Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir “İnşaAllah” Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın. Dudağına değince “İnşaAllah!” sözü; varlığı yoktan varedenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir. Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın. Sesini bürüyünce “İnşaAllah!” kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir. Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın. Kalbini atınca “İnşaAllah!”ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur. Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın. Yüzüne gülünce “İnşaAllah!”ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır. *** Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir “İnşaAllah”… “Ben benden ötesine teslimim…” diye/bilenin inşirahıdır “İnşaAllah”. Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir “İnşaAllah”. Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran insanın kabuğunu zorlayışıdır “İnşaAllah”.. “Ben buradayım ama burada kalmaya razı değilim…” diye/bilenin meydan okuyuşudur. Ellerine kudret elinin sarıldığını, gözlerine bin kutlu nazarın ışık olduğunu, yüzünü çevirdiği her yönde tek ve bir teselli vechinin beklediğini ilan edişidir. Kalbine yüklenmiş dağları bir nefeste silip süpürmektir inşaAllah. Varlığın koynuna tutunmuş insanı sonsuzluğun ufkuna doğuran bir sızıdır “İnşaAllah”… *** İnşaAllah, sebeplerin kör kuyusuna uzatılan ışıltılı bir kovadır. Ağaç köklerini ve toprağı kucaklaştıran “İnşaAllah”tır; toprağa hayat bahşetmektir, taşa pınarlar dilemektir. “Allah dilerse” tohum toprağa katışır; toprak ve tohumun boş ellerine çiçekler sunulur, kurak avuçlarına hayat akıtılır. Nereye indiklerinden habersiz, rüzgâr nereye eserse oraya gitmeye hevesli yağmur taneleri, “Allah’ın dilediğince” boynu bükük toprağı sevindirir, güllerin al yanağına gözyaşı olur, sabahın ak göğsüne şebnem diye tutunur. “Allah’ın dilemesiyle” sert ve ağır taşlar, ince ve nazenin köklere yol olur; o latif güzellerin kalplerine dokunmasıyla yollarında toprak olur. *** İnşaAllah, Yusuf’un[as] kuyuya iten hainlerin tuzaklarının itildiği kuyudur. O’nun dilemesidir ki Yusuf’u kuyudan çıkardı, kuyuyu Yusuf yüzlülere sırdaş eyledi. İnşaAllah, Yusuf’u[as] ucuza satan bezirgânları yok pahasına satan sırdır. O öyle istedi ki, kölelik ve kulluk Yusuf’la nice kralların erişemeyeceği şeref ve itibar bilindi. İnşaAllah, İbrahim’i[as] ateşe savuran ateş yüzlülerin kavrulduğu ateştir. O öyle diledi ki İbrahim’in teninde ateş güle çevrildi, alevin yanağından serinlik devşirildi. *** Dudak ile tebessümü birbirine yapıştıran sırdır “İnşaAllah”… Yüzün yüzüne düşen hüzünleri dağıtan dokunuştur “İnşaAllah”… İki kalb arasındaki soğuk mesafeleri eritip ısıtan ateştir “İnşaAllah”… Güneşin alevlerini gülün yanağına al al indiren serinliktir “İnşaAllah”…. Kelimelerin suskun hecelerinin koynuna anlamlar sunan hikmettir “İnşaAllah”… Sesleri söze bürüyerek birbirine bitiştiren, kaynaştıran mayadır “İnşaAllah”… Göğüslere nefesleri ele avuca gelmez, dokunulmaz, şeffaf bir genişlik olarak dokunduranın tenezzülüdür “İnşaAllah”…. *** “ELİFTİİİİİİRtir İnşaAllah… Varlığın alfabesinde dimdik duruştur. “Lâm”dır İnşaAllah… Yokluğun koynunda dupduru bir bakıştır. “Mim”dir İnşaAllah… Hicranın solgun yanağına dosdoğru bir Muhammedî eğiliştir. _Senai Demirci_
İTİKAF
Allah Resulü (sav) Ramazan ayında artırdığı ibadet ve infakını, son on günde itikâf ile taçlandırırdı. “Bir şeyden ayrılmamak, o şey üzere devam etmek” anlamına gelen itikâf; terim olarak şu manaya gelir: “Özellikle cemaatle namaz kılınan bir mescitte, oruçlu olarak, ibadet amacıyla, belli bir zaman dilimi için kalmaya niyet ederek ibadet etmektir.”
İtikâf; Ruhu arındırmak, temizlemektir.
