İslam, kendi toplumsal yapısının esasına kardeşliği koyar. Kardeşliği ise sadece hukukî bir olgu olarak değil, imanî bir olgu olarak değerlendirir.
Kişi imana eriştiğinde eğer aynı ana rahmini paylaştığı kimse imana erişmemişse iman onların rahim bağını anlamsız kılar.
Müslümanın Müslümana kardeş olması demek,
son tahlilde, kardeşini kendisine tercih etmesi (isâr) demektir.
İnsanlar Allah’ın kullarıdırlar; imana eriştiklerinde kardeş olurlar. Diğer bir deyişle; iman, onları ‘kardeş’ oldurur. Bu anlamda kardeş olmak, bir şuur ve irade halidir. İnsan bu hali doğuştan getirmez. Doğuştan / tabiattan gelen kardeşlik (karındaşlık) şuur ve irade gerektirmez, zorunludur. Kişi imana eriştiğinde eğer aynı ana rahmini paylaştığı kimse imana erişmemişse iman onların rahim bağını anlamsız kılar. Nuh (as) ile oğlunun bağını anlamsız kıldığı gibi: “O senin ailenden değildir.”¹ Bedir’de, Uhud’da karşı karşıya gelen mü’min ve müşrik kardeşler (!) gibi.
Kardeşliği bir şuur ve irade hali kılan şey imanın bizatihi kendisidir. Bu açıdan Müslümanlar arasındaki kardeşlik, akide temeline dayanan bir kardeşliktir. Zira Allah-u Teâlâ Hucurat Suresinin meşhur 10. ayetinde “Mü’minler ancak kardeştirler” yahut “ancak mü’minler kardeştirler” buyurarak bu durumu açıkça ifade eder. Diğer taraftan bu durum bize şunu da gösterir ki kişi ile imana dair meseleler arasında kurulması gereken bağlardan biri ve belki en önde gelenlerinden birisi kardeşlik bağıdır. Onun içindir ki Kur’an’ın pek çok yerinde ve Rasûlallah’ın (sav) sünnetinde bu bağa işaret ediliş, kardeşliği pekiştiren her şey emredilmiş, zayıflatan ve kesen her şey yasaklanmıştır.
islam, islami, islami sohbet, islami chat, islam sohbet, dini sohbet , islam nurum, nurdua, din sohbet, din chat, asya sohbet, sohbet, chat, aysimam, nur muhabbet, muslumanlar, islami portal, islam sevgisi, sevdasi, muhabbet
