamlara gelen &#8220;fitne&#8221;yle mücadele edilmesi, toplumsal bir görev haline getirilmiştir. Ayetin devamında yer alan, &#8220;&#8230; vaz geçerlerse artık zulmedenlerden başkasına hiçbir düşmanlık yoktur.&#8221; ifadesi de, buradaki savaş emrinin anarşi, baskı ve zulümle mücadele bağlamında verildiğini açıkça göstermektedir. Günümüz medenî toplumlarında da, inanca ve düşünceye karşı yapılan haksız baskı ve zulüm hoş görülmemiş; bu tür eylemler uluslar arası hukukun öngördüğü müeyyidelerle karşılanmıştır.</p>
<p>Tebliğ, zor kullanma üzerine değil, güzellikle ikna temeline oturtulmuştur. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de, &#8220;Ey Muhammed! Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır, onlarla en güzel şekilde mücadele et&#8230;&#8221; buyurulmaktadır . Tebliğ metodunda zor kullanma ve tehdit değil, temenni ve öğüt verme hakim olmuştur. Öyle ki, tarihe zulüm ve küfür timsali olarak damgasını vuran azılı din düşmanlarının bile, Allâh&#8217;ın yoluna yumuşak ifadelerle davet edilmesi öğütlenmiştir . Çünkü iman ve Allâh&#8217;a kulluk, kişinin hür iradesine bağlı bir seçimdir. Bu nedenle herkes dilediği dini seçme, inanma ya da inanmama özgürlüğüne sahiptir . Din seçme konusunda böylesine bir serbesti getirmiş olan İslâm&#8217;da, zorla, savaşla, insanlara İslâm&#8217;ı kabul ettirmenin hedeflendiğini söylemek insafsızlık olur.</p>
<p>islamisohbet,islamda cihad anlayışı,dinde cihad anlayışı,cihad nedir,cihat ne demektir,cihad nasıl olmalıdır,islamda cihad nasıl olmalı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/cihat-anlayisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehidler Kaç Çeşittir</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/sehidler-kac-cesittir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/sehidler-kac-cesittir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 15:59:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Lohusa]]></category>
		<category><![CDATA[ölenler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm şekli]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbimiz]]></category>
		<category><![CDATA[şehid]]></category>
		<category><![CDATA[şehidler makamına]]></category>
		<category><![CDATA[taun hastalığından]]></category>
		<category><![CDATA[yaralar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7508</guid>
		<description><![CDATA[Sehl b. Huneyf (r.a) babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim samimi bir kalple Allah’tan şehid olmayı isterse Allah onu şehidler makamına eriştirir yatağında ölse bile.” (İbn Mâce, Cihad: 16)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3111- Sehl b. Huneyf (r.a) babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim samimi bir kalple Allah’tan şehid olmayı isterse Allah onu şehidler makamına eriştirir yatağında ölse bile.” (İbn Mâce, Cihad: 16)</p>
<p>3112- Ukbe b. Amir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Beş ölüm şekli vardır ki kim Müslüman olarak bunlardan biriyle ölürse o şehid sayılır. Allah yolunda, Allah’ın dinini yeryüzüne hâkim kılmak için çabalayan ve savaşan kimse şehidtir. Allah’ın dini yolunda çabalarken boğularak ölen şehidtir. İç hastalığından ölen kimse şehidtir. Taun hastalığından ölen şehidtir. Lohusa halinde iken ölen kimse de Allah’ın istediği şekilde Müslüman iken ölürse şehidtir.” (Müsned: 16533)</p>
<p>3113- Irbad b. Sariye (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Şehidlerle yataklarında ölenler, taun hastalığından ölen kimseler konusunda görüş ayrılığına düştüler ve şehidler dediler ki: “Onlar bizim kardeşlerimizdir biz gibi öldüler” yataklarında ölenler de dediler ki: “Onlar da bizim gibi öldüler” ey Rabbimiz diyerek Allah’ın huzurunda konuştular. Rabbimiz de şöyle buyurdu: “Onların yaralarına bakınız, onların yaraları şehidlerin yarasına benziyorsa onlardandır ve onlarla birliktedir. O anda onların yaraları onlara benzetilecektir.” (Buhârî, Cihad ve Siyer: 28; Muvatta&#8217;, Cihad: 14)<br />
islami sohbet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/sehidler-kac-cesittir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Yolunda Cihad Etmenin Dereceleri Varmıdır</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/allah-yolunda-cihad-etmenin-dereceleri-varmidir.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/allah-yolunda-cihad-etmenin-dereceleri-varmidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 15:55:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[cihaddır]]></category>
		<category><![CDATA[derece]]></category>
		<category><![CDATA[din olarak ta İslâm’ı]]></category>
		<category><![CDATA[gökle yer]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[rab]]></category>
		<category><![CDATA[rivayet]]></category>
		<category><![CDATA[Vâcib]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7506</guid>
