<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>islam sevdası, islam, islami, islami sohbet, islami chat &#187; Muslumanlar</title>
	<atom:link href="http://www.islamsevdasi.com/kategori/muslumanlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamsevdasi.com</link>
	<description>islamsevdasi.com islam, islami, islami sohbet, ve islami chat, gibi dini sohbetin yaşandığı tek adres.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 17:02:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Adaletli olmak</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/adaletli-olmak.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/adaletli-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2011 09:34:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[adaletli olmak]]></category>
		<category><![CDATA[adil davranmak]]></category>
		<category><![CDATA[adil olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5385</guid>
		<description><![CDATA[Adalet,en geniç anlamıyla,her şeyi yerli yerine koymaktır.bu çerçevede Allah c.c bir bilmek ve yegane yaratıcı olarak kaabul etmek, adaletin gereğidir.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adalet,en geniç anlamıyla,her şeyi yerli yerine koymaktır.bu çerçevede Allah c.c bir bilmek ve yegane yaratıcı olarak kaabul etmek, adaletin gereğidir.</strong></p>
<p><strong>Adaletin bir başka anlamı ise, hakkı olanı hak sahibine vermektir.</strong></p>
<p><strong>işlerin düzenli gitmesi ve toplumsal huzurun sağlanması için adalet olmassa olmaz derecede aranan bir ihtiyaçtır.</strong></p>
<p><strong>Bu nedenle Allah-u Teala yeryüzünün halifesi olarak yarattığı insnaın adaletle ilgili görevlerini şöyle açıklar.</strong></p>
<p><strong>&#8221;Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan,kendiniz,ana-babanız ve akrabalarınız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.Hislerinize uyup adaletten sapmayın.&#8221; </strong></p>
<p><strong>Abdullah ibn-i ömer&#8217;e r.a göre &#8221;Allah c.c yeryüzünde adaletten daha değerli ve üstün birşey yaratmamıştır. çünkü adalet Allah&#8217;ın ahiretteki mizanıdır.şayet biri bu ölçüye sarılıp adaleti yerine getirirse,Allah onu cennetine kavuşturur.&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/adaletli-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tutamayacağın sözü verme</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/tutamayacagin-sozu-verme.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/tutamayacagin-sozu-verme.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 11:37:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>
		<category><![CDATA[sözünde durmak]]></category>
		<category><![CDATA[sözünün eri olmak]]></category>
		<category><![CDATA[tutabileceğin sözü vermek]]></category>
		<category><![CDATA[vaad vermek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5312</guid>
		<description><![CDATA[Müslüman sözünde durmalı, Söz veridiğinde yerine getirmelidir.
Yerine getiremeyeceği vaatler vermemelidir. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Müslüman sözünde durmalı, Söz veridiğinde yerine getirmelidir.</strong><br />
<strong>Yerine getiremeyeceği vaatler vermemelidir. </strong><br />
<strong>aksi halde insanlar sözünde durmayan müslümanın şahsında tüm müslümanları kötüleyebilirler.</strong><br />
<strong>Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de: “O mü’minler ki; emanetlerine ve ahitlerine(sözlerine) riayet ederler;</strong><br />
<strong>” buyurmuştur.(mü’minun süresi) </strong><br />
<strong>Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8221; Münafığın alameti üçtür: Konuşunca yalan söyler, </strong><br />
<strong>vaad ettiği vakit vaadinde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman, hiyanetlik eder.&#8221;</strong><br />
<strong>Milli Şair&#8217;imiz Mehmet Akif Ersoy istanbul Vanikoy&#8217;de oturan bir ahbabi ile oğleden bir saat once bulusmak </strong><br />
<strong>icin sozlestiklerinde, o gun yagmurlu, firtinali bir gun olup her tarafi </strong><br />
<strong>sel bastigi halde Mehmet Akif&#8217; in binbir zorlukla sirilsIklam vaziyette soz </strong><br />
<strong>verdigi yere vaktinde geldigini, fakat arkadasinin gelmemesi uzerine cekip gittigini.</strong><br />
<strong>Ertesi gun. ozur dilemek icin gelen arkadasini dinlemeyip:</strong><br />
<strong>&#8220;Bir soz ya olum veya ona yakin bir felaketle yerine getirilmezse mazur gorulebilir&#8221; </strong><br />
<strong>diyerek tam alti ay o arkadasiyla konusmamıştır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/tutamayacagin-sozu-verme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gıybet sadece dille yapılmaz</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/giybet-sadece-dille-yapilmaz.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/giybet-sadece-dille-yapilmaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 20:23:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mektup</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>
		<category><![CDATA[gıybet etmek]]></category>
		<category><![CDATA[gıybetin çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[işaret diliyle gıybet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=5261</guid>
		<description><![CDATA[İşaret,ima,dudak bükme,göz kırpma,yazı,hareket ve maksadı belirten her türlü söz gıybet kısmına girer ve haramdır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>İşaret,ima,dudak bükme,göz kırpma,yazı,hareket ve maksadı belirten her türlü </strong><strong>söz gıybet kısmına girer ve haramdır.</strong><br />
<strong>  </strong><br />
<strong>  Aişe validemiz (r.a) anlatıyor:</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>  &#8220;Evimize  bir kadın  geldi.Kadın gittikten sonra elimle kadının kısa boylu oluşuna işaret</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>ettim.&#8221; bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>  &#8211; &#8220;Kadınuın gıybetini yaptın!&#8221;</strong><br />
<strong>  </strong><br />
<strong>  Asayarak yürümek veya kişinin yürüdüğü gibi.Hatta bu azab bakımından sözle olan gıybetten daha şiddetlidir.</strong><br />
