<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; islam ve Haramlar</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/islam-ve-haramlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 20:52:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Altın Kullanmak</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/altin-kullanmak.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/altin-kullanmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 11:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Haramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Altın ve gümüş]]></category>
		<category><![CDATA[altın yüzük]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklere haram]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara da helâl gördüğü ziynet]]></category>
		<category><![CDATA[saf ipek]]></category>
		<category><![CDATA[ziynet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=8159</guid>
		<description><![CDATA[İslâm dini süslenmeyi mübah görmüş, ve hatta bazen ve gerektiği yerlerde teşvik etmiştir.

Cenâb-ı Hak; "De ki Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" (el-A'râf 7/32) buyurmuştur.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm dini süslenmeyi mübah görmüş, ve hatta bazen ve gerektiği yerlerde teşvik etmiştir.</p>
<p>Cenâb-ı Hak; &#8220;De ki Allah&#8217;ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?&#8221; (el-A&#8217;râf 7/32) buyurmuştur.</p>
<p>Fakat bunların yanında erkeklere haram, kadınlara da helâl gördüğü ziynet eşyaları da vardır. Erkeklere haram olan ziynet eşyaları, altın ve saf ipektir. Hz. Ali ibn Ebu Talib (r.a.)&#8217;dan rivayet edilen bir hadisde Resulullah Hz. Muhammed (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:</p>
<p>&#8220;Resulullah (s.a.s.), ipeği sağ eline, altını da sol eline alarak buyurdu:</p>
<p>&#8220;Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haramdır.&#8221; (Tirmîzî, Libâs 1; İbn Mace Libâs 19).</p>
<p>Yine bir gün, bir adamın elinde altın yüzük gördüğü zaman, onu çıkarıp attı ve buyurdu ki:</p>
<p>&#8220;Herhangi biriniz tutuşmuş bir ateş parçasını eline almaya yeltenir mi hiç?&#8221;</p>
<p>Resulullah (s.a.s.) oradan ayrıldıktan sonra adama, yüzüğü alıp ondan faydalanmasını söylediler. Bunun üzerine adam: &#8220;Resulullah onu alıp attıktan sonra vallahi almam&#8221; dedi. (Müslim, Libâs 52).</p>
<p>İsrafa dalanların yanında gördüğümüz, altın kalem, altın saat, altın çakmak altın sigara kutusu, altın ağızlık ve benzerleri de fakihlerce altın yüzük gibi görülmüştür. Gümüş yüzük kullanmayı ise İslâm helâl görmüştü.</p>
<p>Abdullah ibn Ömer&#8217;den rivayet edilen bir sünnette, &#8220;Resulullah gümüşten bir yüzük edinmiş ve eline takmıştı&#8221; (Ebû Dâvud, Hatem 4; Tirmîzî, Libâs 43). Ayrıca sahabe-i kirâmın gümüş yüzükleri vardı.</p>
<p>İslâm, altını erkeklere haram kılmakla, ahlâkî ve terbiyevî yüce bir hedefe yönelmiştir. İslâm, erkeğin erkekliğinin korunması gerektiğini, zayıflığın ve başkasının önünde eğilmenin doğru olmadığını belirtmek ister. Perişan olmanın belirtilerinden erkeği muhafaza eder. Allah&#8217;ın, kadının terkibinden daha başka bir uzvî bir terkiple yarattığı erkeğe, kadınlara benzemek ve çeşitli süslerle öğünmek yakışmaz. Bu haramlaştırmanın arkasında ayrıca sosyal bir hedef de yatmaktadır.</p>
<p>Altın ve gümüş eşyanın kullanılması keyfiyeti, İslâm&#8217;ın genel olarak israfa karşı açtığı savaşa ait programın bir parçasıdır. Kur&#8217;an nazarında israf, milletleri helâk oluşla tehdit eden çözülme ve bozulmanın bir benzeridir. Zira israf sosyal bozulmanın başlangıcıdır. israf hayırlı ve doğru bütün yolların, prensiplerin düşmanıdır. Kur&#8217;an-l Kerim&#8217;de:</p>