		<description><![CDATA[ Rasûlullah (s.a.v) söylediğini tekrarladı ve şöyle devam etti: “Bir başka şey daha vardır ki onu yapanın derecesi Cennette yüz kat artar, her derecenin arası da gökle yer arası gibidir.” Ebu Said: “Ey Allah’ın Rasûlü! O nedir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3080- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey Ebu Said! Kim Rab olarak Allah’tan razı olur, din olarak ta İslâm’ı seçerse, Peygamber olarak ta Muhammed’i kabul ederse; Cennet ona vacib olur.” Ravi diyor ki: Ebu Said buna çok hayret etti ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Söylediğini bana tekrar söyler misin?” Dedi. Rasûlullah (s.a.v) söylediğini tekrarladı ve şöyle devam etti: “Bir başka şey daha vardır ki onu yapanın derecesi Cennette yüz kat artar, her derecenin arası da gökle yer arası gibidir.” Ebu Said: “Ey Allah’ın Rasûlü! O nedir?” deyince Rasûlullah (s.a.v): “Allah yolunda cihaddır. Allah yolunda cihaddır.” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 36; Müslim, İmara: 31)</p>
<p>3081- Ebu’d Derda (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim namazını doğru dürüst ve devamlı kılarsa ve zekatını da verip Allah’a hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse, hicret etmeyip doğduğu yerde ölse bile Allah onu bağışlar.” Bunun üzerine biz: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunu biz insanlara haber versek de sevinseler olmaz mı” dedik. Rasûlullah (s.a.v) şöyle devam etti: “Cennette yüz derece vardır ki her bir derecenin arası yerle gök arası kadardır. Allah bu yerleri kendi yolunda gayret gösterip çabalayan mücahidler için hazırlamıştır. Mü’minlere zorluk vermeyeceğini bilsem ve onlar için savaş malzemesi bulabilsem ve benim katıldığım savaşa katılmayınca üzülmeyeceklerini bir bilsem şüphesiz her müfrezeye mutlaka katılır ve Allah yolunda ölüp dirilmeyi sonra tekrar ölmeyi isterdim.” (Buhârî, Cihad ve Siyer: 18)</p>
<p>islami sohbet,cihad edenin dereceleri,islamda chad edenin dereceleri,Allah için cihad etmek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/allah-yolunda-cihad-etmenin-dereceleri-varmidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Yolunda Mal ve Canla Cihadın Değeri</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/allah-yolunda-mal-ve-canla-cihadin-degeri.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/allah-yolunda-mal-ve-canla-cihadin-degeri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 15:49:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın Rasûlü]]></category>
		<category><![CDATA[canıyla]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanların en hayırlısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulluk yapan]]></category>
		<category><![CDATA[savaşan]]></category>
		<category><![CDATA[şer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7504</guid>
		<description><![CDATA[“Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanların en hayırlısı kimdir?” Diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Mal ve canıyla Allah yolunda savaşandır” buyurdu. Adam: “Sonra kimdir?” ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3054- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanların en hayırlısı kimdir?” Diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Mal ve canıyla Allah yolunda savaşandır” buyurdu. Adam: “Sonra kimdir?” Diye sorunca; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kenar ve kıyı semtlere kaçıp kendi şerrinden insanları koruyan ve gereği şekilde Allah’a kulluk yapan kimsedir” buyurdu. (Buhârî, Cihad ve Siyer: 2; Tirmizî, Fedailül Cihad: 24)</p>
<p>islami sohbet,cihad etmenin fazileti,cihadın en hayırlısı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/allah-yolunda-mal-ve-canla-cihadin-degeri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cihad&#8217;ın Farz Oluşu</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/cihadin-farz-olusu.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/cihadin-farz-olusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 15:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın yasalarına]]></category>
		<category><![CDATA[dinden dönerek]]></category>
		<category><![CDATA[dünyalık toplamak]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Hüreyre (r.a)]]></category>
		<category><![CDATA[farz]]></category>
		<category><![CDATA[irtidat]]></category>
		<category><![CDATA[kafir oldular]]></category>
		<category><![CDATA[Lâ ilahe illallah]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûlullah (s.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[savaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[zekat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7502</guid>
		<description><![CDATA[Kendileriyle savaşa girişen mü’minlere zulme uğramalarından dolayı savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, o mü’minlere yardım ulaştıracak güçtedir.” ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>3035- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v) Mekke’den çıkarılınca, Ebu Bekir şöyle dedi: “Müşrikler kendilerine gönderilen Peygamberi Mekke’den çıkardılar. Biz, Allah için varız ve dönüp dolaşıp O’na varacağız ama onlar mutlaka helak olacaklar.” Bunun üzerine hac sûresi 39. ayeti nazil oldu: “Kendileriyle savaşa girişen mü’minlere zulme uğramalarından dolayı savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, o mü’minlere yardım ulaştıracak güçtedir.” Ebu Bekir diyor ki: “Bu ayet nazil olunca ileride mutlaka bir savaş olacağını anladım.” İbn Abbas diyor ki: “Savaş hakkında ilk inen ayet budur.” (Bkz. 15/94, 16/125, 2/191, 9/5, 2/244) (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 23)</p>