<strong> Gıybet edeni tastik veya susup onu dinlemekte gıybettir.Gıybet edenin ortağı olur.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>     &#8220;Gıybeti dinleyen, gıybetçilerden biri olur.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>  Ancak kişi diliyle veya korktuğu takdirde kalbiyle gıybeti reddederse veya gıybet meclisinden kalkarsa </strong><br />
<strong>veya gıybetcinin konuşmasını başka bir konuşmayla keserse gıybetci sayılmaz. aksi takdirdede günahkar olur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/giybet-sadece-dille-yapilmaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüzde Müslümanları niçin aşağılıyorlar</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/gunumuzde-muslumanlar-nicin-asagalaniyorlar.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/gunumuzde-muslumanlar-nicin-asagalaniyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2011 07:59:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>
		<category><![CDATA[günümüzde]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzde Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzde Müslümanlar niçin aşağalanıyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[niçin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=4458</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, iSLAMSEVDASi, iSLAM SEVDASi,  islami sohbet, islami chat, islam sohbet, islam chat, dini sohbet, dini chat, din chat, muslumanlar, ravza gülü, islam kent, musluman nesil, dini sitem, islam nurum, asya sohbet, cennet,  cehennem, islami siteler, islami sohbetler, dini siteler, dini sohbetler, islami evlilik, Sevgiliye, sevgili, sevdali, sevdasi, Bilgi ve davranış, Günümüzde Müslümanlar, Günümüzde Müslümanlar niçin aşağalanıyorlar
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde Muslumanlar niçin aşagalanıyorlar             <a href="http://www.islamsevdasi.com/"><strong>islam</strong></a></strong></p>
<p><strong>Kardeşlerim ! Kendinize müslüman der, Allah,ın müslümanlara rahmet yagdırdığına inanırsınız . fakat gozlerinizi açın rahmetın size gelip gelmediğine bakın . Ahiret,te size ne olacagını ölmeden önce bilemezsiniz fakat dünyadaki durumunuzu şüphesiz gorebilirsınız<br />
bu dünyada o kadar kalabalık bir toplum oluşturmaktasınızki <span id="more-4458"></span>her biriniz ufak bir taş atsa bir dağ meydana gelir . bu kadar çok musluman ve bu kadar çok müslüman devlet olduğu halde dünya, Allah , a isyan edenlerin elinde Boyunlarımız onların pençeleri elleri arasında onlar nereye isterlerse oraya çevirıyorlar. sadece Allah , ın huzrunda eğilmesi gereken başlarımız insanlara eğiliyorlar. kimsenin el sürmeye cesaret edemediği şerefimiz şimdi ayaklar altında. bir zamanlar Allah , a açılan ellerimiz alçalıp düşmanlarımıza açılıyor. cehalet bağımlılık, fakirlik, ve minnet , size her yerde yuz karası olmuş.<br />
bumu allah ın rahmeti ? eger değilse daha çok bir kızgınlık işareti ise Niçin müslümanlara gönderilmiştir  eger müslümansanız , hem düşkün, hem muslumansınız hemde  köle,bu durum  bir nesnenin hem sıyah hemde beyaz olması gibi dir. eger müslümanlar allah , ın sevdiği kişiler iseler nasıl boyle utanılacak bir muamele gorurler ? Sizin allah , ınız siz üstünüze düşen gorevi kabul edip onun emirlerine boyun egerken iteatsızlerın sızı yonetmelerine izin verip O,na iteatinizden dolayı sizi cezalandıracak kadar Merhametsizmi ? ( haşa )<br />
eger allah ,ın adaletsız olmadığını be o ,na iteaat etmenın utançla sonuçlanmayacagını soyluyorsanız , islam , ı anlayışınızada bır hata olduğunu itiraf etmek zorunmdanız ve kabul etmelisiniz . Nufus cuzdanlarınıza müslüman yazsa  bile Allah,ın degerlendırmesını nbir  kağıt parçalarındaki yazıya göre yapmaz. O iteaat edenlerın ve etmeyenlerın listesını bilir. ve sizin asıl durumunuz o listede belirlenmiştir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.islamsevdasi.com/"><strong>islam</strong></a><strong>, islami, iSLAMSEVDASi, iSLAM SEVDASi,  islami sohbet, islami chat, islam sohbet, islam chat, dini sohbet, dini chat, din chat, muslumanlar, ravza gülü, islam kent, musluman nesil, dini sitem, islam nurum, asya sohbet, cennet,  cehennem, islami siteler, islami sohbetler, dini siteler, dini sohbetler, islami evlilik, Sevgiliye, sevgili, sevdali, sevdasi, Bilgi ve davranış, Günümüzde Müslümanlar, Günümüzde Müslümanlar niçin aşağalanıyorlar</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/gunumuzde-muslumanlar-nicin-asagalaniyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslümanlar</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/ben-muslumanim-demek-yetmez-2.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/ben-muslumanim-demek-yetmez-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2011 09:19:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Halit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ben müslümanım demek yetmez]]></category>
		<category><![CDATA[islami nesil]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanım]]></category>
		<category><![CDATA[muslumannesil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=4429</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, islam chat, dini sohbet, dini chat, din chat, muslumanlar, ravza gülü, islam kent, musluman nesil, dini sitem, islam nurum, asya sohbet, cennet,  cehennem, islami siteler, islami sohbetler, dini siteler, dini sohbetler, BEN MÜSLÜMANIM DEMEK YETMEZ, mevdudi
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muslumanlar</strong></p>
<p><strong>İslamı kabul ederek müslüman olacagımıza inanırız. fakat </strong><a href="http://www.islamsevdasi.com/"><strong>islam</strong></a><strong>, ı kabul etmek ne demektir ? bu  ben müslümanım veya ben </strong><a href="http://www.islamsevdasi.com/"><strong>islami</strong></a><strong> kabul ettim diyen herkesin gerçek bir müslüman olmasımı demektir ?<span id="more-4429"></span><br />
yada bazı sanskritçe anlamadan sayıp döken dindar4 bir brahman gibi bazı arapça sözleri ablamını bilmeden soyleyen bırının müslüman olması demekmidir ?<br />
bu soruya cevabınız nedir ? islam,ın Hz. muhammed ( S.a.v ) öğrettiği ne varsa hepsinin , müslümanlar tarafından bilinçli bir şekilde , düşünülerek kabul edilmesi ve ona gore yaşanması demek olduğunu söylemek ten başka verecek cevabınız yoktur.<br />