<p>&#8220;Bir memleketi yok etmek istediğimiz zaman nimet ve refahdan şımarmış ele başlarına emir veririz Ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o memleket yok olmayı hak eder. Biz de onu yerle bir ederiz. &#8221; (el-İsrâ 17/16).</p>
<p>İslâm, müslümanın hayatındaki israfın bütün belirtilerini haram kılmıştır. Erkeklere altın ve ipekli giymeyi haram kıldığı gibi, erkek ve kadın bütün müslümanlara altın ve gümüş kap kullanmayı da haram kılmıştır.</p>
<p>Bundan başka bu hükmün değerli bir iktisadî yönü vardır. Altın, dünya piyasalarında en önemli bir maddedir. Bunun için onun erkeklerin kadınlar gibi süs eşyası veya kap-kacak olarak kullanmasını doğru bulmamıştır.</p>
<p>İslâm, kadının doğuştan süse ve ziynet eşyasına karşı meyilli olduğunu gözönüne alarak erkekleri sapıtma ve şehveti kamçılama yolunda kullanmamak şartıyla, yukarda belirtilen haramlaştırma hükmünden kadınları istisna etmiştir.<br />
Şamil İslam Ansiklopedisi<br />
islami sohbet,islamda erkeğe haram olan şeyler nedir,islamda erkeğin kullanması haram olan şeyler nedir,altın takmanın erkeğe haram olması,dinde erkeklere haram olan süs ve ziynet eşyaları</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/altin-kullanmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gasp ve yağma</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/gasp-ve-yagma.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/gasp-ve-yagma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 04:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Haramlar]]></category>
		<category><![CDATA[başkasına ait bir malı zor kullanarak alma demektir]]></category>
		<category><![CDATA[dini hassasiyetinin yitirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[fakihler]]></category>
		<category><![CDATA[gasb ve yağma]]></category>
		<category><![CDATA[gasbedilen mal]]></category>
		<category><![CDATA[Gasp]]></category>
		<category><![CDATA[geniş ve teknik bir açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[günah işlemiş olmak]]></category>
		<category><![CDATA[haksız fiiller]]></category>
		<category><![CDATA[hanefi doktirini]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki ve ekonomik değer]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber bir hadislerinde]]></category>
		<category><![CDATA[insanlardan utanma duysunun]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kamu arazilerinin]]></category>
		<category><![CDATA[mülkiyet hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle ormanlık alanların]]></category>
		<category><![CDATA[sel veya deprem felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[taşınabilir]]></category>
		<category><![CDATA[uhrevi sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[vakıf mallarının]]></category>
		<category><![CDATA[zaaf ve çelişki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7340</guid>
		<description><![CDATA[İslam'ın koruduğu ve dokunulmaz saydığı mülkiyet hakkına karşı işlenen haksız fiillerden biri de gasptır. Gasp, başkasına ait bir malı zor kullanarak alma demektir. Bu yönüyle hırsızlıktan ayrılır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="islam, islami, islami sohbet" href="http://www.islamsevdasi.com" target="_blank">İslam</a>&#8216;ın koruduğu ve dokunulmaz saydığı mülkiyet hakkına karşı işlenen haksız fiillerden biri de gasptır. Gasp, başkasına ait bir malı zor kullanarak alma demektir. Bu yönüyle hırsızlıktan ayrılır. Hanefî doktrininde gasp, daha geniş ve teknik bir açıklamayla, &#8220;Taşınabilir, hukukî ve ekonomik değeri bulunan bir mal üzerinde, sahibinden izinsiz olarak alenen ve kuvvete dayanarak haksız zilyedlik kurmak&#8221; şeklinde ifade edilmektedir.</p>