<p>3036- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Mekke’de iken Abdurrahman b. Avf ve bazı kimseler Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz müşrik iken daha fazla itibar görüyorduk; iman edince küçük düştük, zelil olduk” (bu yüzden bize savaş için izin ver) dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ben affetmekle emrolundum, bu sebeple onlarla savaşmayın. Allah sizi Medine’ye hicret ettirdikten sonra bize savaşmayı emretti fakat Müslümanlar savaştan çekindiler. Bunun üzerine Allah: Nisâ sûresi 77. ayetini indirdi: “Kendilerine ellerinizi savaştan çekin, namazlarınıza dikkatli ve devamlı olun, zekatınızı verin, denilenlerden haberin yok mu?” Ama onlara Allah yolunda savaşmaları emredilince bazısı Allah’tan korkması gerektiği gibi hatta daha da büyük bir korkuyla insanlardan korkmaya başlar ve: “Ey Rabbimiz! Neden bize savaşmayı emrettin? Keşke bize biraz mühlet verseydin” derler deki: “Bu dünyanın keyfi ve rahatlığı çok kısadır. Ama ahiret, yolunu Allah ile bulanlar için en hayırlısıdır. Çünkü hiçbiriniz kıl kadar bile haksızlığa uğramayacaksınız.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)</p>
<p>3037- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ben cevami-ul kelim = az kelimelerle çok mana ifade eden bir konuşma tarzı ile veya Kur’an ile gönderildim. Allah, düşmanların kalbine korku salarak bana yardım etti. Bir defasında ben uyuyordum; yeryüzü hazinelerinin anahtarları getirildi ve elime verildi.” Ebu Hüreyre dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v) ahirete göçtü gitti siz hala dünyalık toplamakla meşgulsünüz.” (Buhârî, Cihad: ve Siyer: 121; Müslim, Salatül Müsafirin: 34)</p>
<p>3038- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Cevami-ul Kelim = Az sözle çok şey ifade edecek bir konuşma tarzı ile veya Kur’an ile gönderildim. Allah düşmanların kalbine korku salarak bana yardım etti. Bir keresinde ben uyuyordum; yer yüzü hazinelerinin anahtarları getirilip avucuma konuldu.” Ebu Hüreyre diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v), ahirete göçtü gitti siz hala dünyalık peşinde koşturup durmaktasınız.” (Buhârî, Cihad: ve Siyer: 121; Müslim, Salatül Müsafirin: 34)</p>
<p>3039- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” deyip iman ederse, malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı hesabını Allah görecektir.” (Buhârî, Zekat: 1; Tirmizî, İman: 1)</p>
<p>3040- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat edince Ebu Bekir halife oldu. Araplardan bir kısmı zekat vermek istemeyip, dinden dönerek, irtidad edip kafir oldular. Ebu Bekir de ordu hazırlayıp onlarla savaşacağını bildirince, Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir onlara karşı nasıl savaşabiliriz? Halbuki Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “İnsanlar “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallah derse, o kimse malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir.” Ebu Bekir şöyle dedi: “Namazla zekatı birbirinden ayıranlarla mutlaka savaşacağım çünkü zekat malî bir yükümlülüktür. Vallahi Rasûlullah (s.a.v)’e zekat olarak verdikleri bir dişi oğlağı bana vermezlerse bundan dolayı onlarla savaşırım.” Bunun üzerine Ömer: “Vallahi anladım ki halifenin savaş konusundaki bu kararı, Allah’ın Ebu Bekir’in gönlüne verdiği bir genişlikten dolayıdır. Bu sebeple Ebu Bekir’in hak yolda olduğunu ve savaşın da hak olduğunu bildim.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)</p>
<p>3041- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat edince Ebu Bekir onun yerine geçti. Zekat vermemek için Araplardan bir kısmı dinden dönerek irtidat edip kafir oldular. Ebu Bekir de onlara savaş açacağını söyleyince Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir! Onlarla nasıl savaşabiliriz?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle dememiş miydi: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim, “Lâ ilâhe illallah” derse, o kimse malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)</p>
<p>3042- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir mürtedlerle savaşmak için ordu toplayınca Ömer dedi ki: “Ey Ebu Bekir! Bu İnsanlarla nasıl savaşabiliriz? Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuyor mu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse, o kimse malını ve canını Benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir” Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: “Namazla zekatı birbirinden ayıranlarla mutlaka savaşacağım çünkü zekat, malî bir yükümlülüktür. Vallahi Rasûlullah (s.a.v)’e zekat olarak verdikleri bir dişi oğlağı bana vermezlerse, bundan dolayı onlarla mutlaka savaşacağım. Ömer dedi ki: Vallahi anladım ki halifenin savaş konusundaki bu kararı Allah’ın onun gönlüne verdiği bir genişlikten dolayıdır. Bu sebeple Ebu Bekir’in hak yolda olduğunu ve savaşmanın da hak olduğunu anladım ve bildim. (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)</p>
<p>3043- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat edince zekat vermemek isteyip bazı Arap kabileleri dinden dönüp kafir olmuşlardı. Ebu Bekir, onlarla savaşmak için ordu toplayınca; Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir! Onlarla nasıl savaşırsın?” Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) “Lâ ilâhe illallah” deyinceye, namaz kılıncaya, zekat verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum” buyuruyor. Ben de; Rasûlullah (s.a.v)’e verdikleri bir oğlağı bana vermezlerse onlarla savaşırım. Bunun üzerine Ömer diyor ki: “Ebu Bekir’in bu görüşünün Allah tarafından verilmiş bir lütuf olduğunu görünce savaş yapmanın veya Ebu Bekir’in görüşünün hak olduğunu anladım.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)</p>