bu şekilde hareket etmeyenler gerçek anlamda müslüman değillerdir.</strong></p>
<p><a href="http://www.islamsevdasi.com/"><strong>islam</strong></a><strong>, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, islam chat, dini sohbet, dini chat, din chat, muslumanlar, ravza gülü, islam kent, musluman nesil, dini sitem, islam nurum, asya sohbet, cennet,  cehennem, islami siteler, islami sohbetler, dini siteler, dini sohbetler, BEN MÜSLÜMANIM DEMEK YETMEZ, mevdudi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/ben-muslumanim-demek-yetmez-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MuslumanlarSohbet</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/muslumanlarsohbet.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/muslumanlarsohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 08:44:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=1983</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, MuslumanlarSohbet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>PUT Ve POT Meselesi</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bilindiği gibi Bediüzzaman Said Nursi’n eserlerinin bazı yerlerinde değiştirmeler (tahrifatlar) yapılmış. Bu yapılan değiştirmeler bilinçli ve kasıtlı bir şeklide yapılmıştır. Bu durum Risale-i Nur hizmetinde bazı sıkıntılara sebebiyet vermiştir. Anlaşılması gereken davanın gereği gibi anlaşılmasına ve yaşanılmasına engel olmuştur. Bediüzzaman’ın yaptığı mücadele ve izlediği yol bir nevi perdelenmiştir. Davadan sapmaların meydana gelmesine sebep olmuştur. Yapılan bu yanlışların anlaşılması ve bir nebzede olsa Risale-i Nur talebelerinin kendilerine gelmeleri için bunları kısa bir şekilde anlatmaya çalışacağız. <span id="more-1983"></span></em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bunları anlatmaktaki tek amacımız Allah’ın rızasıdır. Bunun dışında herhangi bir hizmeti ya da ağabeyi rencide etmek veya eleştirmek değildir. Bildiğimiz doğruları delilleri[1] ile beraber burada açıklayacağız, isteyen inanır isteyen inanmaz. Biz özerimize düşen görevi yapıp yapalım, gerisi insanların takdirine ve iradesine kalmış. </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Yarın haşir meydanında yüce Allah bize sorduğunda: </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ey kulum sen o hakikatleri biliyordun neden anlatmadın. Diye sorduğunda, biz de gönül rahatlığıyla şu cevabı verebilelim.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ya Rabbi, ben özerime düşen görevi yaptım. Bildiğim doğruları, bilmesi gereken şahıslara söyledim.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bu açıklamadan sonra, Nur talebelerinden insaflı ve önyargısız bir şekilde olaya bakmalarını istiyoruz.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Gelelim PUT VE POT meselesine:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, Emirdağ Lahikası eserinin birinci cildinde Mustafa Kemal ile ilgili bir münasebetini anlatmaktadır. Bu olay başkanlık makamında geçmektedir. Mustafa Kemal[2] ve o zamanki taife, Bediüzzaman Sadi Nursi’yi çağırıyorlar ve onun yüksek fikirlerinden faydalanmak istiyorlar. (Muhtemeldir ki kullanmak da istiyorlar[3] çünkü yapılan birçok teklifi de kabul etmiyor) Said Nursi oraya gittiğinde birçok kişinin namaz kılmadığı ve namaz kılanların ise namazı terk ettiğini görüyor. Namazla ilgili açıklamalar yapıyor ve birçok milletvekili namaz kılmaya başlıyor. Bu durumdan rahatsız olan Mustafa kemal, sinirlenip Bediüzzaman’a bağırıyor ve diyor ki: Seni buraya çağırmamızın sebebi yüksek fikirlerini açıklaman içindi. Ama sen geldin namazla ilgili şeyler söyleyip aramıza ayrılık soktun. Bediüzzaman da ona cevaben der ki: Kâinatta en büyük hakikat imandır. İmandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü reddedilmiştir. Bunu yapmakla o PUTU kırdım diyor. Yani o bir puttu, ben gerçeği söyledim ve o putu kırdım, dağıttım. Ama maalesef bu konu bazı yayın evlerinde basılırken, PUT KIRDIM KELİMESİNDEKİ “”U”” sesi yerine “”O”” sesi konulmuş ve kelime POT KIRDIM OLMUŞ. Burada sanki Bediüzzaman namazı ve Allah’ı anlatmakla hata etmiş gibi gösteriliyor. Çünkü pot kırdım demek hata yaptım anlamına gelmektedir. Bu çok büyük bir yanlıştır. Bediüzzaman bir İslam âlimidir ve o dehşetli şahsa karşı Allah’a imanı ve namazı anlatmış bu hiç hata olur mu? Hatadır diyen varsa en büyük hatayı kendisi yapmıştır.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bununla ilgi o yayın evlerine birçok uyarıda bulunduğumuz halde halen durumlarını devam ettirmektedirler ve kendilerini haklı görmektedirler. Allah muhafaza kendilerinin yaptığı hata yüzünden Bediüzzaman Said Nursi ve onun saf ve temiz davasına leke düşürmüş oluyorlar. Ama her halde bunun farkında değiller.<br />
Ehli insafı insafla bakmaya ve gerçeği görmeye davet ediyoruz. Allah imanı ve namazı, bir inkarcıya anlatan, bir İslam alimi hangi cümleyi söyler…. Hele bu İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi gibi bir zat ise..</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Risale-i nurdan geçen yeri aynen buraya alıyoruz.. </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>ORJİNAL ŞEKLİ:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>(Değiştirme yapmadan orijinal bir şekilde basım yapan yayın evleri: Tenvir neşriyat, Zehra yayıncılık, Söz Basım yayın ve Sözler yayın evidir.)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>“””…Hem Ankara’da divan-ı riyasetinde pek çok meb’uslar varken Mustafa Kemal şiddetli bir hiddet ile divan-ı riyasetine girip, bana karşı bağırarak: “Seni buraya çağırdık ki, bize yüksek fikir beyan edesin. Sen geldin, namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin.” Ben de onun hiddetine karşı dedim: “Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur.” Dehşetli bir PUT kırdım…”””</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>(Değiştirme yapıp yani tahrifatlı basım yapan ve buna ısrarla devam eden yayın evleri: Envar yayıncılık, R.N.K’nın hazırladığı sesli risale-i nur dividisin de ve yayınlarında ve Şahdamar yayın evidir.)