<p>Dinin ve hukukunun korunmasını ilke edindiği ve emrettiği beş temel değer arasında mülkiyet hakkı da bulunmaktadır. Bir hadislerinde Hz. Peygamber, &#8220;Malı uğruna ölen şehiddir&#8221; (Müsned, II, 221-222) diyerek, mülkiyet hakkının değerini ve bu hakkın korunmasının kutsallığını oldukça veciz bir şekilde ifade etmiştir. Hangi şekillerde olursa olsun mülkiyet hakkına yapılan tecavüz yasaklanmış ve bu tecavüze uhrevî ceza yanında bir de dünyevî ceza takdir edilmiştir.</p>
<p>Diğer birçok suçta olduğu gibi gasbın da, biri uhrevî diğeri dünyevî olmak üzere iki hükmü vardır. Gasbın uhrevî hükmü, günah işlemiş olmak ve bu yüzden cezayı hak etmektir. Çünkü, gasp bilerek yapılan bir mâsiyettir ve mâsiyet cezalandırılma sebebidir. Hz. Peygamber bir hadislerinde, &#8220;Kim bir karış toprak gasbederse, Allah kıyamet gününde onu yedi kat yerden kafasına geçirir&#8221; (Buhârî, &#8220;Bed&#8217;ü&#8217;l-halk&#8221;, 2; Müslim, &#8220;Müsâkat&#8221;, 30; Tirmizî, &#8220;Bey`at&#8221;, 21) buyurmuştur.</p>
<p>Gasbın dünyevî hükmü de, genel hatlarıyla şöyle özetlenebilir: Prensip olarak, haksız şekilde ele geçirilen bir şeyin, mümkün mertebe aynen iade edilmesi gerekir. Eğer gasbedilen malda şeklen ve hükmen veya sadece hükmen bir değişiklik olmuşsa artık malın iadesi imkânı ortadan kalkar ve tazmin (ödeme, ödetme) cihetine gidilir. Tazmin, malın durumuna göre, mislini veya kıymetini ödemek suretiyle yapılır. Gasbeden şahıs gasbedilen malın telef olduğunu ispat etse bile tazmin etme sorumluluğundan kurtulamaz. Gasbedilen malın sel veya deprem felâketinde telef olması böyledir.</p>
<p>Gasbedilen mal tazmin ettirilirken, gasp ile ödeme zamanı arasındaki geçen sürenin hangi noktasının dikkate alınacağı hususu doktrinde tartışmalıdır. Çoğunluk Hanefîler&#8217;e göre, ödemede, malın gasbın ilk yapıldığı zaman ve yerdeki değeri dikkate alınır ve ödenecek tazminat buna göre belirlenir. Şâfiîler&#8217;e göre ise, gasp ile tazmin süresi arasında malın ulaştığı en yüksek piyasa değeri dikkate alınır ve tazmin buna göre yaptırılır.</p>
<p>Bu arada, gasp süresi içerisinde maldaki artışların da mal sahibine iade edilmesi gerektiği genelde kabul edilmekle birlikte, bu süre zarfında gasbedilen malın potansiyel yararının, yani gasbeden kişi fiilen bu menfaatten istifade etmiş olsun veya olmasın mahrum kalınan yararın tazmin konusu olup olmayacağı tartışılmıştır. Hanefîler prensip olarak menfaatin tazmini cihetine gitmezken, Mâlikîler, gasbedenin fiilen bundan istifade etmiş olması şartıyla emsal menfaatin tazmin ettirileceğini ileri sürmüşlerdir. Şâfiîler ise, gasbedenin istifade edip etmemesine bakmaksızın malın menfaatinin tazmin ettirileceği görüşündedirler.</p>
<p>Gasıbın, gasbettiği malı aynen iade etmesi veya o malı tazmin etmesi hiçbir surette onu uhrevî sorumluluktan kurtaramaz. Çünkü, gasbeden hem bir yasağı çiğnemiş hem de toplumsal bir suç işlemiştir. Kural olarak, mal her insan için değerlidir ve herkesin malı korunmaya lâyıktır. Toplum fertlerinin birbirlerinin mallarına göz dikmesi ve onu meşrû olmayan yollarla ele geçirmeye çalışması, fertlerin ve dolayısıyla toplumun huzurunu kaçırır. Gasbeden kişi, aldığı malı ödemekle, mal sahibinin hakkını belki yerine getirmiş olur; fakat bu hareketiyle toplum düzenini zedelemiş olacağı da gözden uzak tutulmamalıdır. Bu yüzden toplumların mülkiyet hakkına yapılan bu tür saldırıları cezalandıracak yasal düzenlemelere gitmesi gerekli olduğu kadar kaçınılmazdır da.</p>