<p>3044- Ebu Hüreyre (r.a)’den haber verildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim, o sözü söylerse, malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesaplarını Allah görecektir.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)</p>
<p>3045- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müşriklere karşı mallarınızla, ellerinizle ve dillerinizle gayret edip savaşın.” (Dârimi, Cihad: 38; Ebû Davud, Cihad: 4)</p>
<p>islami sohbet.cihad ile ilgili hadisler,islamda cihadın farz olması,dinde chat,cihadın gerekliliği</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/cihadin-farz-olusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cihad Üzerine biat etmek</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/cihad-uzerine-biat-etmek.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/cihad-uzerine-biat-etmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 08:26:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz: Muhammed S.a.v]]></category>
		<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Cihat Üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Mes’ud]]></category>
		<category><![CDATA[Mücâşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5443</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, din sohbet, islam chat, din chat, asya sohbet, islam nurum, imanli sohbet, Cihad Üzerine biat etmek, cihad etmek, cihad, cihad sevdasi, cihad sevgisi, islam sevdasi, islamsevdasi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Hz muhammed sav efendimize Mücasi ve kardeşlerimnin biat emeleri üzerine allah rasulunun cihad  hakkındaki konuşmaları ve emirleri</strong></h3>
<h3><strong>Mücâşi’ ve Kardeşinin <a href="http://www.islamsevdasi.com/">islam</a> ve Cihat Üzerine Biat Etmeleri</strong></h3>
<p><strong>      </strong></p>
<p><strong>-Mücâşi’ b. Mes’ud şöyle anlatıyor: Kardeşimle birlikte Hz. Peygamber’e gittik ve ona hicret üzerine bizden biat almasını söyledik. Hz. Peygamber</strong></p>
<p><strong><em>‘Hicret, zamanında onu yapanlara mahsus olarak geçti’</em> buyurdular. Biz de</strong></p>
<p><strong>‘Peki bizden ne üzerine biat alacaksın’ diye sorduk. Bunun üzerine Hz. Peygamber</strong></p>
<p><strong><em>‘İslâm ve cihad üzerine’</em> buyurdular</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.islamsevdasi.com/">islam</a>, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, din sohbet, islam chat, din chat, asya sohbet, islam nurum, imanli sohbet, Cihad Üzerine biat etmek, cihad etmek, cihad, cihad sevdasi, cihad sevgisi, islam sevdasi, islamsevdasi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/cihad-uzerine-biat-etmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mekkenin fethi</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/mekkenin-fethi.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/mekkenin-fethi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 18:45:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Islam Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[hz: muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mekkenin fethi]]></category>
		<category><![CDATA[mekkenin fethi ve hz muhammedin affı]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5323</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami ,islami sohbet, islami chat, islam nurum, nuradavet, muhammediyim, muslumanlar, musluman nseil, dini sohbet, dini chat, asya sohbet, nurdua, muhammediyimi, cennetevi, sesli nefret, nisa sesli, seviyeli sohbet, Mekkenin fethi, hz muhammedin affı
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MEKKE&#8217;NİN FETHİ VE HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’İN AFFI <a href="http://www.islamsevdasi.com">islam</a></strong></p>
<p><strong>1 Ocak 2010, Mekke&#8217;nin fethinin 1380. yıldönümüdür. Bu sebeple, İslâm tari­hinde birçok yönden önemli bir yeri olan bu olaydan kısaca bahsedeceğim. Daha sonra da çeşitli yönleriyle değerlendirerek, özellikle de Hz. Peygamber’in af ve hoşgörü anlayışını ak­settirmesi bakımından taşıdığı önem üzerin­de durmaya çalışacağım.</strong><br />
<strong>Müslümanlığın te­meli &#8220;Tevhid inancı&#8221;dır. Bu inancın yeryüzün­de en büyük âbidesi, Mekke&#8217;deki Kâbe&#8217;dir. Ancak bu kutsal yer, putlarla doldurulmuş, putperestliğin merkezi haline gelmişti. İslam güneşi doğalı 20 yıl olmuştu. Artık Mekke&#8217;nin şirkten kurtulması, Kâbe&#8217;nin putlardan temiz­lenmesi gerekiyordu. İşte beklenen vakit gel­mişti. Hz. Peygamber, Hicretin 8. yılı, Rama­zan ayında 10 bin kişilik muazzam bir ordu ile Medine&#8217;den çıktı (1 Ocak 630).(1) Yolda katılan birliklerle, ordunun sayısı daha sonra 12 bine yükseldi. O gün Hz. Peygamber ve ashabı oruçluydu. Yola çıktıktan sonra oruçlarını bozdular.(2)</strong><br />