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>DEĞİŞTİRİLMİŞ ŞEKLİ</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>“””…Hem Ankara’da divan-ı riyasetinde pek çok meb’uslar varken Mustafa Kemal şiddetli bir hiddet ile divan-ı riyasetine girip, bana karşı bağırarak: “Seni buraya çağırdık ki, bize yüksek fikir beyan edesin. Sen geldin, namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin.” Ben de onun hiddetine karşı dedim: “Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur.” Dehşetli bir POT kırdım…”””Değiştirilmiş yani tahrifat edilmiş bir şekilde basım yapan yayım evleri:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>1) R.N.K yayınlarının hazırladığı sesli risale-i nur programı. Emirdağ Lahikası1 sayfa 246.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>2) Şahdamar yayın evinin bastığı risale-i nur külliyatı. Emirdağ Lahikası1 sayfa 234, İstanbul 2008 basım.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>3) Envar yayın evinin külliyatı ve internet sitesi: (Risale-i Nur Külliyatı)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Not: Bu konuya benzer bir çok değiştirme Risale-i Nur’da mevcut. Özellikle Eski Said eserleri üzerinde çok büyük ve feci değiştirmeler yapılmış. Bunların orijinal şeklini görmek isteyen nur talebelerine, Tenvir ve Zehra yayın evlerinde basılan Risale-i Nurlara bakmalarını tavsiye ederiz.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>[1] Kaynağımız Risale-i Nur’dur.<!--more--><br />
[2] Mustafa Kemal’in kim olduğu ve İslam’a ne tür zara verdiği ile ilgili Emirdağ Lahikası ikinci cildinde Lozan’ın içyüzü adlı kısma müracaat edilebilir. Mustafa kemal’in vazifesi Bu vatanda yaşayan insanların gönlünden İslam’ı çıkarıp atmaktır. Yani cesetteki ruh hükmünde olan dini yok etmektir.<br />
[3] Maaş falan teklif ediyorlar ama Üstad kabul etmiyor. Emirdağ lahikasında mesele anlatılıyor<br />
islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, MuslumanlarSohbet</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/muslumanlarsohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muslumanlar Sohbet</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/muslumanlar-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/muslumanlar-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 08:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=1981</guid>
		<description><![CDATA[islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, Muslumanlar Sohbet
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>Hüseyin AVNİ &#8211; Darusselam</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Mustafa İslamoğlunun Kader Konusundaki Fitnesi<br />
 <br />
اَعُوذُ بِااللهِ مِنَ اَلشَّيْطَانِ اَلرَّجِيمِ بِسمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحيِم<br />
اَلْحَمْدُ الِلّهِ رَبِّ الْعاَلَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلىَ سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ وَأَلِه اَجْمَعِينَ<br />
<span id="more-1981"></span>Bundan sonra… Zamanımızda bir takım câhiller ve sapıklar türetilmiştir. Kadere îmân Kur’ân’da yoktur, hadîslerle de îmân sâbit olmaz, O halde Kader’e îmân mecbûriyeti yoktur,</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>gibi açık küfür sözlerini sarf etmekten çekinmemektedirler. Böylece bir yanda kâfir inancı sergilemekte, diğer yanda da başkalarını dahi<br />
kâfirleştirmeye çalışmaktadırlar. Maksadımız, Kader isbâtından çok, meseledeki bakış açısı noktasında hasta olan bir zihniyetin tahlîl ve<br />
teşhîsidir. O bakımdan yapacağımız bilinen bir usûlle delîlleri ortaya koymak olmayacaktır.<br />
 <br />
Kur’ân’da Kader’e Îmân İle Alâkalı Âyet Yok mudur?<br />
Kur’ân’da Kader’e Îmân ile alâkalı bir âyet değil, âyetler vardır.Aksini iddiâ edenler hem<br />
yalan söylemekte hem de Allah celle celâlühû’yu yalanlamaktadırlar.<br />
    Evet,“Kur’ân’da kader’e îmân ile alâkalı âyet yoktur” diyenler yalan söylemekte ve birçok âyeti inkâr etmektedirler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile bütün bir Ümmet’in karşısına geçerek<br />
bir takım âyetleri “farklı yorumlama” ismi altında<br />
tahrîf etmeleri ve yaptıklarına yorum kılıfı geçirmeye çalışmaları Onları sözü edilen âyetleri inkâr etmiş olmaktan aslâ kurtaramaz.<br />
    Nitekim Kur’ân’da, (Şüphesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık)[1], (Allah’ın emri/işi, takdîr edilen bir kader olmuştur.),[2] (Bu azîz ve alîm(olan Allah)’in takdîridir.)[3] gibi birçok âyette Kader isbât edilmektedir. <br />
Bu âyetlerde geçen “kader” veyâ “takdîr” nasıl manalandırılacaktır? Kimi câhil sapıklara âid “belli bir ölçü ile yaratmak” ve benzeri meâllerde olduğu gibi gelişi güzelce veya bir takım keyfî<br />
lüğat yakıştırmalarına dayanarak mı, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak mı?&#8230; Gerçi âyetleri manalandırma ve îzâh etmeyi bir<br />
yanda kendilerine noter senediyle verilmiş bir hak olarak görürlerken,bunu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e çok gören ve O’nu mes’eleye karıştırmamaya yeminli görünen nice<br />
şaklabanlar var… Bu mânâlandırmak bir Mü’mine göre ilk önce elbette Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak olacaktır…<br />
    İmâm Süyûtî ed-Dürrü’l-Mensûr’unda şöyle naklediyor:<br />
    Ahmed İbnü Hanbel, Müslim, Abd İbnü Humeyd, Tirmizî, İbnü Mâce, İbnü’l-Münzir, İbnü Merdûye (ve Beyhakî) Ebû Hureyre radıyallahu anhu’dan şöyle dediğini rivâyet ettiler:<br />
    “Kureyş Müşrikleri Kader hakkında münâkaşa yapmak üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler. Bunun üzerine, ((Müşrikler) o günde sürüklenip ateşe atılacaklardır. (Onlara) Cehennem’in dokunmasını tadın (denilecektir.) Şübhesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık) âyetleri indi.”<br />
[4]Bu rivâyetin Abdullah İbnü Amr, Zürâre İbnü Evfâ, Ebû Ümâme ve başkalarından şâhidleri vardır.<br />
    Peki, Müşriklerin bu sözü edilen münâkaşaları kaderin nesi hakkındaydı?   <br />
Müşrikler Allah’a inanan insanlardı… O’nun kâinâtın tek yaratıcısı olduğunu i’tirâf ediyorlardı… Böyle bir inançta olanların Allah’ın, yarattıklarını “belli bir ölçü ile yaratma”sı husûsunda i’tirazları hiç olur muydu? Elbette olmazdı…<br />
    Öyleyse, itirazları ne hakkındaydı? Elbette kaderin inkârı veya ucu inkâra varan ve götüren te’vîli hakkındaydı. Nitekim,<br />
    Bezzâr ve İbnü’l-Münzir ceyyid/iyi bir senedle Amr İbnü Şuayb yoluyla babasından, O da dedesinden şöyle dediğini rivâyet ettiler:<br />
“(Şübhe yok ki, müşrik günahkarlar (dünyada) sapıklıkta ve (Âhiret’te de) alevli ateşler içindedirler. (Müşrikler) o günde sürüklenip ateşe<br />
atılacaklardır. (Onlara) Cehennem’in (azabının) dokunmasını tadın (denilecektir) Şübhesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık.) âyetleri, ancak kader ehli/kader inkârcıları hakkında inmiştir.”<br />
[5]    İbnü Ebî Hâtim, Taberânî, İbnü Merdûye, İbnü Şâhîn, İbnü Mende, Bâverdî, Hatîb ve İbnü Asâkir, Zürâre radıyallahu anhu’dan şöyle dediğini rivâyet ettiler:<br />
“Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ((Onlara) Cehennem’in (azabını) dokunmasını tadın (denilecektir.) Şübhesiz biz her şeyi bir kaderle<br />
yarattık) âyetlerini okudu., ‘Bu âyetler, Âhir zamanda Ümmetimden Allah’ın kaderini inkâr edecek bir takım insanlar hakkında (indi)’ buyurdu.”<br />
[6] Ve daha nice rivâyetler…<br />
    Âyetin iniş sebeblerinin birden fazla olmasına da hiçbir mâni’ yoktur… Âyet birden fazla sebeble inmiş olabilir.<br />
Bu âyetlerde bir amel bulunmamaktadır. Bunlar Allah’ın verdiği haberler olduklarına göre Mü’min tarafından îmân/tasdîk edilmek mecbûriyeti olan<br />
hakîkatlerdendir. Bunu, ister Allah’ın Mukaddir/takdîr edici sıfatı çerçevesinde olarak Allah’a Îmân’a, ister Kur’ân’ın verdiği bir habere îman etmek dâiresinde düşünerek Kur’ân’a Îmân’a dâhil eder, isterse hakkındaki müstakil âyetlere ve manevî Tevâtür haddine varmış hadîslerin tasnîfine uyarak müstakil bir “Kader’e Îmân” esâsı kabûl edersiniz. Böylece de bu sınıflandırmada Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e uymakla en münâsib olanı yapmış<br />
olursunuz. Nitekim Selefimiz dahî böyle yapmışlardır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Hadîslerle Veya Sünnet’le<br />
Îmân Esâsı Sâbit Olmaz mı?<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
    Gurabâ mecmuasında neşredilen Haber-i Vâhid ile alakalı makalede de anlatıldığı gibi, -Cumhûr’a göre- Mütevâtir<br />
olmayan Sünnet ile -kesinlik bildirmediği içün- Temel Îmânî bir esas sâbit olmaz. Yalnız Cumhûrun bu aslı/temel Usûl kaidesi câhillerin<br />
zannettiği gibi mutlak değildir, kayıdlıdır. Şöyle ki, Ümmet’in âlimleri bir Haber-i Vâhid’i söz birliği ile kabûl ederlerse, o zaman  haber artık kesin olur; onunla da temel îmân esası sâbit olur. Yani,<br />
Ümmet bir Haber-i Vâhid’in sâbitliğinde<br />
İcmâ’/sözbirliği ederse, artık o haber tartışmasız kesinlik arz eder.<br />
Başka bir ifâdeyle, İcmâ’ ile pekişen Haber-i Vâhid artık Mütevâtir seviyesine çıkar. Hattâ bu hadîsler, -İcmâ’ ile kabûl edilmeselerdi<br />
bile- bir tarafta Manevî Mütevâtirlik kazanmanın yanında, diğer tarafta da lafzî Meşhûrluk seviyesine ulaşmışlardır.<br />
    Üstelik, bir çok hadîs âlimine göre ise -Mütevâtir olmasa da- Sahîh Sünnetle Îmânî bir esas sâbit olabilir. Bütün bunlardan dolayı, Kader ile alâkalı hadîsleri yalanlamak da -Kur’ân hesâba katılmasa bile- başlı başına bir kâfirliktir.<br />
  Kaldı ki, buradaki kaderle alâkalı Sünnet rivâyetleri Kader’e Îmân’ı isbâtta müstakil değillerdir; aksine bu babtaki âyetleri tefsîr<br />
etmektedirler. O sebeble ortada hiçbir müşkil kalmamaktadır.<br />
    “Sünnetle îmân sabit olmaz”mış(!)…<br />
Kim demiş?&#8230; Böylesi bir saçmalığı küfür sistemlerinin gübre yığınları üzerinde yetiştirilen küflü ve zehirli kültür mantarlarından başka kim<br />
söylemiş?&#8230; Bu anlayış, hadd-i zâtında mevcûd olmamasına rağmen var  zannettikleri akıllarına tapınan muâsır putperestler tarafından<br />
yontulup ibâdet edilmeye başlanılan bir puttur. Asrî/çağdaş hurâfecilerin uydurup tapındığı sahte dîn prensiplerindendir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
İslamoğlu’nun<br />
Kader’i İnkâr Etmesi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
    Mustafa İslamoğlu Kader hakkında kendine sor(dur)ulan bir suâle internette yine kendi sesiyle görüntülü olarak cevâbı verdi.<br />
[7]Biz O’nun cevâbını aşağıya parça parça olarak kelimesi kelimesine ele alacağız. Cevâb diye sarfettiği cümleler esâsen cevâba değmese de,<br />
kandırdığı kimseleri hesaba katarak onları cevâblandıracağız:<br />
    İslamoğlu:<br />
   Ebu’l-A’lâ el-Mevdûdî’nin İslam’a Giriş kitabını ben görmedim, böyle bir kitabının olduğunu da bilmiyorum. İslam’a Giriş kitabı Muhammed<br />
Hamidullah’a ait. Onun için acaba bir yanlış var mı, kardeşimiz daha iyi bilir, ama ben sadece bir soru işareti koymakla yetindim. Fakat Ebu’l A’lâ el-Mevdûdî’nin kadere imanı ayırmasını da bilmiyorum.<br />
    Cevâb:<br />
    Hiç mühim değil. Mü’minler ayırmıyorlar… Ayıramazlar… Allah korusun ayırırlarsa kâfir olurlar…<br />
    İslamoğlu:<br />
Çünkü kadere imanı ayıran Ebu’l A’lâ el-Mevdûdî değil, koca koca muhaddisler o bize nakl edilen hadisteki kadere imanı ayırırlar. Hatta İman isimli kitabımda bize aktarılan iman hadisi, Cibril hadisindeki kadere imanın olmadığı versiyonlar var Buhari ve Müslim’de. Her versiyonda o geçmez.<br />
    Cevâb:<br />
    Bu “kadere îmân etmeyi diğer îmân esaslarından ayırmak” iddiâ ve isnâdı o muhaddislere yapılan süflî bir iftirâdır. Eğer bu iddiâ “Cibril hadisindeki kadere imanın olmadığı versiyonlar var Buhari ve Müslim’de, her versiyonda o geçmez”<br />
sebebine dayandırılıyorsa, anlatılması zor bir câhillik veya hâinlik  sergilenmektedir. Çünki Onlar, sözü edilen kitâblarında Kadere îmânla<br />
alakalı olarak onlarca rivâyet getirmişlerdir. Meselâ Buhârî Sahîh’inde açtığı “Kitâbu’l-Kader” başlığı altında tam (27) hadis getirmiştir.[8] İmam Müslim de Sahih’inde Kitabu’l-Kader başlığı altında mükerrerler haric (34) rivayet getirmiştir.<br />
[9] Bütün bunlara rağmen “Buhârî ve Müslim Kader’e Îmânı Îmân esaslarından ayrı tuttu” demek ne ile anlatılabilir? Dinleyenleri ve okuyanları eşek yerine koymak ve bilgisizliklerinden faydalanmakla mı? Buhârî’nin ve Müslim’in  Sahîh’lerini hiç okumamış olmakla mı? Buhârî’ye ve Müslim’e ne dediğini<br />
anlamayacak kadar bunak olmak çamurunu atmak çamurluğuyla mı?&#8230; Hadîs ilimlerinden hiç nasîbi olmamakla beraber o sahada konuşma<br />
densizliğiyle mi?&#8230; Beyin çukurunda usturaya sürecek kadar akıl bulunmamakla mı? Neyle?&#8230; Bu ihtimâllerin ilk üçü tiksindirecek<br />
seviyede müptezellikler… Son ikisi ise acınacak haller…<br />
O halde Onların îmân esaslarının bazılarını bulunduran şu rivâyetleri getirmeleri başka rivâyetlerde bulunanları inkâr etmeleri manasına<br />
gelemez. Yoksa onlar, şimdiki sulu beyinliler gibi çelişkiler kumkuması  ne dediğini bilmeyenlerin derekesine düşmüş olurlardı. Doğrusu Onlar<br />
îmân esaslarını Kur’ân’dan, açıklamalarını da Sünnet’ten ve Selef’in  anlayıp yaşadığından alıyorlardı. Bu sebeble hadîs rivâyetlerindeki<br />
çelişki arz etmeyen eksiklik veya fazlalık bulunan lafızları “sağlam râvînin ziyâdesi makbûldur”<br />
kaidesi çerçevesinde kabûl ediyorlardı. Çünki, nakleden yahud nakledenlerden nakleden bir veya birkaç kelimeyi duymamış veya unutmuş<br />
olabilirdi. Başka yollarla ve Ümmet’in Selef’inin İcmâıyla, hatta Kur’ân’la pekişen ilâvelerin kabûlünde İslâm âlimlerinden hiçbir<br />
kimsenin zıd bir düşünce ve sözü bilinmemiş ve görülmemiştir. Tevâtür-i Ma’nevî denilen bir ilmî mesele vardır ki o, hoşaf değildir. Olsaydı bile onu herkesin yemesi bahis mevzuu değildi. Neydi o Ma’nevî Tevâtür?<br />
Bir maddenin değişik rivâyetlerde tevâtür mertebesinde gelmesiydi…<br />
Kader Meselesi de öyledir. Mücerred hadis rivâyetleri olarak başta Ma’nevî Mütevâtir, âlimlerin tartışmasız kabûlü ve bütün bir Ümmetin<br />
âlimi ve câhilinin kabulü ve tatbîki ile de sonunda kesin Mütevâtirdir.<br />
Bütün bu Mütevâtir Sünnet ve İcmâ’ Kur’ân’daki kader ve takdîr âyetlerinin tefsîri ve açıklamasıdır.<br />
    Hâsılı, bazı rivâyetlerde bir veya birkaç îmân esasının bulunmaması onların gerçekte mevcûd olmadığını göstermez. Değişik münâsebetlerle, îmân  esaslarından bir kısmı açıklanmış olabilir. Kur’ân bunun açık şâhididir. Nitekim bir yazımızda şöyle demiştik:<br />
     Kur’ân’da,<br />
   (Bir) Bâzen sırf Îmân’a veya Îmân ve Amel-i Sâlih’e  dâir âyet veya âyetler gelmiştir. Hiçbir îmân esâsından bahsedilmemiştir. Kur’ân fihristinden neye îmân edildiği gösterilmeden,<br />
sadece “îmân edenler” hitabıyla (258) âyet bulacaksınız.<br />
 (Îmân edip sâlih amel işleyenlere gelince, onlar için Me’vâ Cennetleri vardır.)<br />
[10]Nelere îmân edildiği gösterilmemiş. Tabiî ki, îmân esaslarının tamâmına îmân edenler kasdedilmektedir. “Bu îmân, her hangi bir tasdîkdir” deyip, îmân esasları inkâr mı edilsin?<br />
   (İki) Bâzen sırf Allâh’a îmân’a dâir âyetler gelmiştir.<br />
   (Çünki O, azîm olan Allah’a îmân etmezdi.)[11](Kim Allah’a îmân ederse Allah onun kalbine hidâyet verir.),[12] (Kim Rabbine îmân ederse, artık ne eksiklik’den ne de ğadirlikden/haksızlığa uğramakdan korkmayacaktır)[13](Artık kim Tâğût’u inkâr eder ve Allah’a îmân ederse o sapasağlam bir kulpa sarılmıştır.)<br />
[14]  Bu âyetlerde diğer îmân esaslarından bahsedilmiyor. Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?<br />
   (Üç) Bazen sırf Allah’a, Peygamber’e veyâ Peygamberlere, îmân’a dâir âyet gelmiştir.<br />
    (Kim Allah’a ve Resûlüne îmân etmezse şübhesiz biz kâfirler için bir alevli ateş hazırladık.)[15](O halde Allah’a ve Resûllerine îmân ediniz.)<br />
[16]Âhiret ve diğer îmân esasları inkâr mı edilsin?<br />
   (Dört) Bazen sırf Kitâb’a veya kitâblar’a veya Allah’dan İndirilenler’e îmân’a dâir âyet gelmiştir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, Muslumanlar Sohbet</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/muslumanlar-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MuslunalarSohbet</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/muslunalarsohbet.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/muslunalarsohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 08:25:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=1969</guid>
		<description><![CDATA[islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, MuslunalarSohbet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>HACCIN RUKÛNLARI<br />
1. Niyet:<br />
(İmam Şafi&#8217;ye göre)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>2. İhram&#8217;a girmek:<br />
Şarttır. Bir bakıma rukûndur. (Şafii, Ebu Hanife&#8217;ye göre)<span id="more-1969"></span></em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>3. Arafat&#8217;ta Vakfe Yapmak:<br />
(Bütün mezheplere göre)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>4. Ziyaret Tavafı:<br />
Bu Arafat&#8217;ta vakfe edip kurbanları kestikten sonraki tavaftır. (Bütün mezheplere göre)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>İMAM ŞAFİİ&#8217;NİN MEZHEBİNDE HACCIN FARZLARI BEŞTİR:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>1. Niyet, 2. İhram, 3. Arafat&#8217;ta Vakfe, 4. Tavaf-ı İfada, 5. Safa ve Merve arasında Sa&#8217;y etmek (Kifayetu&#8217;l-Ehyar)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>EBU HANİFE&#8217;YE (R.H.A.) GÖRE HACCIN VACİBLERİ:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>1. Safa ve Merve arasında Yedi Kez Sa&#8217;y etmek:<br />
&#8220;Safa ile Merve Allah&#8217;ın koyduğu nişanlardır. Kim Beyt&#8217;i (Kabe&#8217;yi) hacceder ve umre yaparsa, ikisini tavaf etmesinde bir günah yoktur. Kim gönüllü olarak bir hayır işlemek isterse, Allah ibadetleri hakkıyla kabul edip bilicidir.&#8221; (Bakara: 158)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>2. Müzdelife&#8217;de Vakfe Etmek:<br />
Bu, kurbanın ilk günün gecesi Arafat&#8217;tan, akşam güneşin batımından sonra ayrıldığımız gecenin sabahı (10. Zilhicce) güneş doğmadan önce yapılır. Bunda kıbleye yönelip özellikle Sünnet&#8217;ten bildiğimiz duaları okumalıyız. Daha faziletlisi Kur&#8217;an okumaktır.<br />
&#8220;Arafat&#8217;taki vakfeden ayrılıp (sel gibi Müzdelife&#8217;ye akın ettiğinizde) Meş&#8217;ar-i Haram&#8217;da Allah&#8217;ı anın.&#8221; (Bakara: 198)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>3. Şeytan Taşlamak:<br />
Kurbanın ilk günü (10 Zilhicce) büyük cemre sabahtan akşama kadar, ikinci ve üçüncü günler ise, zevalde (öğleden sonra) taşlanır. Özür sahibi olanlara geceye kadar izin vardır. Önce ilk cemre (Akabe), sonra ortanca cemre, daha sonra da büyük cemre taşlaması yapılır.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>4. Saçları Kesmek veya Kısaltmak:<br />
Saçları kesmek, yani tıraş olmak, Kuran ve Sünnetle sabittir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç, ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir).&#8221;<br />
(Bakara: 196)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Ebu Hanife&#8217;ye göre Hacc menasikinde vacib olan ameller sırasıyla yapılmalıdır. Bu sırayı bozanın, ceza kurbanı kesmesi gerekir. İmam Ebu Yusuf&#8217;a göre ise, tertibi bozmak kurbanı gerektirmez.<br />
(Multeka&#8217;l Ebhur)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>5. Tavaf-ı Sader (Mekke&#8217;den Ayrılış Tavafı):<br />
Bu, Mekkeli olmayanların Mekke&#8217;den ayrılışlarındaki tavaftır. Bunda Safa ve Merve arasında Sa&#8217;y yapılmaz.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Vaciblerin terkinden dolayı, hacıya ceza olarak kurban kesmesi gerekir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>HACCIN SÜNNETLERİ </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>1. Tavaf-ı Kudum: Kabe&#8217;yi tavaf ederken ilk üç Şavt&#8217;da (dönmede) acele yürümek.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>2. Safa ve Merve&#8217;de vadinin ortasına gelince hervelede (acele yürümek) bulunmak. (Şimdiki yeşil direkler arası)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>3. Mina&#8217;da ve Müzdelife&#8217;de kalınca orada gelecemek.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>4. Telbiye getirmek.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>5. İbtiba (Tavafta sağ omuzu açık tutmak).</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>6. İlk üç şavtta (dönüşte) Remel yapmak.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>İMAM EŞ-ŞAFİİ&#8217;YE (R.A.H.) GÖRE HACCIN SÜNNETLERİ:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>1. Hacc&#8217;ı Umre&#8217;den önce yapmak. Buna Hacc-ı İfrad denir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>2. Telbiye:</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke La şerike leke lebbeyk innelhamde ve&#8217;n-n&#8217;mete leke ve&#8217;l mulke la şerike leke&#8221; diye duada bulunmak.<br />
&#8220;Lebbeyk&#8221; diyen insan, Allah&#8217;ın kitabına iman etmeyi sadece diliyle söylemek değil, Allah&#8217;ın kitabının kendi hayatına olduğu gibi, insanların hayatlarına yön vermesi için mücadele etmeye söz vermiş olmaktadır. Lebbek, Allah&#8217;a teslimiyettir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>3. Tavaf-ı Kudum: Müslim&#8217;in sahihindeki rivayetinde, Allah Rasulü&#8217;nün (s.a.v.) Mekke&#8217;ye girince Ka&#8217;be&#8217;yi tavaf ettiği rivayet edilir.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>4. Müzdelife&#8217;de gecelemek.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>5. Tavaf&#8217;tan sonra iki rekat namaz kılmak.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>6. Mina&#8217;da gecelemek. (İmam Nevevi bunu vacib görür.)</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>7. Veda Tavafı yapmak.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>8. İhram için gusül abdesti almak. (Ahmed b. Hanbelislam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, MuslunalarSohbet</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/muslunalarsohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muslunalar Sohbet</title>
		<link>http://www.islamsevdasi.com/muslunalar-sohbet.html</link>
		<comments>http://www.islamsevdasi.com/muslunalar-sohbet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2010 08:24:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>lodos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muslumanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamsevdasi.com/?p=1966</guid>
		<description><![CDATA[Cidde havaalanından Mekke&#8217;ye karayoluyla gidiliyor. Yol boyu, telbiyelerle aradaki mesafeyi eritmeye çalışıyoruz. &#8220;Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk!&#8221; nidaları, sadece Mekke yolunu kısaltmıyor; &#8220;Nerdesin?&#8221; diye soran Rabbimizin hitabına bigâneliğimizi de eritiyor; Rabbimizden uzaklağımızi da kapatmaya vesile oluyorlar: &#8220;Buradayım Yâ Rabb&#8217;, buyur.&#8221; Bizi O&#8217;nun emrine icabet etmekten alıkoyan putları, duvarları aradan kaldırmaya çabalıyoruz: &#8220;Senin şerikin yok! &#8221; Herkes birbirinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>Cidde havaalanından Mekke&#8217;ye karayoluyla gidiliyor. Yol boyu, telbiyelerle aradaki mesafeyi eritmeye çalışıyoruz. &#8220;Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk!&#8221; nidaları, sadece Mekke yolunu kısaltmıyor; &#8220;Nerdesin?&#8221; diye soran Rabbimizin hitabına bigâneliğimizi de eritiyor; Rabbimizden uzaklağımızi da kapatmaya vesile oluyorlar: &#8220;Buradayım Yâ Rabb&#8217;, buyur.&#8221; Bizi O&#8217;nun emrine icabet etmekten alıkoyan putları, duvarları aradan kaldırmaya çabalıyoruz: &#8220;Senin şerikin yok! &#8221; Herkes birbirinin şahidi ve şefaatçisi bu davad<span id="more-1966"></span>a. Başkalara minnet etmenin yükünü omuzlarımızdan atıyoruz. Çünkü, &#8220;hamd Senin, ni&#8217;met Senin, mülk de Senin!&#8221; diye telkin ediyoruz birbirimize. İhramın hafifliği kalbimize sirayet ediyor öylece. Netice-i kelâm, &#8220;Senin şerikin yok.&#8221; Herkes bir ağızdan bağırıyor ama, emr-i İlâhiye &#8220;Lebbeyk&#8230;&#8221; demekte birer bireriz. Herkesin kendisinden başka sayısız şahidi var.<br />
Yol boyu güneşle kavrulan, boz, çıplak, azâmetli dağları süzüyorum. &#8220;Sen bu dağlari nasıl tebessüme getirdin yâ Resulullah?&#8221; diye soruyorum. &#8220;Sen bu yetim kâinatı nasıl gülücüklere boğdun?&#8221; İnsan buralarda Resûl-ü Ekrem&#8217;in (asm) gözünün değdiği bir şeyler arıyor. Gözümüzü binalardan ve yollardan kaydırıp, dağ ve taş arıyorum hâlâ. Doğrusu, O&#8217;nun (asm) gözünün değdiği bir şeye bakmak, O&#8217;nunla göz göze gelmek gibi bir şey&#8230; Mekke&#8217;yi gösteren levhalardaki rakamlar küçüldükçe, telbiyelerin sayısı artıyor, kelimeler büyüyor büyüyor, nefesime sığmaz oluyor. Arasıra tekbirlerle süslüyoruz, telbiyelerimizi. Ne çare , tekbire eşlik edemiyorum, buralarda göz yaşları izinsiz ve sebepsiz terkediyor yuvasını.<br />