<p>Günümüzde kamu arazilerinin, özellikle ormanlık alanların, vakıf mallarının, kimsesiz ve güçsüz kimselerin arazilerinin Allah ve âhiret korkusu olmayan, dinî hassasiyeti, kanun ve kul hakkı telakkisi ve insanlardan utanma duygusu bulunmayan kimselerce açıktan açığa gasbedildiği, bunlardan büyük gelirler elde edildiği ve bu kimselerin çeşitli siyasal ve toplumsal zaaflar sebebiyle gerektiği şekilde takibata uğramadığı da bir gerçektir. Bu şekilde ele geçirilen mallar fıkhen hiçbir zaman gasbedenin mülkiyetine geçmediği, daima mesuliyeti ve utancı mûcip bir davranış olarak görüldüğü gibi, fakihler gasbedilen arazide kılınan namazın câiz olup olmadığını bile tartışmışlardır. Dinî hassasiyetin yitirilmesine ilâve olarak kamu otoritesinin zaaf ve çelişki içinde olması da bu gasp ve yağmanın kamu düzenini bozacak, şehirleşmeyi ve çevre düzenini, hatta toplum sağlığını tehdit edecek düzeye varmasına yol açmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/gasp-ve-yagma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>islamda domuz eti</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/islamda-domuz-eti.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/islamda-domuz-eti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Aug 2011 08:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Haramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Allah kime lanet eder]]></category>
		<category><![CDATA[domuz eti]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz etinin insana zararlı olduğu tıp tarafından da ortaya konulmuştur]]></category>
		<category><![CDATA[haram yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Helâl yemek duânın ve ibadetin kabulüne sebeptir]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[islami chat]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık duygusunu yok ettiği]]></category>
		<category><![CDATA[Leş]]></category>
		<category><![CDATA[meşru kılınan ve yasaklanan]]></category>
		<category><![CDATA[rızıkların güzel ve temiz olanlarından yemeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudilerin kitabı Tevrat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7287</guid>
		<description><![CDATA[İslâm dini birtakım hayvanların etlerini yemeyi serbest bırakmışken, bazılarını yasaklamıştır. Meşrû kılınan veya yasaklanan hayvan çeşitleri ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm dini birtakım hayvanların etlerini yemeyi serbest bırakmışken, bazılarını yasaklamıştır. Meşrû kılınan veya yasaklanan hayvan çeşitleri incelendiğinde insan sağlığı için yararlı hayvanların etinin meşnî, zararlı olanların ise yasaklanmış olduğu anlaşılır. İşte domuz da beslenme tarz, görünüşü, insanı tiksindiren tabiatı ve bünyesinde, etini yiyenlere geçebilen trişin vb. zararlı unsurlar taşıması nedeniyle yasaklanmıştır.</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ı Kerîm&#8217;de beş âyette domuzdan söz edilir. Âyetler şöyledir:</p>
<p>&#8220;Allah sizlere yalnız leşi, kanı, domuz etini, bir de Allah&#8217;tan başkası adına kesilenleri haram kıldı&#8221; (el-Bakara, 2/173; Nahl, 16/115)</p>
<p>&#8220;Leş, kan, domuz eti, Allah&#8217;tan başkasının adı anılarak kesilen&#8230; hayvanlar sizin için haram kılınmıştır&#8221; (el-Mâide, 5/3)</p>
<p>&#8220;Ey Muhammed, de ki: Bana vahyolunanlar arasında, yiyen bir kişinin yediği herhangi bir şeyin haram olduğuna dair bir hüküm bulamıyorum. Ancak leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti ki bunlar pistir, yahut doğru yoldan çıkarak, Allah&#8217;tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanların yenmesi haramdır&#8230; &#8221; (el-En&#8217;âm, 6/145)</p>
<p>Aşağıdaki âyette de domuzun çirkin hâline işaret edilmiştir.</p>
<p>&#8220;&#8230;Alloh kime lânet eder ve gazabına uğratırsa ve kimlerden de maymunlar, domuzlar ve tağûta kullar yaparsa, işte bunlar, makamları en kötü, yolları da en sapık olanlardır&#8221; (el-Mâide, 6/60).</p>
<p>Câbir b. Abdillah&#8217;tan, Allah Rasûlünün Mekke&#8217;nin fethi yılında Mekke&#8217;de iken şöyle buyurduğu nakledilmiştir: &#8220;Şüphesiz Allah ve Rasûlü şarabın, ölü hayvan etinin, domuzun ve putların alım-satımını haram kılmıştır&#8221; (Buhârî, Büyü&#8217;, 112; Tecrîd-i Sarih Tercümesi VI, 537, 538)</p>
<p>Domuz eti diğer birçok dinlerde de yasaktır. Meselâ yahudilerin kitabı Tevrat&#8217;ın tesniye bölümünde yenilmesi yasak olan hayvanlar sıralanırken &#8220;&#8230; ve domuz&#8230; çünkü tırnaklıdır fakat geviş getirmez. O size murdardır bunların etinden yemeyeceksiniz ve leşlerine dokunmayacaksınız&#8221; (Tevrat, Tesniye, bab, 14/8) denilmektedir.</p>
<p>Allah insanlara rızıkların güzel ve temiz olanlarından yemeyi ve buna karşılık da şükretmeyi emretmiştir. Helâl yemek duânın ve ibadetin kabulüne sebeptir. Haram yemek ise bunların geri çevrilmesine sebep olur. Allah Rasûlü şöyle buyurmuştur: &#8220;Ey insanlar, şüphesiz Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul eder. Şüphesiz Allah, müminlere, peygamberlere emrettiği şeyleri emretmiştir. Allah şöyle buyurmuştur: Ey peygamberler, güzel rızıklardan yiyin, sâlih amel işleyin, ben sizin yaptıklarınızı bilirim &#8221; (Mü&#8217;minûn, 23/51). Yine buyurdu: Ey iman edenler, size rızık olarak verilenlerin temiz olanlarından yiyiniz. &#8221; (Tâhâ, 20/81). Sonra Allah Rasûlü, uzun yolculuğa çıkan, saçı başı karışmış, toza batmış, ellerini göğe kaldırmış, ey Rabbim, ey Rabbim. diye dua eden bir adamı zıkretti: &#8220;Bu kimsenin yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, haramla beslenmiş, duası nasıl kabul olunsun?&#8221; (Müslim, Tirmizî, Ahmed b. Hanbel)</p>
<p>Âyette şöyle buyrulur: &#8220;O, pis olan bütün Şeyleri insanlara haram kılar&#8221; (el-Â&#8217;râf, 7/157)</p>
<p>Domuz etinin insana zararlı olduğu tıp tarafından da ortaya konulmuştur. Doktor Glen Shepherd, Washington Post gazetesinin 31 Mayıs 1952 tarihli nüshasında yazdığı bir makalede bu konuda özetle şunları yazmıştır: &#8220;ABD ve Kanada&#8217;da yaşayan insanların 1/6&#8242;nin adalelerinde, trişinli domuz eti yedikleri için, trişin kurtları vardır. Bunların çoğunda hastalık arazı görülmez. Yavaş yavaş iyileşir, bazıları da ölür. Bir kısmının sol tarafı felç olur. Hepsi de dikkatsizce domuz eti yemişlerdir. Bu hastalığın bağışıklık ve tedavisi yoktur. Ne antibiyotikler, ne de diğer ilaç ve aşılar bu küçük ve öldürücü kurda tesir etmez. Tek çare bu mikrobun bulaşmasını önlemektir&#8230; Trişinlerin sebep olduğu hastalığın belirtileri elliden fazla hastalığın belirtilerine benzer. Etleri tuzlama ve tütsüleme gibi metotlar trişinleri öldürmez. Mezbaha kontrolleri de trişinli etleri teşhis için yeterli değildir.&#8221;</p>
<p>Bu konuda birçok araştırıcılar domuz eti yemeğe devam etmenin insandaki kıskançlık duygusunu zayıflattığını söylerler. Çünkü hayvanlar içinde dişisini kıskanmayan tek hayvan domuzdur. Diğer yandan beslendiği yerde her türlü pisliği yediği için, çevreye hoş olmayan bir koku yayar ve eti, proteindeki kimyevî maddeler bakımından düşük değerdedir. Domuz etinin trişin kurdundan temizlenmesi fennî bakımdan imkansız görülmüştür. Yeryüzünün hıfzısıhha otoritelerinden Prof. Hirş bunu açıkça belirtmiştir.</p>