<strong>Hz. Peygamber, Mekke&#8217;ye yaklaşıyordu. Mekke&#8217;ye yakın bir yerde, Medine&#8217;ye hicret eden amcası Abbas çıkageldi. Hz. Peygamber&#8217;in huzuruna gelerek Müslümanlığını ilan etti. Rasül-i Ekrem, Abbas&#8217;ın gelişinden mem­nun oldu. Peygamberler’in sonuncusu ben ol­dum, muhacirlerin sonuncusu da sen; diye il­tifatta bulundu. Mekke&#8217;ye yaklaşık 16 km, mesafede &#8220;Merru&#8217;z-Zahrân&#8221; denilen yerde ka­rargah kuruldu. Hz. Peygamber, ortalık kara­rınca burada ordu mevcudunun sayısınca ateş yakılmasını emretti. Böylece ordunun haşmetini Mekkelilere göstermek istiyordu. Mekkeliler telâşa kapılarak, birkaç arkadaşıy­la birlikte Ebû Süfyanı, durumu öğrenmek üzere gönderdiler. Ancak onlar, İslâm ordusu­nun gözcü birlikleri tarafından esir alınarak, Hz. Peygamberin huzuruna götürüldüler. Mekke lideri Ebû Süfyan, uzun tereddütler­den sonra müslüman oldu. İslâm ordusu dört koldan şehre girdi. Hz. Peygamber, mecbur bırakılmadıkça, kan dökülmemesini emretti. Sekiz yıl önce, yurdundan üç kişilik bir kafile ile nasıl ayrılmıştı, şimdi nasıl bir ihtişamla dö­nüyordu. Rasûlüllah (s.a.s.), devesinin üstünde bütün bunları düşünüyor, mağrur bir fâtih gibi değil, son derece mütevâzi bir halde, ba­şı secde eder gibi, devenin boynuna yapış­mış, tesbih, tehlil ve dua ile Cenâb-ı Hakk&#8217;ın sonsuz lütuflarına şükrederek ilerliyordu.(3) Hz. Peygamber Muhacirlerin başında yüksek bir tepeden Mekke&#8217;ye girdi. Gözleriyle Mekke&#8217;yi baştan başa bir süzdü. Kendisine karşı son de­rece şiddetli davranan Mekke, işte şimdi ona teslim olmuştu. Şehir sekiz sene evvel yâd il­lere sürmüş olduğu büyük evladının ayakları dibine serilmiş duruyordu. &#8220;Oku, Yaradan Rabb&#8217;inin adıyla oku&#8221;(4) diye ilk vahiy burada başlamıştı. &#8220;Rabbini ulu tanı, O&#8217;nu tekbirle an&#8221;(5) diye Cebrâil, Allah kelâmını burada getir­mişti. Fakat müşrikler, bu ulvî hitabı, mâverâ­dan gelen ilâhi nidayı anlayamamışlar, Tevhid Dininin kurulmasını geciktirmişlerdi. Kâbe&#8217;yi Muazzama&#8217;yı putlardan temizlemek, Tevhid Dini&#8217;nin merkezi olan Beytullah&#8217;ı, âbidler, sâcidler, arifler, kendilerini ibadete verenler için açmak zamanı gelmişti. Hz. Peygamber, önce Kâbe&#8217;yi tavaf etti. Mekke halkı orada toplan­mıştı. Her taraf hıncahınç doluydu. Burada meşhur fetih hutbesini îrad ederek, şunları söyledi: &#8220;Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur, yalnız o vardır. O&#8217;nun eşi ve ortağı yoktur. O va&#8217;dine bağlı kaldı, sözünü yerine getirdi, kuluna yar­dım etti, tek başına bütün düşmanları hezîmete uğrattı. İyi bilin ki bütün câhiliyet âdet­leri, mal ve kan dâvaları bugün şu iki ayağı­mın altındadır. Yalnız, Kâbe hizmetleriyle, ha­cılara su dağıtma işi (hicâbe ve sikâye hizmet­leri) bu hükmün dışında bırakılmıştır. Ey Kureyş Halkı! Allah sizden câhiliyet gururunu, ba­balarla, soylarla büyüklenmeyi giderdi. Bütün insanlar Adem&#8217;dendir, (O&#8217;nun çocuklarıdır.) Adem de topraktan yaratılmıştır.&#8221;(6) Sonra şu anlamdaki âyet-i kerimeyi okudu: &#8220;Ey insan­lar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Övünesiniz diye değil, kolaylıkla tanışasınız di­ye, sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, O&#8217;na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Allah her halinizi bilir, O her şeyden haberdârdır.&#8221;(7) Görüldüğü gibi Hz. Muhammed (s.a.s.) bu konuşmasında,-bugün de insanlığın şiddetle muhtaç olduğu yüksek insanlık kaide ve kurallarını bir defa daha bü­tün dünyaya ilân ediyordu. Bu esaslar şöyle özetlenebilir:</strong><br />
<strong>1- Allah&#8217;tan başka hiçbir ilâh yoktur. İbâ­det yalnız O&#8217;na yapılır.</strong><br />
<strong>2- Bütün câhiliyet âdetleri, kan ve mal dâ­vaları kaldırılmış, bütün gurur ve kibirler kırıl­mıştır.</strong><br />
<strong>3- Bir sınıfın diğer bir sınıfa üstünlüğü yok­tur. Arabın Arap olmayana hiçbir milletin baş­ka millete üstünlüğü yoktur. Irk, renk, soy, boy farklarına göre üstünlük olamaz. Herkes insandır. İnsanlığın şeref ve meziyeti, yaptığı işlerle ölçülür. Herkes çalışır, yükselir; kıymet ve itibar, yapılan iyi işlere göredir. En hayırlı insan, insanlara en faydalı olandır. İnsanlığa yararlı işler görendir. Hz. Peygamber bu tarihi konuşmasından sonra etrafında kendisini din­leyenlere bir göz gezdirdi. Aralarında Kureyş uluları, o mağrur başlarını önlerine eğmişler, sessiz duruyorlardı. Bunlar, Hz. Peygambere neler yapmamışlardı? Ona el kaldırmışlar, dil uzatmışlar, canına kasdetmişler, onu ve mü&#8217;minleri yurtlarından hicrete mecbur bı­rakmışlardı. Hz. Peygamber bunlara baktı. Hepsi karşısında duruyordu. Başkası olsa ne­ler yapmazdı?</strong><br />
<strong>Tarihte ve geride bıraktığımız son yıllarda galiplerin, mağluplara neler yaptıklarına şahit olduk. Kadın-erkek, yaşlı-çocuk, genç-ihtiyar&#8230; demeden toplu katliamlar, yağmalamalar, in­sanları vatanlarını terketmeye mecbur etme­ler vs. Fakat Hz. Muhammed (s.a.s.) burada da yine tarihin üstündedir. Onun af ve şefkatle muâmelesi, düşmanlarını da içine alacak ka­dar geniştir. Mekke halkına sordu:</strong><br />
<strong>Ey Kureyş Halkı! Benden ne umarsınız? Si­ze şimdi nasıl bir muâmele yapacağımı sanı­yorsunuz? diye sordu. Mekkeliler hep bir ağız­dan:</strong><br />
<strong>Senden hayır umuyoruz. Sen kerim bir kardeş, âlicenâb bir kardeş oğlusun, diye ce­vap verdiler. Hz. Peygamber burada, insanlı­ğın en büyük mürşidi, tarihin en büyük ada­mı sıfatıyla, dün canına kasteden düşmanları­na şöyle dedi:</strong><br />
<strong>-&#8221;Ben de size Yûsuf (a.s.)&#8217;ın kardeşlerine söylediği gibi, &#8216;Bu gün size geçmişten dolayı azarlama yok&#8230;&#8217;(8) diyorum. Haydi gidiniz, hepi­niz serbestsiniz&#8221; buyurdu. Bu sözü tarih bü­yük bir hayranlıkla kaydetmeli, insanlık bu­nun üzerinde uzun uzun düşünmelidir. Bura­da mühim ve üzerinde durulacak nokta şu­dur: Bu durumda başkaları olsa ne yapardı? Hz. Muhammed (s.a.s.) ne yapmıştır? Aradaki mukâyese, büyük Peygamberimizin emsâlsiz büyüklüğünü ortaya koymaya kâfidir.(9) Kud­ret anında affetmek çok güzel bir haslettir. Hz. Peygamber, Kureyş eline düştüğü bir sıra­da, kin ve intikam duygusuna asla kapılmadı. Bu hareketiyle o, bir insanın gösterebileceği asâletin en yükseğini gösterdi. Bu suretle yal­nız kendi nesli ve devri için değil, aynı zaman­da her nesil ve her dönem için, iyilik, vefakâr­lık ve gönül yüksekliği bakımından kimsenin ulaşamayacağı bir örnek sergiledi. Gerçekten tarihte, zor ve baskı altında tutulup vatanın­dan kovulan, sonra da vatanına dönme imkâ­nını elde edince oradakilere dokunmayan ve intikam alma yoluna başvurmayan herhangi bir şahıs ve toplum bulmak güçtür. Uzun sü­ren kanlı çarpışmalardan sonra karşı karşıya gelen ve bu karşılaşmada, kin ve intikam duygusu bulunmayan iki düşmana rastlamak da mümkün değildir. Bunun sırrı, Hz. Peygam­berin müsâmaha anlayışında yatmaktadır. Fetihten sonra Mekke halkı, sanki mağlup edilmiş bir millet ve işgal edilmiş bir memle­ketin halkı değillerdi; hak ve vazifeler konu­sunda zaferi kazananlarla eşit duruma gel­mişlerdi.</strong><br />
<strong>İslâm&#8217;ın en eski düşmanlarından biri olan Safvân b. Ümeyye, Hz. Peygamber&#8217;in huzuru­na çıkarak şöyle dedi: &#8220;Beni affetmek lütfunda bulunduğunuzu bana bildirdiler.&#8221; Hz. Pey­gamber: &#8220;Evet&#8221; dedi. Safvân, cevâben: &#8220;Fakat ben İslâmiyeti kabul etmek istemiyorum; dü­şünmek için bana iki ay müsaâde et&#8221; dedi. Hz. Peygamber ona: &#8220;Sana dört ay mühlet veriyo­rum.&#8221; dedi.(10) Bu bir tek olay bile, İslâm&#8217;ın kı­lıç zoruyla yayıldığını iddiâ edenlere en güzel cevaptır.</strong><br />
<strong>Hz. İbrahim&#8217;in inşâ ettiği Kâbe-i Muazzama&#8217;nın etrafında, Arapların 360 tane putu vardi. Hz. Peygamber, elindeki değnekle bunları birer birer itiyor, her birini bizzat yere düşürü­yordu. Putlar yıkılırken de şu âyetleri okuyor­du: &#8220;Hak geldi bâtıl yok oldu, esâsen bâtıl yok olmağa mahkûmdur.&#8221;(11) &#8220;Hak geldi, artık bâtıl ne yeniden başlar ne de geri gelir.&#8221;(12) Hz. Pey­gamberin müezzini Bilâl-i Habeşi (r.a.) Kâ­be&#8217;nin üzerine çıkarak, o tatlı ve yanık sesiy­le ezan okudu, &#8220;Allâhü Ekber&#8221; sadâlarıyla Mekke ufukları çalkalanıyor, &#8220;Lâ ilâhe illallâh&#8221; nidası göklere doğru yükseliyordu. Bütün Mekke kulak kesilmiş, bu sesi dinliyordu. Böylece, Tevhid Dininin Merkezi olan Kâbe-i Muazzama, putlardan temizlenmiş oldu. Bu fetih, zâten putlarla dolu olan Beytullahı, sec­de eden, ibâdet için yerlere kapanan kimse­ler, yalnız Allah&#8217;a ibâdet etsinler diye putlar­dan temizlemek içindi. Kelimetullahı i&#8217;lâ, Tev­hid Dinini ihyâ içindi.</strong><br />
<strong>Hz. Peygamber, fetihten sonra, Safâ tepe­sinde yüksek bir yerde durdu. Yeni müslüman olanlar, oraya gelip Ona biât ettiler. Hz. Ebû Bekir&#8217;in babası Ebû Kuhâfe, çok yaşlı ol­duğu halde henüz müslüman olmamıştı. Göz­lerinin feri kalmamış, yolunu göremiyordu.</strong><br />
<strong>Oğlu Ebûbekir, ihtiyar babasının elinden tuta­rak, Hz. Peygamberin huzuruna getirdi. Her­kese karşı saygı gösteren büyük Peygamber: &#8220;İhtiyarı niçin buralara kadar zahmete koş­tun? Onu kendi haline bıraksaydın, biz onun ayağına giderdik,&#8221; dedi. Onu önüne oturttu. Elini göğsü üzerine koyarak ona İslâm&#8217;ı telkin etti.</strong><br />
<strong>İşte o, insanlara böyle muâmele ederdi. İs­lâm dini, onun bu örnek davranışları sayesin­de yayıldı.</strong><br />
<strong>Hz. Peygamber bu gibi sözleriyle ve buna benzer uygulamalarıyla, Mekke halkının gön­lünü aldı. Mekkeliler, gruplar halinde müslüman olmaya başladılar. Dün İslâm&#8217;a düşman olanlar bugün Hz. Muhammed (s.a.s.)&#8217;ın yük­sek ahlâkını, ondaki insanlık duygusunu gö­rünce, müslümanlığa gönülleri ısındı ve hiç zor görmeden içten gelen bir his ve teslimi­yetle İslâm&#8217;ı kabul ettiler. Böylece bu fetih, gerçekten bir &#8220;Feth-i Mübîn&#8221; oldu.(13)</strong><br />
<strong>Hz. Peygamber Mekke&#8217;de hiçbir asker bı­rakmadan Medine&#8217;ye çekildi. Mekke&#8217;nin idâ­resini de müslümanlığı yeni kabul eden bir Mekkeliye bıraktı. İşte Hz. Peygamberin bü­tün bu davranışları, insanların kalbinin nasıl kazanılacağını gösteren ve İslâm&#8217;ın hoşgörü anlayışını apaçık ortaya koyan hususlardır. Gerek dünya, gerekse toplum barışının oluş­masında, Hz. Peygamberin bu af ve hoşgörü anlayışını örnek almaya insanlığın çok ihtiya­cı vardır.</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.islamsevdasi.com">islam</a>, islami ,islami sohbet, islami chat, islam nurum, nuradavet, muhammediyim, muslumanlar, musluman nseil, dini sohbet, dini chat, asya sohbet, nurdua, muhammediyimi, cennetevi, sesli nefret, nisa sesli, seviyeli sohbet, Mekkenin fethi, hz muhammedin affı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/mekkenin-fethi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CİHADIN HAKİKATİ</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/cihadin-hakikati.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/cihadin-hakikati.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2011 06:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[cihad ve hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[cihat]]></category>
		<category><![CDATA[sesli nefret]]></category>
		<category><![CDATA[seslinefret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5193</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, islami sohbet, islami chat, seslinefret, sesli nefret, nefret, sesli sohbet, sesli chat, seviyeli sohbet, guzel sohbet, CİHADIN HAKİKATİ, cihad

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CİHADIN HAKİKATİ<br />
Eğer İslam andığımız diğer mezhepler (Relikion) gibi bir mezhep ve Müslümanlar da diğer milletler (Avrupalıların anladığı anlamda) gibi bir milletse kuşkusuz ki cihad o zaman, bütün ibadetlerin başı olma özelliğini kaybeder. Ne Müslümanlar ne de İslam Avrupalıların anladığı anlamda değildir. Yani İslam, Avrupalıların anladığı gibi mezheplerden bir mezhep, Müslümanlar ise yine onların anladığı gibi milletlerden bir millet değildir.<br />
<span id="more-5193"></span>İslam, bir inkılab ülküsüdür. İslam, bir inkılab hareketidir. İslam, yeryüzündeki bütün batıl sistemleri tuz-buz edip yerine kendi ülküsüne göre düzenlenmiş, yeniden yepyeni ve evrensel kurumlan koymak ister. Bu nedenledir ki Müslüman; İslam&#8217;ın oluşturduğu ve bu ebedi inkılab düzenini gerçekleştirmek için hizaya getirdiği dünya inkılapçılarının adıdır. Bu evrensel inkılabı gerçekleştirme savaşı ise cihaddan başka bir şey değildir. Başka bir ifadeyle; bu evrensel inkılabı gerçekleştirmek için yorulmak ve dinmek bilmeyen sonsuz bir eylem işidir cihad.&#8221;<br />
İslam diğer inkılab hareketleri ve ideolojik davalar gibi, pratik metodunu anlatımda, davasını olduğu gibi ortaya koymakta yabancı kavramları kullanmak istemez. İslam&#8217;ın kendine özgü bir terminolojisi vardır. Böylece başka düşüncelerle, popüler olan düşüncelerle arasında terminoloji yönünden dahi benzerlik bırakmamıştır. İşte cihad kavramı da İslam&#8217;ın davasını anlatmak için oluşturduğu sözü edilen terminoloji sözlüğünden alınmış bir kelimedir.<br />
İslam, Arap dilinde kıtal, çarpışma anlamına gelen harp kavramını almadığı, cehd (didinme), say (çalışma) anlamına gelen cihad kavramım seçtiği görülmektedir. Cihad&#8217;ın İngilizce&#8217;deki karşılığı &#8216;struggle&#8217;dir. Ancak anlamın ortaya konması bakımından cihad kelimesi daha derin ve evrenseldir.<br />
İslam, neden Arapların çok kullandığı harp gibi kelimeleri kullanmadı da yepyeni bir kavram olan cihadı kullandı?.. Benim görüşüme göre en önemli neden; terminolojik olarak harp kavramı kişisel çıkarlar ve birtakım polemik oyunlar için ateşi bir türlü dinmeyen, yangını çağlar boyu erlerin, milletlerin, kabilelerin içinden çıkmayan kıtal anlamında kullanıla gelmiştir. Bu tür harplerde soyut olarak kişisel ya da sosyal kinler hakim olmuştur. Onlar da bir düşünce endişesi ve bir sistemi hakim kılma çabası göze çarpmaz.<br />
İslam&#8217;da meşru sayılan savaş, bu tür harplerden olmamakla beraber &#8216;harp&#8217; kavramının alınmayışının nedeni nedir? Çünkü; İslam bir milletin yararı için başka bir milletin yok olmasına karşıdır. Bir toplumu kalkındırmak için diğerini düşürmez. Dahası, bir azınlığın veya topluluğun şu veya bu ülkeyi elde etmesini, işgal etmesini gözetmez. İslam beşeriyetin kurtuluşunu ve mutluluğunu düşünür. Bu kurtuluşu ve mutluluğu sağlayabilmek için de kendisine özgü pratik metotları, düşünceleri vardır. İslam, bu kendine özgü metotlardan başka metotlara, bu düşüncelerden başka düşüncelere dayalı her çeşit otoriteye karşı koyar, onu kökünden devirmek ister. Milletlerin isteği ile ya da idare edilenlerin durumu bu konuda İslam&#8217;ın ortaya koyacağı tavrı etkilemez. Çünkü İslam&#8217;ın kendi ülküsünü yüceltmek, kendi metodunu uygulamak ve hakim otoriteleri bu ülkünün temelleri üzerine oturtmaktır. O, hak ve adalet sancağını elinde bulundurup küfrün belini kıran kimsenin şahsını dikkate almaz. Çünkü İslam&#8217;ın gayesi, yer almak değildir sadece. O yalnız bir bölge veya kıtayla da yetinmez. İslam, bütün bir dünyanın huzur ve refahını gözetir. Bunu da gerçekleştirirken milletlerle dövüşüp onların gelir kaynaklarını elinden alıp sömürmek için yapmaz. İslam, böyle bir durumu arzulamaz. Ancak, bütün insanlığın evrensel mutluluğunu gerçekleştirip, İslam&#8217;ın beşeri sistemlerden, diğer semavi dinlerden daha üstün bir sistem olduğunu göstermek için böyle bir harekete girmek ister. Bu yüce ideali gerçekleştirmek, bu evrensel inkılabı gerçekleştirmek için, bütün güçlerini seferber eder. İşte cihad, bu dinmeyen savaşa, bütün bir enerji ile çalışma eylemine ve bütün meşru yollara başvurma cehdine denir. Cihad bu çalışma ve azmetme işini bütünüyle kapsayan bir kavramdır.<br />
Bütün bu anlatılanlardan sonra artık şunu söyleyebiliriz: İnsanların zamanla bakış açılarının değişmesi, arzu ve gereksinimlerinin artmasıyla bu akıl ve düşünceye dayanan evrensel inkılabı gerçekleştirmek için alabildiğine kalem kullanmak bir tür cihaddır. Kılıç zoruyla kurulan düzenleri yıkıp yerine insaf ve adalete dayanan yeni bir düzen getirmek de bir çeşit cihaddır. Aynı zamanda; İslam davası için malını feda etmek, zorluklara katlanmak şiddete karşı direnmek de cihaddır.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><a href="http://www.islamsevdasi.com/">islam</a>, islami, islami sohbet, islami chat, seslinefret, sesli nefret, nefret, sesli sohbet, sesli chat, seviyeli sohbet, guzel sohbet, <strong>CİHADIN HAKİKATİ, cihad<br />
</strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/cihadin-hakikati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>islam</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/islam.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/islam.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Jan 2011 08:27:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[islami chat]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=4170</guid>
		<description><![CDATA[ islam, islami, islami sohbet, islami chat, islami muhabbet, dini sohbet, dini chat, din sohbet, din chat, sohbet sevdasi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.islamsevdasi.com">islam</a>, dini ve islami yaşamak hakkınada bakmamız gereken ilk kaynak yuce kıtabımız Kuran-i kerim ve  <img title="Daha fazla..." src="http://www.islamsevdasi.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" />allah cc biz kullarına guzel ahalak için gondermiş olduğu rasulu hz Muhammed ( s.a.v ) ornek hayatı ve tebliğidir .</strong></p>
<p><strong> </strong><a href="http://www.islamsevdasi.com/"><strong>islam</strong></a><strong>, islami, islami sohbet, islami chat, islami muhabbet, dini sohbet, dini chat, din sohbet, din chat, sohbet sevdasi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/islam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslüman asla savaşmaz, Allah, c.c için Cihad, eder</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/musluman-asla-savasmaz-allah-c-c-icin-cihad-eder.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/musluman-asla-savasmaz-allah-c-c-icin-cihad-eder.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2010 20:01:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Cihad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=1775</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Enes<br />
Tanım: Resulullah (sav) gazve yaptığı zaman: &#8220;Ey Rabbim sen benim destekçim ve yardımcımsın. Senin sayende çare düşünür, senin sayende saldırır, senin sayende mukatele ederim&#8221; derdi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Tirmizi, Da&#8217;avat 132, (3578); Ebu Davud, Cihad 99, (2632)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p><span id="more-1775"></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: İbnu Ömer<br />
Tanım: Resulullah (sav) ve askerleri (sefer sırasında) tepeleri tırmandıkça tekbir getirirler, inişe geçince de teşbihte bulunurlardı. Namaz dahi buna göre vazedildi.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Ebu Davud, Cihad 78, (2595)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Seleme İbnu&#8217;l-Ekva<br />
Tanım: Resulullah (sav) bir gazve sırasında başımıza Hz. Ebu Bekir (ra)&#8217;i komutan tayin etti. Bu seferde müşriklerden bir gruba gece baskını yaptık. Onlardan çokça öldürüldü. Ben kendi elimle yedi kişi öldürdüm. Bunlar, farklı ailelerdendi. O gün parolamız: &#8220;Ey Mansur (yardım gören) öldür, öldür!&#8221; idi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Ebu Davud, Cihad 78, (2596), 102, (2638)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Mühelleb İbnu Ebi Sufre<br />
Tanım: Resulullah (sav)&#8217;ı dinleyen birisinden, Efendimiz&#8217;in şöyle söylediğini naklediyor: &#8220;Düşman size gece baskını yaparsa &#8220;Ha-mim La yunsarün deyin.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Tirmizi, Cihad 11, (1682); Ebu Davud, Cihad 78, (2597)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Ka&#8217;b İbnu Malik<br />
Tanım: Resulullah (sav) gazveye çıkmaya karar verdiği zaman, şaşırtarak başka bir zan uyandırır ve: &#8220;Harb bir hiledir&#8221; derdi.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Ebu Davud, Cihad 101, (2637); Buhari, Cihad 157; Müslim, Cihad 18, (1740)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Muaz İbnu Cebel<br />
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: Gazve iki çeşittir: Birincisi kişinin Allah&#8217;ın rızasını aramak için yaptığı gazvedir. Bu maksadla gazve yapan imama da itaat eder, en kıymetli şeyini harcar, ortağına kolaylık gösterir, fesaddan kaçınır. Bunun uykusu da uyanıklığı da tamamen kendisi için ücret olur. Bir de övünmek, riyakarlıkta bulunmak ve kendini satmak için savaşan, imama isyan eden, arzda fesad çıkaran kimse vardır. Böyle gazveden asgari ücreti bile elde edemez.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Ebu Davud, Cihad 25, (2515); Nesai, Cihad 46, (6, 49); Muvatta, Cihad 18 (2, 466)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Kays İbnu Abbad<br />
Tanım: Resulullah (sav)&#8217;ın ashabı (ra) savaş sırasında ses çıkarmayı sevmezlerdi.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaynak: Ebu Davud, Cihad 112, (2656)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ravi: Ebu&#8217;d-Derda<br />
Tanım: Anlattığına göre, cihada giderken, yola çıkıp, halkın geçeceği yere durarak, herkese duyuracak şekilde şöyle bağırırmış: &#8220;Ey insanlar: Kimin üzerinde bir borç olduğu halde, cihada katılır ve bilirse ki, öldüğü takdirde bu borç ödenmeyecektir, hemen geri dönsün, sakın peşime takılmasın. Zira, o, bu haliyle cihadın karşılığını alamaz.&#8221; (Rezin&#8217;in ilavesidir.)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/musluman-asla-savasmaz-allah-c-c-icin-cihad-eder.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