Mekke&#8217;ye çok sayıda tünelden geçerek dahil olunuyor. Mekke&#8217;nin eteklerine kadar biriken hasret her tünelin ucunda duvarını yıkmak istiyor. Ama tüneller tünelleri izledikçe hasret kendi içine katlanıyor, harlanıyor; kav gibi her an alevlenmeye hazır bir hâl alıyor. Ne lâtif tevafuk ki, insan da Rabbine ve Resûlüne (asm) erişmek için böyle nice heva heves dağlarını delmek zorunda. Ömür boyu sürüp giden bu Ferhad-misal mücâdele, Kâbenin yanına yaklaştıkça tecessüm ediyor sanki. Garip ki, her tünel çıkışında karşımda hasretini duyduğum Kâbe manzarasının çıkacağını zannediyorum. Delinecek daha çok dağlar olmali ki, bir tüneli diğeri takip ediyor. Sonunda Kâbeye böyle varılamayacağını anlıyorum. Önce ağırlıklarımızdan kurtulmamız gerekiyor; bagajlarımızı otele yerleştirdikten sonra güneşin batmasını bekliyoruz.<br />
Gece bir beyaz sel halinde taşıyoruz Mekke sokaklarına. Otobüste yerimizi alırken, İhsan Atasoy Ağabey, &#8220;Mekke geceleri beyazdır&#8221; diyor. Doğru ya, hayatımın en aydınlık gecesi bu. Gün solmuş, güneş batmış ne yazar&#8230; Az ileride bir yerde, gece kadar kara bir nokta beyaz gecemizin nurlu siyahlığını tamamlayacak. Beyazlara bürünmüş arzlıların tamamladığı halkanın orta yerinde, semâv&#8217;, kara renkli göz bebeğim beni bekliyor. Ama yine daracık ve tıkalı tüneller.. Dağlara bakıyorum yine, O&#8217;nunla (asm) göz göze gelebilmek<br />
ümidiyle. Ama gözlerim doluyor&#8230; Gönlümde bu denli tutuşan ateşler çare olamayacağını bile bile, gözlerim yaşlar serpiyor. Neden bu kadar sevgilisin Yâ Resûl? Ağlamak kolay Mekke&#8217;de.. İklimin kuraklığına inat, gözler alabildiğine sulak.. Ve çorak çöl toprağı kulların göz yaşlarının değdiği yerde, ebed&#8217; baharlara beşiklik ediyor. Hem kimse kimseye neden ağladığını da sormuyor ya, ne güzel&#8230;<br />
Mekke&#8217;nin Kara Güneşi<br />
Gece kelimesi, insanda sessizliği ve karanlığı çağrıştırır. Mekke&#8217;de öyle değil, oysa. Güneşin renklerinin yeryüzünden çekilivermesi bir şeyi değiştirmiyor. Beyazlara bürünmüş milyonlarca insan, gecenin karanlığını her noktasından deliveriyor. Diller dünya lakırtısından sıyrılmış, geceyi velveleye veriyor. Geceler, gündüzler kadar avazlı ve beyazlı Mekke&#8217;de. Mekke&#8217;nin kara güneşi hiç batmıyor çünkü. Güneşin batmasıyla birlikte, kalplerdeki yerini daha bir dolduruyor Kâbe. İnsan ruhundan yoğrulma beyaz seyyarelerini bir çekip, bir bırakıyor.<br />
Kara bir taşı andıran Beytullah&#8217;ın etrafındaki insan seli dinmiyor. Sanki bütün dünyanın mü&#8217;minleri denize koşan sular misâli başlarıni bu taşa vurdukça, beyaz beyaz köpürüyorlar, süzülüyorlar. Kâbe, insanin bütün hatiatını, kusurunu, ayıplarını emip yutuyor. Menfaatini düşünen bir kimse göremezsiniz tavafta. Gözlerde ve gönüllerde sadece Kâbe var. Ubudiyetin yöneldiği makâmın temiz ve taşlaşmış temsili gibi herkesin merkezinde suskun, ağırbaşlı duruyor Kâbe. Herkes kendi hayatının m*******n kendi nefsi dışında bir noktaya bağlı olduğunu açıkça ve net görüyor. İnsanlar, bir harf olduklarıni; kendi manâlarının kendi nefislerinde değil, nefislerinin ayinedârlığında olduğunu hissediyor. Herkes kendini değil, bir başkasını gösteriyor. Herkes herkese, kendisini değil bir başkasını gösterdiğini gösteriyor. İnsan tüm dünyeviliğini sabun köpüğü gibi sıyırıyor elinden ve dilinden. İnsan âdeta durulanıyor, fakat insan seli durulmuyor. Köpük köpük af yağıyor Kâbe&#8217;den. Suların aktıkça saflaşması gibi, insanlar döndükçe temizleniyor.<br />
Tavaf halkasına dahil olmak anlatılmaz bir duygu. Kâbe&#8217;yi merkezinize alıp, yürümeye başlıyorsunuz. Kendi iradenizle başladığınız yolculuğun hemen başında, iradenizin hükümsüzlüğü ortaya çıkıyor. İnsan seline katıldıktan sonra, yürümek ve yürümemek arasındaki tercihiniz iptal oluyor. Artık yürüyor değil, sürükleniyorsunuz; dönüyor değil akıyorsunuz. Ayaklarım Kâbe&#8217;nin etrafında, Kâbe&#8217;yi gözlerimin ortasına yerleştirip, yönümü ve yolumu irademin kontrolünden çıkardıktan sonra, kalp ve aklın bağlılıkları Kâbe&#8217;nin kara renginde soğruluyor. Kâbe nefsimizin karasını emercesine, aydınlatıyor gaflet gecemizi. Beyazlara bürünmüş insanların orta yerinde bir kara güneş gibi yükseliyor; hiçbir göz kapağının uykusu olmamacasına.<br />
Kâbe&#8217;ye yakınlaştıkça, Kıble&#8217;ye yönelmenin anlamı da cisimleşiyor. Tevhid hakikati, tek bir yön, tek bir nokta önünde somutlaşıp, katılaştıkça, Bir&#8217;i göstermeyen herşeye yüz çevirmeyi, herşeyi TEK ve BİR adına bakmanın ağırlığını hissediyorum. Öyle ki, Kâbe&#8217;yi TEK ve BİR olarak görmek, herşeyi bir kefesine alan bir terazinin diğer kefesinin birden ağması gibi anlık bir şaşkınlık getiriyor. Herşey hafifliyor, VAHDET ağırlaşıyor. VAHDET, Kâbe&#8217;nin cismi kadar yalın ve reddedilmez biçimde ortaya çıkınca, KESRETİ terketmekle zorlanıyor insan. Öyle ki, gördüğüm bu Kâbe&#8217;nin herkesin, her zamanki Kâbe&#8217;si ile aynı olup olmadığından şüpheye düşüyorum. &#8220;Yoksa başka bir tane daha mı var?&#8221; Vehim ne kadar itiraz ederse etsin, terazinin VAHDET kefesi, hacıların nefesleri ve adımları sayısınca ağırlaşıp yerine oturuyor; KESRET kefesi bir daha inmemek üzere hafifliyor; boşalıyor. Zira, bunca kesretin böylesi somut ve katı bir VAHDETE yönelişini, göz gördükçe, akıl çaresiz kalıyor.<br />
Gözün görmeyen beyazı gibi akıp duran hacılar, gözün gören siyahlığında, Kâbe&#8217;de topluyorlar bakışlarını. Kara bir gözbebeği gibi VAHDETİ görüyor Kâbe, VAHDETİ gösteriyor. Günahlar ve kusurlarla dokunmuş kara lekeleri âyân ediyor.<br />
Kara bir güneşi var Mekke&#8217;nin. Gece kimsenin aklına gelmiyor, gözler karanlığı unutuyor. Kara güneş sadece gözlerin değil, kalblerin sahahını da müjdeliyor&#8230;.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>islam, islami, islamisohbet, islami sohbet, Dinisohbet, Dini sohbet, Din sohbet, islam sohbet, islami chat, islam chat, din chat, islamnurum, islam nurum, Seviyelisohbet, Sohbet sevdasi, sevdasi, Muslunalar Sohbet</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamsevdasi.com/muslunalar-sohbet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