<p>İşte tıbbın bir kısım zararlarını ortaya koyduğu domuz etini yemek önceki bazı dinlerde yasaklandığı gibi İslâm&#8217;da da yasaklanmıştır. (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, VII, 537 vd.; Yusuf el-Kardâvî, İslâm&#8217;da Helal ve Haram, Terc. Mustafa Varlı, Ankara 1970, 50-53)</p>
<p>Hamdi DÖNDÜREN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/islamda-domuz-eti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>islamda içki içmek sarhoşluk</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/islamda-icki-icmek-sarhosluk.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/islamda-icki-icmek-sarhosluk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Aug 2011 04:09:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[islam ve Haramlar]]></category>
		<category><![CDATA[bazı yiyecek ve içeceklerin alınması]]></category>
		<category><![CDATA[dört mezhebe mensup]]></category>
		<category><![CDATA[ey iman edenler]]></category>
		<category><![CDATA[haram yolla sarhoşluk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki ve cezai yaptırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[ibadetleri kaza etme]]></category>
		<category><![CDATA[içki kumar]]></category>
		<category><![CDATA[insanalrı içki içmeye sevk eden]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam dininin içkiyi yasaklaması]]></category>
		<category><![CDATA[islami]]></category>
		<category><![CDATA[islami chat]]></category>
		<category><![CDATA[islami sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[putlar]]></category>
		<category><![CDATA[şarabın içilmesi haram kılınmış]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=7281</guid>
		<description><![CDATA[Kur'ân-ı Kerîm'de, "Ey iman edenler! İçki (hamr), kumar, putlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de, &#8220;Ey iman edenler! İçki (hamr), kumar, putlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir. O halde bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz&#8221; (el-Mâide 5/90) buyurularak şarabın içilmesi haram kılınmış, Kur&#8217;an&#8217;ın bu hükmünden ve Hz. Peygamber&#8217;in özel açıklamalarından sarhoş edici diğer içki türlerinin de bu haramın kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Konunun içki türlerinin haramlığıyla ilgili fıkhî boyutu daha önce ele alınmıştı. Sarhoşluğun hukukî sonuçları ise, sarhoşluğun mubah veya haram yolla oluşuna göre farklılık arzeder. Dinen haram kılınan sarhoşluk, bilerek ve isteyerek içki içme suretiyle sarhoş olmadır, yani iradî sarhoşluktur. Bazı ilâçların veya meşrû olan bazı içecek ve yiyeceklerin alınması, zorlanarak içki içirilmesi yahut da susuzluktan ölecek dereceye gelip başka içecek bulamayan kimsenin içki içmesi durumunda meydana gelen sarhoşluk ise mubah yolla sarhoşluk olarak nitelendirilir. Bu yoldan sarhoş olan kişiler, uyuyan ve baygınlara uygulanan hükümlere tâbidirler. Kendilerine bedenî ceza uygulanamayacağı gibi, boşama, alım satım gibi tasarrufları da geçerli olmaz. Ancak başkalarına verdikleri zararları tazmin ile mükellef tutulurlar. Çünkü tazminat, yaptıkları fiillerin cezası değil, verdikleri zararların bedel ve karşılığıdır; bu konudaki hükümler vücûb ehliyetine dayandırılmaktadır. Bile bile içki ve benzeri maddeler alınarak meydana gelen sarhoşluk ise dinî literatürde &#8220;haram yolla sarhoşluk&#8221; olarak adlandırılır. Bu nevi sarhoşluk eda ehliyetini ortadan kaldırmaz. Bu yoldan sarhoş olan kişi şer`î hükümlerle yükümlü olduğu için dinî vecîbelerini vaktinde yerine getirmediğinden ötürü günahkâr olur. Alım satım gibi hukukî tasarrufları geçerlidir. Çünkü kendi iradesi dışında aklî melekelerini kullanma imkânını yitirmiş değildir, aksine kendi isyankâr davranışı ile hitabı anlama kabiliyeti geçici olarak ortadan kalkmıştır. İşte bu yüzden haram olan bu fiili işlemekten menetmek ve işleyeni cezalandırmak için ibadetleri vaktinden sonraya bırakmasının günahına katlanma ve namaz, oruç gibi kazâsı mümkün olan ibadetleri kazâ etme yükümlülüğü uhdesinde bırakılmıştır. Bu yoldan sarhoş olan kişi, adam öldürme, zina gibi bedenî cezayı gerektiren bir suç işlediğin-de, sarhoş olması bu cezaları düşürmez ve sarhoşluk, suçlunun cezalandı-rılmasında hafifletici bir sebep kabul edilmez. Bu görüş Hanefîler başta ol-mak üzere, ekseri Mâlikîler, Şâfiîler ve Hanbelîler tarafından benimsenmiştir. Dört mezhebe mensup bir kısım İslâm hukukçuları ise, geçerli bir irade bulunmadığını ileri sürerek sarhoşun sözlü tasarruflarının geçersiz sayılması gerektiğini savunmuşlardır. Hz. Osman, Ömer b. Abdülazîz gibi bazı sahâbe ve tâbiîn müctehidleri ile Tahâvî ve Müzenî, İbn Kayyim gibi fakihler sarhoşun sözlü tasarrufları içinde özellikle boşamasının geçersiz olacağı kanaatindedir. Zira sarhoşun boşama beyanının geçerli sayılması sarhoştan çok onun eşini ve aile efradını cezalandırma anlamı taşır. Bu görüş Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel&#8217;den de rivayet edilmiştir. Öte yandan, ilk dönem müctehidlerinden Osman el-Bettî ve Zâhirî mezhebi fakihlerine göre, sarhoş, temyiz kudretinden yoksun olduğu için sözlü tasarruflarına hukukî sonuç bağlanamayacağı gibi suç sayılan fiilleri için bedenî cezaya da çarptırılamaz. Kendisine sadece içki içme cezası uygulanır. Bu sebeple de İslâm hukukunda içkinin kötülüğü konusunda insanları bilgilendirme ve toplumda alenî sarhoşluğu önleme yönünde bir dizi tedbirden söz edilmiştir. Şarap içenlerin veya diğer içkileri içip sarhoş olanların bu fiilleri belli ölçüde aleniyet kazandığında bazı hukukî ve cezaî yaptırımlara muhatap olmaları da bu tedbirler arasındadır. Ancak fıkıh bilginleri sarhoşluk için öngörülen hukukî ve cezaî yaptırımların, sarhoşluğun hangi derecesinde uygulanması gerektiği konusunda farklı görüş ve ölçüler ileri sürmüşlerdir. İslâm dininin içkiyi yasaklamasının birçok yarar ve hikmeti vardır. İlgili âyette de ifade edildiği gibi, sarhoşluk insanlar arası ilişkileri bozmakta, toplumda kin ve düşmanlığı, hayasızlığı körüklemekte, aklî dengeyi bozarak insanların iradelerini zayıflatmakta, onur ve kişiliğini zedelemekte, sonu gelmez bir bağımlılığın içine sürüklemektedir. Konuyu sadece yasal tedbir ve cezalarla önlemenin imkânsızlığı ortadadır. İnsanları içki içmeye sevkeden ortam ve şartların, bilgisizlik ve eğitimsizliğin, sosyal ve ekonomik sıkıntıların iyileştirilmesi, insanlara ayıp ve günah kavramlarının öğretilmesi, içki içmenin normal, hatta çağdaş ve entelektüel bir tercih olduğu şeklindeki ön kabul ve propagandaya karşı mücadele verilmesi, birey kadar toplum ve devletin de bu konuda ciddi ve kararlı bir politika izlemesi ve dinî öğretinin desteğini yanına alması şeklinde sıralanabilecek bir dizi tedbir ve çaba içkiyle mücadelede vazgeçilmez bir önem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/islamda-icki-icmek-sarhosluk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