Allah’la baş başa kalmak, O’na yönelmektir.
Günahlara tevbe etmektir.
İbadete daha çok zaman ayırmaktır.
Kur’an’la iç içe olmaktır.
Dünyanın meşguliyetlerinden sıyrılmaktır.
Salih bir kul olmak için gereken enerjiyi almaktır.
Yalnızlığı yaşayarak, hiçbir insanın bir diğerine fayda veremeyeceğini, sadece Allah’ın gerçek dost olduğu ve O’nun rızasını kazanmak gerektiğini düşünmektir.
Kısacası; hayatında yeni bir dönem açmak demektir.
Peygamber Efendimiz (sav) özellikle Ramazanın son on gününde itikâfa çok önem verirdi. Hz. Ali (ra)’dan rivayete göre: “Rasûlullah (sav), Ramazan’ın son on gününde aile fertlerini ibadet etmeleri için uyandırırdı.” [Müslim, Buhârî]
Ve bu uygulamasını vefat edinceye kadar da devam ettirmişti. [İbn Mâce, Ebu Davud]
Allah Resulü (sav) her sene on gün itikâfa girerdi. Sadece vefat edeceği yıl yirmi gün itikâf yapmıştır. İtikâfa girmek isteyen bir mü’min bunu Ramazan’da yapabileceği gibi, Ramazan dışında da yapabilir. Hanımlar için itikâf yeri, kendi evidir. Peygamber Efendimizin mübarek eşlerinin de itikâfa girdiği rivayet edilmektedir.
Mescidi Nebevî’de itikâfa girerdi Allah Resulü (sav) itikâfa gireceği zaman Mescid-i Nebevî’de kendisine bir yer (çadır) hazırlardı. Orada hep ibadetle meşgul olur, zorunlu olmadıkça dışarıya bile çıkmazdı. [Buhari, Müslim]
İtikâfta iken; dünyevî işlerle meşgul olmaz, hanımlarıyla birlikte olmaz, toplumsal ilişkilerine bir müddet için ara verirdi.
Bir Müslüman için en güzel itikâf yeri üç büyük mescid olan; Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksa’dır.
Kadir gecesini değerlendirmek isterdi İtikâfa özellikle Ramazan’ın son on gününde girmesinin sebebi, Kadir gecesinin bu günlerin gecesinde olmasından dolayıdır. Hz. Aişe (ra); Resûlullah (sav)’ın, “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde araştırın” buyurduğunu aktarır. [Müslim, İbn Mâce] bu gecenin
Ramazan’ın 27. gecesi olması kuvvetle muhtemeldir. En doğrusunun Allah bilir.
İtikâfa giren bir Müslüman neler yapmalı? Bu ibadeti yapmayı düşünen ve niyetlenen Müslüman varsa kaza namazlarını, yoksa da bol bol nafile namaz kılmalı.
Meal ve tefsirinden de yararlanarak çokça Kur’an okumalı.
Peygamber Efendimizin yaptığı dua ve zikirleri yapmalı.
Günahlarından tevbe ve istiğfar etmeli.
Peygamber Efendimiz (as)’in hayatını, hadislerini okumalı. Diğer peygamberlerin ve evliyanın hayat hikâyelerini öğrenmeli.
Başta ilmihal bilgileri olmak üzere, İslâmî bilgilerdeki eksiğini, kendi seviyesine göre gidermeye çalışmalı.
Gereksiz söz ve işlerden, münakaşa, mücadele ve tartışmalardan kaçınmalı. Alış veriş ve ticaret gibi işlerden tamamen uzak durmalı.
Unutulan bir sünnet İtikâf; bugün unutulan sünnetlerimizdendir. Çoğu şehirlerde hiçbir camide itikâfa giren kimselerin olmadığını görmek çok üzücüdür. En azından bu sünnetin ihyası ve devamı sağlama bakımından, bir (kaç) kişinin bu ibadeti yerine getirmesi toplumsal bir İslami duyarlılığın gereği olsa gerektir.
Modern dünyanın insanları alabildiğine maddeperestleştirdiği, kalplerin katılaştığı, günahların arttığı, dünyevîleşmenin yoğunlaştığı, çıkarın öncelendiği, dostluğun zedelendiği, çok yemek, çok içmek, çok uyumak, çok konuşmak ekseninde ölçünün kaçtığı, İslâmî duyarlılığın azaldığı günümüzde buna şiddetle ihtiyaç vardır.
islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet
